İslami Fetihler ve Humus'un Fethi kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz. Değerletinde işler misin? Hazreti Halid Bin Velid Radıyallahu Anh'ı daha yakından tanımaya devam ediyoruz. MAHMUD SAMİ RAZANOĞLU GADDESALLAHU SİRRAULAZİSİN eserleriyle. Bugün sizlere Humus malikesinden bahsedeceğim. Kaldığımız yerden inşallah devam ediyoruz. Şam ve…
İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz. Değerletinde işler misin? Hazreti Halid Bin Velid Radıyallahu Anh'ı daha yakından tanımaya devam ediyoruz. MAHMUD SAMİ RAZANOĞLU GADDESALLAHU SİRRAULAZİSİN eserleriyle. Bugün sizlere Humus malikesinden bahsedeceğim. Kaldığımız yerden inşallah devam ediyoruz. Şam ve Ürdün'ün ehli İslam tarafından zaptını müteakip Suriye dahilinde üç büyük şehir kalmıştı. Humus, Kudüs, Antakya. Bunlardan en yakın ve kolay zapt olunabilecek olan humus olduğundan asakir-i islamiye bu şehre doğru hareket etmişlerdi. Yol üzerinde Malbek kalasını da zapt etmek üzere Hazreti Halid orduyu, Malbek şehri civarında kurdu. Uzat-ı kiramın muhaycemaat-ı merdanelerinden gözleri korkmuş olan Rumlar müstahkem olan Barbekin kalasına o derece izdihamla dolmuştu ki, kalabalığın kesretinden yekdiğerini kaladan aşağı atıyorlardı.
Yeni tayin olunan Barbek kumandanı Herabis de Kal'a'nın burcundaki hücrede altın haçlı mücevherle müzeyyen taçla bir tavrı mahsus ile oturmuş, Hazreti Ebu Ubeyde'nin ordusunu hiç mesabesinde görüyordu. Çünkü hiçbir muharebede bulunmadığı için mücahidinin bir kılıç darbesine de rast gelmemiş, din arslanlarının pençe-i ateşinini tatmamıştı. Harabis kumandanlarla reisi ruhani patrikeyi celb ederek hazır mısınız yarın Araplarla harp edeceğiz, hiç fırsat vermemelidir. Hemen bir hücumda mahved vermeli dedi. Patrikte sen ne söylüyorsun? Busra'yı Dımaşk'ı fetheden kalus ve Vardan'ı öldüren Halid meydanda duruyor. İş senin bildiğin gibi değil demişti. Herabis gülerek ben öyle Halid tanımam. Bizimkiler ahmak yemişlerde mahvolmuşlar. Artık bu kadar kuvvet ve iktidarım varken şu birkaç Araptan korkarda mağlup olursam bana da Herabis demesinler.
Herabis kaladan Arapların üzerine ok atmayı emredince mücahidin üzerine yağmur gibi ok yağdırmaya başladılar. Halid bin Velid radiyallahu anh hazretleri de mukabele etmek üzere askerlere emir verdiler. Bu zatı kiram aşağıdan yukarı kale üzerindeki Rumlara ok atarak armut gibi yerlere dökmeye başladılar. O gün ok muharebesi şiddetle akşama kadar devam eylediyse de bir netice hasıl olmadı. Herabis ertesi sabah kale kapılarını açtırarak her taraftan hücum edilmesini emretti. Rumlar Balbek kalasından yalın kılınçla dışarı fırladılar. Herabis askerlerine hitaben haydi sizi göreyim, bir tane bırakmayıncaya kadar kılıçtan geçiriniz diyerek askerini teşvik ediyordu. Ebu Ubeyde ve Halid bin Velid radiyallahu anhuma Hazretleri de bir tertibat alarak orduları ikiye ayırdılar. Said bin Zeyd'in Fırkası ileri cephede bulunup harp şiddetle devam ediyordu.
Allahü ekber sadaları yükselerek din arslanları maniaları yararak müthiş surette saldırıyorlardı. Rum fırkaları gittikçe takviye kuvvetleri alarak birbirini müteakip mücahidin üzerine hücum ile şiddetle tazyik ediyorlardı. İki taraf ordusu birbirine iyiden iyiye karıştılar. O sahralar dökülen insan kanlarıyla mülema olmuştu. Bir vaveyla koptu. İslam askerlerinin her bir ferdi din yolunda ölmeyi büyük bir şevk bilerek düşmana karşı şiddetle kılıç alıyorlardı. Muharebe gittikçe imtidat eylemekteydi. Rumlar bir hile-i harbiye olmak üzere Arapları muhasaraya almak fikriyle bir dağ eteğine istihkama benzer bir mahalle çıkıp gizlenmek istediler. General herabis'le patrik beraberlerindeydi. Said bin Zeyd'in Fırkası fırsat bularak merkumları muhasaraya aldı.
