Bismillahirrahmanirrahim. Sahih, asıl kaynaklardan söylüyorum, iki kişi, bunlardan bir tanesi dünyevi işlerle meşgul, günün birinde tarlasında bağ, bahçesinde, işinde, işinde, işinde, gücünde, dükkanında, iş yerinde, memuriyetinde, neyse artık memuriyet olmaz da, işinde meşgul işleri ile. Onun meşgul olduğu zaman da bir diğeri Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam'ın huzurunda ne buyururlarsa onu zapt etmeye, kaydetmeye kaydetmiştir. İkinci gün de diğer kardeşi birbirlerinden istifade ediyorlar bulunmadıkları zaman o ona anlatıyor ve Efendimizin sözlerini muhafaza ediyorlar. Çünkü Allah'ımız kim Rasulullah'ın sözünü, Efendimiz Aleyhissalatü Vesselam buyuruyor, kim benim sözlerimi muhafaza eder ve başkalarına nakledecek olursa Allah onu nurlandırsın diye ifade buyuruyor. Hadis-i şerifler, malumunuz, bildiğiniz Hadis-i şerifler.
Bir tanesi diyor ki Resulullah'tan duyduğun her şeyi kaydetmeye gerek yok, kendisine mahsus hallerdir deyince Efendimize anlatıyor Ya Rasulallah böyle ifade ediyor. Benden çıkan söz haktır buyuruyor. Hazreti Ömer'in bile radiyallahu anh Hazreti Ömer'in dilinden çıkan söz hak sözdür buyuruyor. Bu bakımdan Efendimizin kendisine mahsustu bilmem falandı demek suretiyle eğip bükerek insanlığın örnek alacağız. Çünkü sair kimselerden örnek nasıl alacağız biz? İnsan örneği tam ve mükemmel kişilerden alır. Efendimiz risalet ölçüsü içerisinde, nübüvvet ölçüsü içerisinde tam ve mükemmeldir. Çünkü Halıkı Lemyezel'in bütün tecellilerine mazhardır o. Allah'ımız onu seçmiş, Makamı Mahmud'a erdirmiş, her türlü nimetle Allah sana verecek, sen de razı olacaksın. İste sana verilecek buyuruyor Allah'ımız. Sel iste çok da verilecek. Her nimete mazhar olmuş Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem.
Şekil olarak da insanların en güzeli, ahlaken de en güzeli. Kimi takip edeceğiz Biz modayı takip etmiyor muyuz? İkide bir değişiyor. Yiyeceklerimiz de değişiyor. Ondan aman ha diyoruz bu maldan az getirelim mevsimine göre ikinci mevsimde değişebilir. Aman o zamana bırakmayalım. Kaldığı zaman diyoruz ki yüzde otuz indirim var. Niye? Artık o malın önemi kalmamıştır, yeni mallar çıkmış. Yani bir modada dahi böyle takip ediyoruz. Evin mutfak eşyasını da takip ediyoruz. Koltuğunda şeklinde, şemailinde, biçiminde takip ediyoruz, gömlekleri takip ediyoruz, ayakkabıları takip ediyoruz. En güzelini arıyoruz. İnsanın tabiatında var bu. Allah'ımız bize en güzeli olarak En güzel örnek Rasulullah diyor sallallahu aleyhi ve sellem. Başkaları onu takibe çalışıyor. Bizim gayri müslim dediklerimiz ismine İslam demiyor ama Efendimizin bütün adetlerini bizden çok iyi araştırıyorlar ve takip ediyorlar.
Efendimizin tıbba dair sözlerini onlar takip ediyor. Mesela yemekten önce meyvelerin yenmesin. Birkaç lokma kifayet eder buyurmasın. İnan bakın bir Gayri Müslim'e Efendimizin hayatını takip etmek suretiyle sıhhat ve afiyet buluyor. Madde. Evvela yemeğe başlamadan önce bir su içiyor. İki bardak su içiyorlar. Ondan sonra diyelim ki bir köften var, bir tane alıyor. Biraz salata bitti. Daha neler neler Efendimizin mübarek adetlerini şuursuz bir şekilde taklit ediyorlar. Biz imanla takip edersek ümmetimin fesadı anında bozulduğu anda benim bir sünnetimi ihya edene yüz şehit sevabı vardır buyuruyor. Buyurdu. Mübarek ince parmakları ile üstazı alimizin üstazı alileri zamanın kutbul aktabı, o zayıf parmakları ile sünnettir diye şekeri ikiye bölüyordu. Üst tarafa getiriyordu, düğme kısmını üst kısma getiriyordu. Sünnettir diye bu kadar takip ediyor.
