Altıncısı, gazayı değil, borcunu vermek de emaneti ilahiyedendir. Kim borcunu vermezse, eli omuzlarına bağlı olacak. Ayakları geçirilecek, tomruk olacak. Borçlu bir baban, borçlu bir annen, borçlu bir amrucan varsa, aman borcunu ver bana neme lazım deme. Oncağız orada ballı duruyor kabirde. Peygamberimizin hadisi bu. Borcu da verilecek, borcumu vereceksin, vermezsen sürüm sürüm sürüneceksin. Fakir değil kime din? Ya sahabeler, sizin indinizde fakir kim? Ya Resulallah, bizim yanımızda fakir evvel zengin idi, sonra iflas etti, hiç malı kalmadı, müflistir fakir o. Benim indimde fakir o değil diyor Peygamberimiz. Onun çünkü imanı var, İslam'ı var, yine etrafında bakanı var. Fakir değil ben Allah'ın huzuruna birçok sevaplarla gelir de anlık gelinene kadar secde eder, oruç tutar, üç ayları tutar, ibadeti ver, vaaz dinler, hac eder, birçok sevabına gelir.
Lakin elin hukukunu yemiş, hukuk sahipleri yakasını tutar huzurunda. Kırk parasına yedi yüz şiddet cemaatle kılınmış, kabul olmuş namaz verili verili verili. Her sevabı kalmaz da cehenneme girer. İşte buna derim ben fakir değil dedi Peygamberimiz. Fakir bu, zengin varın tek sevabı kalmaz. Nasıl ellerin parasını yuttun öyle. Nasıl ellerin sınırını sürdün öyle. Nasıl rüşveti yuttun öyle. Nasıl milleti aldattın öyle. Nasıl tepik vuran hayvanı iyi diye sattın öyle. Nasıl çalkanmadık, gecesi çıkmamış buğdayı, temiz diye sattın öyle. Hepsi kurt kuş olup vücudunu yiyecek tabii de. Allah bizi istikametten ayırma yarabbim. Daha, daha.