İslami Keramet Kavramı ve Manevi Gelişim kaydında Kerametin lügatte anlamı, keramat Keramet Allah'ın yüce kudreti ve ihsanı ile dostlarının elinde zuhur eden, harikulade olan işlerdir. Harikulade mesela su üzerinde yürümek, ateş yalamak, havada uçmak bunun gibi bir anda bir yerden diğer bir yere geçmek. Kuran-ı Azimüşşan'da Biz Ademoğlunu mükerrem kıldık. İnsanın mükerremiyeti, fazileti,…
İslami Keramet Kavramı ve Manevi Gelişim ne anlatıyor?
İslami Keramet Kavramı ve Manevi Gelişim kaydında Kerametin lügatte anlamı, keramat Keramet Allah'ın yüce kudreti ve ihsanı ile dostlarının elinde zuhur eden, harikulade olan işlerdir. Harikulade mesela su üzerinde yürümek, ateş yalamak, havada uçmak bunun gibi bir anda bir yerden diğer bir yere geçmek. Kuran-ı Azimüşşan'da Biz Ademoğlunu mükerrem kıldık. İnsanın mükerremiyeti, fazileti,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Kerametin lügatte anlamı, keramat Keramet Allah'ın yüce kudreti ve ihsanı ile dostlarının elinde zuhur eden, harikulade olan işlerdir. Harikulade mesela su üzerinde yürümek, ateş yalamak, havada uçmak bunun gibi bir anda bir yerden diğer bir yere geçmek. Kuran-ı Azimüşşan'da Biz Ademoğlunu mükerrem kıldık. İnsanın mükerremiyeti, fazileti, üstünlüğü, etinde, kanında, kemiğinde değil, imanın da, Allah'ın emirlerine celle celalü riayetinde, nehyettiğinden kaçmasında ve güzel ahlakındadır. Fil istilahın sufi, sufilerin ifadelerine göre Kerame Sehil bin Abdullah et-tüsteri hazretleri, kalpte sallallahü sırra. Ahlak-ı zemimeden, kötü ahlaktan güzel ahlaka dönüştür. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin hareketlerine, tavırlarına, yaşantılarına uygun bir hali hayatında devam ettirmektir, yaşantısının hayatında devam ettirmektir yaşantısının Nebiyi Ekrem Efendimize uygun bir şekilde devamıdır.
Cenabı Hak'tan füyuzat-ı ilahiye vasıtasıyla Rabbımızdan gelen manevi bir coşkunlukla, nur-u ilahinin kendisinden zuhur buyurduğu Mevla I Zülcelal'den ilahi nurun velinin kalbine aksetmesinden meydana gelen haller. Keramet mucize ve keramet sözde birdir ama zuhur ettiği kimseler de farklıdır. Mesela nübüvvet davası gütmeksizin yani bir peygamberlik gibi bir risalet gibi bu davaya düşmeksizin velilerde meydana gelen harikulade hallerdir. Burada mucize ve keramet sözde bir zuhur ettiği kimselerde farklı demesinin izahı durumunda. Acayip haller mesela efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin mübarek parmaklarından suların akması, ayın ikiye yarılması, hayvanat ile konuşması, anlatmakla bitmez. Mucize, mucizeleri Efendimiz için nedir? Bu görüntüler, bu haller mucizedir. Diğer peygamberlerde de olduğu gibi. Mesela İsa aleyhisselamın ölüleri diriltmesi gibi.
Musa aleyhisselamın dokuz tane mucize asalarının firavunun sarayına bile ağzını açıp yutmaya kalkması, dört yüz tane sihirbazın iplerini sopalarını yutması, parıl parıl parlaması, denize vurmuş olduğu asa ile on iki yolun açılması. Buna benzer haller peygamberlerde da keramettir. Ebul Mevahibi Şazeni Hazretleri Karde sallahu sırra, yebur bel keramet, yiyen istihkame, keramet istikamettir. Nebilerin, velilerin, sıddıkların, şehitlerin, sanilerin yaşadığı gibi bir hayat yaşamaktır. O zaman keramet sihri, Allah'ımız her dilediğini, her istediğini, artık ne dilerse onu yerine getiren güç ve kuvvet sahibi Mevla'yı Zülcelal'in zatı kibriya'yı tanıyan ariflere, dostlarına has kılmış olduğu bir güzelliktir, bir nimettir, bir berekettir, bir lütuftur, bir ihsandır. Bu bir deccaldeki sihir değildir. Cenneti cehennem cehennemi cennet göstermek gibi bir hal değildir.
