Efendimiz aleyhissalatü vesselam buyurdular. Şair lebidin sözü haktır. Ne söylüyor şair lebid? Allah'ın dışında her şey batıldır diyor. O zaman bizim her işimiz ona aittir. Tırnak kesiminden idare tarzına kadar, her şey. Gallim ya el farek. Ya Eba Hureyre uzayan tırnakları kes. Çünkü uzayan tırnaklar üzerine şeytan oturur buyuruyor. Ondan sonra idari tarz dediğiniz zaman hepiniz çobansınız. Eliniz altındakilerden meslülsünüz. İşte tamam. Kitabı Kerim. O zaman Kitabı Kerim üzerine ne yapacağız? Yoğunlaşacağız. Okumadığımız gün olmayacak manasını da öğrenmeye çalışacağız. Mealiyle de okuyacağız. Çünkü hayat kitabı. Başka yol. Başka bir kurtuluş yok. Demek ki yolumuz belli İslam. Tabii yolda giderken ne var? Trafik kuralları var. Bizim trafik kuralımız bunu demekten bile icap ederiz. İlahi esastır o altı bin altı yüz altmış altı tane levhamız var. Ne yazar o levhada?
Buyurulur ki, buyurulur ki sakın ha gözünüzü harama dikmeyin. Beyninizi bir başkasına hile kurmakla israf etmeyin. Hep, her şey var. Elinizle harama gitmeyin. Ayağınızla isyana gitmeyin. Hep ayet mahalleleri bunlar. Dilimizle, kalbimizle. Kural belli. Şimdi bu kuralında bir üreticisi olacaktır elbette. O da efendimizdir. Sallallahu teala aleyhi ve sellem. O zaman buna dikkat eden, riayet eden, bu kuralları tanıyan kimse için bundan güzel bir yol olamaz. İslam'ın dışında yol seçen katiyen kabul olunmaz ve onların hepsi de gözyaşı getirmiştir. Zulüm getirmiştir. Sıkıntı meydana getirmiştir. İnsanın tarifini bile o hayatı seçenler insan insanın kurdudur diyecek kadar yani insan birbirini yiyen bir canavardır demek istiyor aslında. Ama bizde ne diyor? İslam o kadar güzel ki o da kendi menfaatin için arzu ettiğini, din kardeşin için de arzu etmedikçe kamil mümin olamazsın. Bu birkaç misaldir.
Biz şimdi yoğunlaşacağız. Burada bunun talimi yapılacak değil. Bunun yolu gösterilecek. Yolu gösteriliyor. Aman ha başka yere sapmayalım. Yazalım bunu biz masamızın üstüne de koyalım. Her yere kazıyalım. Yol İslam'dır. Liderimiz efendimiz aleyhisselatu vesselam diyor. Ver. Kuralımız da kitabı kerim'dir. Herkes ona hayran kalmıştır. Görüyorsunuz Fransa birbirine artık hücum içerisinde karışmış vaziyette. Neden? Kuralı böyle değil ki. Zalim de olsa mazlum da olsa yardım edin buyruluyor. Mazluma yardım ederiz ama zalime nasıl? Zulmünü gidermek için buyuruyor. Yok kuralı yok. Kuralı bir kere kendi elleriyle yapmış oldukları kendi elleriyle yapmış oldukları esaslardır onlara göre. Kendi elleriyle. Şimdi bir arabayı bir araba yapmaz. Bir evi de bir ev yapmaz. Mümkün değildir. Bir halıyı da bir halı dokumaz.
