Sami Efendi Hazretleri sırra Kayseri'yi bir tarih teşvik buyurmuşlar. Fakat daha kendisini pek tanıyan yok. Bu münasebetle bazı sorular sormuşlar. Efendim işte biz yedişer ayet sözü sokuyoruz deyince bunu sınırlandırmayın. Daha fazla da okuyabilirsiniz buyurmuş. İşte efendim biz Salahattin Ali'ye okuyoruz dört bin dört yüz kırk dört. Sükut buyurmuşlar çok edep dolu bir mürşidi kamilimiz. Yok ne demiyor? Çok çok ince bir İslam'ın esaslarını yaşayan bir kutbul ahtab. Çok müstesna. Mesela bir kağıdı dahi böyle yırtarken çok dikkatli, bir kapıyı yırtarken de dikkatli. Eşyanın bile incinmesini istemiyor. Çok hassas. Zaten bu dikkatleri onları Rabbimizin dilediği makama getirmiştir. Her şey bir bedel karşılığı. Bunu bilelim. Bizim halkça bir tabir de bunu kullanmak istemem. Yani oturduğumuz yerden bize gelecek bir şey yok.
Necm suresinde Cenabı hak essane insan için ancak çalıştığını karşılığı var. Dünyevi de böyle ukrevi de böyle. Bunu bir maksatla da yapılmıyor. İşte ben şu hale geleyim, şu makamlara gidişeyim düşüncesiyle de yapılmıyor. Sırf Mevla için, şimdi dikkat ettikçe de kendilerinin de çokça okuduğu bir ayeti celile var, çok müstesna. Yolumuzda gayret edenlere yollarımızı açarız. Şimdi edepte, erkanda, ibadette, taatte, iflasta, ihsanda, takvada, ilimde, irfanda, şerhi usullerde, ne bileyim, takvasında, verasında, marifetinde, hakikatinde, ilimde, aynel yakin, hakkal yakin nefsimizin mertebelerini geçmede çok dikkatli, hassas davranıyor. O hassasiyeti de kendisine yolları açıyor. Bu Rabbimiz Celle Celalü. Bir fabrikatör anlattı bize. Hatta daha üstünü. Böyle yüksek bir kuruluşun başında bulunuyor ticari. Ben dedi bu işe girdiğimde çuval taşırdın. Çuvalı sırtıma alırdım. Bana bu hizmet verildi.
İşte kamyonda şu çuvalları indireceksin mahzene, nereyse artık koyacaksın. Ne kadar dedi hassas davrandığımı görünce ah baktım diyor işveren, oranın artık temsilcisi durumunda olan kimse beni diyor gözetlermiş, daha bir yüksek yere getiriyor. Ben diyor orada öyle oldu ki diyor idareci durumuna da geldim. İşçiyim ben diyor. O hassasiyetim o çalışmam beni diyor en yüksek yere getirdi. Bu Rabbimiz Celle Celalühü her şeyi İçimizden geçen yalemus sırra ve akfa, ister gizleyelim ister açıklayalım Ne yaparsak yapalım gönlümüzden geçen ince, biz bunu ifade edemiyoruz mümkün değil çünkü. En ince düşüncelere vakıf Cenabı Hak. Tarifi yok. Cenabı hakk'ın sıfatları hususunda Cenab-ı Celalühü Rabbimizin sıfatları hakkında mutlak diye ifade denir. Mesela el ali, mutlak bilen denir. Mizah yok. Yok. Ulema-i Kiram'mız çok güzel ifade buyurmuşlar. Allahu alem ve resulü demiştir. Başka çıkacak durum yok.
Bunu en iyi bilen Allah'tır ve resulüdür. Bir de yolundan giden hakikat ehilleridir Allah'ımızın bildirmesiyle başka türlü olmaz. Bu kadar hassas bilen Rabbimize karşı gayret ve çabasını gördükçe Cenabı hak onu tabi lütuflarıyla, kere keremiyle, ihsanıyla dediğin, namazdaki huzur ve huşu ile, oruçtaki takvasıyla, cihattaki hileu kelimetillah oluşuyla, bütün görevlerde dini Allah için has kılmak suretiyle en yüksek yerlere gelmiyor. Ve o gelişiyle yokluğun içerisinde. Böyle dikkat edinmişim. Biz tarif edemeyiz, anlatamayız. Yani sen odunu tartan bir kömürcüsün diyelim. Bir kömürcü. Kömür neyle tartılır? Şu bildiğimiz kantarlar var. Kalkacaksın, kantarlarla iş yapan bir kimse en hassas terazi altını tartan terazi. Onu kalkıp tartmaya çalışacağız. Mümkün değil.
Bunun için Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz büyüğün kıymetini, alimin kıymetini, Fazıl olan kıymet olanın kıymetini yine Fazıl olan, Fazıl olan bilir buyuruyor. Alimin kıymetini yine alim, yine fazı, yine üstün değerde olan kimseler bilir. Biz ne bileceğiz? Adamın biri kayıtta gidermiş. Zannilerim böyle hattat bir kimse, çok güzel yazılar yazıyor. Para topluyorlar. İşte bir kıyıdan diğer bir karaya geçilecek. Bunun parası çıkmamış. Demiş ki sana çok güzel bir yazı yazayım. Bir vav harfi. Çok güzel yazmış. Ne olacak bu demiş. Ben demiş senden para istiyorum.