O göz bağlayıcılık bilmem falan katiyen değildir. Onlar şer'i şerife uymayanlarda efendimizin sünnet-i seniyyelerine muhalif olan kimselerde zuhur eden bu gibi haller istidraçtır. Cehennemde derecelerinin bir kat daha artmasına sebep olur. Keramet dendiği zaman keramet nedir? Bir kere keramet bir manevi olanı vardır. Ve manevi keramet kelmarifeti billah Allah'ımızı Celle Celalü tanımak gibi, ve haşyetü leh onun azameti ilahiyesinden titremek gibi ve devamül murakabetile onun her zaman bizi gözetlediğini bilmek gibi ve nehyi yasakladığı ve emrettiklerine son derece riayet etmek ve kaçınmamızı, emrettiklerinden de kaçınmaktır. İmanımızın gönlümüzde güç ve kuvvet bulması, kalbimizde tam yerleşmesi, tadının ve lezzetinin alınması, vücudumuzun emrolunan ilahi emirleri yerine getirmesi, dilimizin de her an onun zikri ile ıslı olmasıdır. Manevi keramet bu.
Devamlı Allah'ın ve resulünün celle celalü emrine uymak, Allah'ı zülcelal den duyabilecek bir güç ve kuvvete gelmek ve ondan anlamaktır. Onun, onun tahrif ettiği şekilde yani Arafullah ve Arafü billah, Rabbi zülcelalimizi Rabbimizle tanıyabilmektir ve ve sıdk tevekkülü ve sıdk tevekkülü ile gayrı de ehli. Devamlı ona tam manasıyla güvenip dayanmak, tevekkülün, tevekkülün, teslimiyetin tam olması ve bunun gibi güzel hallerdir. Ebu Abbas, Hadis Sallallahü Sırrı uçmayı iki kısma ayırmıştır. Birisi tayy-ü ezkar, birisi de tayy ü ekber. Yani büyük uçma ve küçük uçma diye. Bu küçük olan uçmayı umum insanlar için tarif ediyor. Mesela havada uçmak ve yerin yerin dürülmesi gibi. Mesela uzak mesafelerin çok kısalması gibi. Ve tayyül ekber büyük olan uçuş ise tayyül evsafin nüfuz bir kere nefsin mertebelerini geçip mutmainne, Raziye ve marziye gibi insanı kamil olmanın sıfatlarını elde etmektir.
Diyelim ki bu hal velilerde zuhur etmedi. Böyle acayip haller zuhur etmedi. Eğer zuhur etmeyecek olursa o velayet halinde değil diyemeyiz Hadiye. O velidir. Eğer eğer bu güç bu nefsin mertebelerini geçme halleri meydana gelmezse o kimse ne olur? Aldananlardan olur. Kafirlerle beraber haşrucem olur. Çünkü nefsinin mertebelerini geçmiyor. Bunun için gayreti ve çabası yok. Ve bir de evradı ezkar hususunda geçişin yapılabilmesi için mesela kalbimizin zikri, ruhumuzun zikri bilhassa nefy ü ispbatın tarifi mürşidi kamille olur aksi halde yakılan mefhi ispat tarifleri yanlıştır ve makbul değildir. Ancak mürşid-i kamilin eliyle olur. Evrad ve ezkar geçirmeleri bizzat zatında kendisinde yaşar onu. Aynen bir cıva gibi ruhuna dediği zaman bir akış oluverir. Öyle gelişigüzel yapılmaz, ehli olmayan kimseler kalbi yiyen yapamaz. Emrolunsa dahi eğer istikametimizi bozmuşsak mümkün değildir.
Eğer biz diyor bu gibi güzel halleri geçmeyecek olursak aldananlardan oluruz ve gafillerle beraber haşr-ü cem oluruz. Ebu'l Hasan-ı Şaziliği Hazretleri bunu tarif ederken kerameti iki tarzda ifade buyuruyor. Kerametü'l iman bir artık şuhud kelimesi her şeyin esrarına nail olmak ve imanın kemale ermesidir, diye tarif buyurmuşlardır. Şimdi hileden, hutadan, her türlü kötülüklerden, üstünlük kavgasından tamamen geçip Allah'ın Celle Celalü Kitab-ı Kerim'ine ve Habibinin sünnet seniyyesine uymaktır. Eğer, eğer bu gibi güzellikler verilir de o kimse başka arzulara düşerse, baş olma arzusuna düşerse, saltanat kavgasına düşerse Allah korusun nefsimizin saltanatı gibi şeytanın aldatmalarına düşersek, dünyevi muhabbetlere kanacak olursak nedir? O aldanmıştır ve yalancıdır. Bu gibi haller Ebu Bekir Sıddık Efendimiz de zuhur etmiştir. Hz. Ömer radiyallahu anh de çokça bildiğimiz bir hadise.