O halının bir dokuyucusu, bir binanın mimarı, bir arabanın hiç şüphesiz onu yapan bir ustası vardır. O zaman bizim ustamız kimdir? Mevdai Zülcelal'dir. Onun dışına çıkamayız mümkün değil. Çıkmak demek mahvolmak demektir. Bizim bu yolda sebat edebilmemiz için, bu yolda sağlıklı bir şekilde gidebilmemiz için ne yapılmıştır? Efendimiz aleyhisselatu vesselam'a Cibril-i Emin vasıtasıyla Kuran-ı Azimüşşan inmiştir. Onun nasıl tatbik edileceğini kim öğretir bize? Efendimiz öğretir Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Onun yanında da Sıddıki Azam, Nali Kerim Aleyhi veche Efendimize öğretmiş olduğu esaslarda nedir? Bizim sağlıklı bir şekilde bu yolda Mevla'yı Zülcelal'e vuslatımızı temin eder. Her şey bitmiştir. Sadece burada söz tutup Allah'ımızın emrine uyup yürümek vardır. Başka hiçbir şey yoktur. Bitmiş. Her şey bitmiş. Yol gösterilmiş.
Zaten Cenabı Hak da Size anlayıp düşüneceğiniz kadar bir hayat ve size bir peygamber gelmedi mi sizi inkar eden, sizi irşad eden bir peygamber de gelmedi mi? Zaten peygamber göndermediği kavme Cenabı Hak azap etmez. Şimdi koşar adımlarla gireceğiz. Bunu deneyip toparlayacak olursak ne yapacağız biz? Her işi elimizde. Eğer bir dağda maden var diyorlarsa onu nasıl kazıyacağız biz? Nasıl çıkaracağız demeye hiç gerek yok. O madenin çıkartılması için küreği de var, kazması da var, böreğleri de var, dozeri de var vesaire. Neyse ona mahsus bütün aletleri var. İnsanlar buyuruyor aleyhissalatu vesselam benim. Madenler gibidir. O zaman biz bu madeni nasıl kazıyacağız? Söylemiş olduğumuz üç esas. İnşallah faydalı oluruz. Başta nefsimiz ve etrafımız hiçbir sıkıntısı kalmaz. Müslüman olanın hiçbir sıkıntısı yoktur. Hiçbir derdi yoktur. Dert ve bela nerededir?
Mesela iki yüz yıllık İslam ile İslam ile idare edilen Osmanlı hayatında devrinde altı tane altı tane baş helak olmazsa iki tane de el kesilmiş. Altısının da irmen olduğu söyleniyor. Rum olduğu söyleniyor. İslam'ın hakim olduğu iki yüz yıllık hayat içerisinde terör diye bir şey yok. Sıkıntı diye hiçbir şey yok. Herkes huzur içerisinde. O zaman biz bu huzuru kendi elimizle kaybetmeyeceğiz. Bu huzuru temin için Kitabı Kerime ve efendimizin sünnetine emir buyurduğu üzere sallallahu teala aleyhi ve sellem azı dişlerimizde sarılır gibi sarılacağız. Biz bu dünyanın şartları içerisinde yaratıldığımıza göre eğer buyuruyor aleyhissalatu vesselam efendimiz siz dünyayı tamamen bırakır da ahirete dönerseniz dünyanıza zarar verirsiniz. Dünyaya tamamen döner de işte şu işlerin bitsin ondan sonra bu bu kadar yanlış bir söz ol. Şu hayatlar, şu işlerin bitsin de ondan sonra bunu yapar. Yok, katiyen.
İşte yanlışlığın asıl sebebi budur. Çünkü bize dinimiz İslam dünyayı terk ettirmez. Bakın. Esselamle. Evet efendim. Vela tense nasip eke minetdünya. Dünyadan bir kere kısmetinizi unutmayın. Bak siz dünyanın şartları içerisinde yaratıldınız buyuruyor Cenabı Hak. Size Allah'ın vermiş olduğu nimeti de vermiş olduğu nimeti de onun yolunda harcayın buyuruyor unutmayın ebedi olan bir hayatınız var bu hayat iğnenin denize batırılıp da iğnenin aldığı su dünya geriye kalan ahirettir. Ebedidir ora. Dönüşü olmayan bir yoldur. Bakın nasıl dengeyi Cenabı hak bize Kasas suresinde yetmiş yedinci ayette de bildir. Allah'ın yolunda sebat etmek suretiyle uhrevi amellere dikkat ettiğimiz gibi dünyadan da nasibimizi unutmayacağız. Bak uhrevi hayatın bütün ölçülerini Cenabı hak Kitabı Kerim'imizde vermiş. Dünyevi de vermiştir. Dünya hususunda da hepsini vermiştir.
