İslami Maneviyat ve Regaip Gecesinin Anlamı | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
İslami Maneviyat ve Regaip Gecesinin Anlamı
İslami Maneviyat ve Regaip Gecesinin Anlamı kaydında Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem buyurdular. Sıla namında biri gelecek. Bu sıla ifadesini İmamı Rabbani haddesallahu Sırrı hazretlerine verdiler. İkinci binin dinin yenileyicisi olarak kendisi bir müceddidtir. Bunu Nebi Ekrem Efendimiz ifade buyuruyorlardı. Ta asırlar. Yine İmamı Azam rahmetullah aleyh Hazretleri için Adem…
Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem buyurdular. Sıla namında biri gelecek. Bu sıla ifadesini İmamı Rabbani haddesallahu Sırrı hazretlerine verdiler. İkinci binin dinin yenileyicisi olarak kendisi bir müceddidtir. Bunu Nebi Ekrem Efendimiz ifade buyuruyorlardı. Ta asırlar. Yine İmamı Azam rahmetullah aleyh Hazretleri için Adem Aleyhisselam benimle, ben de Numan bin Sabit'le İmamı Azam'la iftihar ederim buyuruyor. Ta kokusunu nereden alıyor? İmamı Rabbani'nin nübüvvet burunlarıyla, risalet burunlarıyla, İmamı Rabbani'nin özelliklerini ifade buyuruyor. Onun ümmete olan faydasını, bunun yanında İmamı Azam gibi zaten kelime bunu ifade ediyor. İmamı Azam. Müstesna bizim üstadımız, Allah'a hamdelerin, resulüne hamdelerin. Tabii hamdettikleri pek çok, bir de İmamı Azam'ın mezhebinde olduğuma hamdilerim buyururdu. Onu müjdeliyor Resul-i Ekrem Efendimiz. İmamı Azam'ın kokusunu alıyor.
Ah o ümmetten olabilsek bir defasında ah ümmetim buyurdu. Ümmetime müştakım. Ashabı guzin, ya Resulallah biz seninnen oluruz? Biz senin ashabın değil miyiz? Evet, siz benim ashabımsınız. Ama beni hiç görmediği halde, malını da mülkün de beni görmek için her şeyini feda edecek olan ihvanım var diyor. Onları özlüyorum. İşte o ihvan olabilmek üç aylarını tespih bu demektir. Üç aylarını ve onun içerisindeki ilk cuma gecesi relay yirmi yedinci gecesi Miraç. Şaban ı muazzam'ın on beşinci gecesi Beraat Kandili. Ramazan-ı Şerif. Ümmetimin ayı buyuruyor zaten. Onun ümmetinin ayı oluşunun Kuran-ı Azimüşşan'ın tenzil olduğu indirilmesindeki vesaire saymakla bitmeyen bir geceye bir geceye bin yıllık taatin mükafatının verildiği, Kadir gecesinin kokusunu şimdiden almamız gerekiyor. Çünkü Resulullah'ın sallallahu teala aleyhi ve sellem mübarek burunları o kokuyu adıyor.
Yemen'de Veysel de Karani, haddeSallallahu Sırrı hazretlerinin kokusunu alıyor. Mübarek burunlarını Yemen tarafına çevirip bana rahmani bir koku geliyor buyuruyor. Bakıyoruz, Baba simasi hazretleri şu haneden buyuruyor. Bura Kasrı arifandır. Bir er kokusu geliyor. Muhammed Bahaüddin hazretlerine, Haddise Allah'ın sırra işaret iniyor. Aleyhissalatüdi Bistami Kaddiseallahu sırra harakan tarafına mübarek yönünü çeviriyor. Bana bu cihetten Ebul Hasan'ın kokusu geliyor. Zamanın kutbul aktabının kokusu geliyor diyor. Biz Receb-i Şerif'in üç aylarının kokusunu alabiliyor muyuz diye kendimizi hesaba çekeriz. Mesela revaip gecesi. Çok revaip gecesi geçirdik Ama bunu adet kabilinden mi geçirdik? İşte takılma bakıp yarın Regaip gecesi veya tweet'lerimi mesajda mı, neyle? Bir yayınla beraat, Regaip gecesi deniyor veya beraat gecesi. Böyle mi duyacağız?
