Akıl sahibine gerektir ki eski ahvalini iyice düşünüp hata ve günahlarından tevbe etsin ve başına musibet gelmeden evvel tedarikli bulunsun ve Cenab-ı Hak'tan irtibatını kesmesin. Her bir cümlesi müstesna manalar ifade ediyor. Siz diyor, geçmiş hatalarınızı unutmayın, onları hatırlayın, tevbe edin, Cenab-ı Hak'la da irtibatınızı kesmeyin. Cenab-ı Hak ile irtibatı kesmemek ne emrediyorsa onu tutmakla olur. Düşünürken bir başkasına hile bu deyim, başka nefsani, şeytanı hatıralar değil, Rabbani düşünceler içerisinde olmak. Rabbimizle irtibat kurmak bu. Sonra gözümüzle ibretle bakmak, kulağımız hakeza. Velhasıl Allah'ımızın emrine muvafık bir hayat sürmektir. Bütün ulema, şu üç hasletin her Müslümanda bulunması gerektiğinde ittifak etmişlerdir. Bunlar da hepsi beraber olduğunda tamam olur. Biri olmadan diğerleri noksan kalır.
Bu hasletler de şunlardır: bir- Zulümden, Allah'ın ve Resulü'nün razı olmayacağı şeylerden arındırılmış halis bir Müslümanlık. Iki. Temiz gıda, helal lokma, üç. Amellerde sıdk-u sadakat, riyas-ı bir amel, sırf Allah için bir amel. Ebu'd-Derda radıyallahu anh'ten rivayete göre şöyle demiştir: Ebu'd-Derda -radıyallahu anh-'den rivayete göre, Allah'ın birtakım kulları vardır ki onlara ebtal denilir. Onlar Allah'a ne çok oruç tutmakla ne çok namaz kılmakla, ne çok hacca gitmekle, ne sakallarının güzelliği ile ulaşmışlardır. Allah'a vasıl olmalarının sebebi verada. Bu verayı şöyle tarif etmişler: Helalde bile dikkatli, haram işlem diyor, şüpheli işlerden kaçıyor, helalde bile dikkatli hareket ediyor.
Sadakatleri, salih ameller, halis kalp ile sağlam niyetleri, sadırlarının selameti yani kibir, kin, uzibi ahlak-ı zemîmeden, kötü ahlaktan salim bulunmaları, kurtulmaları ve bütün müslümanlara merhametli olmalarıdır. Allah onları ilmi ile seçmiş ve kendi has kulları arasına koymuştur. Onlar, İbrahim aleyhisselam'ın kalbi gibi kalplere sahip olup kırk kadar ricaldirler. Bilesin ki onlar kati surette hiçbir şeye sövmezler, hiçbir kimseye lanet etmezler, kendilerinden aşağıdakilere eza etmezler, tahkir etmezler, küçük görmezler, kendilerinden yüksek bulunanlara haset etmezler. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e dünyanın ne olduğu soruldu. Buyurdular ki seni Rabbinden alıkoyan, Allah'tan gafil kılan her şey dünyadır. Kalbi selim, onların kalpleri kin, kibir, hasetlikten arınmış, dupturur tertemiz bir gönüldür. Derken selim kalp, huzurlu kalp ne demek?
Masiva arzusundan ve esaretten kurtulmuş kalp demektir. Masiva, Cenab-ı Hakk'ın dışındaki hallerden kurtulmuş. O kalp her an Allah ile beraberdir. Esaret deyince düşünürüz. Kalp nasıl esir olabilir? E, şeytanın esiri olur, nefsin olur, şeytan sıfatları insanların olur, dünyanın olur, dolu ahlakı zemime var. Ölüm geldiği zaman ilim fayda vermez, Adem'e vermediği gibi. Dostluk da fayda vermez, İbrahim'e fayda vermediği gibi. Mülk de fayda vermez, Süleyman'a ve Zülkarneyn'e fayda vermediği gibi. Mal da fayda vermez, Harun'a fayda vermediği gibi. Orgunun kuvvetli olması da fayda vermez, Nemrud'a fayda vermediği gibi. Kendi ihtiyari ile ölmek yani dünyayı terk etmek hür kimselerin halidir. Kendi ihtiyari ile ölmek demek. Şu cismimizin, ruhun çıkıp da cansız bir vaziyette kalması değil. Bu ihtiyari ölüm kötü huyların ölmesi, ruhun hayat bulması, ölmeden evvel ölme sırrıdır.