İslami Hizmetlerde Gençlik ve Hikmetin Önemi kaydında Genişlerim size emanet ediyorum. Onların kalplerinde dikkat var, incelik var, hakkın kavminde çok müstahip bir gönülleri var diye buyurur ve kendileri de İslami hizmetlerden hep genişlere görev vermiştir. Vahiy katibi olarak görünen, cihat olarak görünen, vali olarak tayin ettiklerini önüne zaten Ali Kerim aleyhi ve Celle de on beş…
İslami Hizmetlerde Gençlik ve Hikmetin Önemi ne anlatıyor?
İslami Hizmetlerde Gençlik ve Hikmetin Önemi kaydında Genişlerim size emanet ediyorum. Onların kalplerinde dikkat var, incelik var, hakkın kavminde çok müstahip bir gönülleri var diye buyurur ve kendileri de İslami hizmetlerden hep genişlere görev vermiştir. Vahiy katibi olarak görünen, cihat olarak görünen, vali olarak tayin ettiklerini önüne zaten Ali Kerim aleyhi ve Celle de on beş…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 12 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Genişlerim size emanet ediyorum. Onların kalplerinde dikkat var, incelik var, hakkın kavminde çok müstahip bir gönülleri var diye buyurur ve kendileri de İslami hizmetlerden hep genişlere görev vermiştir. Vahiy katibi olarak görünen, cihat olarak görünen, vali olarak tayin ettiklerini önüne zaten Ali Kerim aleyhi ve Celle de on beş yaşında kılıç kuşanmasını tavsiye Peygamberlere bakıyoruz. Peygamberlerimizle Risale'de yaşlı yaşlandıktan sonra başlamamışlar. Hep gencecik etti. Sadece burada Hazreti Nuh Aleyhisselam Nuh Aleyhisselam, o elli dolaylarında geçiyor Nuh Aleyhisselam. Malum dokuz yüz elli yaşlarından ulaştı. Sonra İsa aleyhisselam otuz yaşları dolaylarında. Şimdi diğer enbiyaya da bakmıyoruz. Allah'ımız o yaşta esareti lütf ediyor. Aynı zamanda onlara hikmeti de öğretiyor. Bu çok önemli. İnşallah o hale geliriz.
İlmimiz hikmet olur, irfan olur, maide olur, şöyle bir giriş yapayım. Allah'ımızın izniyle her şeyin bir zahir ve bir de batıl yönü var. Zahir yönü bezin. Ama batın yönüdür asıl kastedilemiyor. Şimdi bütün taahhütlerimizde bunu görürsünüz. Eğer batıl gönle riayet edecek olursak efendimizin bir hadisi şerifi var. Ya Rabbi, biz bildiğimiz. Ne varsa, onu olduğu gibi kaybettik. Faziletli kurumlara gelmişler, bu nurun ziyadesiyle. Ya Rabbi diyorlar, biz ne gördüysek, işte ne bildiysek hep yazdık, çıktık olduğu gibi sunduk. Mevla Celalimiz benim katımda bir taati var buyuruyor. Benim katımda bir taati var. Şimdi nedense şu iki dudak arasından çıkanlar ne yapıyor? Kaydediyor Ama gönülden geçenleri değil, onun için her şeyin bir zahir ve bir de batın yönü var dediğimiz bu. İşte bakıyoruz biz, İmamı Azam gibi bir sultancı.
