İslami Yakınlık ve Manevi Yükseliş kaydında Duymuştum, müstazimizden. Eğer Esadiyel Bibi Hazretleri Sami Efendi Hazretlerinin Kaddafi ve Mansur zamanında olsaydı görev yapamazdı. Hani o güne mahsutu diye. Şimdi zaman çok farklılaştı. Her zaman da değişiyor. Evet, biz esasları muhafaza edeceğiz. Bir din olgusu vardı. Bundan haberiniz var değil mi? Din olgusu diye büyük bir yanlış…
Duymuştum, müstazimizden. Eğer Esadiyel Bibi Hazretleri Sami Efendi Hazretlerinin Kaddafi ve Mansur zamanında olsaydı görev yapamazdı. Hani o güne mahsutu diye. Şimdi zaman çok farklılaştı. Her zaman da değişiyor. Evet, biz esasları muhafaza edeceğiz. Bir din olgusu vardı. Bundan haberiniz var değil mi? Din olgusu diye büyük bir yanlış daha başlattı. O da şuydu. Dini yeniden tanzim etmek. Bu olmaz. Dinin dinimizin kuralları muhafaza edilir esasları esasları beyan yenir. Bunun üzerine ihtiyaca binaen aslına muvafık bir şekilde yürütülür. Yoksa o dedikleri gibi olsa din değişimi demek bu. Din ihdas etme, Kafasından bir din tasarımı o çok yanlıştır. Mesela, o zaman konuşuluyordum misvek. Misveğin yerine temizleyici bir şey. Yani misvehat esas olmalı, esas olmalı. Ondan sonra işin temizliği için çünkü teknoloji çok ileriye, ileriye gidiyor, çok ileriye gidiyor. Yakalanması yerine göre zor.
Ona göre de dinimizin öyküsü içerisinde değerlendirilir bunlar. Burada şey yaptığım şu, kurt diye bir konuyu aldık. İşte okuduğumuz konulara göre de değişiyor. Bizim yani okuduğumuz safhalarla uyuşmuyor yerine göre. Aslını korumak şartıyla diyorum büyüklerimiz ne güzel anlattılar, beyan ettiler. Kurt hatırıma geldi. Kurt ve Robert'lar. Tasaltı çok önemli. Kurt yakınlık. Röööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööööö Yalnız şunu söyleyeyim, grubun yakınlığının iki şekli var. Bir bedeni olan şekli var, bir de ruhi olan yönü var. Biz burada, bak yine bizim efendilerimiz, büyüklerimiz, Fahrettin-i Razi Hazretleri bizim Müfessirini İslam içerisinde ama en seçkinler. Necmettin-i Kübra Hazretleri'nin evladı, hizmet-i Kübra Hazretleri ile olan münasebeti sayesinde o tefsiri yazarıydı. O tefsiri yazabildi.
Çok büyüdü vardır ama o tefsirde çok atıf yaptığını ifade ediliyor. O da burası bir sır, burası bir sır diye veremiyor. İşin esasına erişmişler. Buyuruyor ki makamu'l mukarrabin, bu mukarrabin dediğimiz makam çok ileride bir makam. Olsun. Biz buna imreneceğiz. İmrenmemiz de güzel. Keşke biz de bu vasfı elde etsek demekle mi güzellik? Şimdi o canım ta ma'rufu kerhi bayezid idi bistami zamanı şimdi olacak mı demektense keşke bunu yakalayabilsek diyeceğiz. Keşke. Buna bir erişebilsek. Neymiş bu? Şu cümle yetiyor. Allah'u Zülcelal'ine seyrin aynı zamanda uçmak gibi bir anlam var. Yürüme manasına gelir de, Allah'ımıza kavuşmakta en üstün derece. Bakın insanlarımızdan, hepimizde bir sıkıntı var. Bunu inkar edemeyiz. Bir şeyi oturtamıyoruz içimize, bir bunalma geliyor, bir daralma geliyor, hep bundan gelir. Niye? Denize kavuşamadığımız için. Kavuşsak o zaman biter. O zaman nasıl biter?
