İslami İlimlerde Manevi Terbiye ve Hidayet… | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
İslami İlimlerde Manevi Terbiye ve Hidayet Yolları
İslami İlimlerde Manevi Terbiye ve Hidayet Yolları kaydında Cenabı Hak Kuran azimüşşan'da tavsiyelerde bulunuyor. Adem aleyhisselamdan aleyhissalatü vesselam efendimize kadar Allah'ın resulleri, peygamberlerimiz, enbiya-i zan tavsiyede bulunuyorlar. Hem Kuran-ı Azimüşşan'dan hem de ehadisi Muhammediyeden mülhem, Evliyaullah, Meşşai Uzam, Ulema-i Kiram efendilerimizin de bütün tavsiyeleri var.…
Cenabı Hak Kuran azimüşşan'da tavsiyelerde bulunuyor. Adem aleyhisselamdan aleyhissalatü vesselam efendimize kadar Allah'ın resulleri, peygamberlerimiz, enbiya-i zan tavsiyede bulunuyorlar. Hem Kuran-ı Azimüşşan'dan hem de ehadisi Muhammediyeden mülhem, Evliyaullah, Meşşai Uzam, Ulema-i Kiram efendilerimizin de bütün tavsiyeleri var. Gerçekten bu tavsiyeler dinlenildiği zaman sanki böyle bir bal peteği düşünelim. O bal peteğinden sızan şişelere doldurulan bir bal gibi. Onların bal eteği hikmettir. Gönüllerindeki hikmet dillerinden bize nasihat ve öğüt olarak dökülüyor ve gönüllere tesir ediyor. Gönülden çıkan sözler gönle elbette tesir bırakıyor. Bunlardan birisi dedem Şeyh Mustafa Hulusi Hazretleri'nin tavsiyelerdir. Şunu iyi bilelim. Esad Erbili Hazretleri'nin hulefası pek çoktur ama üç halifesine şeyh tabirini kullanmıştır.
Birisi Sami Ramazanoğlu hazretleri, ikincisi cide müftüsü Hüseyin Efendi hazretleri, üçüncüsü de dedemdir. Dedenin rahmetullahi icazetnamesinde şeyh Mustafa Hulusi Gaddesallahu Sırra diye geçer. Hulusi tabirini hazretleri koymuş. Onun samimiyetini görmüş, onun muhabbetini görmüş, onun aşkını görmüş, hatta ona vermiş olduğu icazette söylediği söz çok önemli. Hepimizde gerçekleşmesi gereken bir husustur bu. Böyle ilk gelmesine rağmen halife olacağı belli olmuş. Hilafet alacağı belli olmuş. Çünkü bir söz söylemiş Hadis-i Şerif'ten. Bir kimsenin delaletiyle eğer kişi hidayete erişirse o dünya ve mafiadan üstündür diye Allah'ın yolunda kızıl develeri infak etmekten daha üstün. Böyle deyince çünkü dedemin ilk müridin düşüncelerinde olabilir bu.
Şeyhim bana arşı mı kürsü mü, Levh mi, kalem mi gösterecek diye düşünürken, işte Efendi bir kimsenin irşad ve ıslahı buna vesile olmak dünya ve mufihaadan hayırlıdır deyince herhalde bu halife olacak diye gönüllerden geçmiş hatta birbirlerine de diğer halife olan kimseler işaret edince çok görmeyin buyurmuş. Bu öyle bir ocak kurmuş ki şer-i Şerife riayet etmek suretiyle şeriatata, şeriatimize bir kibrit çalmamız gerekiyor, onu da çalmayalım demiş. Buradan bize çok dersler çıkıyor. Demek ki bizim manevi gelişimimizi sağlayacak olan bizzat fakri kainatın Sallallahü Teala aleyhi ve sellem müsaade buyurduğu kimselerdir. Eğer kime müsaade etmişse nur ondan nebani der. Ondan yayılır. Bu sebeple dedem Rahmetullah Ali Hazretleri gerçekten Meşşa-i izamdan ve irşaatı da çok muazzamdır. Bizleri irşad için şu mübarek sözlerini söylemiştir.