Rahmetullahi, Şeybani Raili'nin dizinin huzuruna oturmuş bir çoban meşayih-i kiramdan. Bir Bir İmam Şafii hazretlerinin önüne, İmam Malik hazretlerinin de, Ahmet bin Hanbel hazretlerinin önünde, sözde müsteyli olanları düğüne, gerçekten böyle bilim değerli insanlar hep müracaat etmişler. Neden? Bu ilmin hikmet olması, ilfana dönüşmesi için. Bu hem hususta, bu çok uzun bir konu, Velhasıl bundan mahrum olmamak. Bakın şimdi insanlarımız ne istiyor? Zengin olmak. Çünkü zengin olalım. O nimetler, bu dünyevi varlıklar hiç duyduk mu? Böyle kasasına tekeri taktırmış, kabre indirmiş. Kefenine cep yaptırmış, onunla kabre inmiş. Hiçbir büyüden bir şey duyulmamıştır. Ama Kayseri. Ne oldu ise pek kesin de vermiyorum ama, tedavi, Kayseri doğdu. Genç bir yavrumuz. Böyle beyinde hasar yara atmış. Yoğun bakıma bakıyormuş. Vefat etmiş. Telefonda ailesinin seslerine geldi. Hallık sesi. Nereye kadar?
Belki gündür devredecekler. Habire kadar. Ondan öte yok. Ama o halde bizimle beraber olacak nedir? Ameliliğinizdir. Biz şimdi dünya malları, mülkleri, her şeyleri ne yapıyor? Burada tanımıyoruz. Biraz önce okuduğumuz Bu bitecek. Yani bir ekinle misal veriyor Cenabı Hak. Ekin ekin çık. Bu yetişiyor, değişiyor ve ziraat bunu yapan kimse ziraatçi diyelim ekleyen çok hoşuna geliyor. Ondan sonra bunu yapıyorum. Sana diyor, dağıtırıyor, çok şükür. Fakat devamında ayeti cellenin esanı. Şimdi Allah'ın burada dinlediğini, arıların, varlıkların fitilliğini ama hemen sonunda da asıl bizim Rabbimizin razı olacağı amellere yönelmemiz gerektiğini ve biraz günde okuduğumuz ayeti cinlerin ve baki olan bizimle beraber olacak amel o. İşte bunu merak etme. Asıl zenginlik bu. Dünyevi olanlar her şey bitecek ama Allah'ın yanında olan müstesna. Buna mı inceleyeceğiz? Şimdi gençlik mi?
Bakın, en çok şunu söylerler, kafamızdan da silinmeyen yanlış düşüncelerden birisi şudur. Geçsin, daha gelirken şimdiden yapmaya başlarsan ifade, davet, işte diyorlar tağuta dairiyetine, başka gelemezsin. Hatta bunun için de dinler bir su kullanmayın da gurur olmaz. Misal, ne kelime nedir? Bunlar hep boş sözler. Biz Allah'ımızın kelamına bakacağız. Rabbi Zülcelal'imiz bize gençleri tarif ederken, Esanı Rablarına iman ettiler. Allah onlara hidayetlerini artırıyor. Efendimiz aleyhissalatu vesselam İbadet ve taatten zevk Allah'ım gelip, yarın güneşin tepelere kadar yaklaştığı, ter derdine insanların gömüldüğü, ter mendiline gömüldüğü, kimisinin iz kapağına, kimisinin göbeğine, kimisinin ağzına doğru geliyor. Hatta insanlar görmek ki, Ya Rabbi bizi bu sıretten korkar da, bu sıkıntıdan cehennemine at diyecekleri zaman, ne demek bu? Ne demek biline?
Şu yaz büyüğünde bile sıcaklığın artmasında bunalttık, sıkıldım diyorlar. İşte efendimiz aleyhissalatü vesselam biz diyorlar hangi nimete kavuşuyoruz ki kütlelerin deyince hollük bölgemin de soğuk suyun da bu nimetin de şükrünü eda edemezsiniz. Bir yaz gününde dahi şöyle bizi ama sıcak olan bir zamanda. Desenler ki çünkü bir saat burada duracaksın, bunanıyor, davranıyor. Halbuki ona azar için bulunan sıcaklıkta tahammül edemedikleri vakitte Şimdi ibadet yapmıyor değiliz yapıyoruz. Ama ibadet üç şekilde. Bir beden, iki kalbin, üç muhabbetle yapılan davettir. İşte asıl bizi varlıklı hale getirmek istedikleri budur. Görüyorsunuz biz Bünyamin nimetlere komşmayı, zengin olmayı çok istiyoruz. Bak şimdi kim istemez? Telefonumun en son model olmasını istiyorum. İstiyorum. Ondan sonra arabam diyor, arabam, sonunu gelir olsun, tek konuşulandan bir ameliyet sırası gitti.
