Biraz din anlaşılmayandir. Efendim, siz, Arkadaşlıyım. Bir gün Emvirül Mümini, Ömer radiyallahu anh'ın yanında oturuyordu. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin fitne hakkında sözlerini, bakalım hanginiz bellemiş diye sordur. Dedim ki ben hem de nasıl söylediyse öylece Hazreti Ömer, amma da söz söylemeye gıybetim varmış dedi. Dedim ki insanın ehli, malı evladı komşusu yüzünden bir uçar olduğu fitneye namaz doğurur emri bil maruf nehyi ari mülke? Kefaret olur. Hazreti Ömer hayır, Sormak istediğin bu fitne değil, deniz nasıl oturursa, öyle dedi oturan fitnedir dedi. Dedim ki yarın Mirror miyim? O fitneden sana bir şey yok. Çünkü muhakkak sesin ile onun arasında bir kapı vardır. Hazreti Ömer, kapı kırılacak mı? Yoksa açılacak mı? Diye sordu. Ben kırılacak dedim. Demek ki ta kıyamete kadar kilitlenmeyecek dedi. Birisi bana Ömer kapıyı bilir mi diye sordu. Evet.
Yarın da benden bu akşamın geleceğini bildiği gibi biliyordum. Benim ona söylediğim sözden de yanan yanlış yoktur. Yataklı kimdir diye sordular. Ömer'in kendisidir. Huzeyfe tül İmami Hazretleri, efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem'in mahrem el-Sihab olup, münafetin ahvaline ve ileride Halis olacak fitnelerin tavsiyenine, en ziyade mukabil olan zat idi. Anlaşılıyor mı? Bilmem. Kıyamet, ne kadar olmuş olacak şeyleri, Resulünden saygılı bana söyledi, deriz. Demiş. Ömer Medine'de bir cenaze olsa Huzeyfe rüdelte ve onu cemaat arasında görmezse meyyitin münafık olmasını şüphe ederek namazını kılmazmış. Bu okuduğum sandıefendimizin eseri, hepimizin okuması lazım. Çok güzel ifade ediyoruz. İleriye dönük ifade eden sözleri var. Fitne aslında imtihan ve itibardır ki Türkçesi sınama demektir. Fitnenin imtedip manası vardır. Küfür, dalalet dalalet.
Füsvay, bela ve azap, fitneyi dünya ve fitneyi kabirden murat bulur. Kıta, Kıta, hürmetme. Bir şeyi beğenin kalbi ona mehir ve muhabbet eylemesi, fitneyi evlat ve fitne ve mislahı kabilindendir yani evlat ve hana demek istiyorum. İnsanın ehli yüzünden fitnesi konulardan dolayı helal olmayan söz söylemesi. Helal olmayan iş işlemesi. Malı yüzünden fitnesi alması helal olmayan malı alıp helal olmayan yerlere sarf etmesi. Mesela ne malik olmayabilir ne de temlik. Bizim memleketimiz ekseriyetle, vakıf medeniyeti bunu belirlendi de İhanet teşkilatı veriliyor bazen ki ülkemiz vakıflar üzerine kurulmuş. Onun için bazen vakıflar bilen de evrelerle yapılmıyor. Bilmeden yapmıyorlar. Fakat bu husus bebeğe üzülmemiş. Vakıf denildiği zaman kendisine mal veremez. Bir başkasına da veremez. Mal hususundaki fitneyi bu şekilde anlatmış.