Düşündüğümüz zaman büyüklerimiz illedün, Allah tarafından ilme mazhar olduğu için bir cümlesi dahi bitmiyor. İzağı bitmiyor. Çünkü Allah tarafından geliyor o 0 söz. Biz hayret ettik geçen hac hakkında üstadımızın yazmış olduğu şiirlere baktık. Öyle bir insanın bunu bir dörtlüğe sığdırabilmesi öyle kolay değil. Abdülkadir Geylani efendimizi söylemiş Şah-ı Nakşibend Hazretlerini, Kaddafi Allah'ın Resulü çok müstesna. Onu nasıl denk getirmiş? Bu ilahi bir güç. Kendisine de Adana kuzanda vaaz-u nasihatte bulunmuşlar. Buranın belediye reisi onun babası Hasan Basri Efendi'nin rahatsızlığından dolayı camiye gelemiyor. Yalnız irtibat kurmuş, hoparlör çekilmiş ıssız. Oradan dinliyor evinde. Bir bayram ziyaretinde demiş Hasan Efendi ben hocayım ve ilim ehillerini de çok iyi bilirim ama sizde ben bir farklılık gördüm. Demiş başlıyorsunuz sonu gelmiyor, bitmiyor.
İslami İlimlerde Manevi Terbiye ve Hidayet Yolları ne anlatıyor?
İslami İlimlerde Manevi Terbiye ve Hidayet Yolları kaydında Cenabı Hak Kuran azimüşşan'da tavsiyelerde bulunuyor. Adem aleyhisselamdan aleyhissalatü vesselam efendimize kadar Allah'ın resulleri, peygamberlerimiz, enbiya-i zan tavsiyede bulunuyorlar. Hem Kuran-ı Azimüşşan'dan hem de ehadisi Muhammediyeden mülhem, Evliyaullah, Meşşai Uzam, Ulema-i Kiram efendilerimizin de bütün tavsiyeleri var.…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 13 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bir başladığınızda artık devam edip gidiyor, tükenmiyor. Bu demiş nereden geliyor deyince buyurmuşlar ki biz peşimizi, pakrik kainatın sallallahu teala aleyhi ve sellem prizine takıyoruz. Kaynak Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem buyuruyor. Efendimizin bir elif demesi bütün ilimlere yetecek şekilde ilahi bir hazine, bir lütuf. Emir Buhari Hazretlerinin bir halifesi var. Ace baba, Ace Sultan, bir de adi dede diye çok kıymetli bir kimse. Bunun anası okula vermiş. Aylarca devam etmiş. Elif yüzünden başlıyorlar Elif, diye. Hiç bilmiyormuş. Elif'i daha bilmiyormuş. Hocası gelmiş anasına demiş ki anne bunu bir sanayide bir işe verseniz orada çalışsın bu okullarda öğrenecek gibi değil. Üç aydır uğraşıyorum. Bir elif çizin dahi geçemedik. Annesi çok samimi demiş ki evladım ilim yolunda gitsin gelsin isterse hiçbir şey öğrenemesin.
Onun samimiyetinden olmuş olacak ki böyle mektebe giderken iki tane melek koluna girmişler çok uzun hadise. Ey veled-i muhtar demişler. Daha çocukken de seçiliyor, ana karnında da seçilir, doğmadan evvel de seçilir. Yani dedemden bahsedince şeyhim beni kabul etti mi diyor, daha dedem kırk yaşında, sizi kabul edeli elli sene oldu diyor. Nereden biliyor bunu? Levh-i Mahfuz'dan biliyor. Ey veledi muhtar diyorlar seçilmiş evlat. Vakvan'dan geldiniz, Erciyişten geldiniz. Orada on iki yaşında bir yavruyu yedilerin içine katıyorlar. Sonra hali değişmiş. Neyse biz oraya giremeyiz. Devam etme mümkün olmamış ama katmışlar onun içerisine. Nasıl katmışlar? Bunun iki şekli var bizim bilebildiğimiz. Birisi gece, ibadet ve taate kalktığı zaman da olur. Naciye'de levhi mahfuza nazar ediyor Rabbamızın. Bildirmesiyle. Neyse. Seçilmiş ama devamı olmayınca geri bırakılmış. Burada devamı nasıl sağlanacak?
