Efendim, peygamberan nizam ve fira nizamı ve bütün geçmişlerimizin ruhları için bir Fatiha, üç İhlas-ı şerif. Ali Kerim Allah'a vechi Efendimizden rivayet olmuyor. Ali keremallahu vechi efendimiz buyuruyorlar. Huşu olmayan, huşu bu saygı anlamına, korku, korku. Huşu Rabbimizin azamet-i ilahiyyesinden dolayı saygı içinde olmaz. Huşu olmayan namazda hayır yoktur. Huşu namazın cüzlerinden bir cüzdür. Bir gün aleyhisselatu vesselam vermiş nesle girdiler. Bir tanesi böyle saçıyla sakalıyla meşgul olacağız. Buyurdular ki kalbinde eğer haşyet olsaydı bunun azasında da olurdu. Mübarek Feyza buyuruyor ki, Cenabı hak bazı nebilerinde şöyle vahiy buyurmuş. İyi kulum gözünden yaşlar aksın, kalbinden de Cenabıhakk'a saygı duyulsun. Eğer böyle olur da dua edersen Cenabı hak duanı icabet eder. Mevlana'mız buyurur, Hacte Sallallahü's-selamü's-selamü's-selam, ağlamayan çocuğa ana süt vermezdir.
Göz ağlayacak. Gönül Cenabıhakk'a büyük bir saygının içerisinde olacak. Gördüğüm kadarıyla bu Raali Kerremallahu vechi efendim, madem, Aleyhisselatu Vesselam'ın buyurdular, ben ilmin şeriyim, Ali radıyallahu anh da kapısıdır. Artık böyle buyurduktan sonra Onun ilmi hakkında, onun irfanı hakkında söz söylemek bize düşmez. Ancak saygı duyarız. Çünkü ne kadar vasf edelim desek hatamız o tecrübe. Zaten onu iki cihan güneşi aleyhüssalatü vesselam velimiz takdir buyurmuşlar. İşte burada edindiğimiz intiba bütün ayet ve hadis-i şerife dayanıyor sözleri, bütün ayet ve hadis. Mesela huşu olmayan namaz şayan-ı kabul değil derken hemen Müminun suresinde Onlar hakiki müminler namazlarında huzur ve huşu içerisinde olurlar. Şimdi biz bu konuyu gezdiğimiz zaman diğerlerini anlatamayız. Çünkü namaz bütün ibadeti cami.
Şimdi bir sofrada ikram için ne varsa çorbasıydı, ondan sonra diğer yemekleriydi, meyvesiydi, tatlısıydı, çayıydı, kahvesiydi ne olursa olsun namaz taatinde bütün ibadet topluluğudur. Mesela cihat var mıdır? Vardır. Cihat taat içindedir. Çünkü nefis ve şeytana karşı bir mücadeledir. Bakıyoruz haç var mı Kabe'ye dönüyoruz. Zekat zekat dendiği zaman Tevbe suresinde kalbin arınmasıdır. Mundün arınması bütün içerisinde. Tespih hattı içerisinde. Çünkü Ali Kerim Aleyhi ve Sellem Efendimiz buyuruyor ki eğer eğer lav boş sözden uzak değilse bir oruç onda da hayır yok. Buyuruyor ki size birisi sataştığı zaman oruçlu olan bir kimse iki defa biz oruçluyuz. Biz oruçluyuz. Ben oruçluyum deyin. Hep atık buralara. Bir de bunu bilerek de yapmaz yerine göre. Bunu işte Kuran-ı Kerim'de şöyle geçiyor hadis-i şerifte değil. Ona yansıyor artık.
Onun kalbi öyle bir nurlanmış ki nurlanmış Kuran-ı Azimüşşan'daki ayeti celileleri, hikmetleri ve sırları kendisinde topluyor. Hadis-i Şerif'lerdekini de topluyor. Nasıl topluyor derseniz, bazı böyle yuvarlak bir cisim. Bir kısım camilerde görünüyor bu. Bakıyorsunuz o yuvarlak saydam cisme caminin penceresini gösteriyor. Bir bakıyorsunuz yerdeki halıları da gösteriyor o yuvarlak olan. Sonra tavanı da gösteriyor. Kalpleri öyle saydamlaşmış ki onların, istiğfar okuya okuya gözyaşleriyle günahlarını eritmiş bunlar. Devamlı bir terakkinin gelişmenin içerisinde. Tevhid artık şuhud olmuyor. Tevhidi sadece dili okumuyor. Bizzat tevhiddeki sırları yaşıyor. Rabıtaasıyla da öyle, zikriyle de öyle. Öyle olunca konuştuğu sözler ya ayet olur ya hadis olur. Çünkü o cihete tamamen dönmüş. Kendisini o tarafa döndürmüş. Yani biz bunu bahçemizdeki meyvelerden bilebiliriz Allah'ın izniyle.