Yarın saat, araba muhabbet etti. Şu araba, bu araba, insanlarımızın konuştuğunda görüştüğüne bakın. Bu kimyaimizin fotoğrafı biz. Bir yerdeyiz şu balık ziyafeti yarım saate yakın balıktan konuşurlar. İbrahim bin Ethem, Kuddiseallahu sırra buyuruyor ki insanlar dünyadan Cenabı hak'ta tanımakmaktır. Onun için genç o kadar tarif ediliyor ki, burada zamanın darlığından dolayı anlatamam sadece şunu söyledi. Yusuf aleyhisselamın gençliği, Yusuf aleyhisselam yaşlı birisi değil mi? Genç veren güzel Cenabı hak güzelliğin yarısını ona ruk etmiş, ona ihsan etmiştir. Tamamı efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bunu Aişe-i Sıddık'a validemiz diyor. Ayşe-i Sıddnika validemiz radiyallahu anh'a benim dilbelim, benim güzelim, Muhammed'imi görselerdi ellerinin yerine başlarını keserlerdi diye. Miraç hadisesinde efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem Cebrail Aleyhisselamı asli suretiyle gördü.
Asli suretiyle görünce kendinden böyle biraz geçer gibi oldu. Mevlana'mız buyuruyor ki Cenabı Hak ey Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem. Eğer sen Cebrail Aleyhisselam'ın böyle asli suretini gördün. Öyle kanat deyince şu bildiğimiz kanatlar değil o. 0 gururdandır, tarifi zordur. Şimdi sen kendinden geçer gibi oldun. Eğer senin Cebrail Aleyhisselam içindeki o nurani güzelliği görecek olsa ebedi kendine gelemezsin. Şimdi burada Yusuf Aleyhisselam yaşlı birisi değil. Zeliha da bir Mine değil. O da güzel ama bakın nasıl iffetini, namusunu muhafaza ediyor. Gel haydi dediği zaman, ben Allah'tan okurum. Şimdi Ayşe Azam'ın gölgesi deyince o bölgeyi şu şekilde düşünelim. Rabbimize niyaz edelim. Bir hadiseyi anlatacağım. Ona göre hizmette yorulma yok. Koşacağız. Bak şu sporda daim gösterir bu.
Diyor ki eğitim yapan kimse, şimdi söylemek istemiyorum şu yüzden ne cinsten, der ki bak bizim sporumuzda sporda eğitimimizde yorulma yoktur. Dokunuldalar neler? Öyle bu çarkı koşarken dediler ki yorulmayın. Çelik gibi olacak. Şimdi şu hadiseyi anlatacağın, çelik gibi olacağız. İmanda çelik gibi olacağız ve birbirimize kenetleşeceğiz. Bu işin çok sayıyla olacağına bakmayın siz. Cenabı hak çok da hayır yok buyuruyor. Yemeği tatlandıran tuz fazla değildir. Bir sütü yoğurt haline getiren maya da fazla değildir. Belki elli kilonunluk sütü şöyle bir parça maya ile yoğurt haline getiriyoruz. Mesela diyelim ki bir gemimin dünyayı dolaşması için binler beton kömür harcı. Artık bu tabir bor madenleri de değişmiştir. Bir bor madeniyle küçücük bir bor madeniyle iki defa iki defa dünyayı elde edebilir. Şimdi demek ki çoklukla değil, ne ile oluyor?