İslami Yakınlık ve Manevi Yükseliş kaydında Duymuştum, müstazimizden. Eğer Esadiyel Bibi Hazretleri Sami Efendi Hazretlerinin Kaddafi ve Mansur zamanında olsaydı görev yapamazdı. Hani o güne mahsutu diye. Şimdi zaman çok farklılaştı. Her zaman da değişiyor. Evet, biz esasları muhafaza edeceğiz. Bir din olgusu vardı. Bundan haberiniz var değil mi? Din olgusu diye büyük bir yanlış…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Şöyle biter. Ha ben kayıt yapacaktım onu şey yapayım. İnsanın kulübü kurup yakınlık manasını taşır. Bedeni. Bir de bunun ruhi yönü var. Sami Efendi Hazretlerinin kalpte Sallallahu Aleyhi ve çok güzel bir evladı vardı askeriyeden, kirindi. Bu Mehmet Efendi Hazretlerinin bulunduğu mekanda soy ismini söylerken haya ederim, korkku demekten ona. O nurlu, Muhammed Zahid Hazretleri, hep büyüklerimiz hakkındaki kiramlar da çok önemli. Basit bir ifadeyle geçiremez Allah'ım. Sevgili ve kulum. Cuma namazı kılındı, ondan sonra olsun da yalnız belli. Biz daha öğrenciyiz. Gördüğüm kadarıyla biiznna çok köklü bir insan. Böyle dolu bir insan. Sözlerinden belli zaten. Dedi ki Mecnun Leyla'nın çadırına varıncaya kadar durup dinlenmedi. Ondan sonra da vasıl olunca artık gelişmiş oluyor. Buna şunu hasrettirdi ki insan Rabbi Zülcelalimize vasıl oluncaya kadar durup dinleniriz. Geldiler. Gayret gösterir.
Elinden geldiği kadar riayet eder. Ondan sonraki gelişimi gayreti bırakır mı kavuştum deyince? Yok. Ondan sonraki gelişim ruhi olarak başlar. Bedenen yapar. Bedenen yaptığı taat artık haşyet olmaya başlar. Takva olmaya başlar. İhlas olmaya başlar. Muklis olmaya başlar. Muklas olmaya başlar. O zaman ne olur? Onun değeri ne güzel, tartılamaz. Rabbi Zülcelal'imizle meleklere aynen aynen nasıl yapmışsa onu kaydedin. Çünkü melekler kaydında kaydında yetmeleri mümkün olmuyor. Ya Rabbi diyorlar, bunun ecrini yazmaya bizim vaktimiz yetmiyor. Allah'ımız aynen bırakın bugün. Şimdi dünyevi kazanç. Öldük mü her şey bitti. Ama bu kazanç bizimle beraber gelecek. Burada gereken nedir? Aklın salim olması. Yani akilla hareket ederken aklın iki şeklini büyüklerimiz ifade ediyorlar. Ülülelbap. Çünkü akıl delillerle yürümek demek. Ülülelbap denildiği zaman o keşfe gider. O ilhamata gider. O varidata gider.
O tecelliyata gider. Onu ölçmek mümkün değil. Onu ölçemeyiz biz. Allah'ımıza ulaşmak da en üstün yoldur. Artık o ibadet ve taahhütlerin yanında bir dağa da baksa, taşa da baksa, semavat ve arza da baksa hakikatini görür. Onun yaratılışındaki hikmetleri seyretmeye başladı. O zaman der ki ya Rabbi, Rabbena ma halata hada batilla. Sen hiçbir şeyi boş yerine yaratmadın ya Rabbi demeye başladı. Şimdi su eti, çekin. Cenabı Hakka yakın olmanın aslı nedir? Yalnız bu yakın olmayı şu şekilde de değerlendirilir. Cenabı hak kendisine yaklaştırıyor. Şimdi haberlerde de görürsünüz. Çokça münakaşası yapılıyor. İşte meclisten bakar seçilsin. Meclisten işte görevleri seçelim. Meclisin dışında olmasın. Dinleyin. Şimdi burada bir devlet reisi kendisine yakın olan kimseyi çok iyidir. İster meclisin içinden olsun, isterse dışından olsun. Bazen mesela meclisten seçmiyorlar.