Yoksa gönlümüz o mübarek gecenin manevi ve ruhani o günlerde olan ilahi tecellilerin kokusunu gönlümüze mi getirecek? U yuvasındır muattar eyleyen sümbülleri. Nur cemalinden eserdir bağlı aşkın bülleri. Gül cemalindir habibim mest eden bülbülleri. Ben Resulü Kibriya'nın bülbülü nalanıyım. Hücrimim gerçi. Cemaliyim Mustafa hayranıyım. Biz bütün alemi sadece bir gül ile bir sümbülle ifade etmeyelim. Varlığıyla alemlere rahmet oluşuyla her tarafı nura boyayan efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın ilahi kokusu, Muhammedi kokusu. O olmasa zaten alemde hiçbir şey olmazdı. Onun hürmetine Halık'ımız lütfetti. Şimdi biz burada asıl düşündüğümüz Regaip gecesi dendiği zaman Regaip gecesi hakiki mümin olmayı ifade eder. Mesela bu hastalıkta bu virüste Allah'ımız muhafaza buyursun, koku almamalar başladı. Hiç koku alamıyor. Hastalıktan dolayı.
İslami Maneviyat ve Regaip Gecesinin Anlamı ne anlatıyor?
İslami Maneviyat ve Regaip Gecesinin Anlamı kaydında Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem buyurdular. Sıla namında biri gelecek. Bu sıla ifadesini İmamı Rabbani haddesallahu Sırrı hazretlerine verdiler. İkinci binin dinin yenileyicisi olarak kendisi bir müceddidtir. Bunu Nebi Ekrem Efendimiz ifade buyuruyorlardı. Ta asırlar. Yine İmamı Azam rahmetullah aleyh Hazretleri için Adem…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 14 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bu burnumuz bizim gıybetleri dedikoduları iftiraları yersiz sözleri Allah korusun bakılması uygun olmayan yerlere nazarla burunlarımız tıkanıyor. Çünkü iç duyumuz var. Sadece onun zahiri bir kokuyu alınması değil burada. Mesela hemen esas kullanıyorum. Diyoruz ki ne kadar güzel kokuyor, ne kadar hoş bir kokusu var. Mesela bir yerden geçiyoruz, çok fena koku diyoruz. O nedir? O ise Allah korusun bir la şişenin kokusu. Şimdi doğru, bir köpek laşesinin, bir merkep laşesinin fena kokusunu duyuyoruz. Ama biz burada Allah korusun bir faizin kokusunu bir zina fiilinin kokusunu bir Allah korusun tamahın kokusunu, bir kin nefret buğz vaiz her türlü yanlışlık Rabbimizin razı olmadığı amellerin çirkin amellerin fena rayasını duyabiliyor mu bizim gönül burunlarımız? Okul dönemimizde bir kardeşimiz vardı. O bize anlatırdı.
Derdi ki gıybet edildiği zaman o mecliste ben duramıyorum, fena kokudan dolayı dedi. Neden bunu hissediyor? İmanındaki tat ve lezzetten, imanının bir süre kuvvetinden dolayı. Yoksa kendi açımızdan düşünüyorum. Öyle işte mevsim her mevsimde de bir sene sonra gelecek olan diğerinden on gün önce geliyor. İşte Recebi Şerif'tir. Onun ilk cuma gecesi de Regaip gecesidir mi diyeceğiz? Yoksa, azalarımızın her zerresinde Recevi Şerif'in şehullah oluşunun tat ve lezzetini mi hissedeceğiz? Regaip gecesi tarifi mümkün olmayan rahmeti ilahiye ile doludur. Efendimizin hadisi şerifleri vardır. Recep Allahutaala'nın günahları mağfiret edileceği aydır. Biz bu mağfiretin kokusunu duyacağız. Bu gerekir bize. Allah'ın sevdiği aydır Recep ayında kavga etmek, kan dökmek yoktur. Bu ayda Hak Teala enbiyanın tövbelerini kabul etmiştir. Bir tevva buluşun tevbelerin kabul edilmesinin rayiası gelecek gönlümüze.