Ya Sariye cebelel cebel takilla dağa çekil demesi iki aylık mesafede mübarek seslerinin duyurulması. Hazreti Osman efendimizin huzuruna gelen kimselere sizde zina eserleri görüyorum demesi onların yolda gelirken bir kadına bakışlarını haber vermesin vermesin ve diğer sahabe-i kiramdan zuhur etmiştir. Bunun zuhuru Efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem buyuruyorlar. Tirmizi'de geçen hadisi şerif. Müminin anlayışından sakının çünkü onlar Allah'ın nuruyla bakarlar. Ve ve diğer hadis-i şeriflerde de var. Hatta Hadis-i Kudsi peydahakatü küntü lehu seman Allah'ımız Celle Celalühu onu sevdiği zaman onun kulağı ve basaran gözü ve li enen dili ve kalben kalbi ve aklen aklı ve yeden ve meyyeden eli gücü ve kuvveti olur. Eğer bu güç ve kuvvet verilmişse bu gibi insanlarda harikulade dediğimiz hallerin zuhur etmemesi mümkün değildir.
Şimdi gayb gizlenirken haber verilmezken Cenabı hakk'ın dışında kimse bilmezken nasıl ki bir padişah çok sevdiği güvendiği vezirine sırrını verir. Halık'l Lemyezel dilerse sevdiklerine sevdiklerine acayip halleri gösterir. O esrardan da haber verir hiç şüphesiz. Keramet Rabbi zülcelalimizin vermiş olduğu bir kuvvettir, ilahi bir kudret o. Ve cihad el keramet fil ve cihadel keramet fil veli, cihadel li kudret lazi zül gadir güç ve kuvvet sahibi Mevla I zülcelal'ik inkar gibi oluyor. Velilerden meydana gelen kerameti biz kabul etmeyiz gibi sözler kayd. Kaidemiz de mevcut. Enbiyada mucize, velide de keramet. Burada nebilerde bir peygamberden diğer bir peygambere geçiş var. Şimdi bir kitaptan diğer bir kitaba geçiş var. Onun için gösterilmesi vaciptir, 'in koymuş olduğu, bize emretmiş olduğu esasların El Ulema ve Rahatatü'l Enbiya alimler nebilerin varisleridir.
Onlar nebiler gibi tebliğ ve davette bulunurlar. Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın yapmış olduğu görevi velayet ölçüsü içerisinde icra ederler. Keramet veliler için mucize de nebiler için ama velilerin gizlemesi evladır. Hatta biz çokça da bunu ifade etmiştik Rabbimizin izniyle kerametin ulu orta ifade edilmesi bir veli için puan kaybıdır diye. Bir kere Kuran-ı Kerim'de Kuran-ı Azimüşşan'da keramet hakkında bize deliller pek çok ancak velilerde olur. Veli de keramet keramet ancak velilerde olur. Vel'veli veli de ve sahibü'l abideti sahiha. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem ve Ashab-ı Kiram'ın ve hak olan ulema-i Kiram'ın görüşüne uygun olan kimselerdir. Kerametin zuhur ettiği Melih. Uygun amel işlerler. Efendimize sünnet-i seniyyesine harfiyen imkan nispetinde uyarlar. Tahaatleri ve güçleri yettiği nispetle. Veli kerametin aşığı olan bir kimse değildir.
Kerametinden dolayı da bir başkasına karşı üstünlük taslamaz. Müfessirlerin üstazı diyebileceğimiz Tahreddin Razi Hazretleri kalpte Sallallahu sirra, tefsir-i kebirinde onlar kerametle rahat edecek, huzur bulacak, onunla sevinecek, onunla rahata erecek bir kimse değillerdir. Eğer keramet zuhur ederse Cenabı Hak'tan son derece korkarlar ve titremeye başlarlar. Onlar Allah'ımızın Allah'ımızın bir cezasına, azabına, gazabına uğrarız diye bu korku da çok şiddetlidirler. Allah korusun istidraç. Bunu anlattık. Şer'i şerife sünnet-i seniyyeye uymayan insanlardan zuhur eden acayip haller cehennemdeki derecesini biraz daha artırır. Öyle bir hale düşmekten dolayı tir tir titreyen mübarek kimselerdir.