Kabiliyetli, o kabiliyetini de ispat etmiş bir kimse, onu aman ha dün, yanım salan. Onu yardımcı edelim, danışman edelim, çok faydalanırız diye. Şimdi Halid adresimizden kendisine dost olacağı a anne hafızasında biliyor ve o kendisine yaklaştırıyor. Çünkü o yaklaşacak evsafı haiz olmuş. Allah'ımızın razı olacağı amelleri işlemiş o. 0 zaman Cenabı hak yaklaştırıyor. Bir de bu şekilde devamımız. On kısımdır. Selametü's sadır. Bu sadırının, gönlünün huzurlu olmasıdır. Abdulkadir Geylani efendimizin de sözlerinde var. Ben diyor Cenabıhakk'a çok ilimle erişmedim halbuki ilim ehli. Hiç şüphesiz. Ondan sonra çok taatle de yaklaşmadım. Asıl diyor Cenabıhakk'a beni kovuşturan gönlümün selametidir. Gönlümde bir huzurun meydana gelmesidir. Canım ben yillarca unutamıyorum, adam böyle bir hakaret etti ki diyoruz biz mesela. O demez bu.
O şunu der, biraz yüksek dereceden geliyor ya, dinlenme babında olsun. Bu ayeti celilei cemileyi ele alırlar. Habibim attığın zaman sen düşmana o kumları biz attık diye buyuruyor. Hani eşyada müsemmayı, Esma'da müsemmayı görebilmek. Öyle olduğu zaman, mesela adam yolda gidiyormuş. Ensesine bir tokat gelmiş. O da dönmüş bakmış. Demiş ki, buranın kim olduğunu biliyorum. Sizsiniz buranın ama hangi aletle vuruldu diye ona baktım demiş. Her şeyi Rabbımıza irca ediyor. Her şeyi. Mesela Bayezid Bistami Hazretleri'nin anlatılır, Kuddise Allah'ın sırrı. Üzerine kıl dökmüşler. Aman efendim demişler, heyecanlanmışlar. Elbisemiz kirletildi diye. Hayır demiş. Ateş dökülmediğine şükrettim demiş. Neden iyi ariflerin sultanı? Çünkü demiş ben yemek yerken Bunda.
Bunların gönülleri selamet bunun içerisinde ve itibar olarak da şimdi konuştuğumuz ilkokul deyin, ortaokulda deyin, lisede deyin, üniversitede deyin, orada öğretim görevlisi olmakta deyin, bilgi saz. Bunu yapmayın deyin. Ne bileyim, doçentlikte deyin. Proofun proof. Rıza hanım. Biz yapamaz mıyız? Otur. İnşallah yapmaya gayret ederiz. Biliriz. Allah'ım senden geldi deriz ama onun senden geldi demesi gönüldendir. Gönlüdir. Şimdi biz razı görünürüz. Allah'ımızdan gelen bir musibette razı görünür ama onların gönülleri razı olur. Allahü Zülcelal'e tam teslim olun. Bir peygamber makamı tevekkül. Tevekkül, bir peygamberin makamıdır. Olsun. Bize avam olarak buna imrenir ve bu halde elde etmek için Allah'a yalvarırız tevekkül ehli olmaya. Hepsi birbirinindi. Allah'ın kullarına acıma. Mesela yakın tarihli bir yaşanan hadise. Böyle konuşuluyordu. Herkese bir söz verildi. O kimseye de söz verildi.