Evliyasını ise düşmanlarının ellerinden kurtarmıştır. Bir kimse Recep ayını oruçlu olarak geçirse Allahutaala o kimseye herhalde üç ikramda bulunur. Geçmiş günahlarının hepsi günahı sevair küçük günahları bağışlanır. İkincisi kalan ömrünü çirkin ve ayıp sayılan kötü işleri işlemekten korur. Nasıl korur? Şimdi bu hali kesbetmedikçe olmaz. Bu nefsimizin ıslah durumu, nefsimizin tezkiyesi, ıslahı gerçekleşmedikçe olmaz. Şimdi bunu koca kardeşlerimiz kürsülerden de yayınlardan da verecekler. Verecek ama biz o kalan ömrü çirkin ve ayıp sayılan kötülüklerden uzak olma özelliğini nasıl elde edeceğiz? Herhalde bunu da verirler. Öyle bir hallolacak ki kötülükten nefret edecek mutmainne sıfatına doğru gider. Üçüncüsü kıyamet günü susamaktan emin olur. Daha sayılamayacak mükafatlar var. Recebi Şerif'in iltima gecesinde uyandık ol, o geceyi gafletle geçirme. Enes radıyallahu anh rivayeti diyor.
Çünkü melekler o geceye Regaip gecesi diye ad koymuşlardır. Zira o gecenin üçte biri geçtiğinde yer ve gök melekleri Kabei Muazzama ve havalisinde toplanırlar. Allahü Teala meleklerin toplantısı üzerine ey meleklerim ne istiyorsunuz diye sorar melekler ey Rabbimiz, senden istediğimiz ve temennimiz Recep'in oruçlularının günahlarını bağışlamandır derler. Allahü Teala da Recep'in oruç bu olanlarını affettim buyurur. O gecede kılınacak namaz. Onu Sami Ramazanoğlu hazretlerimizin eserine diğer eserlerde de var. Ama biz o yoldan yürüdüğümüz için diğer yollara saygıyla beraber kendi üstadlarımıza evvela bakarız. Onların hayatlarını kendimize kaide ve esas olarak kabul ederiz. Okuduğumuz Mevlana Halid hazretleriydi. Mevlana Halid hazretlerine geldi sıra. Böyle bizim süratli vasıtalarla, trenlerle, uçaklarla gittiğimize bakmayın. Üstazını bulmak için bir yıl, bir sene yürüyor.
Bir senede kavuşabiliyor. Kırk gün kaldığında üstağzımın kokusu geliyor demeye başlıyor. Hani bu rayihayı hissedelim diyoruz. Bu kisveye bürünelim biz. Mesela rabıta ne demek? Rabıta da üstağzının de kisvesine bürünmek. O cübbesini alacak, onu giyecek miyiz? Hayır. O cübbeyi giymek asıl gönül kisvesine bakıyor. Bizim yaşantı kisvemize bakıyor. Müttaki ve bunun yanında vera. Helemde bile dikkatli olan yaşantımıza bakmıyor. Bunların izini takip ettiğimiz zaman her yönde müstesna. İlim ve ilfanda müstesna. Ama öyle bir terbiyeden geçiyor ki arz ettiğimiz ilahi kokuları Cenabı hakk'ın rayihası, rayihası nefkası denir, O ara ara yayılır. Ona gönlü açık olan kimseler, bu gönlün açılması için koskoca ilim ehli bir kimseye tuvaletin temizliklerini veriyorlar. Sonra mutfağa su taşıyor. Ta altı ay geçtikten sonra oraya bir sene sürüyor varması.
Altı aydan sonra üstağzının mübarek cemalini görüyor ve sonra da Allah'ımız hiçbir şeyi bedelsiz bırakmıyor. Onun postuna oturuyor. Cenabı hakk'ın büyük nimetlerine mazhar oluyor. Şam'ı Şerif'ten Salihiye denen bir yere geliyor. Artık binlerce müridan ve tarif edilmeyecek şekilde hudafa yetiştiriyor halifeler. Bizim gibi insan değil. Bizi irşad edecek kimselere yetiştiriyor. Belli bir evsafa haiz oluyor. Ondan sonra kişi mesela üç ayları gelecek, Recep I Şerif gelecek. Recep I Şerif'in ilk cuma gecesi Regaip gecesinin ilahi kisvesiyle ilahi lezzetiyle ruhani hazzı ile dopdolu olacak. Onu artık vücut hissediyor. Kalp hissediyor. Nasıl hissediyor? Onlar nasıl bunu bilirler? Onlar bir kere nefis diye bir şey yok. Zulmetten perde diye bir şey yok. Nurdan perdeleri analıyor. Şu anda namaz kıldık ya. Namaz kıldığımızda biz namaza dururken dururken mesela gönlümüzde yersiz duygular var.
