İslami Liderlik ve Kalbi Selimlik kaydında Geçen günlerde bir kardeşimiz İbrahim Aleyhisselam hakkında soru tercih etti Kuran Azimüşşan da İbrahim Aleyhisselam'ın ismi çok geçiyor dedi bu nedendir Eğer bir emir çokça ifade ediliyorsa onun azametinden onun öneminden ve şiddetinden dolayıdır mesela Kuran-ı Kerim'de namaz hakkında sekseni geçkin ayeti I celile var bunun yanında…
İslami Liderlik ve Kalbi Selimlik kaydında Geçen günlerde bir kardeşimiz İbrahim Aleyhisselam hakkında soru tercih etti Kuran Azimüşşan da İbrahim Aleyhisselam'ın ismi çok geçiyor dedi bu nedendir Eğer bir emir çokça ifade ediliyorsa onun azametinden onun öneminden ve şiddetinden dolayıdır mesela Kuran-ı Kerim'de namaz hakkında sekseni geçkin ayeti I celile var bunun yanında…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 15 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Geçen günlerde bir kardeşimiz İbrahim Aleyhisselam hakkında soru tercih etti Kuran Azimüşşan da İbrahim Aleyhisselam'ın ismi çok geçiyor dedi bu nedendir Eğer bir emir çokça ifade ediliyorsa onun azametinden onun öneminden ve şiddetinden dolayıdır mesela Kuran-ı Kerim'de namaz hakkında sekseni geçkin ayeti I celile var bunun yanında cihada dair dört yüzün üzerinde ayet I celile var bunlar çokça geçmesi riayet etmemiz ve dikkat etmemiz gereken üzerinde hassasiyetle durmamız icap eden konulardır İbrahim Aleyhisselam'ın da çok geçmesi Elbette ki burada sıraladık onun başından geçen hadiseler ve hayatındaki mücadeledir bakın o mücadelelerden bir tanesi Bakara suresinde iki yüz elli sekiz. Ayet celle sallallahu aleyhi ve sellem.
Elemtera ilellezi hacce İbrahim mef fi rabbihi en nebruk hükümranlık yapıyor ya Allah kendisine hükümdarlık verdi diye onun bahşettiği ve güçle şımarıp azgınlaşıyor halbuki şükür etmemiz gerekir Allah'ımız hükümdarlık veriyor ve bunun yanında mal mülk veriyor Allah'ım layık değildim bir aile reisi olarak düşünelim bir camide imam olarak düşünelim bir müezzin olarak düşünelim bir hatip olarak düşünelim. Bir mahallenin muhtarı, bir beldenin kaymakamı diyelim bir vilayetin valisi, milletvekili, bakanı, başbakanı, Ertuğrul kenarında bir keçinin köprüden geçerken ayağının takılmasını bu Ömer'den sormazlar mı dediği gibi mesela Medine-i Münevvere'de giriyor tabi giriyor tabi araştırıyor neden böyle söyledin deyince diyor ki bizim halimize neden vakıf değdi bizim derdimize neden deva olmuyor? Anne çok uzak bir yerde bulunuyor.
Siz de onun bulunduğu çevrede değilsiniz deyince bizim halimizi sormayacaktı da neden başımıza halife olarak seçildi deyince Hazreti Ömer radıyallahu anh ağlamaya başlar. Hangi bizim idarecimizde bu var diyemiyorum. Elhamdülillah. Onlar da buna dikkat ederler. Öyle bir yarışa girme değil. O zaman biz hep bunu düşünürüz derim ki Ya rabbi daha çok genç insanımız bile illa ben de bu görevde bulunacağım Evet bulunacaksın ama sen rüstünü ispat edebildin mi sen idare edebilir misin? Insanların hakkını hukukunu gözetebilecek değerde misin?
Bu değerde miyiz bunu düşüneceğiz illa ben illa o Eskiden köylerimizde muhtarlık için Allah korusun köy birbirine girerdi bazı köylerde ölüm bile vuku bulurdu halbuki bizim düşüneceğimiz şu olacak diyelim ki yüz hane iki yüz hane beş yüz neyse ben bunların idaresinde bulunacağım ama haklarını gözetebilecek miyim bu olmalı hiç bu düşünme yok gelip oraya oturacağım oraya oturduk haydi güzel ama onun bir mesuliyeti yok mu Hz Ömer Efendimiz biraz yaşı ilerleyince elini Rabbi Zülcelal'imizin arşına açtı dedi ki ya Rabbi kemiğim artık incelmeye başladı eğer irademde bir olursa hata edecek olursam beni bağışla ya Rab diyordu biz bunu düşüneceğiz Nemrut hiç bunu düşünür mü?