Malı yüzünden fitnesi alması helal olmayan, malı alıp helal olmayan gemilere sarf etmesi bu Cahit Bey. Evladı yüzünden fitnesi onlara farkı muhabbetle beraber birçok hayrattan onların yüzünden fırsat bulamaması, yahu bunları geçindireceğim diye helal harama bakmaması, komşusu yüzünden fitnesi zengin olmasına boşuna zarıza bakmayıp hasette bulunmasıdır. Bu çok kötü. Yani komşusu üzerinde diyor. Onun ileri gitmesini hiç sevmiyor. Bu çok yaşanıyor gönlümüzde diyor. Bundan sonra biraz evvel geçti. Evladı yüzünden de diyor ona olan muhabbetinin aşırlılığından dolayı hayır ve hasenat yapar yapmaya mani olur diyor. Mesela onların işte daha doğmadan çocuğun ilerisi düşünülüyor ya, bunları ifade etmiş oluyor. Ezanimiz Hazretleri. Deniz gibi kuduran fitneden murat Hazreti Osman ve diyalanın şehadeti ile başlayıp ümmet-i Muhammediyenin birbirine girmesine varis olan fitneyi azimtir.
Mesela biz şunu görürdüm. Bazı taş taştığımız haller olur ama bunu alıp da yanlış ifade etmek çok yanlış olur. Mesela Sami Efendimiz İstanbul'da teşrif buyurmuşsa biliyoruz böyle temyizimizden işte din ne kadar Meşşaili Kiram efendilerimiz varsa hepsini ziyaret etmiş. Ziyaret etmiş. Bayramlarda da ziyaretlerini yapar demiş. Efendimiz Hazretleri. Hatta, şeylerden birisi, onlara, Efendimizin göndermiş. Hasan Efendi ziyaretlerini. Bayram da demiş ki geliyorlar. Evet, Allah korusun, diyor ki Hazreti Osman'ın şehadetinden bir itibaren diyor. Bu fitne, alt taraf devam etmiş, dinlemiştir. Anlaşılıyor ki Huzeyfe Radıyallahu Anh'ın muhbirli ve sadık Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemden öğrendiğine göre, Ömer Radiyallahu Anh'ın vücudu fitneye karşı Seddi Seddi demiş. Ben de Hazreti Ömer'in fitneye devamlı manevi dengeli uğur vermiş.
Bu hayatta oldukça, muntazır olan korku fitnede halimiz olmayacakmış, çıkmayacakmış. Onun için bundan sonra bir şey yok demiş. Kapı Osman radıyallahu anh iken, Ömer radıyallahu anh'ın kendisidir zannında idi. Müsame radıyallahu anh efendimizin şöyle buyurduğunu işittim demiştir. Kıyamet gününde bir kişi getirilir cehenneme atılır da, cehennem de onun bağırsakları derhal karnından dışarı çıkar ve değirmen merkebinin değirmende döndüğü gibi döner. Bunun üzerine cehennem aldı, onun başında toplanıp da ey Dilan, hayır ve şanın nedir? Sen bize dünyada indik emredip bizi kötülükten nehyden bir ölçü değil miydin? Dediler. O da evet ben öyleydim fakat ben size marufu giydiğin emrederdim. Halbuki kendim yapmazdım. Şimdi imamımız olsun, meclisiniz olsun, vaiziniz olsun, mülkümüz olsun, İrşad ehli hepimiz ölmek olması hasebiyle bir başkası tatmin eder onu.
İşte imamımız böyle yapıyordu, müezzinkeyle yapıyordu. Vaiziz öyle yapıyoruz, büstü böyle yapıyoruz, biz yapsak ne olacak diye. Onun için tilt tilt getirildi. Bunu hastanede bizim büyüğümüz ifade buyurmuş. Demişler ki bizim şahsımızda dini bölüyorlar olur mu? Buyurmuş. Bizi iptal etmemiz lazım. Sadece bu dini yönden bize yol gösteren kimseler mi? Hepimiz. Umarım hepimiz bu yönde mesul durumdayız. İslam'ın güzelliğini göstermek için çok önemli. Yoksa bir değirmen merkebi gibi müdür. Bağışıkları parçalanınca Sen kindin? İşte bize nasihat veren bir kimse gidin. E giderdim ama demiş ki ben yapmazdım. İnsanlara anlatırdım. Daha ben dikkat etmez. Çok önemli. Dikkat gitmiş de riayet müstef. Hazreti Osman vuku bulan fitne esnasında halifelerinin muhib bu olan Müsana bin Zeyd demiş ki Osman'a gitseniz de halk arasında fitneyi anlatarak hizaleye çalışsanız Hüsame cevap ver.