Allah'ın izniyle nice az topluluklar, çok topluluğa kaleme çalmıştır. Bir gün Hazreti Ömer radıyallahu anh, Peki Allah için bir şey istiyorum. Ashab-ı Güzin'e söylüyor. İşte Altun diyorlar, Gümüş diyorlar. İşte dün gece kıymetler, değerler söylüyorlar. Hayır hayır diyor. Ya Ömer sen neyi kastediyorsun? Bununla neyi kastediyorsun? Ben bir Ebu Ubeydetüdnü'l Cerrah istiyordum. İşte bu. Bir gün adamın biri, ım. Meşayiyi zanında peygamberlerimizde olduğu gibi meşayiyi zanında arzu ettiği nedir? Tek insana gözlerini ve gönüllerini bağlamışlardır. Bu davayı götürecek, İslam'ın hakimiyeti için bir el bekliyorlarında. Şimdi bir el değil ve sadece biri çıkacak değil, hepimiz o bir el olmak için gayret gösterecek ve bu misal de vereyim. Onunla da tamam yazmış. Mühim olan o, onların beklediği bu. Şimdi düşünürüm de, Evliyaullah'ın çekmiş olduğu en büyük zahmet biz. Bunu ayrılmıyorsunuz.
Bizim iç halcelerimiz onları dağıtır ve bunaltır. Biz zannederiz ki bizim yüzümüze bakmıyorlar. Hayır hayır. Baktırmayan onda öyle bir güç var ki, bu ayrı bir konmuştur. Şimdi, Es'adı erliği gibi tek insan. Mahkemeye giriyor. İdam edecekler, menemen hadisesini biliyorsunuz. Mahkemeye gireceği zaman onun nurlu bir evladı İbrahim Efendi diyen mübarek bir zat alayım Yusuf İbrahim Efendi, mahkemeye iki askerin kolunda girerken artık cezmelemişim, ne canlanmışım, neyse hakim var, savcıları var, artık daval parfüm, neyse bütün hepsi bekliyor. On dakika kadar şükür geliyor mahkeme. Hiçbir şey soramıyor Haldun. Sadece kendine gelmiş efendi Hazretleri ne kadar müriydiniz var benim de bir yol oldu. İşte siz onların manevi devamı olarak hizmettesiniz elhamdülillah. Buna şükredilmez, hamd edilmez de değildir. Onların manevi neslinden gelen kimselersiniz.
Bizim Bir de efendimiz aleyhisselamdan gelişimiz var. Buna Mevlana'mız şöyle bir ifadede bulunuyor. Aleyhuntü Vesselam benim görünüşte ben, Adem'in evladı isem de, bende öyle bir mana, öyle bir sır var ki Hazreti Adem'in atasının, atası olduğunun şahididir. İşte bir de ruhani nesilden gelen. İnşallah bak o nesilden gelen. Bu Esani Elbili Hazretleri'ne nedendir? Onlar tek olanlardır. Rabbimizin ezelde çekmiş olduğu mübarek kullardır. Diyorum ki bunlarla olan münasebetimizdir. Bir gencin yetişmesi için en mühim amillerden birisi nedir? Çağında bulunan aliman ilahi ile tanışmak, buluşmak ve görüşmektir. Şimdi bildiğimiz kafalarımız da yan yana bir şey insanlar var. O büyük dediğimiz insanların hep dayandığı Allah'ın hak dostlarıdır. Sevgili kulları, Bir necip hasılı Rahmetullahi Abdül Hakim Alvası Hazretleri olmadan düşünemezsiniz. Bir tane misafir. Bedtiyerleri de hep böyledir.