Zaten müşrik Allah'ımız kendisine hükümdarlık verdi diye onun bahşettiği zenginliği ve miz yokken sen ihsan ettin ikram ettin ben de Kasas suresinde buyurulduğu üzere Cenabı Hak size nasıl ihsan etmişse etmişse siz de insanlara o şekilde ikramda bulunun bu. Hep bu biter ne tükenir işte ne desek orada hatamız çıkacak kusurumuz çıkacak en güzeli Kitabı Kerim'e bakıp ona göre hareket edecek basit çaremiz yok bizim ve bunlar bizim beynimizi karıştır kalbimizi değiştirir hiç gerek yok bunlara biz kitabı Kerim'e uyacağız kendimizden bir fikir beyan etmiyoruz sadece Arifani ilahi efendilerimiz peygamberlerimiz sallallahu aleyhi ve sellem sonra meşayizam ulema-ı kiram ve büyüklerimize nakiller Azgınlaştı sonra Rabbi hakkında İbrahim Aleyhisselam ile tartışmaya başladı. Igale İbrahim Aleyhisselam dedi. Halk var, hukuk var.
Haksız yere bir adamın canına kıymak bu İslam'da olur, bu dinde imanda kitapta olur. Başka ne olacak ki? Haksız yere bir adamı öldürmenin muhallet finnar olacağını bilmiyor. Ebedi ateş eğer kıtalin helal olacağını bilecek olursa yoksa büyük günah sahiplerinin için ebedi ateş denmez bizim mezhebimize göre. Fasıktır. Onu helal itikat etmediği müddetçe ebedi olmaz tabii ateşte kalması. Kolay onun için bir şey yok ki neleri çağrıştırıyor bunları da sükut ediyorum. Sanki kolay hiçbir bunun cezası yokmuş gibi bir tanesinde dedi bak sağ bıraktım. İbrahim Aleyhisselam'a Cenabı hakk'ın vermiş olduğu o nübüvvet, o risalet, o peygamberlik gücüyle bakın ne diyor. Kafir şaşa kaldı. Aleyhisselam onunla kısır tartışmalara girmeden. Peki Allah güneşi doğudan getirir hadi sen de kayıtsız şartsız itaat edilmeye layık bir otoriteysen onu batıdan getirsene deyince şaşırıp kaldı.
İbrahim Aleyhisselam'a verecek hiçbir cevap kalmadı. Burada İbrahim Aleyhisselam'ın net ifadelerini görürsünüz. Kuranı Kerim'de net ifadeleri öyle detaylara inmiyor. Kesin ifade buyuruyor. Allah Celle Celalühü hakikati bile bile reddeden zalimler toplumu doğru yola iletmez ve ondan sonra Ayet-i celil Celle işte bir memleketin yıkıldı daha sonra bu nasıl ihya olunacak deyince bu ayrı bir konu halıkımız halıkımız Celle Celalü böyle bir uzay Aleyhisselam'ın merkebi o da yüz sene kadar bir müddet içerisinde yiyecek ve içeceklerde var Cenabı Hak mahvetti sonra da ihya etti merkebin tabi kemikleri kalmıştı o yiyecekler ise hiç bozulmadı yüz sene geçiyor ama yüz sene geçiyor ne kadar bir zaman deyince bir gün ve bir günün çok azıdır dedi halbuki yüz sene geçmişti ne kadar bir müddet oldu.