Ahmed er Rufai hazretleri Buyuruyor ki nasıl kirli zamanlarında kadınlar haize olduğu zamanlarda namaz ve oruç tutamadıkları anlarda bir kadın haize olduğunda bu bezi kirli olan bezini nasıl gizliyorsa evliyaullah da kerametini gizler buyurmuşlardır. Allah'ın dostları yanında kerametin en büyüğü El-İstikametü aleş şerhi ah. Onlar dini aliye son derece saygıyla, sevgiyle, muhabbetle yakışan kimselerdir. Velilerden kerametin en üstün olanı bir kere bunu bil. Devam müt tevfik velik taat ibadet ve taat de Cenabı Hak'ın onlara yardımı vardır. Saatlerden katiyen doymazlar. Ne tebliğden, ne davetten, ne hizmetten hiçbir zaman geri kalmazlar. Hatalardan, günahlardan, isyanlardan, nefsani hallerden tamamen uzaklaşırlar. Sihir bin Abdullah Ettüsteri hazretleri, buyuruyor ki, Kötü ahlaktan güzel ahlaka, ahlakı Muhammediyeye geçiştir.
Ebu'l Hasen-i Şazenî hazretleri, üzere yürümek Cenabı Hakk'a nail olmaktır. Bu da imanın doğru ve dürüst olup ziyadeleşmesi ve Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin getirmiş olduğu emirlere zahiden ve batinen ittiba etmek, uymaktır demişlerdir. Yine Muhyiddin Arabi kalpte Hazretleri kerameti tahrif buyururken, hissi olan keramet bunu da anlatırken şu şekilde ifade buyurmuştur. Su üzerinde yürümek, havada uçmak, arzın dürülüp uzak misafirlerin bir anda doğudan batıya an-ı vahit bir anda geçilmesi gibi hallerdir. Ama manevi keramete gelince ve emmel kerametü'l maneviye ancak Allah'ın sevgili kulları bunu yerine getirirler şeri emirlere son derece edeple, erkanla riayet ederler.
Bir ve görevleri yerine getirmek ve sefih olan düşük insanların hallerinden, davranışlarından şiddetle kaçınırlar ve müsarratu ilel hayrat, hayırlı işlerde devamlı ileriye giderler ve izaletü'l-ıhli vehidli min sadrihilin nes ve hasel ve sudüvan bir kere insanlara kötü zan gibi, hasetlik gibi bir hal onların sadırlarında katiyen kalmaz. Kin, kibir hasetlikten kurtulurlar ve taharetul kalbi min külli sıfatin mezmumet bir kere kötü sıfattan tamamen kalpleri arınmıştır. Gönülleri ve tahliyyetuhu bil murakabe temalen farz her bir nefeste Rabbimizin kendilerini özetlediğini bilmen nimetine güzelliğine nail olmuşlardır ve müraatu hukukillahi teala nefsihi ve flaşya gerek kendi şahıslarında gerekse kendilerinin dışında işte çoluğuna, çocuğuna, eşine, dostuna, yere, göğe ve bütün varlıklara olan Allah'ın hakkını yerine getirirler. Bu gibi güzel hallerdir diye tarif buyrulmuş.
Daha kerameti anlatılırken iki şekilde istikamet diye verilmiş ve imanın yücelilmesi artık bu daha evvel ifade edilmiş oldu. İmam-ı Şabi rahimehullahü Teala Hazretleri Allahu zülcelal'i tanımak ve imanımızın güçlü ve kuvvetli olup onun tak ve lezzetine erişmektir. Biz o kadar güzel bir ifade ki bunu beyan bile edemiyoruz. Yine büyüklerimizden ikramin en kıymetli olanı yer, istikamettir. Nefsik kendimizi görme çılgınlığından ve ve ve enaniyetten tamamen kurtulmak, bunlardan sıyrılmaktır diye Ahmed er Rufai Hazretleri tarif buyurmuşlardır. Ve keramet hususunda kerameti tarif ederken Ebul Hasen-i Şazeli Hazretleri Rahmetullahi Ali Gaddesallahu Sırra, şu şekilde de tarif etmiş. Yani bursu üzerinde yürümek gibi, arzın dürülmesi gibi zuhur eden hallerdir. Daha başka nedir? Öyle dünya ehli insanlar içerisinde yalnızlık hissetmektir demişler.
Onların yanında bakıyor ki ağızları düzgün, gözleri acayip, yerlere bakar, isyan olan. Bu gibi dünya aşıklarının yanında kentlerini yalnız görürler. Üçüncü olarak yakin imanları güç ve kuvvet bulmuştur. Dördüncü olarak onlar dünyaya karşı kalplerinde katiyen bir sevgi yoktur. Ve müstahim olmak suretiyle şartlarını riayet ederek ibadet ve taat ve zikirde devamlı ederek ibadet ve taat ve zikirde devamlıdırlar. Ebu Bayezıd el-Bistami Gatta Sallallahü Sırrı Hazretleri kerameti kerama bana Allahu zülcelal sekiz keramet ihsan buyurdu. Acaba nedir? Nasıl dürüldü? Nasıl havalarda yürüdü? Nasıl ateşlere ellerini koydu? Bir bakalım. Evveluhu, Evveluhu bunun birinci kerameti, Kendimi devamlı gerilerde gördüm üstünlük taslamadım, Başkalarını ise her zaman benden büyük kabul ettim. İkinci olarak, İnsanlara olan şefkat ve merhametimden dolayı onların yerine yanmayı ben kabul ettim.