İnşallah bu elinize verilecek kitapta onlar elbette yazılmıştır. Sonra biz hem dünya hem de ahiret kazancı içerisindeyiz. Bak dünyada da kazanacağız. Ahirette de kazanacağız. Hem dünya hem ahiret. Çünkü Cenabı hak malı haber verirken Kuran-ı Kerim'de mal hakkında hayır kelimesi kullanılıyor. Şimdi fakirler geldiler Efendimize Sallallahu Aleyhi ve Sellem dediler ki ya Resulallah içimizde zenginler var. Onlar Allah yolunda cihatta çok büyük yardımda bulunuyorlar. Fakiri görüyorlar, yoksulu görüyorlar, infak ediyorlar. Ama bizim malımız yok. Yok buyurdular ki siz her namazdan sonra otuz üç Sübhanallah otuz üç Elhamdülillah otuz üç Allahu ekber bir de la ilahe illallahu vahtehu la şerike le derseniz onların derecesine erişirsiniz. Sonra bir müddet geçtikten sonra dediler ki ya Resulallah şimdi o zenginler de duymuş aynı tesbihatı yapıyorlar. Onlar da süphanallah diyor.
Onlar da elhamdülillah. Onlar da Allah. Buyurdular ki bu Allah'ın bir fazlıdır. Bu Allah'ın onlara bir ikramıdır buyurdu. Bak dünyayı reddetmiyor. Katli ye. Eğer öyle olsa ya Rabbi dünyada da güzellik. Ahirette de güzellik. Şimdi hem dünya hem de ahiret kazancıdır bizimki. İnsan için ancak çalıştığımın karşılığı vardır. Necm suresi otuz dokuzuncu ay için. Hem dünyada öyle hem de ahirette öyle. Öyle. Şimdi bir yavru çok harcarmış. Çok harcar. Birisi demiş oğlum demiş. Bu nimeti baban mı kazandı? Sen mi kazandın? Çünkü çok harcıyorum. Babam kazandı demiş. Tabi yavrum demiş. O iğne ile koyu kazdı. Bu nimeti elde etmek için aç kaldı susuz kaldı birçok sıkıntılara maruz kaldı Zor olarak temin etti. Güçlükler de sıkıntılar da temin etti. Sen bu sıkıntıya girmediğin için böyle bol bol harcıyorsun. Yani dünyadaki nimeti elde ediş de nedir?
Bir gayrettir, bir çabadır Onun neticesi Cenabı Hak veriyor armut diş ağzıma düş olmuyor çalışıp çabalamakla elde ediliyor uhrevi işler de öyle Adam veli. Veli ise o takva yolunda öyle bir riayetkar ki hem dünyasını hem de ahiretini Allah'ın emri üzere yürütmüş. Yani birine meylilip diğerini terk etmemiş öyle olsaydı peygamberlerimizin hepsinin ayrı ayrı mesleği vardır. Her peygamberin bir dünya işi vardır. Her sadatı kiramda mürşidi kamillerimizin de işleri vardır. Mesela Mevlana derseniz, Mevlana'mız demir bükmüştür. Otelleri eğmiş bükmüştür. Öyle çalışmıştır. Muhammed Bahaeddin Hazretleri denirse o ne yapmıştır? Haysı ticareti yapmıştır. Çok hepsinin mesleği var. Son kısma gelecek olsak yine bitmez. Çünkü burada bazı hususleri söylemek istiyorum. O zaman ne yapacağız? Dünyadaki nasibimizi unutmayacağız. Bizim çalışmamız helal kazanç olacak. Esami. Siz müminsiniz buyuruyor Cenabı Hak.
