Yüce dinimiz İslam her hususta malumat vermiştir. Bu konulardan birisi de tesettür. Tesettür örtünme. Acaba bunun amacı nedir, tesettür örtünmenin? Cenabı hakk'ın emri doğrultusunda örtünüp vücudun mahrem yerlerini teşhir ederek herhangi bir fitneye, istismara sebep olmamaktır. Burada okuyacağız, Cenab-ı Hak bizim nasıl örtünmemizi ifade buyuruyor, göreceğiz. Bu hususta Allah Teala geniş ve vücut haklarını belli etmeyen elbiseleri tercih etmeyi emretmiştir. Vücudun haklarını belli etmeyen elbiseleri tercih buyurmuştur. Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem uygulamaları da bu yönde olmuştur. Meşhur hicap ayeti, yani örtünme ayeti, bu konuyu yeterince açıklamaktadır. Ey peygamber Ey peygamber eşlerine, kızlarına ve diğer mümin hanımlara söyle. Toplum içine çıkacakları vakit başörtülerini taksınlar ve vücut haklarını tamamen kapatan dış kıyafetlerini üzerlerine örsünler.
Gerek giyim kuşamlarında, gerek söz ve davranışlarında mümin bir hanıma yaraşan ağırbaşlı ve edepli tavrı göstersinler. Bu onların saygıdeğer ve iffetli bir kadın olarak namusunu koruyan bir kadın olarak tanınmaları ve böylece ahlaksız insanlar tarafından sözlü veya fiili tacize uğrayıp incitilmemeleri için en uygun çözüm yoludur. Hiç misaller vermiyorum. Siz bunu görsel cihazlarda görüyorsunuz. Nasıl oldu malum? Bununla birlikte hiç kimse elinde bulmadan işlediği bir günah yüzünden veya İslam'dan önce yaptıklarından dolayı sorumlu tutulmayacaktır. Çünkü Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir. Ayetteki hicab örtünme kelimesinin birçok anlamı vardır. Sözlük de cilbab, bütün vücudu örten elbisedir diye tanımlanmıştır. Bu örtünün özelliği bütün vücudu örtmesi ve bedenin haklarını belli etmemesidir. Bu durumda kelime ve kavramlara kendi tercihimize göre bir anlam vermemeliyiz.
Böyle bir yaklaşım, konuyu ilmi olmaktan uzaklaştırır. Rabbimiz ne buyuruyorsa Habib-i Kibriya sallallahu teala aleyhi ve sellem ne tavsiye buyuruyorsa odur. Dışarıya çıkarken ev içinde giyilen elbiselerin üzerine giyilen ve hanımların vücut hatlarını belli etmeyen şeffaf olmayan çarşaf, feraca, atkı ve Pardusü türünden yiyeceklerin hepsine Cilbab denilir. Anlaşılıyor mu bilmiyorum? Cilbab, çar gibi. Cilbab dış örtü kullanmayı hanımlara yüce Rabbimiz emretmiştir. Kuran-ı Azimüşşan'ın beyanına göre ancak yaşlı kadınlar kimsenin arzu ve istek duymadığı yaşlı hanımlar isterlerse tişörtülerini, pardösü, manto, atlı, çarşaf ve bunun gibi örtülerle çıkarabilirler. Bu konuda ruhsatı tercih edebilirler yaşlı olan kadınlar yalnız yine bütün vücutlarını örtüp hakları belletmemek şartı ile.
İlgili ayet şu şekildedir, Artık evlenme çağları geçtiği için evlenme ümidi kalmamış ve hayızdan, çocuktan kesilmiş, artık arzu duymayacak kadar yaşlı kadınların doğal cazibe ve güzelliklerini kasten teşhir etmemeleri şartı ile ev dışında giymeleri gereken elbiselerini üzerlerine almamalarında bir sakınca yoktur. Bununla birlikte bundan mümkün mertebe sakınmaları kendileri için daha iyidir, unutmayın. Allah her şeyi işitmekte, her şeyi bilmektedir. Cilbab türlerinden, yani bütün vücudun hatlarını içine alacak şekilde giyilen elbisenin, birini tercih eden müslüman hanımlar, kendi seçimlerini başka hanımlara dış elbise olarak forma gibi dayatmamalıdırlar. Dinin kriterlerine uyduktan sonra dış örtünün şeklini sahih örf belirler. Burada şu değinmek istenmiyor. Tesettürde tefrit yok. Mesela bir bölgenin örtünmesi İslam'a göre nasılsa diyelim ki Erzurum.