İslami Fetihler ve Humus'un Fethi kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz. Değerletinde işler misin? Hazreti Halid Bin Velid Radıyallahu Anh'ı daha yakından tanımaya devam ediyoruz. MAHMUD SAMİ RAZANOĞLU GADDESALLAHU SİRRAULAZİSİN eserleriyle. Bugün sizlere Humus malikesinden bahsedeceğim. Kaldığımız yerden inşallah devam ediyoruz. Şam ve…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 6 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Muhasara tuzağına kendileri düştüğünden şiddetli hücum tazyikine dayanamayarak muvakkaten olsun muharebenin terk edilmesini talep zımnında patrike emreyledi. Patrik, ya evladı Arap, bize aman veriniz, kumandanınızla görüşeceğim diye bağırdı. Mücahitler patriği Said'in huzuruna getirdiler. Said patriğe hitaben sana ve harabise eman verebilirim çünkü benim fırkamla muharipsiniz, fakat Barbek ahalisine eman vermek salahiyeti Ebu Ubeyde Hazretlerine aittir, dedi. Patrik'i Hazreti Ebu Ubeyde'nin huzuruna götürdü. Patrik müşavün ileyhin huzuruna girerken tazim için secde etmek istediyse de Ebu Ubeyde men etti. Patrik secde edecektim ihtiram fikriyle neden beni men etti diye sordu. Emir Ebu Ubeyde, Cenabı Allah'ın gayrıya secde edilmez, ben de senin gibi bir kulum, dedi. Patrik bu adalet sizde oldukça hiçbir kuvvete mağlup olmazsınız, dedi.
Ballbek ahalisi hakkında seneden seneye cize vermek fakat Araplar şehre girmemek şartıyla sulhu kabul eylediler. Said bin Zeyd Radıyallahu Anh'ın Fırkası Muhasara-ı ref ile Rumlar Muhasaradan kurtuldu. General Herabis de ıslanmış tilki gibi korka korka şehre girdi. Harabis ile Patrik arasında husumet peyda olduğundan hemen patriki godlettiler. Müslümanları şehre davet için bir elçi gönderdiler. Fırka kumandanı Said bin Zeyd bizim muahede'mizde şehre girmek yoktur, danışmadan bir cevap veremem dedi. Hazreti Ebu Ubeyde'den istizan ile müsaade verilmesi üzerine Balbek şehrinin içerisine girdiler. Onun üzerine İslam ordusunun Humus'a hareket eylemesi lazım geldiğinden, umera'dan birisini beş yüz askerle Balbek'te bırakarak önde Halid bin Velid Radıyallahu Anh'ın fırkası ve arkadan Hz.
Ebu Ubeyde'nin ordusu kemal-i azametle Humus karşısına gelerek Liva-i Muhammedihi, Guzat-ı Kiram'ın meşhher-i umumisinde diktiler. Hazreti Ebu Ubeyde Humus kumandanı Herab ise Arap ve Rum lisanına vakıf olup muahede altında bulunan bir adamla bir mektup gönderdi. Sure-ül müminin Ömer ibnul Hattab'ın valisi ve Şam Emiri Ebu Ubeyde'den. Malumunuz olsun ki, biz nevi cinsimizi dini hakka davete memuruz. Şimdi sizi daire-i İslam'a almaya geldik. Ya İslam olmalı veyahut cizeyi kabul etmelisiniz ve illa harp ederiz. Aksi takdirde harp ederiz. Mektubu hamil olan zat Kalaya yaklaştıkça Rumlar taş atmaya başladılar. Elçi ben Araplardan elçi sıfatıyla geliyorum, size mektup var diye bağırınca merkum'u alıp Herabisin önüne getirdiler. Herabis, buraya niçin geldin? Size Arapların emiri Ebu Ubeyde'nin mektubunu getirdim. Sen dinini terk mi eyledin? Diye sordu bu seferde herabis.
Hayır, dinimi terk etmedim, ancak nefsimle iyalim tahtı emanlarındadır. Bana kalırsa sulh olmak sizce hayırlıdır zira bunların indinde ölüm hayattan evladır. Herabis, eğer sen buraya elçi sıfatıyla gelmemiş olsaydın şimdi dilini keserdim, dedi ve katibine emir ile şu mektubu yasladı. AAPLAR Tehdit ile dolu olan mektubunuz vasıl oldu. Sizin evvelce harp ettiğiniz adamlara bizi kıyas etmeyin. Kalamız metin, kapılarımız Hadid ve harbimiz dehşetlidir. Muharebeye her zaman hazırız. Merkum mektubu Hazreti Ebu Ubeyde'ye getirdi. Mektubu açıp mealine muttali olduğunda ordu harbe hazırlandı. Hazreti Ebu Ubeyde orduyu dört fırkaya ayırdı. Homusu muhasara ettiler. Hazreti Ebu Ubeyde ve Halid bin Velid Radıyallahu Anhuma hazıratı Bab-ı Sahihir'den hücum ile muharebeye başladılar. O gün ok muharebesi olduysa da akşama kadar bir netice hasıl olamadı.