Gal lebistu yevm men evbade yevmin bir gün ve bir günün biraz azı halbuki yüz sene Mevlamız yüce kudretini gösteriyor. Merkebi böyle kemikleri ortaya çıkmış, yiyecekleriyse hiç bozulmamış. Bunu görünce bakın ne diyor. Allah gale aleme ennallahu ala külli şeyin kadir. Derhal öldürdü ve yüz yıl sonra yeniden dirilterek söyle bakalım, sence ölü vaziyette kaç yıl kaldın diye sordu, o da olsa olsa bir gün ya da birkaç saat kalmışımdır deyince Cenabı hak buyurdu. Hayır aslında yüz yıl kaldın. Yiyeceğine ve içeceğine baksana. Daha bozulmamış bile yiyeceği ve içeceği şu sıcak mevsimde bir gün dışarı dışarıda kalacak olsa buzdolabına veya korunacak yerde, kalacak olsa buzdolabına veya korunacak yerde de dipreezlerde vesaire yerde kalmayacak olsa hemen bozuluyor. Bu da şu etleri çürümüş kemikleri dağılmış merkebine bak.
İşte bütün bunlar seni insanlığa sınırsız kudretimizi gösteren bir ibret belgesi kılmak için yaptık. Şimdi o çürümüş kemiklere bir bak nasıl üst üste yerleştiriyor sonra da üzerlerine et giydiriyoruz. Nihayet ölüm ötesi hayat ile ilgili hakikat ona iyice belli olunca evet artık çok iyi biliyorum. Gösteriyor başımızdan geçen bütün hadiseler daha sonra İbrahim Aleyhisselam gerçekten müstesna bir peygamberimizdir buyuruluyor Esselamü ve İbrahim rabbi erini keyfetuhil mevte diyor ki hani bir vakit İbrahim Aleyhisselam ey Rabbim ölüleri nasıl dirilteceğini bana bir göstersen demişti. Rabbimiz Rabbimiz gale evelem tü min inanmadın mı yoksa gal bela hayır ya rabbi velakin liyatma inne kalbi kalbim mutmain olsun inanıyorum daha kuvvetli bir inanç için. Bu tespitlerimizde İbrahim Aleyhisselam hakkında Kuran-ı Kerim'de geçen ayetlerde de var. İnşallah ifade etmeye çalışırız.
Şimdi öyleyse buyurdu Cenabı hak dört tane kuş yakala ve onları iyice kendine alıştır. Sonra onları kesip parçalara birer tepeye bırak. Ardından da onları çağır Allah'ın izniyle hepsi dirilecek ve uçarak sana gelecekler. Şunu iyi bil ki Allah sonsuz kudret ve hikmet sahibidir dedi. Artık o kuşların diğer tefsirlerde ne de uzun uzun izahları var. Her birisi nefsin bir huyu olarak ifade edilir anlatılır. O da esrarıdır bitmez ve tükenmez. Zaten İbrahim Aleyhisselam hakkında biz binde birini ifade edebiliriz. Mesela ayet-i celleler geçiyor. Birini ifade edebiliriz. Mesela Ayet celileler geçiyor. Bu Ayet celileleri böyle tam inceleyerek ele alsak hiçbir şey konuşamayız. Mesela hak yolunun taraftarıydı. Şimdi İbrahim Aleyhisselam inşallah Kuran-ı Kerim'deki beyanlar da söylemeye çalışalım. Aleyhisselam Nuh Aleyhisselam'ın dininde idi. Onun izinden gidenlerdendi. Ne demek bu?
Tevhid inancı üzereydi. Her şeyde Cenabı Hakk'ı birliyordu. Sonra hak din üzere olanların inananların da babasıdır. Rabbimiz Esselamü. Millete ebiküm İbrahim. Ayet numaralarını diyeyim isterseniz baştaki okuduğumuz Saffet suresi seksen üçüncü ayeti celle. Bu da Hac suresi yetmiş sekizinci ayeti celiledir. Belki bakarız araştırırız Cenabı Hak onu millete ebiküm İbrahim tıpkı babanız İbrahim'in tevhid dininde olduğu gibi. Sonra acele acele geçiyorum izahına girmeden fazla Cenabı hak onu dost edinmiştir Esselamü ve tektehadellahu İbrahime haliyle, İbrahim Aleyhisselam'ı dostluğuyla yüceltip şereflendirmiştir, yani rızasına ve yakınlığa erdirmiştir. Nisa Suresi yüz yirmi beş ayeti. Asıl söyleyeceğim husus şu idi semavat ve arzın esrarına vakıf kılınmıştır. Şimdi bir sineğin dahi esrarı anlatmakla bitmez. Bir karıncanın dahi binlerce çeşidi var.