İnandığınız Cenabı Hak'tan ne yapın? Korkun. Katiyen yanlışa gitmeyin. Haksız ticarete gitmeyin. Allah'ımızın lütfetmiş olduğu nimetten temiz olanlarından yiyiniz. Temiz olan nedir? Bir, haramdan sakınmak. İki, şüpheli olandan kaçmak. Üç, üç helalde bile dikkatli olmak acaba içine haram girer mi diye. Dördüncüsü de Allah'tan gayrı düşünceleri atmaktır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem helal kazanç hususunda şimdi toplayan birisini gördü. Buyurdular ki bunun toplamış olduklarını ne varsa elinden alın. İpi baltayı verin. Eline verin. On beş günde görünmesin. Gitti kazandı. Sonra onunla evinin ailesinin çoluğunun çocuğunun rızkını da temin etti. Allah'ımızın yolunda da hacc etti. Bakın ne buyuruyor aleyhisselatu vesselam Efendimiz. Vallahi sizden birisinin bir bir bağ, udun toplayıp da sırtında taşıması, başkasına, başkasına dilenmeden daha hayırlıdır buydu. Hadis-i Buhari.
Hadis-i şerifidir. İpi baltayı alıp sırtına sırtına yüklenmiş olduğu o odun ve onu pazarlaması bir başkasının malına göz dikmesinden, dilenmesinden hayırlıdır. İmamı Gazali efendimiz burada çok önemli bir söz söylüyor. Bu çok uzun bir konu. Rahmetullah Ali, hem dünya ve afireti kazanacak şekilde dengeli hareket etmelidir. Hem dünya ve ahireti kazanacak şekilde dengeli hareket etmelidir. Rabbimiz Müminun suresinde Esabı, ayeti celile bize salih amelin yolunu da gösteriyor. Kuran'ı azimüşşan'a göre amel. Riyasız, kibirsiz, vücutsuz, benliksiz Rabbimizin katında kabule şayan olan amelin yolunu gösteriyor. Ey resullerim. Allah'ın vermiş olduğu rızıktan temiz olanlarından yiyiniz. Haksız bir kazanca girmeyin. Buyuruyor ve salih amel işleyeyim. Çok ayet-i celleler geçeceğim. Hadis-i şeriflere geçeceğim. Helal kazanç hususunda birkaç Hadis-i Şerif okumak istiyorum.
Farz olan taatleri mesela hac farzdır. Zikrat farzdır. Mesai. Onları yerine getirdikten sonra helal rızık elde etmek için çalışmak farzdır buyuruyor. Rızkımızı helalinden temin etmek için. Taberani Mucemül Kebir. Hadisi şerif. Talebül halali vecibun alakulli Müslimin her Müslümana helal rızık elde etmek gerekir icap eder buyruluyor. Ne kadar önemliymiş. Ele ibade, ibadet. Edizaatu eczain. On kısımdır. Bunun dokuzu nedir? Dokuzu helal kazançtır. İbadet on kısımdır. Dokuzu helal kazançtır. Namazımızı kılıp artık bedeni olan ihtiyacımızı karşıladıktan sonra hemen iş yerine, Ya Rabbi rızkımızı helalinden lütfet deyip çalışmak ne kadar önemli bir tabirmiş. Sufyani Sevri Hazretleri rahmetullahi aleyh buyuruyor ki, kişinin dindarlığı, kazancının helalliği nispetindedir. Kişinin Müslüman olması, kişinin Allah yanında da kıymeti ve değeri neymiş? Kazancının helalliğin nispetindedir.