Dedi ki ben o adamı düşün, ben dedi bu anlatılanları hiç düşünmüyorum dedi. Fakat dedi, fakat dedi, o kimsenin uğrayacağı belayı düşünüyorum dedi. Şimdi bak bir dürüm işlermiş dedi. Herkes şöyle su, hıklı su derken o öyle deme. Dedi ki ben bana sorarsanız o adam bu yanlış fiiliyle Allah'ımızın gazabına nasıl uğrar onu düşünüyorum dedi. Yazık dedi kendisini, helak etti. Bak bu ne güzel bir hayat, şevkat, beraber. Kurtulması için Allah'a dua ediyor. Bak çoğumuz da öyle. Çoğumuzda Obama böyle bitti, Ben de ona gösterdim. Çoğumuzda bu var. Bunu kabullenmemiz lazım ama rabıtasında öyle bir hazza erimiş ki, yaptıkça yapıyor ve o güzelliği de kaybetmiyor. Zaten bütün sıkıntımız da budur. Hedefi gözetleyemediğimiz, belli bir sınıfta ama onu terk etmenin bir bedeli yok mu? Elbette çok büyük çıkar. Ama Rabbımızdan dileriz ki, kurtuluşu elde edebilelim. Yani bu yol hakikatiyle oynatmaz.
Kudşi bir yol, ulvi bir yol. Yani bu yolu çizen sıddık, ağzamla çizildi. Aleyhissalatü Vesselam efendimizin Cenabı Haktan almış olduğu üç ilimden hususiyet ifade eden yönüyle çizilmiştir. Öyle bayağı basit değil. Mesela ben efendime küserim ama o bana küsmez. Bu ne demek? Ne biçim üzülür? Ne biçim üzülür? Hakikate gireceğiz. Öyle bir alay filan mı ifade edecek gibi değil. Mesela, Ehlullah'tan bizzat, ben diyor bir hata işledim diyor, bir yerden geçerken orada terlerim diyor. Terlerim. Mesela, yapmış oldukları bir hatadan dolayı yillarca gözyaşı dökmüşler. Çünkü hedefi gözetmiyor ve biliyorum. Allah'ımızın kullarına şefkatle bakmak. Diyelim kişiyi iyiyse daha iyi olmasını. Bizim gibiyse Allah'ım sen burada hidayet lütfeyner demektir. Şefaat gününde ve Rahmeti Liptuata, İşte görüyorum Afrika'dan geliyorlar ben. Vesairlerden.
Oradaki sıkıntıda olanlara, onlara acımak, şefkat ve merhamet duygusu içerisinde olmak. Çok önemli. İki kişinin arasını ıslaha çalışmak. Yani şu şuna mukayyet, bu buna mukayyet, boş sözünü de mahvet. Ömür gibi bir sermayeyi ifade iyi olmadığı için söylemiyorum. Bir mahluka yüklemek için düşün. Büyük bir sermaye ve onunla geçireceğiz. Ümmetin ümmetin huzura ermesiyle neşelenmek. Onların işte Filistin daha çok sıcak hadise, oradaki sıkıntılar da onu gamlandıracak. Bakıyorsun çok az ülkede bir gamlanma görülüyor. İnşallah mum olur ve itikadü hüsnü vanibillahita, Cenabıhakk'a karşı güzel bir zanda. Hani iş için itiraz durumunda oluyor. Hocalardan bir tanesi gerçekten de iyi bir irfan sahibi bir kimse diye anlıyor. Bu büyük bir hastalığa tutulmuş. Neredeyse demiş Allah'a itiraz edecek. Bak yine de ilmi kendisini kurtarıyor. Demiş ki, ben duama bir dua katıyorum.
Ya Rabbi takatimizin üstündeki sıkıntılardan bizi kurtar, onları bize yükleme diyor. Şimdi yakınlık indiği zaman bunun da bir derecelenmeleri var. En üstün olanı Cenabı Hakk'a yakınlıktan yedi. Allah'ımıza yakın olmanın yanlış şunu gönlümüze yerleştirmemiz lazım. Allah'ımıza yakınlık deyince diyelim ki yolda gidiyoruz. Yol ki. Yolda giderken insanların da yürümesine, vasıtaların da geçmesine mani olan bir engel varsa onu kaldırıvermek bu kurbiyettir. Diyelim bir kimse denk geldi. Sana bakıyor acaba selam verecek mi diye. Bu vaziyet almış ama. Ona selam veriyorsunuz. Gidiyorsun ki onun bir sıkıntısı var. Deva olamasak bile, en azından bir hal ve hatırını sormak ona ne getirecek? Huzur getirecektir. Nasıl oldu hastananız geçti mi? İnşallah şifa bulur, Allah'a yakındır, bilmesin. Için. Şimdi mevsim itibariyle insanların tarlasında, bağında, bahçesinde çalışacağı bir zaman.
