Kalbi Selim. Abdülaziz ettibba Hazretleri var. İbniullah'tan. O nasihatlerinde diyor ki Sizin en çok kulak vereceğiniz Allah'ın kitabı olmalı. En çok başta Kitabullah'a yöneleceksiniz. İkinci olarak sizin müracaat edeceğiniz kaynak Resulullah'ın Hadis-i Şerifleridir. Ondan sonra da müracaat edeceğiniz yer Evliyaullah'ın kelamıdır. Neden Evliyaullah diyor, arifi billah diyor da ulema demiyor. Bunu söyleyen olur mu içinizde? Mesela Abdü Hazretleri de bazenleri Evliyaullah'ın kelamına kulak verin diyor. Niye ulema demiyor? Allah'ımızın koymuş olduğu emirlerin hikmetini biliyor. Ne için konduğunu sebeplerini çok iyi çıkarıyor. Mesela namaz taatindeki sırları görüyor. Diyor ki biz hayatta kıyam halinde duruyoruz. Dağlar da kıyam halinde. Meryem Suresi'nin Kuran-ı Kerim'de son ayetlerinden birisi kainatın bütün Mevla'ya kul olduğu haber verir. Hepsi Cenabı hak iddia ediliyor.
Bak daha size isyan ediyor mu? Siz daha ağaçlar dikmek istiyorsunuz. Bir orman meydana geziyorsunuz. Böyle deyince dağ hayrım benim üzerime katiyen böyle bir halde bulunamaz demiyor. Itaat ediyor. İtaat edin diyor. O itaatiyle kulluğunu gösteriyor. Sus hissediyorum. Beni içme diyor musun? Yok beni içme. Ben sana gıda olmam demiyorum. İtaat edin. Mi? Bir toprak birçok işlemler bunun üzerinden yapılıyor. Yiyeceğimiz içeceğimiz. Hep orada yer diyor mu? Hayır benim üzerimde böyle bir muamelede bulunamazsın demiyor. Neden demiyor? Şunun için demiyor. Mevlamız buyuruyor. Göklerde ve yerde olan herkes istisnasız kul olarak rahmana gelecektir. Bak bunların vazifesini yapıyorum. Hepsi yapıyor. Vazifesini, kul çünkü. Kul. Vazifesini yapıyor. Hiçbirisi ben görevimi yapmam demiyor. Bunların görevlerini yapmasının sebebi Hilafet makamında bulunan insanın biz bunu anlamıyoruz. Ne hilafet ne?
Hilafet yeryüzünde Allah'ın adına emirlerini Hem şahsımızda hem de dışımızda yaşatmaya çalışan kimse demek. Bunun için hizmet ediyor onların hepsi. Mesud olabilmemiz için ne yapacağız. Başta Kuran-ı Kerim hadis-i şerifler ve evliyaullah'ın sözü. Evliya demek aynı zamanda alim demek. İlim ehli olmayana Cenabı Hak velayet vermez. Sizin çoban dediğiniz, okumamış dediğiniz kimselerin ağzından dökülenler ayet mi hali Hadis-i Şerif'in mi hali Bunlar dökülüyor. Diyor üstadımızın anneleri okumamış Yine ev içerisinde ev ortamında Elbette ki elli dört farzı öğrenmişler Taatlerini yapabilecek kadar farzlarını biliyor. Ama derinlemesine bir maluma sahip değil. Fakat hizmet ediyor. En azgın kadınları bile vermiş olduğu öğütlerle Rabbimizin izniyle hakikate işliyor. Bir kadın bu. Babaları müdavrisin. Kızının sözlerine kulak veriyor bir ara. Sonra diyor ki be kızım ben seni medreselerde okutmadın.
Sana ne hadis, ne tefsir, ne fıkıh, ne kelam. Ha bu ağzından dökülen sözler ayet mi? Hani hadis mi? Bunu nereden aldın diyor. Bu bir veli. Ye Allah'ımızın veliye kulu. Bak Rabbimiz kendi tarafından ilim lütfu. Bu yolun adını Hacegan deniyor. Hepimizin malumatının olduğunu sizi hüsnü zan ile bu şekilde görerek söylüyorum. Kendimizi katmıyoruz. Biliyorsunuz malumatımız var. Bunu sistemli bir hale getireceğiz. Abur cubur değil. Burası size ilim öğretmez. Burası sizin kafanızı yarın, ortasına ilim koymaz. Buna yol taşı. Aman dikkat edelim riayet edelim. Çünkü kalp salih olursa bütün vücut salih olur. Kalp fesada giderse bütün vücut fesada gider. Ondan kalbi eğitim yaptırır. Şu bedenimizdeki muharebeyi sulha eriştir. Çünkü nefis, yaratılış icabı kötülüğü emreder Sure-i Yusuf da haber verildiği üzere. Ruh da Allah'ımızdan bir nefha, bir nefes olduğu için o da devamlı hayrı ister.