İki şeyle sağlanacak. Bir iman, bir de takvadır esamle. Velayetin sırrı bu. Birisi iman, imanda kemal. Ikincisi de takvadır. Böyle korunabiliriz, bizi koruyacak olan budur, iki esas. Buna çok iyi sarılacağız. Neyse, ey veledi muhtar deniyor, seçilmiş. Onlar bunu çok ala bilirler seçilen kimseleri. Zaten bir mürşid-i kamil, Allah'ın izniyle huzuruna gelen kimsenin son halini bak lütfu ilahıyla diyor, görmeden evrak ve ezkar da vermez o. Allah'ın izniyle Cenabı hak bildiriyor. Neyse diyorlar seni muazzam bir huzura götürüyoruz. Efendimizin huzuruna sallallahu aleyhi ve tarif ediyorlar. Onun huzuruna nasıl girilir, nasıl oturulur, nasıl selam verilir hep hedeflerini öğretiyorlar. Efendimiz sadece burada bir elif buyuruyor, sadece. Bu anda altı gün kadar bir vakit geçmiş. Herhalde öldü demişler. Taziyeye geliyorlarmış annesini.
Bir de bakmışlar ki melekler onu evinin yakın tarafına bırakmışlar. Ali dedemiz teşrif buyurmuş. Fakat gördüklerinde Ali dedenin daha çok küçük yaşta, altı yaşlarında de, Şehresi başkalaşmış böyle nur olmuş. Efendimizi müşahede edince sallallahü teala nur olmuş. Anne demiş Kuran'ı Kerim'i okuyayım mı? Yani Fatiha'dan başlayacak. Nasibe bitirecek. Tami nereye açsalar okuyor, cemaatte de bir değişiklik olmuş manen. Anne demiş istersen okuduğum ayetlere mana da bire bilirim demiş. Efendimizin bir elif demiş Sangıllahü Aleyhi ve Sellem. Üstadımız bir tanesine diyor ki oğlum bizi her hoca dinliyor. Neden? Buyurun efendim diyor neden, gerçekten öyle. Neden deyince bana buyuruyor harflerin talimini Resulullah yaptırdı sallallahu teala ve sellem. Abdülkadir Geylani sırra pek konuşmuyor. Efendimizle sormuşlar sallallahu aleyhi ve sellem. Ya Abdülkadir neden konuşmuyorsun?
Ya Resulallah, Irak ehli çok hasih konuşuyor. Beni söyle, konuşamıyorum. Buyurmuşlar ki ağzını aç. Altı tane tükürük bırakmışlar. Bu öyle bildiğimiz şekilde değil. Ben onu Resulullah için İlmel yakini bırakıyor. Aynel yakini, hakkal yakini bırakıyor. Evet, kendisi bir İslam hukukçusu müstesna bir ilmin sahibi olmakla birlikte asıl oradan alıyorlar. Bu Seyyi Burhanettin Hazretleri biliyorsunuz. Bir ayette orada zikir yapılıyor. Zikir yapıyorlar. Bir tanesi gördüm diyor. Görebilir. Allah'ım gönül gözünü açarsan neden görmesin? Gördüm diyor. Demiş ki sultanım sizdeki bu ilim nedir? Beni demiş hocalardan talim ettiğimi zannediyorsunuz benim? Benim talimim Resulullah'tan demiş Resulullahüte Resulullah. Efendim bundan da mahrum olmamaya çok çalışacağız. Biz zahiren gayret gösterirsek Cenabı hak bizde iki şeye dikkat buyuruyor. Birincisi niyetimiz çok önemli.