Üçüncü olarak Müminin kalbine her zaman sürur rahatlık vermeyi ben kendime gaye bildim. Dördüncü olarak, dördüncü olarak, yarın için hiçbir şey saklamadım. Beşinci olarak, Kendi nefsimden ise insanlara şefkat ve merhametli olmayı ben tercih ettim. Altıncı olarak kalbinden gam, keder bunları kaldırıp onlara sürur vermeye ben gayret gösterdim. Yedincisi olarak Müminlere şefkatimden dolayı karşılaştığım zaman ilk onlara ben selam verdim. Görüyor musunuz kerameti? Sekizincisi ben diyor, ben diyor eğer Allah'ım beni bağışlayacak olursa ültü Eğer bana Allah şefaat izni verecek olursa ilk evvela bana eza ve cefa edenlere şefaat etme kerametini Rabbimiz bana lütfetti, ihsan etti demiştir. Ebu Davut Dai Hazretleri Eğer keramet sahibi olmak istiyorsan, uhrevi amellere çok gayret et. Kurtuluşumuz için asıl onlar için çaba ve gayret gösterelim. Müstedrac Allah korusun.
Şimdi eğer emri ilahiye bunu genel ifade edeyim. Uymayacak olursa diyor hali şer-i Şerife muvafık değilse, bu aynen arz ettiğim gibi ateşe layık bir kimse haline gelir ve sonra kerametin hakiki olanı ifade edilirken Ahmed Zerruk Hazretleri Rahmetullahali hiye tevbetün bila-israrin böyle günahta devamlı olmamak şartı ile terk edip Allah'ımıza yönelmektir. Ve amelun bila fütur Amelini ibadet ve taatini yaparken bir müddet yapıp sonra terk etmekten her zaman yapmak ve gayret göstermektir. Ve ihlasun bileğe iltifatın riyaki bir ucub denlikten kurtularak samimi olmaktır. Ve yakinin biledek teratü din artık şüpheye düşmeksizin imanının güçlü ve kuvvetli olması. O Allah'ı Zülcelal'e vasıl olmak, kavuşmaktır. Yine tarifinde hiyelin marife onu tanımaktır ve istikamet istikamet üzere olmaktır.
Ve Allah'ın kendisine açmış olduğu gönüldeki kapılarla nefsin mertebelerini geçip rızayı ilahiye ermek, cennete ve cemale kavuşmak, ilmin mertebelerini geçmek ve şeri ve tarihi ve hakiki ve marifet, şeriat, tarikat, marifet, hakikat bu kademelere bunları geçip Mevla'ya vasıl olmaktır. Akidede keramet nedir denecek olursa Ahmedsel Ruh Hazretleri kalpte Allah İmanın güç ve kuvvet bulması ve bizzat yaşanması görülmesi diyemiyor mu anlatamıyor mu? Yaşanan bir hal. Şu yemeği yediğimiz zaman ne diyeceğiz, ne kadar tatmin diyeceğiz. O Rabbımızda ona aşık olmuş ve aşk deryasını kapılmış gitmiş kimselerdir. Bu ürün ve husul müşahede hakikaten zoru Türkçeye çevirmesi çok zor. Nedir keramet amelde keramet? Kur'an'a ve sünnete uymaktır. Vel'mütaba Rasulünün yolunu, velilerinin yolunu takip etmek ve artık bütün isyandan, kötülüklerden, nefsani hallerden uzaklaşmaktır.
Manevi keramet nedir derseniz, o da Şer'i edepleri gözetmektir. Ve taharetil kalbi, kültü sıfatlardan kalbin arınmasıdır. Ve ve murat, hukukillahi fi nefsihi ve fileşya. Artık kendi şahsında ve bütün varlıklarda Rabbimizin kendisine yüklemiş olduğu görevleri yerine getirip her şeyi yerli gelince hakkını iade etmektir. Bir kere kalbinde Rabbımızdan başka bir düşüncenin kalmamasıdır. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.
Kaynak: Genel
İslami Keramet Kavramı ve Manevi Gelişim | Mihmandar