Şüphesiz Osman'a söylemiyor sanırsınız. Ona gizlice verdiğin öğütleri size buyuracak mıyım demiş. Hep böyle Ashab-ı bizim edenlerimiz, evliliğlerinde nasihatlerde vuruluyor. Bir devlet reis dostu, mesela günümüzde çok sakın oluyor. Mesela usulüne uygun bir şekilde, yemekten bile kaçınıyor. Benim ürkme var yani. Ama girsem ne olurdu, Dinmek filan şey değildi, bir gündeydi. Biz kombiye gidiyorduk. Burada iki mehlinden bizzat olsa yine şunu okudum. Bir kimseye bir şey diyecek, yanlışlarımı söyleyecek. Zalim bir sultana karşı halk sözü söylemektir, buyrulmuştur. Muaviye radiyallahu anh'ta Allahutaala her kimin halimini murarederse ona din hususunda büyük bir anlayış verir. Ben verici değilim, yalnız taksim ediciyim. Veren ise Allah azze ve celletir. Burada da hatırıma geldi, samimimizin halifelerindendi. Bunu bu kursa, dayıdan veririz.
Gönül dedi böyle bir konu oldu ve Nimet-i İslam mı diye bir eser var. Çok pahalıdır o Müslüman diyor. Orada efendimiz bölüm bölüm bölüm yaptırmış, namaz hakkında, oruç hakkında, hac hakkında, zekat hakkında. İtikadi bilgiler devamlı kurt efendim bir ateş isabet etti mi, örül, örül yıkılır. Yani şeriatın bize dokunacak bir şey olursa yani bilebi daha, bilmeden yapıyoruz. Bağışlanmayı dilemez o konuda ama bile bile şiddetsiz olursa olur büyük tehlike olur. Esas ol çünkü. Yani bana vahyolmayan ilmi dini, ilmi dini tebliğ ederken kimseyi tahsis edip de yerlerine ketme etmediğim, ketme ettiğin, gizlediğim yoktur. Gerçekten o giden çok uzaklaşmışız biz. Mübarek daha azıcıklar böyle daha hızlı bile inanılmaz. Şimdi ağzı bağlanacak, böyle kuşağını şimdiki gibi kemerlerde değil. İkiye aynı verdi. Onun da bağları bundan dolayı iki kuşak sahil bir ismi belirtti.
Resul Ekrem efendimiz hutbe iladına başlamış ve kişinin kalbinde görüp göreceği sorgu ve sualleri anlatmıştı. İnşallah bunun bir önemli bir hadisi şerif var. Çantayla alabilirsem burada yine böyle. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz kabir ahvalini böyle tafsilatıyla anlatınca, Müslümanlar dehşetli bir surette feryat edip, öyle bir şey sorabilirdi. Feryat edip ağlamışlardı. Nesai rivayetinde şu ziyade ile nakletmiştir. Cemaatin bu feryat ve figandır. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemin rütbelerini anlamalığıma mani oldu. Bu sayılar şükrünü bulununca, bana yakın olan birisine Cenabı Hak bereket ve saadetini arttırsın. Resulullah sana can kubbenin sonunda ne buyurdu diye sordu orada bana vahiy olurdu ki siz kabirlerinizde Deccal fitnesiyle yakın bir fitneyle imtihan doldurursunuz buyurdu. Şimdi bizim ağlamamamız yani bize bunu yetkinin yapmaması nedendir?