Onlarda bu yok. Onlarda hep ilahi duygular var. Bu duygu içerisinde ubudete eriyor. Ubudetlerin ibadetin esrarını artık görmeye başlıyor. Bu. Bu sebeple herhalde üç tacımız hangi ya'yı Konya'yı bilmeden gidiyoruz demesinin sebebi bu olsa gerek. O zaman kamil bir mümin olmak gerekiyor. Üç aylarını tespit etmekte bugünlerin ruhuyla nurlanıp istifade edip nefis denen, onun heva arzu ve isteklerinden tamamen uzak olup, Rabbımızın istediklerini Rabbinin azameti ilahiyesinden çekinen ona haşyet içerisinde olan kimseler için ne vardır? Cennetler vardır. Bu dünyada da yaşıyor. Hatta bir kayıtta görmüştüm. Oradaki cennetten buradaki cennet üstündür diyor. Neden? Sebebini şu şekilde izah etmiş. Cennette diyor huriler var. Yemeler ve içmeler var Vakıa suresinde buyurulan. Sayılamayacak meyveler var. Ve canlarının çektiği kuş etleri var. Allahu alem.
Bu bir de balık etlerinden Cenabı hak zikir buyuruyor. Yalnız bu nimetler sayıyla kayıtlı değil, sayısız nimetler. Bunu elde etmişler. Öyle olmuş ki Dünya hayatını tercih etmemişler. Allah korusun ahireti unutup dünyaya tamamen meyledip nefsin arzusuyla ömrümüzü geçirecek olursak aslında o cehennem burada da yaşanıyor. Hiçbirisinin rahat olduğunu söyleyemezsiniz. Hep huzursuzdur. Huzuru yok. Müminlerin ilahi hazzını gördükleri zaman hayret ediyorlar. Bu ne nimet diyorlar. Rabbinin yüceliği, azameti ilahiyesi karşısında titriyor. Nefsin arzularını tamamen terk ediyor zaten. Rabbimizin azamet-i ilahiyesine şahit olabilmek onda nefis diye bir şey koymaz ki. Yeri de cennet olur, yurdu da cennet olur, kalbi de cennet olur, ruhu da sırrı da her hali de cennet olur. Baksa da cennet olur, duysa da cennet olur. Duysa nasıl cennet olur?
Bir suyun şırıltısını duysa zikrini işitir ve Rabbimizin nimeti diyerek daha gönlüne gelen ilahi duygularla cenneti yaşar işitmesinde. Mesela Kuran azimüşşan'ı işitiyoruz ama bir Hazreti Ömer gibi işitmek var. Kendisini caminin örtüleri içerisinde götürüyorlar. Ne oldu ya Ömer? Geçmiş olsun diye günlerce iadede bulunuyorlar. Sebebi okunan ayeti celilenin dehşetinden dolayı. Artık bunu duyar hale gelmişler. Bizim Recebi Şerife içindeki nimetleri mesela Regaip gecesi ondan sonra Miraç gecesi bunu duyabilmemiz için narkozlanmayacağız. Dünya muhabbetiyle narkozlanmayacağız. Şeytanın yuvasıyla Allah korusun sarhoş olmayacağız. Vesaire. Sonra nasırlaşmayacak kalplerimiz. Nasırlaşırsa uzun emeller başlar. Nasırlaşırsa, ahiret yerine dünya tercih edilir. Gözler yaşı bırakın taş gibi olmaya başlar. Gönüller de katılaşır. Allah korusun. Hat katchi diye geçiyor Cenabı hak. Kuran azimüşşan'da. Da.
