Euzu billahi minşeğin ta'nürracim Bismillahirrahmanirrahim. Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz bir defasında namaz kıldırıyor, arkadan bir yavrunun sesini işitti. Namazını uzatmadı. O yavru daha da muzdarip olmasın diye kısa kesiverti. Bu anlayışla alakalı. Hacazin Efendi, Huddise, sallallahu aleyhi ve sellem sana-i cariye var. Çok yerde var mı bilmiyorum bazı yerlerde. Biraz konuşma uzadığı zaman cemaatten sesler duyuyor. Ezan okundu Hocam, cemaatte çok geliyor, biraz ileriye ne derler? Oradaki konuşanın benim moralinde bozulma olur. Bir de o anda belki vurgulu bir konuşması olacak, ifadesi olacak, ona da mani olur. Biz konuşurken Hacı Hasan Efendi'den de, Kadıde Sallallahü'l-Sır ve Üstadımız Azımız, Oğlum yeter dedi. Sonra da bize şunu anlattı, buyurdu ki çok densin, kalkacak, insanlar bunu fehiremez, bir kısım çoğu insan düşünemez.
İşte cemaatilerin diyecek, ezan okundu diyecek, seni böyle rahatsız etmesinler diye yaptım, dedi. İşte akıl. Bir tanesi gelmiş, demiş ki, eben demiş, şehadetnamemi aldım, on iki ilim derler, hadis, fıkıh, kelam, iso, gu, fi, mantık, on iki ilim. Bunu tamamladım şehadetnamemi de, yani diplomamı aldım. Deyince oğlum siyaset ilmi de okudun mu? Siyaset ilmi politika gibi bir başkasının ayağına çelme takmak değildir. Bu seyislikten ileri gelir, insan idare etmek demektir. Madem misalin çoğunu Hac Hasan Efendi'den verdik, Hac Hasan Efendi'de iki özellik vardı müstesna. Biri siyaset, biri de insan idare etmesin, insanı idare ediyor. Çok, o zaman biz burayı görüşemeyiz. Burada ne buyruluyor? İnsanlar ondan emniyet içerisinde kalbi ihya oluyor, aklı ile geçim yolunu buluyor. Bir kadın kocasına ilmek hazırlar, öyle bir tuz atar ki haddinden fazla. Acaba ne yapacak diye.
Kocası akıllı bir kimse biraz tadar, Ondan sonra der ki, ellerinden bal mı aktı? Belki bunu kızdıramadın, ikinci bal hiç tuz atmaz. Yine o akıllı olan kimse parmaklarından pekmez mi, bal mı, reçel mi attı. Düşünür der ki ne asi bir kimseymişim, ne kadar düşük bir kimseymişim ki hakkı teslim eden, yerini yurdunu bilen bir kimse her halimle güzel yaptın dedi, der ve onun yoluna gelmesine vesile olur. Akıl müstesna bir nimettir, idraktir, anlayıştır. Mümin olan müdrik olabilmektir. İlimle. Demek ki anlayış Allah'tan gelen bir nimettir, anlayışı. Havrayışı çok güçlü, anlayışı çok güçlü. Sümme bir nurillahi teala Allah'ımızın nuri ile, sonra tevhidle, sonra marifet-i ilahiye ile ve Allah'tan bir lütufla insanların ihyasını vesile oluyor. Mümin kimdir? Mengalallah Celle Celalühu, mengalallah ve le şey emma. Bu aslında bütün konuşmaların özeti mahiyetinde olabilir.
Kim Allah derse, onun hiçbir şeye ihtiyacı olmaz. Bir kimse, bir devrişe şunu söyler, der ki derüş kardeşim ama çok varlıklı bir cinsin. Sana de, bakru zaruretinden dolayı yardım ediyorlar, irtibatta bulunuyorlar. Gel bunların hiçbirisi sana yardımda bulunmasın. Ben senin bütün ihtiyaçlarını görüyorum. O delil çok akıllı. Der ki sen şimdi benim bütün sıkıntılarımı üstleneceksin, Sen ebedi yaşayacak mısın? Haydi Allah'ın vaktini tamamlar ahirete biçersin. Sonra benden bir yanlışlık gördüğünde fikrinden de dönebilirsin, böyle sıraları. Şimdi varlıklısın ama öyle olur ki bir anda yokluğa da düşebilirsin. Ben öyle bir kimseye itimat ettim ki Sırfınla ölelim. Ölmeyin, ezeli ve ebedi olan Cenab-ı Hakk'a güvendir. O her işime benim yeter. O zaman Allahu Zülcelal'e tam teslim olan kimsenin hiçbir sıkıntısı kalmaz. Buna ait misaller pek şu, Rabbimize güveniyle her şeyi tamamlanmış.