Bunu üç şeyle izah etmiş bu lemayı kiramız, tesirlerde gördüğümüz çünkü tehdit etmiyor. Mesela kabir halini anlatıyor. Ondan sonraki ordaki durumlar, aileler nasıl kabirden kalkılır? Gentelilerimiz nasıl alınır? Mesela eksik gitmiyor. Hiç dokunmuyor. Bunda üç şey rica etmişler. Birincisi azalarımıza sahip olmamaktan ılımlı olun. Mesela son derece dikkatli dilimizin konuşması, gözümüzün bakması bunlara diyor dikkat ederse kişi o zaman diyor tesir etmeye başlar. Ben Osman sizinle ayrı bölüşecektim ama o son nedendir yani bir sadece tombaklar mı gelecekler başka yok? Devirirler. Devirirler. Var mı? Var. Göğüşüm diyoruz, inanmış bir şey olur. Elhamdülillah biz irvanımız ve aramızda hiç engel koyma dediğimiz için, açıkta konuşuyoruz. Çünkü, ham Allah'ın ihlali mesafesinde. Deneriniz nereli? Evlatlarıyla çok samimidur. Ben size evladım kelimesini kullanırdım.
Bu kardeşimiz de olsa torunumdan küçün. Evladım diliyorum. Hep baktığımda, Efendimizin evladı gözüyle bakarım, Müşilik camiyle. O gözle baktım. Efendim, burada, bu tesir etmeme noktasının birincisi, azalar buyuruyor. İkincisi de, ikincisi de şunu söylemiş. Kimin huzurunda korktuğumuzu diyor, bize dememek lazım. Çünkü Allah'ımız her an bizim müşahedeyim diyor. İşte murat ebe de bu. Bunun kalbimize yerleşmesi. Muratebe denildiği zaman, benim yur kalbimi, kalbi bir gur bir Rab demişler. Kalbin, Allah'ımıza yakınlığının dizmesidir. O zaman anlaşılıyor iş demek istiyor değil mi? Bir üçüncüsü de gönüldeki diyor perdelerin kalkmasıdır. Kalpten diyor perdelerin kalkması olan nefsin kanunu ve içecekleridir. Inşallah onu da rabıtalarımızla, emr irademimizle hayırlı kimselerle oturup kalkmalarda inşallah halloluruz. Bu Efendimizin sözleri anladığım kadarıyla Ebu Lehebleri, Müfalleriz.
Çok hassasmış, çok hassas. Mesela Muaviye radiyallahu anh'a karşı çıktı. Dedi ki Evlerini bu kadar yükseltmek caiz mi? Niye yükseltiyorsunuz? Diye. O da dedi ki baktı ya Rabbi, Epazel Resulullah senin için buyurdu ki, Sallallahu Aleyhi ve Ebuzer yalnız yaşar, yalnız ölür diye. O zaman r ve ze diye bir mahal varmış. Dayanamadım çok kızıyor. Böyle yanlışlıklar gördüğün zaman doktorlar neslinden değil de ilahi gayretinden dolayı neden Resulullah'a avudu buyuruluyor sanırmakta? Ordan aynı gün yere çekildi ve batıllarda da kimse bulunmadı. Yol düzeni bıraktılar. Ashabı müziğin efendilerimizden biri onun Ebüfer olduğunu anlayınca çok ağladı Resulullah senin için böyle buyrulmuştur diye. Çok dikkatli bir Ashabı müziğin efendilerimizden biri. Efendimiz, bunun şahsında bütünümüze şöyle bir tavsiyede bulunuyor. Çünkü genciz çok derindir.
Efendimizin bu bayrak sözleri mucize olduğu için, burada gemiyi yeniler demesi, imanımızı Bizim hanımımızı kuvvetleştir. Şimdi son nefes belirsiz. Besade El-Bil Bida Hazretleri, Kuddisandra ve sellem bu ağızdandır. Görür olduğu halde iki mahkum, iki ay oldu. Çok diyorum düşünüyorum. Çok. Acaba iman nasip olacak mı? Olmayacak mı? Peki Allah'ını seversen de geçiyorum.