Mesela bu işlerini sormak, ben bu yönde nasıl yardımcı olabilirim diyebilmek, bu Allah'ımıza yakınlıktır. Ailesiyle oturmuş yemek yiyor, onları o anda mesrulu kılabilmek, yerine göre hak kelamlardan yerine göre, Orada ifade edivermek Allah'ımıza yakınlık. Yatağımıza giriyoruz, ben yatağa giriyorum ama kabir yatağı nasıl olacak demek Allah'ımıza. Bunu bir yettir, bunu bu şekilde üzülecek. Bizim daha çok gönlümüze gelen elimizde tespihle postun üzerindeki tavır değil. Zaten postun üzerinde oturmak bunları temin etmezse ruhbanlık diye söylenmiyor. Allah'ımıza yakınlığın en büyüğü nedir? Kuvvetliktir. Boşuna geçmiyor ki zikir kelimesi Kuran-ı Azimüşşan'da. Bak, gönüllere gelir. Demek ki bizden zikrediyoruz. Sen zikrediyorsun ama onların zikri la güzeli diyoruz ya tartıya gelmiyor. Muhabbetle yapıyor. Geçer. Bu rece ümitvar olma. Ümitvar olmada yakınlık nedir?
İbadet ve taatin kolay gelmesi demektir. Şimdi bu çok önemli. Belki anlatılmıştı bir kimse Hızır Aleyhisselam'la görüşmüş. Böyle Hızır mızır deyip geçmeyen, böyle Hızır Hızır Aleyhisselam. İşte, efendim demiş, bana bir nasihat et. Allah sana ibadeti kolaylaştırsın. İlk anda bu çok basit gelir. Koskoca bir Hızır aleyhisselam nasihatini daha bir derin yapmalıydı diyor insan. Fakat öyle bir derin kelime kullanmıyor ki ibadet, sıhhat, Allah'ın, dostu, peygamberi, diyor ki ibadeti Cenabı hak sana kolaylaştırsın. Diyoruz Ramazan-ı Şerif'te ne güzel ibadeti zorundasın. Onun dışında her zaman Rabbimize buluruz gece de gündüz de yazdırsın. Her zaman da o zaman da ibadetten zorlanmamak. Kolaylıkla muhabbete güçlü zaten. Bu Allah'ımıza yakınlığın yedi şeklinde, bu yedi esasa dayanır zaten. İslam, iman, sada, bu taatlerimizin salih olması olur, işlerimizin salih olması.
İhsan, onu görür gibi taat, celle celalühu ve şehadet ve saddıypihi kelimei şehadette denir ve sıddıkıyya şu artık peygamberliğe merdiven, dayanır. Basit değil. Yedincisi de Elveniyetül Kübra. Demek ki velilikte de ne varmış? Derecelendirilmeler var. Cenabı Hak cümlemizin yolunda daim ve hain eylesin. Ayet Kelleler var. Fehadisi Muhammedinye var. Mesela o hadislerden birisini söylemiş sadece anlamamız babında birisi kulun bana nafilelerle yaklaşır. Bu hadis hususi. İşte güren gözü, işlem kulağı, kavrala yönelik yürüyen veya Bunu gönülde yaşayabilmek, uhta yaşayabilmek, sırta yaşayabilmek. Bunun dışında işte kulum bir karış bana yaklaşırsa ben ona bir zira. O yaklaşma maddi gibi değildir. Her yönüyle Allah'ımızın kulbiyeti olur. Önünde ibretli olur. Beynimde tefekkürle olur, Allah'ımızın dininde Celle Celalühü, hizmette teknolojide diyelim, gemilerde olmak olur vesaire. Düşün.