Diye de geçer. Hicab olarak geçer. Ekimli olarak geçer. Perdedir, engeldir bunlar. Kalk be kalk buyuruyor. Ne yapacağız? İnşallah biz bu mübarek günlerin kadro kıymetini bilerek, istiğfarımızı candan okumaya başlayacağız. Bakın diyoruz ki biz ilk anda zahiren bakıldığında çok haklıyız biz. Ben ne yapıyorum? Ben güzel verilen evrak ve ezkarımı okuyorum. Okuyoruz ve çöke çök okuyacağız. Böyle estağfurullah el azim yiyeyim derken Sadi Şirazi Hazretlerinin bir sözü var. Buyuruyor ki kul bir gün yalvarır, Allah onu bağışlamaz. İkinci gün de, üçüncü gün artık pclere azasına dikkat ediyor, kalbine riayet ediyor. Bak bu çok önemli. Bir, azalarımıza dikkat ediyoruz. İki, gönlümüze dikkat ediyoruz. Üç, kime karşı sorumlu olduğumuzu da bilirse artık feryadı figanı basıyor. Cenabı hak da melekleri şahit tutarak gaf buyuruyor. El mümin.
Recevi Şerif'ten ve revaip gecesinden istifade eden kimsenin özellikleri, gönlü cennet, gönlü cennet. Allah'ımızın kullarına bakarken kendi nefsi için ne arzu ediyorsa onun için onu da istiyor. Ben bunu sevmiyorum. Neyse içimden buna ben sevgi gelmiyor. Bu acayip bir insan, ne demiyor? Mümin olunca bunu da Rabbim yarattı. Ben de bu hataya düşebilirim. Mümin olmamın gereği ve birbirimize sabrı sabrı ve hakkı tavsiye etmemiz lazım. Ben süslüyüm diyeceğiz. Mümin olmanın gereği. Ruhunda da tatlılık var. Iç aleminde bütün azdağları da hak yolda düzgün. İçi düzgün, niyeti düzgün. Niyeti düzgün. Sonra zahire davranışları da düzgün, dil düzgün, sözü düzgün, fiili düzgün, kalbi düzgün. İşte mümindir buyuruyor. Onun en büyük kazancı Mevla'dır. Bunun izahı yok. Bir izahit anlat. Şimdi bize ne kadar anlatırsa anlayamayız. Çünkü o burada bir çalışmamız olsa, mesela Mevla ile dost olabilmenin eseri.
Bu sırra bir yere bize O zaman işte Mevlamızın yar olmasının yar ve yardımcı olmasının tat ve lezzeti o zaman belirir. Mümine o. Onun Mevla'dan başka bir şeyi yok. Şimdi o zaman her şeyi terk eder, bırakır. Bir derviş kisvesine bürünür. Evinin mi? Ondan sonra buna mahsus bir yer yapar, orada küçücük bir mekanda kalır, böyle değil. O en büyük kazanç içinde olur dünyevi ama ne yapar? Mümin kardeşlerini o Suriye'de görüyoruz. Gördüm tahammül edemez mi? Onu kapattım. Değil mi? O Afrika'daki vesair yerlerdeki o yavruların buna derken bile tahammülü zor oluyor. Kemikleri görüyor, kemikleri. Yok yiyecek yok, içecek yok. Çamurların içerisinde bir terlik ayaklarındaki, biz narin deriz. O. Biz yavrumuza gidip en güzel, en yüksek mağazalardan iki günlük tüylü aman üşümesin diye, sıb sıcak ayakkabıları giydirirken onlar o durumda.
Ama bu tat imanın bu tadı lezzeti Mevla'yla olmanın şevki işte buraları da hatırlatır insana. Bizim bir yakınımız vardı. Evlerine geldiği zaman sofraya çok çeşitli yiyecek koymazmış. Sebebi de şu, daha çok yavrular evde fazla yemez de bir başka evde eğer yavrular bulunursa birbirlerine de yakın görüşürlerse hep onlarla yemek isterler. Görmüş ki bir ekmek ekmeğin yanında zeytin olur, peynir olur. Bunların hiçbiri yok. O pastırmaları ne edemiyoruz? Lokum. İnmez, inmez. Onu görünce evlerine gelmiş demiş ki yiyemeyiz yiyemeyiz. Artık Mevla ile olmanın hep tat ve lezzeti her şeyde zahir olur. Dünyadan Hazreti Ömer olur sanki Radiyallahu Anh. İki sene kendisinin devlet reisi var. Yatağa girmemiş, iki sene yatağa girmemiş. Demişler istirahat et, gündüz ashabın işi gece Rabbime olan kulluğu. Öyle ağlardı ki diyor bunların emsali de öyle.