İkincisi de ihlasımız, samimiyetimiz. İki yıl. Bir niyetimiz önemli. İkincisi İhlas. Bütün hadis kitaplarında şunu görürsünüz. İlk hadisi şerif niyet hakkındadır. Inlemel a'malu bin niyet. Şu hadiseyi anlatırlar. Üç kişi bunlar bir yerde bulunuyorlar, sefere çıkacaklar ve sefere çıkacakları yerde meşayı uzamdan bir zat var. Biri demiş ki orada zaten alışveriş yapacağız. O telle yatıp oraya para vermedense dergahın parası pulu da öyle istenmez. Yani burada yattın kalktın yedin içtin ödemeyi yap denmez. Orada derim demiş istirahat ederim hem de işlerimi görürüm, dürüst de yapar. İkincisi demiş ki sohbetlerinden faydalanırım, istifade ederim. Bir üçüncüsü ben demiş öyle bir kimsenin huzuruna girmeye de layık kişi değilim. Ben de seyrederim gerilerde. Üçü de gitmişler Efendi Hazretleri üçünü de anlatmışlar.
Buyurmuşlar ki evladım senin niyetin burada hem işlerini göreceksin hem de yatıp kalkacaksın burada temin edildi. İkincisine sen demiş buradaki nuru bulunduğun yere de aktarma niyetindeydin samimi olarak. Sen de demiş bizim burada talim ettiğimiz evrad, ezkarı memleketini de tarif edersin. Bir üçüncüsüne onu özel olarak davet etmiş. Gerçekten yüksek payerlere de erişmiş. Niyet çok önemli ama samimi olarak niyetsiz hiçbir amel olamaz. Bunu ulema-i kiram ele alırken adi olan konularda biledir, niyet edilebilir. Mesela ağzımıza almış olduğumuz lokmada ya Rabbi bunu ibadet ve taate birçok gıybet eyle değil. Şimdi Fahreddin Razi Hazretlerinin rahmetullahi bir namaza durma niyeti var. Çok müstesna. Neveytü enusalliye tekarruben hilallahi teala diyor. Namaz kırıcı Allah'ımıza yakınlık kesbetmek için ne demek bu akrabiyet hali Cenabıhakk'a yakınlık? Onu yaşayanlar bilirler.
O ilahi zevki, o ilahi tadı ne demek Cenabıhakk'a yakın olabilmek, kalbin yakınlığıdır o. İnşallah hasıl olur. Gayret gösterirsek, bizim niyetimiz düzgün olursa Sami Efendi Hazretlerinin haddesallahu sırra en çok okuduğu ayeti celile-i cemile şudur. Bunu çok okurlardı. Es-Samü. Manayı münefi derdi. Ben de Halid'in yaşı bayağı gideri. Çok küçüğüz. İlkokuldaydım. Öyle bir bakıyordum ki ona, gayri çıktı yani. Zaten gördüğümde tümdeki o aşkı, o muhabbeti yenmem mümkün değil. Böyle kabına sığamıyorsun. Yanıyor böyle, Çin yanıyor. Söndürmek istiyorsun. Ancak insanın gözünün yaşı teselli oluyor. Bu hadiseyi anlatamam. Çünkü o yangınlığı o ateşi nasıl söndürdüğümüzü demek uygun düşmez. Tabii bu daha da bir ileriye adım atmamız için çok önemlidir, mühimdir. Niyetinin de dedem rahmetli Ala hazretlerinin halis olması sebebiyle Hulusi tabirini kullanmışlar. İnşallah niyetlerimiz halis olur.
Namazda dahi dururken Fahrettin Razi Rahmetullahi Hazretleri bu şekilde yapıyor. Nevveygü en usalliye takarruben illa la ilahe diye. Bu yakınlığı kesb Hadis, kusi de malum zaten. Eğer bir karış yaklaşırsa bir zira, bir zira yaklaşırsa bir kulaç, yürüyerek gelirse koşarak ilahi rahmet geliyor. Dedemin burada birkaç tavsiyesinden okuyayım. Fazla zaman almayayım. Ağır iki yüzünü, dağıtma hem sözünü, ayırma gel gözünü, dikkatle bakmak lazım. Üzerinde durmayayım artık. Yüzün ağırması ne dünyada ne ukbada da Cenabıhakk'a karşı mahcup olmamaktır. Sözümüze dikkat etmek, Allah'ımızın, esselamü ve gulu gavlensedi da sözün doğru olanını söyleyin buyuruyor. Ya hayrı söyleyin ya sükut edin. Gözümüzü, hedefimizi gözetlemek için ben Allah'ıma celle celaluhu, nasıl vasıta olurum düşüncesiyle bakmak gerçekten önemli.
