Ilmi zahiri tahsil etmek, insanı ilmi batını tahsil etmekten müstağni kılmaz. Evvelki ve sonrakilerden birçok büyük ulema ilmi zahirden sonra ilmi batını terbiye ve hizmet yoluyla tahsilin zaruretine inanmışlar ve bu yolun salikleri olmuşlardır. Hanefi imamlarından İbnü'l Hüman, İbni Şibli, Şurum Bilali, Hayrettin Remli, Hemevi ve emsali, bunların hepsi ilmi batınla zahiri ilmi tahsil ettikten sonra bir mürşid-i kamilin dizinin dibinde oturmuşlar ve seyri sülukünü yerine getirmek için gayret göstermişlerdir. Şafiye imamlarından Sultanu ulema el-biz ibn-ü Abdusselam, İmamı Gazali, Tacuddin Süpki, İmamı Suyuti, Şeyhülislam Kadı Zekeriya, allame eşşihab, İbn-i Haceril heytemi ve emsali rahmetullahi aleyhim ecmain.
Maliki imamlarından arif-i billah Ebul Hasen eşşazeli ve halifesi Şeyh Ebul Abbasel Mürsi ve halifesi Şeyh İbn-i Ataullah El İskenderi, arif-i Billah İbn-i Ebiye Hamza, Nasirüddin el Lisani, Şeyh Allame el Muhakkık, Ahmet Zerruh el Berdesi ve emsali rahmetullahi aleyhi mecmain hepsinin ilmi zahirden sonra bir mürşid-i kamile intisab ile ahlakımızın ahlakı hamide olması için gayret göstermişler. Hatta imanın kemali ibadetin ihlas, ihsan, takva ile yapılma yolunu tercih buyurmuşlardır. Hanbeli imamlarından Şeyh Abdulkadir el-Ceyli, Şeyhul İslam eşşeyh Abdullah el-Ensari, El-Harevi, Şeyh ibnul Buhari, el-Futuhi ve emsali bütün bu büyük alimler zahiri amelleriyle meşgul olup onları yerine getirdikten sonra mürşid-i kamillerle alaka kurmuşlardır.
Şeriat ve tarikat ilimlerinden bir alimi mütebahhir bulunan İmam Arifi Billah Abdül Vehhab Şarani Meşariku'l Envaril Kudsiyye kitabında der ki ehli tarik insanı Allah'ın huzuruna kalp huzuruyla çıkmaktan meniden, kötü sıfatlardan temizlenmeye irşad edecek bir mürşidi kamile intisap etmenin mutlaka zaruri olduğunda icma ve ittifak etmişlerdir. Fakat mürşidinin alim, arif, kamil ve mükemmil bir mürşid olması lazımdır. Bizzat fahri kainat Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizin tasdikinden geçmelidir. Velhamdülillahi Rabbil alemin El Fatiha.