Bir ara ele almıştık çözülecek gibi değil ve Allah'ımızı öyle zikrediyorlar ki o mahlukat bir defasında Ali Kerem Allah ve celle efendimiz nasıl olduysa karıncaya basmış. Aleyhis selatü ve selam Efendimiz buyurdular semada iki gündür yas var ya Ali diye öyle bir gözyaşı döktü öyle bir ağladı ki Hazreti Ali Kerimallah ve teala o Rabbimizi zikrediyordu diye olması için şimdi ne diyoruz? İmanımızı ya Rabbi taklitten tahkike çıkar. İşte İbrahim Aleyhisselam. Biz göremez miyiz? Velayet ölçüsü içerisinde biz de semavat ve arzın sırlarını görürüz ama nerede? Bu yaşantıyla nerede? Şimdi gelirken diyordum bak oturup kalkıyorsunuz insanlarla hiç Allah'ımızdan peygamberimizden konuşan var mı? Virüs mü?
Evet Allah'ımız daha biterinden muhafaza buyursun bunun yanında ne virüsler var bizim kötü ahlak virüslerimiz kesin bilgiyle hakkal yakın inananlardan olması için biz bunu işte İbrahim Aleyhisselam'ın devrinde böyle olmuş, İbrahim Aleyhisselam böyle yaşamış, ta asırlar öncesi değil bize ışık tutuyor bunların hepsi. Nasıl olmamız gerektiğini ve esrarına erimemizi, bak nasıl olmamız gerektiğini ve esrarına erimemizi bak gözü bağlı geliyoruz biz şu anda gözü bağlıyız şu anda evet bu gözler kör olmaz ama kalp gözü kör olur buyuruyor cenabı hak suresinde şimdi bu göz zahiri olan şu dünyayı görüyoruz ama ne melekut ne ceberut ne lahut niye göremiyoruz daha ceberut, lahut, melekut dursun eşyanın bir sırrı bizde zahir oluyor ve bir sudaki Allah'ın esrarı Daha neler neler. Bitmez ve tükenmez. Bitsek ne olur? Bir hacda hocamız bunu çok söylerim. Bir dua etti, duasında şunu söyledi.
Kendisi biliyor veya bilmiyor bunun anlamını, söylediğinin hakikatini inşallah biliyor. Dedi ki biz dedi, peygamberimizi görseydik sallallahu aleyhi ve sellem imanımız daha bir başka olurdu çok doğru söyledi onu görmek ne demek her gören de değil bunu unutmayalım onu görmek bütün vücudu değişir Nura dönüşür. O zaman Rabbimize olan teslimiyeti bağlılığı efendimizin sünnet seniyyesini yerine getirmesi çok müstesna olur. Evet kesin bilgiyle hakkalyakin inananlardan olması için göklerin ve yerin muhteşem yaratılışını, esrarını ilahi hükümranlığı, gök ve yerin işleyiş disiplinini, asli düzenli, rububiyet ve uluhiyet asıl ifade edilen bu burada. Rububiyet ve Uluhiyet ne demek? Mülkiyet ve tasarrufu kainatta Allahu Teala'nın tasarruf ve hakimiyeti ancak ona ibadet edilmesi.
Çünkü karşısında bir güç olan çünkü karşısında bir güç olamaz ilmiyle iradesiyle kudretiyle duymasıyla görmesiyle kelam sıfatıyla hayat sıfatlarıyla işsiz oluşu, rububiyet sıfatıyla da kainatta olan her şeyin her şeyin müdebbiri tedbir eden idare edenidir. Üç kişi idarede zorlanıyoruz biz. Hiç tarif insanlar, hayvanat, bitkiler ve bütün kainat onun idaresinde Cenabı Hak o idareyi diyor. Nesli pakinin müstesna oluşu. Esselamü fegat ateyna ala İbrahimel kitebe vel hikme ve ateynahum mülkima salkallahiülazim. Bir önceki Ayet celiline En'am suresi yetmiş beş onu takip ederseniz işte yıldızları görüyor ayı görüyor güneşi görüyor işte doğup batan benim rabbim olamaz Ben yönümü Allah'a döndüm diyor. Semavat ve arzı yaratan Cenabı Hakk'a Hanif olarak Tevhid inancı üzere ben müşriklerden değilim diyor bu dönüş bizim bildiğimiz gibi bir dönüş değil bizden istenen de budur zaten tarikat-ı Aliyyede.