Şimdi iki zıt kutup biz bunu ne yapacağız? Anlaştıracağız. Onun için büyüklerimiz evrak veriyor, ezkar veriyor. Bunlar da bizim çalışacağımız özel gayretlerimiz de hasıl olacak. Ne olacak? Özel gayretlerimiz derseniz birincisi Kuran Azimüşşan'ı öğrenmemiz için en uygun bir ortam. Efendimizin bir Hadis-i Şerif'i Allah'ımız onların yüzlerini nurlandırsın. Hayatını bereketlendirsin. Duyduklarını etrafa anlatırlar. Biraz önce hikmet denildi. Hikmet demek. Hayır ile şerri birbirinden çok iyi tefrik eden hayran bir kimse demektir. Kalbimiz nur olursa o nur ile haksız görür. Bunun zamanı değil dediğimiz iyi anlaşılsın. Bu nura erişebilirsek aldığımız evrak ve ezberine hak ve batılı bölme yeteneğini verir Cenabı Allah. Bizim gayemiz bu değil. Bizim gayemiz gönlümüz nasıl irşad olur, estağfurullah. Azalarımız nasıl Mevla'mızın yolunda vazifesini görür?
Bu hiç şüphesiz inancımızın gereği iki zümrenin salahı halkın salahıdır. İki zümrenin fesadı halkın fesadıdır. Birisi ulema. İlim ehli insanlar. Eğer Resulullah'ın ve ashabının yolunca hareket edecek olursa bize hakikati gösterir. İkincisi ne? Merahdır. İdarecilerdir. Bu bizim inancımızdır. Bunu çözmek Allah'ımızın kitabına sımsıkı yapışmaya bağlıdır. Bizim asıl işlerimiz güzel bir program yapıp onu yapsak zaten çok işler halleder gideriz. Kuran Azimüşşan'ı okuyacağız. Bu mevsim biraz daha müsait vakitler. Okumaya çalışacağız. Bilenler vasıtasıyla hedef bağçuzu alacağız. Bir bir talim edeceğiz. Dediler ya dinde utanma yok. Namaz surelerimizi bir öğrenelim diyeceğiz. Başkasının yanında utanırız yok. Yarın rabbımızın huzurunda utanmaktansa burada utanmak daha iyi değil mi? Bir gün Bayezid I Bistami Gadde Sallallahü hazretleri zamanın kutbu kimdir diye bir murakabeye dalar.
Yetmiş bin evliyanın içerisinde Ebu Hafsi Hattadi hazretlerini görür. Adresini alır huzuruna varır. Bayezid-i Bistami Hazretleri de şekil ve şemail olarak görünüşü itibariyle içindeki nur kendisine saygınlık uyandırır. Nasıl ki bir bardağın içerisinde ne varsa görüntü olur. Eğer portakal sürdüyse portakal söylüyorsiniz. Yok çilekse çilek verirsiniz çıkacak. Çay dersiniz bunun gibi. İçinde iman olduğu için imanın görüntüsü İslam olduğu için İslam, İhsan olduğu için İhsan'ın görüntüsü kendisinden müşahede edilerek Ebu Hafsa Hatta Hacı Hazretleri emir işleri ile meşgul onun artık şekillenmesi ile uğraşıyor ayağa kalkar Ona yer gösterir. İşini bırakır. Karşılıklı sohbete dalarlar. Fakat ebu hapse haddinden çok değişik haller görülür. Ağlıyor. Sebebi sorulunca üç gündür bende bir gözyaşı kalpte mahzuniyet meydana geldi. Anlar ki üç gün olmuş ona bu kutbiyet sırrı birileri.