Ayırma gel gözünü derken hep ilahi aleme diyor dön Ben yönümü tam Allah'a yöneldim diyor ve estemtum ma süleymane lillahi rabbil alemin. Belkıs validemizle bunu ifade ediyor. Ben Süleyman'la beraber alemlerin Rabbi olan Allah'a teslim oldum diyor. Tam yönelme. Öyle yarım yamalak olmuyor. Bir kere şeytana kapıyı tamamen kapamak, nefsimize fırsat vermemek, bir şehit ister, bir gayret ister. Okuduk ya Sami Efendi Hazretlerinin yolumuzda gayret edenlere yollarımızı açarız bir gayret, bir çaba. Elhamdülillah bunun temini içinde bir araya geliyorsunuz, bak toplanıyorsunuz, ilmi çalışmalarınız olur, ahlaki eserlerden mütalaa ediliyor, ayetler ezberleniyor artık çalışma tarzı nasılsa. Ona göre hadis-i şeritler ezberleniyor takatimize göre yapabileceğimiz kadarıyla bir malumatımız olmuş oluyor ve öyle olması lazım zaten.
Açmalı basireti, görmeli hem ru'yeti, bulmalı hem izzeti, sıdkı hulus da lazım. Basiret dedi iç gözlerin. Sabrı Cemil yapmalı, emri ferman tutmalı, geceyi gündüze katmalı, dikkatle bakmak lazım. Asıl görüşmek istediğim bir konu var. O da İbrahim Aleyhisselam'ın Cenabı Hak faziletini haber verirken bize ve gençliğimize çok büyük öğüt ve nasihatler var bu Ayet-i Celilede. Özel olarak, aldım, essane. İbrahim Aleyhisselam'ın burada Rabbi Zülcelal'imizin özelliklerini anlatırken hepimize bir ders, bu özelliği elde etmemiz icab eder. Müellif Hazretleri, KaddeSallallahu sırra bulunduğu devre göre mübarek dilleri, inşallah anlamaya çalışırız. İbrahim Allah Teala'ya muti, muti itaatkar, Allah'ımıza itaatkar. Edyan-ı batıla I red, böyle batıl dinler. Şuna haddiyen kalmayalım İbrahim'i dinler, böyle bir şey yok. Çünkü Yahudi'nin ve La Nasraniyye.
İbrahim Kuran-ı Kerim'de ne Yahudi'ydi ne Hristiyan'dı. O bir Müslüman'dı, Hanif. Tevhid ehli üzere. Bunlar hep Kuran-ı Kerim'de çürütülmüştür bu batıl fikir ve düşünceler. Karıştırmak için yok zaten. Vela Yahudi'ye vela Nasrani'ye. Ne Yahudi ne Nasrani. O bir ümmet. O bir Müslüman. Bunlara bütün batıl dinler var. Şimdi dinler dediğimiz zaman kutsal olan dinler var. Yahudi'deki, Hristiyan'deki. Bunun yanında zaten bütün dinlerin adı ta Adem Aleyhisselam'dan Nebi Yekem Aleyhisselam Efendimize kadar İslam'dır. Bir de kutsallığını bozmuş. Mesela İncil hak bir kitap değil mi? Kaç kere değiştirilmiştir. Kutsallığını değiştirmişler, bozmuşlar kendi elleriyle. Ondan sonra bir de hiç kutsallıkla alakası yok. Zerdüşlük gibi, totem, bilmem falan bunlar hiç alakası yok. Ne güzel ifade buyurmuş. Etna-yı batıla ilet ve dini hakka meyleder olduğu halde cemaat makamına kaim bir muktedabik oldu.