Nedir? Kalbine dönüş. Bu namaz tatilinde de Kabe'ye dönüşte de kalben dönüş. Oruç tutarken de azalarımıza tuttururken biz aynı zamanda azalarımızı günahlardan korunmak suretiyle de tutmak bir zekatı verirken kalbin de arınması, hazır azık hazırlanması Kitap ve kitaptaki bilgileri uygulanma yeteneği olan hikmet vermiş ve onlara büyük bir mülk devlet ve saltanat servet vermiştir. Çok büyük sınavdan geçmiş ve aynı zamanda bütün insanlara da imam olmuştur. Demek ki kolayına değin. Bir sıkıntı, bir eza, bir cefa emrolunduğumuz vazifeleri takatimiz nispetinde. O ne demek Hakk'a tükati gerçekten gerçekten tam manasıyla yerine getirmek İbrahim Aleyhisselam'ı biz seni Rabbimiz vdim zalimleri kapsamaz. Ne demek bu? Yani biyolojik sebeplere dayanmaz bu ahlaki liyakat ister. Bu senin oğlum çocuğum bilmem filan dayım amcam demekle olmaz. Ona ehil olması gerekir.
Mesela biz sadatı kiram efendilerimizi okuduğumuzda şunu görüyoruz. Mesela Esad Erbili Hazretleri çok genç yaşta yirmi üç yaşında intisap etmiş beş seneden sonra da hazırımın makamına kaim oldum buyuruyor. Orada bazı eski halifelerin kırk senelik elli senelik gönüllerine düşer der ki çok genç değil mi hemen nasıl bu vazifeye sahip oluyor diye gönüllerinden geçince taal Hariri Hazretleri bu benim emrim değildir buyur Rabbimizin emriyle hareket eden kimseler şunu hiç unutmam biz anlatmamışız bazen düşünüyorum hatırımıza çokça geliyor biz hiç vermemişiz bunları çünkü Efendimiz Hazretleri bir gün bize dedi ki eğer dedi benim üzerime tevdip olunan ikram edilen nimetleri söylersen mesul tutarım seni dedi Nasıl söyleyeyim? Daha hala etkisi var üzerimde söyleyemiyorum. Bak şimdi diyebilirim. Sami Efendimiz Hazretleri kalpte radiyallahu anh yak artmaz biz inanmışız. Öyle derdim.
Bunu bir iftihar ederek değil hamdederek söylüyorum. Bizim dedim nefis de inandı şeytan da inandı derdim. Yaklaşamaz bize. En çünkü gözlerimizde gördük onun sohbetlerindeki gözyaşını daha neler neler Kabe'yi bina etmesi Kabe'nin yerinin tespiti zevcesini söylüyor böyle bir tatil yapalım dedi diyor. Yine tatil yapıyor. Mekke'ye Medine'ye gelecekmiş tatil yapıyor. O tatil evliyaullah'ta hususi minarelerinde davetle başlar. Bizzat Efendimiz aleyhissalatu vesselam davet eder Cenabı Hak davet eder. O davetiye şudur. Nut-u kable ente mutu, ölmeden evvel ölme sırrına eren insanlar edilmez anlatamam şimdi değişik yönlere götürülür diye çekinirim çünkü dinleyen kardeşlerimiz belki ilk karşılaşacaktır özel olarak anlatırım hepsi bunlar şer-i Şerife muvaffak olan hallerdir. Bir gece diyor ben kalktım çok ağlıyordum diyor içerim de ateş gibi yandı.
Naciye annemiz kendisi Naci, Naciye annemiz diyor ki Naci nedir bu gözyaşı? Ağlamaktan söyleyemedim diyor. Naciye Resulullah davet ediyor dedim diyor. İşte böyle böyle gidilir oraya. Bizim gibi değil, bizim gibi gitmeyin. Gideceksek Beytül Mamuru tavaf değil Beytül Mamur zatını ziyaret şeklinde. Zaten Sami Efendimiz Hazretlerinin İbrahim Aleyhisselam kitabından esinlenerek söylüyorum, bir kimse hacca gidiyor yanında çocuğu da varmış. O Beytullah'a gideceğim dedikçe Rabbimizi göreceğini düşünüyor. Dedikçe Rabbimizi göreceğini düşünüyor. Çocuğun ısrarına dayanamıyor, götürüyor evladının. Kabe Muazzama'ya girecekler. Önde babası arkada da evladının. Fakat Beytullah'a girer girmez arkadan bir ses duyuluyor Allah diye. Bu nedir? Nenin nesidir diye şöyle geriye doğru baktığında bakıyor ki yavru yerde. Ruhunu teslim etmiş. O şaşkınlık içerisinde Kabe'nin bir tarafından ses geliyor.