Onun bir yayla seferi var, yayla seferinde o zaman atla giriyorlar. Yanında hizmetinde bulunan kimseye diyor ki biraz sen bineceksin, belli bir müddet ölçü koyuyor. Ondan sonra biz bineceğiz. Kendileri bindikten sonra evladım binin diyor, o da efendim huzurunuzda mümkün mü? Yillere geçerim efendim bu teklifi yapma bana diyor. Yapmayın, o zaman senin nöbetinde hayvan dinlensin buyuruyor. Bu bizim müsteazımız, ondan rahat da yapılıyor ona. Ondan kıymetli. Bu kadar dikkat etmişler ve Allah'ımız da onlara ihsan buyurmuş. Resulullah'ın sünnetini takip etmek suretiyle ancak mümkündür. Üçüncü tabaka kötü düşüncelerden tamamen kurtulmuş. Hep bununla biz şikayetçiyiz, bir türlü geçmiyor içimizden. Oturuyoruz ama kalbimiz devamlı dönüyor, devamlı dönüyor. Bunun için Nebi-i Ekrem Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem Allahümme hep bir kalbi aladiymek.
Allah'ım kalbimi dinin üzere sabit kıl diye dua mı diyor. Biz neden devamlı alaka kuruyoruz, bunun sebebi ne? Şimdi Kuran okuyoruz diyelim. Biz Kuran'ı okumuşuz. Kuran ilimlerini de öğrenmişiz. Aşeresini, takribini, tayyibesini de öğrenmişiz. Ondan sonra tekrar okumasına gerek var mı? Profesör olmuş bir adam tekrar okula devam edeceğim der mi? Yok, artık bitirmiş. Ama kalbi eğitim böyle değil. Kalp kelime anlamı olarak devamlı dönücü olduğu için kalbimizi sabitleştirmek ve Allah'ımıza vuslatta Onlar Allah'ı hakkıyla takdir edememişlerdir. Rabbi Zülcelal'imizi tanıma yolunda azami ne yaparız? Gayret gösteririz. Ve harekat-i ehli laf ile batılların yaşantılarını da tamamen terk. Hani bizde dolu Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellemin hayatında spor varsa efendimizin hayatında sporun en güzelleri var. Atıcılık, binicilik, yüzücülük, koşuculuk, ne bileyim koşmalar, malar, hepsi var.
Şehevi arzudan bir türlü kurtulamıyor. Helalinden var. Her şey mevcut, arayacağımız hiçbir şey yok aslında bizim. Ya onlar şöyle giyiniyor, şöyle geziyor, şöyle dolaşıyor. Kişi elbisesinin ve elbisesinin ve nalininin güzel olmasını sever buyuruyor. Elbiseyi bile efendimizi gösteriyor bize. Ama kibritmemek, hakkında zayi etmemek suretiyle buyuruyor. Ne canınız istiyorsa hepsi var Resulullah'ın hayatında Öyle bir mağaza ki bunu demekten haya ederiz. Ne ararsan mevcut içerisinde. Alamıyoruz. Biraz para istiyor. Bütçemiz iyi olursa Allah'ın izniyle alınmayacak nimet yok orada her şey mevcut. Bunu Abdülkadir Geylani Efendimiz ne kadar alıcıysanız o kadar vereceğiz diye buyuruyor. Her şey Gafiller Onlar Allah bizi affetmeyip de kimi affedecek derler. Bu duygularla yaşarlar, hiç çekinmezler. Yapma bu hareket doğru değil, olmuyor. İyi dediklerin neleri yapıyor canım. Ne halleri var.
Bizden de bu kadar bulunsun bakalım. Çoğu fikri düşüncesi bu. Bizden de bu kadar olsun. Kadı kızında da olur bu kadar hata deyip geçmek gafletin işaretidir. Çünkü görüyor, biliyor ve duyuyor. Üç yaşında gece namazını kılan bizzat, dayısı Muhammed Cevvar hazretlerine diyor ki dayı kalbim diyor bir türlü uyanmıyor. O zaman Allah benimle beraber görüyor, gözetiyor, biliyor diyeceksin. Bir havfın olması lazım, ilahi korkunun olması lazım. Hocalardan bizzat biraz da üstazı alimizden çok istifade etmiş. Biraz değil, çok istifade etmiş bir kimse. Sami Ramazanoğlu bayağı halinden ifade ediyor, anlatıyor. Sonra diyor ki efendim çok korkuyorum. Hindi ilahiden ne olacağım ben? Kavga nasıl gideceğim? Nasıl hesap bileceğim? Hangi simada kalkacağım deyince korkusuzluk felakettir buyurmuşlar. Ne kadar güzel. Korkusuzluk felakettir. Gafiller nasıl yaşarlar? Bağışlanırızdir, geçerler.
Allah'ımıza anan kimselerle Onun rahmetinden ümit vardırlar. Arifler de Allah'ın lütfundan dolayı hamd ve şükür içerisindedirler. Allah'ımıza yakınlık elde etmişlerdir. Onunla yaşarlar. İbadet eden kimseler haramlardan devamlı sakınarak hareket ederler, yürürler. Onlar da Allah'ımıza aşk ve muhabbetle yürür giderler. Dünya bir denizdir, ahiret bir sahildir, Sizin o denizde bineğiniz ancak takvadır. Müttaki olursanız yüzer geçersiniz. Müttaki olursanız, Nuh aleyhisselamın gemiyi nasıl deryada yüzdürüp iman edenlerin içine girip kurtulduğu gibi kurtulursunuz. Insanlar da seferdedir. Camiye girerken sağ kolda ana. İçeriye girdiğimizde kıblede üstağızımız. Al. Neye güveneceğiz? Mutlak bir seferdeyiz.