Şimdi anlıyoruz ki bizim mürşidimizin mürşidi Sami Efendi Hazretlerinin, Hazreti Sallallahu ve Sellem seksen yaşını mütecavihi olmasına rağmen bir iş yerinde muhasebe ile meşgul olması. Bize Efendimiz Hazretleri, kalpte sallallahu ve sırra rızkımı temin için levhalar yaza yaza şu dişlerim döküldü buyurdu. Bu bağları, bu bahçeleri aldım ama bu hallerle aldım. Onu pazarlamak için köy köy dolaştım. Allah demenin yasak olduğu zamanda Allah lafzai celalini yazarak onu resmederek efendimizin ismini, dört halifenin ismini, Ashabı Güzi'nin besmeleler ve görmüşseniz gemi şeklinde Ashabı Kehf'in ismini yazarak böyle rızkımı temin ederdi. Buyurun. Öyle günahlar vardır ki buyuruyor aleyhisselatu vesselam Efendimiz, o günahlarınız sizin çok oruç tutmanızla aff olmaz. Çok hac yapmanızda laf olmaz. Çok ömre yapmanızda da hat aff olmaz. El humu fi talebe bil maişe.
Ben rızkımı helalinden nasıl temin edeceğim çoluğa, çocuğa helal yedirip de onun düzgün bir evlat olmasını, Allah'ımıza layık bir kul olmasını Celle Celalü nasıl temin edeceğim Allah yolunda nasıl harcayacağım diye çalışmanın derdine girmek suretiyle affolun bundan da daha üstün bir söz nasıl olur ki Ve helal kazanç. Kazancımızın helal olması. Bu hakka dair, Ticaret ehli ama çok doğru ve inanılacak bir kimse. Yani ben buradan alışveriş yaparsam bunların yapmış olduğu işte hile yoktur. Ben eğer arabama yakıt alacaksam bu yakıt alacak yer doğru ve düzgün ticaret yapan yerdir. Yerdir.
Eğer buna benzer giyim üzerine olsun vesair olsun hangi tür olursa olsun ben yiyeceğim içeceğim hususunda şu alışveriş yaptığım yer düzgündür dedirttirebilmek, yer düzgündür dedirttirebilmek, düzgün bir ticaret yapmak ve doğru olmak, hile karıştırmamak, onlar peygamberlerle sıddıklarla ve şehitlerle beraber haşr-ü cem olacaktır. Ve sonra Mevla-yı Zülcelal'imiz Habibi'nin sallallahu teala aleyhi ve sellem diliyle bir meslek sahibi olmamızı da bize tavsiye buyuruyor. Meslek sahibi, meslek sahibi mümini Cenabı hak sever. Bir iş sahibi. En azından bir ayakkabı tamircisi. Diyelim bir dokunmacı veya bir ziraat, bir, vesaire, meslek. Mühendistir, doktordur. Daha başka birçok meslekler saymakla bitmez ki. O mesleğe sahip olabilmek Rabbi Zülcelal'imizin muhabbetini temin ederiz sana. Bir meslek sahibi.
Zaten bir çocuğun babası üzerindeki haklarından en önemlilerinden birisi de çocuğuna bir meslek öğretmesidir. Hayrol kesbi. Şimdi bir çalışacağız tabii. Bir işçi hakkında da efendimiz buyuruyor sallallahu aleyhi ve sellem. Tabii çalıştırıyorsunuz. İş sahipleri işçi de çalıştırıyor. Ama o işçinin nasıl olacağı da burada haber veriliyor. Hayrul kesbi, kesbu yedillamili ile nasah. Şimdi işini yapıyor da düzgün yapıyor yani hile bilmem filan çok önemli bu ayrı bir konu emek hırsızlığı da var Mesela memuriyetinde, bu tabiri olmadığı için diyemiyorum, hileli iş yapıyor. Gitmediği halde gittim gösteriyor kendisine. Bu çil de Hafız Osman Hoca'yı anlatırlardı. Rahmetliyi. Vazifeye gelmediği günün imamlık yapıyor. Ücretini gelir, müftülüğe teslim edermiş. Böyle bir iş. Bu hususta çok misaller var. İşini düzgün ve sağlam yapıyor. Hileli değil. Emek hırsızlığı da yok.
Hayrul kesb, kazancın hayırlısı. Işi en güzel güzel şekilde yapıp da şüpheden kaçmak suretiyle helal kazancı temin eden kimsedir. Cenabı Hak cümlemizin yolunda muvaffak kılsın.