Bütün insanlığa öncü oldu, örnek oldu. Arkasından gidilmeye gerçekten layık bir peygamber idi. İbrahim Aleyhisselam'ı çok iyi ele almak lazım. Çok düşünmek lazım. Efendi Hazretlerinin Sami Efendi Hadis Sallallahü'sühu'l-husususi bir kitap çıkarmıştır. Bazı kimseler çok güzel yapıyorlar, bu kitabın mütalaasını yapıyorlar, okuyorlar. Ondan sonra onun mütalaası yapılıyor. Çok hoş. İbrahim Allah'ın nimetlerine şükredici olup müşriklerden olmadı. Allah Teala onu risaletine ihtiyar etti. Onu peygamber olarak kabul etti. Merabımızın nimetlerine de şükrediyor. Çok güzel öğütler nasihatler var burada. Çok güzel ma. Allah Teala onun risaletine ihtiyar etti, seçti ve İbrahim'i doğru yola hidayette kıldı. Biz İbrahim'e dünyada güzel rızıklar ve Salih evlat ve uzun ömür gibi haseneler verdik. Bununla beraber İbrahim ahirette de suleha zümresindendir. Sadiler zümresinden. Hayırlı zümredendir.
Biz buradan çok ders çıkaracağız. Sadece bu ayet-i kerime değil. Bütün Kuran-ı Kerim bize öğüttür. Zaten öyle buyruluyor. Özellikle bu ayette Beyzavi, hazin ve medarikle beyan olunduğu üzere Hazreti İbrahim Aleyhisselam'da birçok kemalat-ı insaniye, böyle kamil bir insan olmanın örnek vasıfları ve fezail-i cemiyle çok güzel üstünlükler ve ahlak-ı hamide güzel ahlak cem olunmuştur. Ve kendisinden sonra gelen milletler için de hayra alamet müptedabihtir. Kendisinden sonra gelenler için de bir örnektir, takip edilir, uyulur. İbrahim Aleyhisselam bir tek şahıs olduğu halde ahlak ve adat cihetinden bir ümmet mesafesinde olduğuna işareten o bir ümmet idi denilmiştir. Halis sabavetinden yani halis sabavet çocukluğundan beri. Mesela babası onun eteğine doldururdu putları sat bunu diye. Çıkardı.
Babamın yonta yonta yapmış olduğu kendisine hiçbir faydası olmayan, bir zararı da defidemeyen bu putlara mı tapacaksınız? Bu batıl derdi. Daha çocukken. Nefret ederdi putlardan. Babasıyla sattığınızı önerdi. İslam'ı anlatırdı. Çok güzel o Enbiya suresinden oksa, ufil lekum diyor. Yuh size diyor. Bunun nesine tapıyorsunuz diyor. Hali sabavetinden hali mematına kadar, irtihal edinceye kadar, ölünceye kadar bu ayeti celile dini hak üzere olduğuna işaret için hanifen denilmişti. Hanifen dini hak, tevhid esanı. Bütün peygamberlerdeki ortak özellikler budur. Mesela biz Nuh suresinde bakacak olsak orada iki husus görürüz. Bir, en baştaki Ayet-i Delillerden. Allah'a ibadet edin. Sıcak su getirsen. Biraz da renkli olsun. Tüh tühulleha kullahinin bir iznni rabbiya. Onlar her zaman ürün verir. Bakın mürşidimize bunlar tedavi, uyacağımız kimseler. İstanbul'da bir muayene için doktora girildi.