Onlar üzerlerine böyle büyük bir örtü alırlar, bunun gibi. Memleketimizde de o geniş, buna şalvar diyoruz, velhasıl vücudun haklarını belli etmeyecek şekilde örtünmeleri icap eder. Dinin kriterlerine uyduktan sonra dış örtünün şeklini sahih örf belirler. Bak burada sahih örf dediği dinimize uygun bir örtü tarzıdır. Bize göre de en ideali siyah çarşaf olmakla beraber, diğerleri de istenen ölçüleri taşıdığı zaman meşruiyet kazanır yani vücudun hatları belli olmayacak şekilde. Farklı tercihlerden dolayı Müslümanların birbirlerine saygı duymaları gerekir. Farklı tercihler fitneye alet gidilmemelidir. Bir başkasının dikkatini çekecek, Allah korusun onu rahatsız edecek bir şekilde olmamalıdır. Tesettürün bile sektöre ve tüketim vasıtasına dönüştürüldüğü bir dünyada Kuran ve Sünnet'teki uygulamalar göz ardı edilemez.
Müslüman kadınlar ince ve dar giysileri çevrelerinden etkilenerek seçmeye başladılar. Reklamlarında etkisinde kalarak tesettürün manevi ikliminden uzaklaştılar. Unutulmamalı ki tesettür inanç, ahlak, ibadet, davranışlar, kültür ve dirençle bir bütünlük arz eder. Ağzumda sigara erkekler de tam bir karışmış halinde her türlü espriyi yapmaktan çekinmeyen yılışkan kafelerde, yabancılarla göz göze, okul kantinlerinde gençlerle el ele, iş hayatında mahremiyet azami derecede gözetmeyen ve davranışlarıyla erkeklere hanımların tesettürü tartışmaya açılmıştır. Daha doğrusu sözde bir tesettürdür. Tesettür fıtratı bozmamak. İnsanın yaratılışı nedir? Bizim fıtratımız dindir. Bu dine aykırı olmamasıdır. Tesettür fıtratı bozmamak ve edep perdesini yırtmamaktır. Tesettür örtünme, tercih edilen İslami hayat tarzını bütünlük içerisinde hayata yansıtmanın şekli ifadesidir.
Edeb ve haya olmadıktan sonra örtünme anlamını kaybeder. Şairin de dediği gibi zihnin arka planında ben haya ediyorum bu sözleri söylemeye, uygunsuz yerlerini açmak bir hastalıktır. Okuyamayacağım çünkü utanacağımız kelimeler var. Önemli olan tesettürün ruhudur. Neden söylemiyorsun derseniz, Sami Efendi Hazretleri hemşehrelisi olan Abdül Kadir Efendi ile İstanbul'da bir gezi yapıyor. Buyurmuş ki bu gezi esnasında Abdülkadir kıyametin iki alameti var. Birisi bina buyurmuş. İkincisini demez ediyor, edebinden hayasından zina kelimesini ağzına almadı. Üstadımızın bir ders görüşmesi vardı. İnanın bu tarifte biliyorsunuz kalp, kalp sol memenin iki parmak aşağısı. Ne söyledi? Bakın bizim üstadımız rabıta bu demek işte. Göğüs ifadesini kullandı. O meme kelimesinden haya vurdular. Edep ve haya olmadıktan sonra örtünme anlamını kaybeder. Önemli olan tesettürün ruhudur.
Ne demek istendi burada tesettürün ruhu üstadımızın annelerinin, bak ne diyor, bizim burada biliyorsunuz bu gibi havalarda yaylalarımız olur. Oraya giderken üstüne öyle bir örtü attırıyor ki biz buna şimdi halılar neler kirlenmesin diye, buna bölgelere göre değişir. Bizim bölgelerde bir ayrı, onu üzerine attırıyor hiç belli olmasın diye. Hatta ruhundaki bu tesettür özelliği diyor ki dedem Rahmetullah Ali Hazretleri'ne, öldüğüm zaman kefenimi de görmesinler. Önemli olan tesettürün ruhudur. Önemli olan tesettürün ruhudur. Hükmü doğru olmakla beraber tesettürün şeklinin de o ruhun yansıması ve formu olduğunu unutmayalım. Şekilde yamukluk varsa ruhunda da bozukluk vardır. İslam dinini tercih eden insanlar hayatlarında vahyin bağlayıcılığını ve sevgili Peygamberimizin sallallahu aleyhi ve sellem sünnetinin örnekliğini kabul ederler. Bu temel kaynakların oluşunu tartışmaya bile açmazlar.
Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem tesettürün uygulamasını ailesinin ve diğer Müslüman ailelerin üzerinde göstermiştir. Konumuzu aydınlatması bakımından Hz. Aişe'nin naklettiği Radıyallahu Anh'a şu rivayet oldukça önemli ve aydınlatıcıdır. Hz. Aişe'nin kız kardeşi Hz. Esma radiyallahu anh'a, üzerinde ince bir elbise ile Sevgili Peygamberimizin sallallahu aleyhi ve sellem huzuruna girmiştir. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem onu böyle bir elbise ile görünce hemen yüzünü çevirmiş ve şöyle buyurmuştur: Ey Esma, bir kız ergenlik çağına geldikten sonra el ve yüzünün dışındaki yerlerini göstermesi doğru değildir. Bu rivayet bizlere şeffaf ve dekolte elbise giymenin dinen doğru olmadığını öğretir. Müslüman hanımlar giydikleri gömlek, entari, bluz, elbise, eşarp ve çoraplara dikkat etmelidirler. İşte bu kalın çorap benim ayakkabıma girmiyor.
Bahaneleri yarın gözümüzü yumup huzura vardığımız zaman belli olur. Bu giysiler vücudun rengini göstermemelidir. Üzülerek belirtelim ki sünnetteki bu uygulamalara ve Kuran'daki cilbab -bu çar biliyorsunuz- ayetine rağmen Müslüman hanımlar ince giysiler giyinmeme hususunda gereken hassasiyeti göstermelidirler, eşarp. Veya tülbentler saçı tamamen gösterdiği gibi çorapların da inceleri giyilmektedir. Unutmayalım ki topukların yukarı, teni gösteren hiçbir çorapla kılınan namaz setre avret şartı gerçekleşmediği için caiz değildir. Ahirette böyle bir namaz, Allah korusun yüzümüze çarpılmasın. Eğer hanım çorapla namaz kırıyorsa vücudunun rengini en ufak şekilde belli etmeyecektir. Bu söylediğimiz etek altı çoraplarla ilgilidir. Daracık, düşük bel pantolon ve stresler ile namaz kılınmaz.
Namaz gibi bir ibadet ifa edilirken gereken ciddiyet ve hassasiyeti gösterilmeyecek olursa onun manevi yararlarından istifade edilmez. Sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem, Hazreti Esma'yı nasıl uyardı ise kardeşi Abdurrahman'ın kızını ince bir başörtüsü ile gören Hz. Aişe yeğenini uyarmıştır. Yeğeninin başörtüsünü katlamak suretiyle kalınlaştırmış ve böyle örtünmesini tavsiye etmiştir. Müslümanlar, Müslüman hanımların çoğu mahremiyet konusunu giyip öğrenmelidir. Yani nasıl giyim olur, nelere dikkat edilir? Kadın sadece kocasına avret değildir. Babasının, dedesinin, kayınbabasının, kardeşinin, amcasının, dayısının ve yeğenlerinin yanında bile uyması gereken giyim kuralları vardır. Bunların yanlarında istediğim gibi gezer ve otururum diyemez ve dememelidir.
İslami ilimlerdeki derinliği münasebetiyle El-Bahur, okyanus diye adlandırılan Abdullah bin Abbas radiyallahu anh'a, Müslüman bir hanım hal halını, gerdanını herhalde anlaşıyor, o ayağına taktığı, o ses çıkaran alet, gerdanını ve saçlarını ancak kocasına gösterebilir demek suretiyle görüşünü ortaya koymuştur. Göğüslerini ve bacaklarını, karnını ve sırtını serbestçe açmamalıdır. Yanlarında rahmet melekleri olduğu ve edepli olmazlarsa bu meleklerin kendilerinden uzaklaşacağını bilmelidirler. Ayrıca baba, kayınbaba ve kardeşlerini de bakma konusunda zora sokmamalıdırlar. Müslüman hanımların dışarıda ince ve şeffaf elbise giyinmeleri nasıl yasaklanmış ise dar giysiler giyinmeleri de aynı şekilde yasaklanmıştır. Konumuzla ilgili sünnetten şu rivayeti paylaşabiliriz.