Sen Kabe'yi istedin Kabe'ye kavuştun. Bu zatımızı istedi zatımıza kavuştun budur. Bunlar için işte İbrahim Aleyhisselam. Biz izahına girmiyorum dediğim budur. Yoksa hiç anlatamıyorum. Hep mevzular yarım yarım yarım bu olsun biraz ilerletelim istedim. Kurulacağı yeri hazırlarken hiçbir şeyi bana ortak koşma. Ortak koşulmasına izin de verme. Evimi tavaf eden huzurumda saygı ile duran rukua eğilen ve secdeye kapananlara her türlü maddi ve manevi kirlerden arındıracak, arındırarak temizleyerek pak tut diye buyuruluyor. Sonra oğlu ile temelleri yükseltmiş inşa etmiş emin bir şehir olur. Mekke zürriyetinden itaat eden ve peygamberler gönderilmesi Allah'ımıza niyazı tazarru pek çok İbrahim Aleyhisselam'ın. Efendimizin bir mübarek sözü var sallallahu aleyhi ve sellem babam İbrahim'in duası, kardeşim İsa'nın müjdesi annemin rüyasıyım buyuruyor.
Geçmiş peygamberler için İbrahim Aleyhisselam kalıcı bir değerdir. Esselamü. Ve kul sadakallah fettebiu millete İbrahime Hanife ve ma kaneminel müşrikin. Salakallahülazim. Ali İman doksan beş. Allahu Teala doğru söylemektedir. Öyleyse siz de bir tek Allahu Teala'ya yönelen İbrahim Aleyhisselam'ın inanç sistemine uyun. Dünya ve ahirette seçilenlerdendir. Eshamne. Medet değil. Rabbımızdan medet beklemiştir. Melikül Hak olan Cenabıhakk'a tek başına dönen bir peygamber. Kavmine peygamber olarak gönderildiği zaman babasını davet ediyor ret. Kavmini davet ediyor ret. Bir de karşısında Nemrut gibi bir hain hiç. Onlar da çekinmiyor zaten o ateşe atılması noktasına niye gelemiyoruz çünkü bu bir senelik görüşme bu.
İnşallah bir kaynak olarak söyleyeyim Sami Efendi kaddesallahu sırrı hazretlerinin İbrahim Yusuf Yunus ve Hud diye artık bu kitaplar bir araya getirilmiş özel olarak İbrahim Aleyhisselamı okuruz orada Çok güzel izah buyurmuştur. Rabbimize kendine adayan bir peygamberdir ve çok ince ruhlu bir peygamber ince ruhlu. Eshabülem. İnne İbrahime de evvahun halim, Tevbe suresi yüz on dört çok ince ruhlu ve yumuşak huylu tazarru ve niyazda bulunan bir Hicr suresi ayet elli bir. Diğeri Tevbe suresi yüz on dört. Onlara İbrahim Aleyhisselam'ın misafirlerinden de haber ver. Aynı zamanda sadakatte de sadakatte de bir tanedir. Eshabü filkitabi İbrahim. Tevhid önderi, ahlak örneği, sözünde duran, tevhid mücadelesini tek başına yürüten bir peygamberdi. Daha diğerlerine geçmiyoruz burada hep düşündüğüm şu oldu acaba biz bir mesaj verebilir miyiz?