Seccadesine yapışıp, Rab'am istikamet üzere devamımızı sağla, müminlere kurtuluş lütfet diyen birçok hak dostları var. Biz bu hak dostlarını zannediyoruz ki böyle hamgahlarında dergahlarında öyle tekkelerinde değil. Mesela bir Yavuz Sultan Selim gibi, bir Ömer'in İbni Abdülaziz gibi, bir Abdülhamid hazretleri gibi, bir Ömer'ül Muhtar gibi, ordusuna gece teheccüd namazını kılmayanı almıyor. Yavuz Sultan Selim gibi Rodos seferinde Muğla tarafına gelir. Dedim ki burada bir hak dostu var mı? Efendim Sara Ana diye bir kimse var. Herkes ona saygı duyar duasını almak ister. Var alın der. Anneciğim biz muvaffak olabilir miyiz? Eğer ordun hak ve hukuka riayet ederse korkma başarılısın. Sen orduyu arnavutluk denen bir yerden geçir. Sonra hasta oldum de. Armuda ihtiyacım var de. Eğer çantasında armut çıkan asker olursa onu orduya katma, başaramazsın, haram yemiştir.
Birkaç kişiden çıkar onu da almaz. Cihan padişahı olmaları bu sebepledir. Halktan bu şekilde korkmaları, Mevla'yı kendisine dost ediyor en büyük kazancı Mevla, oğlu da dünya. Bakın Abdülhamit efendimizin hiçbir şeyi çıkmıyor. Bunun yanında mesela Süleyman Paşa Edirne dolaylarında ilk alanın fethinde gece vakti askerlere soruyor. Askerlerin niyetiniz nedir? Niçin buraya geldik? Allah'ın dininin yücelmesi. Şafak sökmeden halı alınır. Öyle gelişigüzel maharetlerle alınmaz. Gönüldeki imanla alınır. İki yüz yetmiş kaç kiloluk mermiyi Seyit Çavuş bedeni gücüyle koymadı. İman gücüyle koydu. Recebi Şerif'e böyle girilir. Regaip gecesi böyle tesi'd edilir. Beşparmak dağlarındaki askerimizin bu tankı nasıl koydun deyince, haydi koy da bir görelim. Bunu o zaman Abdülkadir Geylani Hazretlerinin imdadıyla koydum.
Veysel Karani'nin uçakta giderken uçağın en son kısmında evladım bombaları indirecekseniz, bakın şu Türk bayrağının dalgalandığı yere indirin. Amca nasıl indirebilir ki Türk bayrağı hayır siyaseten onu yaptılar. Rumlar hücum edilmesin diye cephanediklerinin üstüne bunu koydular, aktı. Onlarla kazanıldı bu. Kore savaşında maculen yaralanan bir kimse üstadımızın burada yitiy diye diğeri var. Oraya gelir. Efendimiz onun Kore muharebesinde bulunduğunu bilince Kore savaşını anlatır. Orada nasıl çemberi yardıklarını, Allah Allah dediklerini, bunları anlatırken anlatırken yaşlı bir amca bir anda efendim siz orada değil miydiniz deyince üstadımız spuuteler cemaatte bir alık başlar. Biz zaferlerimizi böyle kazanırız. On üç askerimizin şehit olduğu yerdeki zafer de dualarla kazanılmıştır. Yüz on yedi yaşındaki ninenin yüzlerce örmüş olduğu o çorapla bir de özür diliyor.