Sultanım fetih ne zaman, sultanım fetih ne zaman diye Hazreti Fatih hiç durup dinlenmiyor. Çünkü onu heyecanlandıran mübarek bir kelam var. Bunu deyince hatırınıza geleni layık olmayarak söyleyeceğim. Siz de şu anda diyorsunuz ki, kutsu şerifin fethini biz ne zaman gerçekleştireceğiz? Eğer buraya gelmişsek, toplanmışsak bu azimle, bu duyguyla, bu düşüncelerle dolmamızı icap eder. Biz de tek bir yapmak istiyoruz. Ayasofya'yla fetih yapıldığı gibi Hudsi Şerif'le de Mescidi Aksa'nın Yahudi'nin çizmeleri altından kurtulması, onların esaretinden kurtulup asli yetine kavuşması için, o fethe hazır mıyız? O fethe hazır mıyız? O fethe hazır inşallah. Emrimiz bu olacak. Bir hayat hakkımız var. İkinci yok bizim. Kesin. İnçalla bu hayatımızda nasıl ki efendimiz şehadete girmişse, dört dört, cariyal-i yüzün şehadetle rakamıza kalmışmuşsa.
Es'abi Elbildi hazretleri dedik ve onun devamında olan üstazlarımızla mürşid-i kamilimiz. Hani cihat mı etti? Aleyhissalatü vesselam efendimiz cihat aşkıyla yanan bir kimse yatağında da ölecek olsa şehittir diye buyuruyor. O şehitlerin manevi torunlarıyız elhamdülillah. Böyle dediler. Bu Gökyoldaki Fenemici Baba'nın söylediği söz çok mühim. Böyle Hulusi'deki Amirimiz ziyaret etmişler. Ona babam der ki Allah Allah. Halbuki o bir rüya görmüş. Dördüncü Mehmet Baba. Üstadımız hanelerine girmiş, elektrik gülmesine basmış. Beş tane rampa yapmış. Bunu Sami Efendi hazretlerini anlatayım de, efendim bu nedir böyle bir rüya gördüm? Hasan Efendi vasıtasıyla beş lira daha hepiniz çalışacak. Bak nasıl bunlar? Manevi yerler onlar olmasa dünya biter daha der ve bir mürşid-i kamil, birisi İrşad-ı Şerri, bir diğer taraf mecnunbilimi kısmı tabii kendi arasında dereceleri var.
Bunlar böyle bildirileriyle iç içe ve ciha aşkıyla İslam'ın hakimiyeti için gayret gösteren bizimkiler. Peygamberimiz. Ali Rıza vesselam menümüz görülmüş. Bunu duyunca durup dinlenme olmaz. Aşkla muhabbetlenmeden. Arkamızdaki çoğu güç çok kuvvetli Allah'ın izniyle. Yeter ki misal da bilelim. Bir hadisi şerif almışsın, onlar zaman kalmadı şu anda. Efendimizin ey Abdullah dayanırsan Allah'a dayanır. Allah'ın emrini koru ki Celle Celalühü Allah da seni korusun diye bunlara muhal olalım. Şimdi efendimiz, korktuğumda Kuran azim düşen görünüyor. Nereye ya Resulallah? Türkiye'ye gidiyorum. Bu Kuran'ı Türkiye'ye emanet ediyorum. Allah'ımızın kitabı sizlere emanet edildi. Bizlere emanet edildi. Buna göre buna göre çapa, imkanla kardeşlerimiz hayra teşvikte vesile olurlar.
Ve gençliğin faaliyetinde, Kehf suresinde onun için ayeti ve dediğimizde Rabbi Zülcelal Efendimiz O gençlerin iki sıfatını vermiyor. Birisi iman, birisi de hidayet. İnşAllah hidayetimiz ve zaller Hak bu hayvanın delisi. O da öyle. Bugün de Allah'ım bizi muhafaza etsin. Daha önce hidayet isteriz. Rabbim'dan hidayet isteriz. İşi çok iyi kavrulmamız gerekiyor. Bak, gene hava, zekan olacak demiş. Dima, genç bir dima, genç bir zeka. Yani bunları şöyle, Havva işlevle, nefsani arzularla doldurmaya ne gerek var? Allah'ımız bu nimeti kendi tarafından O kendi tarafında nimetleriyle biz beceremeye çalışalım. Ne bu hayatımızı onlara haktır edeceğiz.
Kaynak: Genel
İslami Hizmetlerde Gençlik ve Hikmetin Önemi | Mihmandar