Neden ağlıyorsun deyince Ümmet-i Muhammed'in haline olacak. Bu çocuklar itikaden inanç olarak bozuluyor. İnternet kafelerden kaldırıp mescide getirirler mi? Ne olacak bunlar? Bunların diyor derdi ile dertleniyorum. Onlardan sana ne deyince ben diyor merhametle hamuru yoğrulan Resulullah'ın ümmetiyim. Sallallahu aleyhi ve sellem. Bu şefkatle acıyorum diyor. Size kutbuniyet ihsan edildi deyince Allah Allah benim gibi bir demirciye mi? O zaman namaz surelerimi okuyayım der. Fil suresinden başlar. Kadar pek hata görülmez. Varsa da düzeltir. En azından namaz surelerimizi yanlış olmamasına dikkat eder öğreniriz. İlmihal kitapları evinde ilmihal kitabı olmayan hiçbir kimse yoktur. Adeti belirsiz. Onlardan talim ederiz. Bunun yanında birçok Hadis-i Şerifler vesair ayda bir çıkan yazılarda bir aylık bilgi de bizim için mevcut.
Bunlarla hayırlı insanlarla oturup kalkarak, insanlığın derdi ile de ender olup dinin Allah için tazim din mahlukata şefkat olduğunu bilerek tazimimiz kulluk vazifemiz. Şefkatimiz küfür içerisinde olan nasıl küfürden kurtulur? İman edenler nasıl İslam olur dinin emirlerini yerine getirir yüce dinimizin. Bu emirleri yaparken nasıl olur da Rabbimizi görür gibi vazife yaparız bunun çalışmasını hepimiz gideceğiz. Öyle. Vay buraya bir kişi geliyor, iki kişi geliyor, gönlümüzü okuyorum Allah'ın izniyle, üç kişi geliyor, bu bize alakadar etmez. Biz çalışalım, Gayret gösterelim. Gayret gösterelim. Rabbimizin izniyle ve siz nasıl ki Peygamberimiz bir kişiydi bunun hesabını yapmanın faydası yok. Şunun hesabını yapacağız. Efendimiz bir kişiydi sallallahu aleyhi ve sellem. Ta Afrika'lara uzandı. Asyalara uzandı.
Krallara kadar mektup yazıp Allah'ın dinini duyurdu celle celalühü Şu Antakya'ya gelen İsa aleyhisselamın havarileri iki kişidir. İki kişi dini İslam'ı duyurmak için gayret gösterdi. Bütün dinleri adı İslam'dır. Orta adı. Sonra Mekke'den Medine'ye gelen Esad Bin Zürare der. Musab Bin Umeyriler bir kişi iki kişi bütün İslam ile herkes uyandırdı. Asıl suçu kendimizde buluyoruz. Biz riayet edersek, biz dikkat edersek her yer güzelleşecektir. Büyüğümüz bize bir köyün ıslahını bir kişiye bağlarlardı. Onun istikameti, onun rivayeti bütün bir köyü ıslahına vesile olur. Biiznillahi teala. Aynen şunun gibi. Bir su dolusu kazan içerisine şeker döktüğünüz zaman kilolarca onu adeta şerbet bal haline getirir. Biz de cemiyetin ağız tadı gönüllerinin biiznillahi Teala devası. Haftalarının da Rabbimizin istediği şekle yönelmesi için çaba gösterirsek bu alemin bir şekeri olmuş oluruz. Bir tadı oluruz.
Bir lezzeti oluruz. Cahiliye devri ne demek? Cahiliye devri zalim mazlumun elinden yumruğuyla hakkını alıyor. Ahlak o kadar bozulmuş ki kadınlar kapılarını kırmızı işaretler bırakarak erkekleri davet ediyor. Şimdi olmuyor mu bu? Siz bunu düşünün. Nasıl olduğunu bunun. Bugüne uyarlandığı zaman. Daha başka her türlü çılgınlıklar var. Allah'ımızın nur olarak gönderdiği alemin ağız tadı efendimiz aleyhissalatu vesselam o müşrikleri Allah'ımızın hidayet lüt ettiği insanları semadaki yıldızlar gibidir diye buyrulan bu övgüye mazhar kişiler haline getirilir. Bunun yanında ulema ikramımız Süleha gayret ve çabaları ile bunu temin ettiler. Bize düşen yollarını izlemektir. Günümüzü bir programla şenlendirir. Kuran Azimüşşan'ı öğrenmeye çalışırız. Tefsirlere yöneliriz. Malillere yöneliriz. Efendimizin mübarek sözlerine döneriz. Dini meselelerimizi bir bir talim ederiz. Bir gusül nasıl alınır.
Bir abdest bunları diye diye diye büyüklerimiz bizi irşad için çaba gösterdiler.