Sabah olduk da Hazreti Seyfullah Rumlara kendi ehemmiyetlerinin derecesini anlatmak üzere birkaç bin köleyi kalaya hücum ettirerek kılıçlarıyla taşlara vurmalarını emretti. Bu garip hali gören herabis taaccüble, Araplar bu kadar budala mıdırlar, taşlara kılıç çalmak da ne çıkar, dedi. Umera, onların indinde bizim hiçbir kadr ü kıymetimiz olmadığını bu surette bize anlatmak istiyorlar, dediler. Herabis Hazreti Ebu Ubeyde'ye şu mektubu gönderdi. Ey Araplar, biz sizi akil ve müdebbir adamlar zannederdik, meğer sizde akıl yokmuş. Dünkü gün dört fırka ile kalak kapılarını muhasara etmiştiniz. İcabı halde bunu iktiza ederdi. Fakat birkaç biçareye kale taşlarını kılıçla dövdürdünüz, bundan ne hasıl olur? Gelin buradan gidin, eğer imparatoru bil muharibe mağlup ederseniz, biz de teslim oluruz. Hazreti Ebu Ubeyde bu mektubu okudu. Mevkii müzakereye konuldu. Hakikaten bu kalam metindir.
Uzun müddet burada beklemek icap etmez. Bir hileyi harbiye düşünelim. Ata bin Ömer isminde hazıruhundan ve sadatı-ı Arabtan salhurde bir zat kıyam ile aklıma bir tedbir geldi, dedi. Biz Rumlara zahiri almak şartıyla çekiliyoruz, diye sulh teklif edelim. Paramızla erzaklarını satın alalım. Onlar, menkullarının biteceğini düşünmezler, erzaklarını satarlar. Az zamanda erzakları bitince biz de bu surette onları esir ederiz. Bu fikir kabul edildi. Her abise bir mektup yazıldı. Yazdığınız mektubu okuduk. Buradan çekilmemizi isterseniz bize beş on günlük zahire vermelisiniz. Bu mektup herabise vasıl olunca, ben size demedim mi bunlar bizi açlıktan muhasara ettiler. Şimdi karınlarını doyurur isek geldikleri mahalle giderler, dedi. Hemen külliyetli zahire gönderdiler. Ebu Ubeyde Hazretleri ne kadar para varsa zahire almalarını emretti.
Rumlar işin farkına varmadan bütün mevkulatı yiyecekleri Müslümanlara satmaya başladılar. Hazreti Ebu Ubeyde bir müddet muvakkaten humus civarından çekilerek bu civarda bulunan rastin kalasına doğru yürüdü. Orduyu İslam rastin kalası önünde toplandılar. Kalanın kumandanı Kıtan Orduyu İslam'ın şehri zapt etmek fikriyle geldiğini anladığından Hazreti Ebu Ubeyde'ye bir mektup yazdı. Ya emir, bizim kalamız gayet metindir. Beyhude adam telef etmeyiniz. İmparator Hira ile muharebe edin. Eğer galip gelirseniz, biz de şehri bilahar size teslim ederiz. Hazreti ebu Ubeyde, pekala biz buradan gider, Hirakll ile muharebe ederiz, fakat yükümüz erzaktır. Eşyamızı beraber götürmek için hayvanlarımız kafi değildir. Yanımızda yirmi kadar sandık var, onları emaneten bırakalım da sonra alırız, dedi. Kıtan umera ile badel müzakere, bu emanetleri kabul etmek bize zarar vermez.
Zaten hükumetler beyninde dahi bu usul caridir, hem de bunları başımızdan def etmiş oluruz. Elçi gelerek kumandanımız sandıkları emaneten kabul ediyor, veriniz götürelim, dedi. Ebu Ubeyde Hazretleri altlı üstlü her biri içinden açılır, iki kilitli sandıkların içerisine eşya yerine Bahadıranı İslam'dan yirmi kişiyi sakladı ve üzerlerine Cafer bin Abdullah Tayyar'ı emir nasip etti. Sandıkları Rumların gözleri önünde kilitledi. Bu hale Ashab-ı kiramdan bazı itiraz eden bulunmuş ise de Müşarun ile onlara harp hudadan ibarettir. Demirden sağlam olan vukala başka türlü ele geçmez, dedi ve böylece sandıklar askerlere teslim edildi. Bakalım bundan sonra neler yaşanacak? İnşallah bunu da bir sonraki bölümümüzde ele alacağız. Hazreti Halid Bin Velid radiyallahu anh'ı tanımaya inşallah devam edeceğiz Humus malikesi ile. Tekrar görüşünceye dek Allah'a emanet olun.