Sevgili peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem kendisine dihye el Kelbinin hediye ettiği keten kumaştan dokunmuş bir elbiseyi Üsame Zeyd'e giydirmiştir. Ertesi gün Üsame'nin üzerinde elbiseyi göremeyen Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem, kendisine giydirdiği elbiseyi ne yaptığını sorunca, o da hanımıma giydirdim cevabını vermiştir. Bunun üzerine sevgili Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem eşine söyle, altına başka bir şey giysin. Altında bir şey olmadan giyildiğinde o elbisenin kemiklerinin şeklini bile göstereceğinden korkuyorum buyurmuştur. Başka bir rivayette vermiş olduğu bu kumaştan işlerine başörtüsü yapmasını söylemiştir. Bizim kaynaklarla paylaştığımız bu rivayetler, Müslüman hanımları bağlar. Eğer bir hanım, Sevgili Peygamberimizin hadislerini sallallahu aleyhi ve sellem ve sünnetini bağlayıcı kabul etmiyorsa ona söylenecek bir şey kalmamıştır.
Nefsinin tutkusunu, modanın, çevre ve kişilerin, kozmetik ürünlerinin ve baskının kulu olmuş kimseler dini tercihlerini iyi gözden geçirmelidirler. Sadece Müslüman ana babalara bir defa daha şu ayet-i kerimelerini öneriyoruz, Risale-i Nur. Ey iman edenler! Hem kendinizi hem de aile bireylerinizi, yakıtı insanlar ve taştan olan cehennem ateşinden koruyun. Unutmayın ki cehennem ateşini tutuşturan, işlediği kötülükler yüzünden bizzat insanın kendisidir ve tüm kötülüklerin temeli ve asıl kaynağı ilahi iradeye baş kaldırmak ve sahte ilahların boyunduruğu altına girmektir ki bunun en belirgin simgesi önünde Allah korusun, Allah'ımızın emrinin dışındaki emirlere meyildir. Bu ayeti düşünme tavsiyenizden kastımız, tavsiyesinden kastımız ana babalar çocuklarının giydiği elbiselerle ilgilensinler. Evet.
Dar, şeffaf ve kişiliği zedeleyen, giysiler hususunda çocuklarını uyarsınlar, erkek çocuğuna kız, kız çocuğuna erkek çocuk elbisesi giydirmesinler. Sami Efendi Hazretleri'ne bir yavru getirirler. Böyle bacakları açık vaziyette. Buyurmuşlar ki erkeğin tesettürde yaşı yoktur. İşte daha çok küçüktür, bu açık olsa da bir şey olmaz diyemezsiniz. Tesettürde erkeklerde yaş göz önüne alınmaz buyurmuşlardır. Devrin kutbul aktabı söylüyor. Erkek çocuğuna kız, kız çocuğuna erkek çocuk elbisesi giydirmesinler. Açlığın, açıklığın, Allah korusun, bu manevi açlığın ve açıklığın ve toplumsal zararlarını anlatsınlar. Şimdilerde moda olup toplumu sarmadığı için söylemekte yarar görüyoruz. Allah korusun moda oluyor. Toplumu sarmaladığı için yani toplumu, Allah korusun, yanlış yollara itmeye doğru gittiği için söylüyoruz.
Renkli de olsa elbise, pantolon niyetiyle vücuda yapışık çoraplar giymek ve onunla dışarı çıkmak haramdır. Bunlar örtü ve giysi değildirler. Vücuda yapışan killar mesabesindedirler. Esefle üzüntüyle ifade edelim ki müslümanların kızları batıl tipi giyinme tarzı ile batılıları çok geride bıraktılar. Örtünmeye ve İslam'ın diğer uygulamalarını, Allah korusun, ciddiye almayan anlayışla hakkı söylemekten ve dini, Allah'ımızın emrini herkese ifadeden çekinmek elbette yanlış olur. Sevgili Peygamberimizin sünnetinin bağlayıcı olmayıp zamanın örfünün yansıması olarak addiden ve bilgilerini Allah korusun, bir başkalarının düzenlerini yerine getirmek için kullananlara hatırlatmış oluyoruz. Ölüm var, Rabbimiz var, ahiret vardır.