Bazen gözüm görmediği için ilmeği atamadığı ve yanlış bir örgü meydana geldiği için bağışlayın diyor, bunlarla kazanılır. Geldiği için bağışlayın diyor bunlarla kazanılır. Allah'ımıza teslimiyetle kazanılır, bağlılıkla kazanılır. Hem maddi hem malum. Cenabı hak gecemizi bu şekilde ihyayı kendisinden bir nimetle nasip buyursun. Mümin bu. Ve Habibet-i Ubba. Bu geceleri ihya eden kimselerin sevgisi hep ahirettir. Ahiret deyince altından ırmaklar akan köşkler değildir. Bizim üstadımızın duvara şöyle mübarek ellerini dokundurup, bir öteye geçsek dediği Allah'ın cemalidir. Zaten dünyada görüyorum. Onların azıkları takvadır. Şurada az bir sıkıntı oldu virüsün ilk başladığı zamanda marketler boşalıyordu. Böyle el arabalarıyla mantılar makarnalar dur diyorlar. Bir sıkıntı yok. Bak fakirine yoksununa idari noktada yardımlar yapılıyor. Dur diyorlar. İnşallah zuhur etmiştir.
Bu hastalıkların bizi Mevla'ya döndürmesini isteriz. Mevla'ya dönelim. Bunlar uyanmamıza vesile olmalı. Bak bir anda. Şurada bir mecliste bulunuyoruz. Öksüren biri oldu mu aman ha diyoruz. Havadan da kapılır. Hele son mutasyona uğraması belki bir andadır çok zaman geçmeden diye çekiniyoruz. Acaba üç aylarında Regaip gecesini ihya etmeye çalışacağız, ihya olmaya çalışacağız. Nerede ihya edeceğiz biz? İlla olmaya kötülüklerden de bu küçücük bir mikroptan kaçtığımız gibi kaçabiliyor muyuz? Hiç yerinden çıkmayanlar var. Öyle olacak ki ve meclislisuhu zikrahu onun meclisi Rabbimizin anıldığı bir meclistir. Namazlarını kılarken miras zevkine ermek suretiyle huzura ermiş, Mevla'ya yakınlığı ve mahallile ala dediği artık müşahede hali midir nedir? Belki yerde duruyor mescitte duruyor ama Rabbimizin ilahi la mekan aleminde mi? Diyemiyoruz.
Allah'ımızın emri ilahiyesine tamamen sadık ve kurtulan zümreler budur. Öyle bir mümin ki emin müminin en mühim sıfatı emin, inanılacak bir kimse olmasıdır. Mesela gözü nedir? Haramlardan gözleri uzak. Şimdi biz Regaip gecesinin nasıl kutlanılması gerektiği hususunda Rabbimizin lütfuyla görüşüyoruz. Ibretle bakacak veya verrefs ama Kuran-ı Kerim'de esami Kötülüklerden isyandan yav boş söz boş. Onlardan korumaktır kulağımızı. Ve ihtaruha, mecresel zikir zikir meclislerine gönlümüzün müheyya olması, hazır olması ve emanetul lisan ve ve mütevemetül zikir zikrrullaha devam ile artık müminleri yaralayacak söz söylemek ve iftirada bulunmak, bunlardan kaçınmak ve ayağı ise isyandan tamamen kaçıyor. İbadet ve taate koşuyor ve ağzına dikkat ediyor. Ağzdaki emniyet diyelim biz buna. Ağzımızı koruyabilmek, dilimizi koruyabilmek. Nedir?
Helal yemektir ve emanetul yeden eli ise iyilikle hayır işleriyle meşgul olup onlardan alıkoyacak, Allah korusun harama götürecek ne varsa ondan tamamen elini çekiyor. Abdestte bile bu işler elimizi yıkarken ya Rabbi ben elimi tüm kötülükleri yapmaktan yıkıyorum, kurtar beni diye çalışmak ve emanetul kalp. Kalbin emaneti müraatul hak ala devam Bir kere bizim bizim kalbimizi muhafaza etmemiz bu emanettir kalp bize. Nedir? Hakkı gözetmek, vaktimize riayet etmek, içinde bulunduğumuz vakti Allah'ımızın avcı buyurduğu şekilde yapmak, hatta Allah'tan gayrı bir şey ne kalbine geliyor ne ediyor nur olmuş artık karanlıktan isyandan bir eser yok, isyan karanlığından. Ondan başkasını görmüyor. Ancak Rabbimizin nuruyla istirahate geçiyor. Bu şekil nedir müminin hali durumu?
Bu evsafta bu sıfatlara ayırarak inşallah Regaip gecesini ihyaayan Recep bir Şerif'te Regaip gecesinin gönüllerimize ihyasına nail oluruz inşallah.