Daha doktorun dairesine varmadan önce açık açık kadınlar. Onlara bir nasihat ettin. Hiç açık açık demiyorum. Bu Ayet celleye yoktur. Esselamü'l. Ya Rabbidullahe ve la çüşriku bihiç. Dinlediler, candan dinlediler. Dedi anne ve babanıza itaat edin. Öyle tutturdu ki onlara kalkıp da Burak'a Bey'i anlatmayacak, anlatacak değil ki. Sivri sülukü onlara hep bunları anlattı. Yani hiç durmadı. Üstadımızın evlatları murabet olmalı. Araştıralım bu kelimenin ne demek olduğunu. Ona göre gayret. Birimiz bin olacak şekilde, bin ne ki? Bu dini İslam binlerle yürümemiştir. Birlerle yürümüştür. Fakri kainat bir kişi sallallahu aleyhi ve sellem. Bu Roma'dan gelen Antakya'daki bu havaliyle iki kişi. Efendimizin Medine'ye gönderdiği Esad Bin Zürare'ler, Mus'ab Bin Umeyriler öyle çok kişi değil. Birer kişi Ama orayı yandırdı, yaktılar bütün.
Tevhidle, imanla, İslam'la, Kuran'la, Medine'de hiçbir ev koymadılar İslam'a gelmedik. Her kapıyı çaldılar. Biz daha evvel intisap edip de halini değiştiren kimseleri telefonla bile aramazsak bu bir vebal olur. Halini sormazsak neredesiniz demezsek bu yanlış olur. Değil ki bir başkası. Hali sabavetinden hali memat ne kadar dini hak üzere olduğuna işaret için hanifen dinmiştir. Vacip Teala Hazretleri bu ayetinde de İbrahim Aleyhisselam'ın menakıb-ı cellesinden dokuzunu zikretmiştir. Hepimizde bulunması gereken özellik bu. Düşündüm, gelen genç kardeşlerimiz olacak. Başımızın tacı ama onlara ne sunabiliriz? Derken bunu hatırlatır. Bir, Hazreti İbrahim Aleyhisselam'ın bir tek şahıs olduğu halde, bir ümmetin haiz olacağı ahlaki faziletleri cem ettiği cihetle, ümmeti vahide bir ümmet menzilesinde olmasıdır. Bak bereket çok da değil. Bereket haktır. Mesela elli kiloluk bir süt diyelim. Litre.
Onun için kullanılan litredir. Bunu şöyle bir yumruk kadar bir damızlık o kadar bile ihtiyaç yok. Olduğu gibi yoğurt eder. Allah korusun anlatmak istemiyorum. Ahlaki bozuklukları hiç söylemek istemem siz biliyorsunuz. Bunlardan kurtarmak için bu cemiyetin ilahi bir mayası olarak İslam mayası, Kuran mayası, fahri kainatın mayası olarak sallallahu aleyhi ve sellem nur etmemiz gerekir. İki, her halinde Allah Teala'ya muti ve münkad olmasıdır. Allah'u Zülcelal'e itaat etmesidir. Münkad, teslim demek. Üç, daima doğru din ittihaz etmesidir. Din, İslam. Sonra bizim arayacağımız, tarayacağımız hiçbir şey yok. Efendimizi Cenabı hak hidayetle, risaletle ve bütün görüşlere Allah görüşü İslam verdin. Bunun hakim olması için gönderiyor. Hepimize bir emir bu. Dört, muvahhid olup müşriklerden olmamasıdır. Beş, nimeti ilahiyenin cemine şükretmesidir. Şükründen aciz.
Altı, Allah Teala'nın onu dost edinmesidir. Yusuf aleyhisselam da diyor ya, inne veliyi fitdunya ve lahra. Dünya ve ahirette sen benim dostumsun diyor. Demek ki tehlike bir durum var ki Yusuf Aleyhisselam dahi Ya Rabbi beni Müslüman olarak öldür, salihlerin içerisine kat buyur. Hep böyle salihlerle olacağız. İman-ı kamille kavuşabilmek için gayret göstereceğiz ve gelecek hayırlara da kendimizi hazırlayacağız. Tabii. Allah Teala'nın onu dost edinmesi. Yedi, dünyada sıratı müstakime hidayette kılınmasıdır. Dünyada hasene verilmesidir. Dokuz, ahirette Salihin zümresinden olup makamat-ı aliyede bulunmasıdır. Velhamdülillahi rabbil alemin El Fatiha.