Çünkü önümde yine İbrahim Aleyhisselam'la alakalı pek çok notlar var. Sami Ramazanoğlu, Kaddesallahü Sırrı üstadımızın acaba bulabilir miyim? Bulursam oradan size arz etmeye çalışırım. Ne kadar seçkin bir peygamber olduğunu ve bundan öğüt alacağımızı ders alacağımızı bulursam söylerim bulamazsam en azından bizim alacağımız ders şudur inancı üzere olmak. Tevhid'in hayatımızın her anını her anını ihata etmesidir. Evet ve insanları da tevhide davet etmek sağlam bir itikat. Farz, vacip, sünnet, müstehap bunları öğrenmek. Gereğiyle amel etmek. Nefsimizi irşad ve ıslah ile meşgul olmak. Kalbimizi tasfiye nefsimizi tezkiye. Kalbimizi tasfiye ne demek arındırmak, mur etmek. Nefsimizi tezkiye İrşad ve ıslahını onu mutmainne haline gelinceye kadar gayret göstermektir mutmainne haline gelinceye kadar neden bunu söylüyoruz ehrince malumdur malumdur.
Mutmainne sıfatına gelmeden sizin moralleriniz bozulmasın. Amelin kabulü hususunda çok düşüneceğiz. Ehlullah'ın derdi de buydu zaten. Yaptık bir taat ama kabul olundu mu olunmadı mı diye. İbrahim Aleyhisselam'ın böyle hayatından örneklerde nasihatlerde bulunuluyor. Mesela bir ayeti celilenin neticesinde hiç kimseye eziyet etmemek. Hiçbir kimseden incinmemek. Bir kimseye iyilik yaptığında onda mükafat beklememek. Bu hangi ayet delilidir? Esemre yevmedeyen favu ma'lum ve labenut illa men etallahe big kalbin selim ayeti celliyle bu. Sonra İbrahim Aleyhisselam öyle bir peygamber ki tarif edemiyorum amel ve kalbi selim talebinde bazı izahlar yapmışlar. Konu çok uzun. Kalbi selim'e gelen kimseden murat kalbi selim ile malını hayrata sarf ediyor. Allah yolunda veriyor ve evladına hak dini öğreten ve hak yola irşad ile kalbi mal ve evladının fesadından salim kılan kimsedir buyurulmuştur.
Kalbi selim dininde cehaletten ahlakı fasiteden mal ve evladın şerrinden salim ve pak olarak huzur-u ilahiye gelen kimsedir. Rabbimiz böyle istiyor zaten. Kulum bana doğruca gel, eğri gelen ermez doğruluk et öylece gel. Allah bizi Celle Celalühü tertemiz gönderdi bu dünyaya. Tertemiz olarak da emanetini almak istiyor. Tertemiz kılacak ayetlerle, hadisi şeriflerle ne diyelim emri ilahiye ile bitmez ve tükenmez. Gözümüzün ibretle bakmasıyla ders almasıyla şu kainatın bahar gününde öyle bir zevk için değil ki bize. Mevsimlerin bize çok büyük bir dersi var. Şu dağların yeşermesi kalbim acaba imanın imanın kemaliyle yeşermeyecek mi? İbadet ve taatin neşesiyle iyle yeşermeyecek mi ibadet ve taatin neşesiyle ihlas ihsan ve takvasıyla nura erişmeyecek mi diye düşünmeleri temir etmelidir.
Evet şu halde malını hayrata hayrata sarf ve evladını ahkam-ı diniyeyi öğreten emrazı kalbi kalp hastalıklarını ahlakı zemime ve cehaletten salim olarak ahirete giden kimsenin mal ve evladından menfaat göreceğine bu ayet-i celile delalet eder. Sonra kalbi selim kalbin küfür nifak ve marazlardan ve maasiden salim olmasıdır. Ebul Kasım El Hakim'e kalbi selim'den sorulduğunda selimden sorulduğunda deminki ifade ettiğimiz hiç kimseden incinmemek ve incinmemek gibi ifadelerde bulunuyor ve sonra İbrahim Aleyhisselam'da okuduğumuz ayet-i celnede gazap hallerinde iradeyi terk ile cevabını gazap hallerinde iradeyi terk ile cevabını verdiler. Evet. İbrahim Aleyhisselam melekü'l mevte mülaki olduğunda Rabbim beni niçin dost edindin diye sordu.
Cenabı Hak şefaatlerine mazhar kılsın Velhamdülillahi rabbil alemin aleyhüssalatü vesselam Efendimizin ruh tayyibelerine ehline ashabına peygamber-ı nizam ve piran-ı nizamın bütün geçmişlerimizin mümin ve müminatın ervahına El Fatiha