Kalbi selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Ulema-i Kiram'mız Konevi Hazretleri'nin Beydavi'nin şerhinde şu şekilde izahta bulunur. Ey insanlar size bir mev'iza geldi. Mev'iza der demez buna parantez içerisinde eşşeria, şeriat gelmiştir Ve gönüllere şifa kalbinizdeki bütün manevi hastalıklara deva olan şifa et tarika, tarikatı aliye demiştir. Huden ve rahme buna da marifet ve hakikat izahında bulunmuştur. Sizin bütün topladığınız dünyevi altındur, gümüştür, maldır, mülktür, evdir, barktır, çocuktur çoluktur ailedir akrabadır vesairleridir. Bu değerlerle değil asıl sizin sevineceğiniz de ki Allah'ın ihsanıyla ve rahmetiyle yalnız bunlarla sevinç duysunlar, bu onların biriktirip durduklarından daha hayırlıdır. Asıl bayram bu. Şeriat dendiği zaman dinimizin itikat, inanç. İnanç dendiği zaman amentü billahi dediğimizde altı tane esas.
Öyle sadece sadece Allah'a inanırsa, Allah'a inanırsa, ahiret gününe de inanırsa, ahirete de inanıyor Allah'a da inanıyor ve doğru bir iş yapacak olursa artık bunlardır cennete giren diyemezsiniz. Neden? Çünkü Allah'a iman dendiği zaman Allah'a iman Allah'a iman sadece Rabbi Zülcelal'imizin varlığını kabul etmek değildir. Çünkü efendimiz aleyhissalatu vesselam'a da iman etmektir onun risaletine. Sadece Beni İsrail'den gelen, Beni İsrail'den gelen peygamberleri kabul edip diğerlerini kabul etmemek değildir. Sadece İncil'i kabul edip onun yanında Allah'ın Kitabı Kerim'i Kuran-ı Azimüşşan'ı reddetmek değildir, bunları da kabul ederse o zaman cennete dahil olur aksi halde mümkün değildir. Arz ettiğim gibi bunlar da ayrı konulardır. Bazen ifade etmeye çalışıyorum. Demek ki şeriat dindiği zaman dinimizin itikat inanç ibadet ahlak ve muamelat ticari husustur, nikahtır vesair meselelerdir.
Tarikat dendiği zaman dinimizin emirlerini takva esasına göre yaşamaktır. Şimdi takva esasına göre Cenabı haktan korkarak yaşama efendimiz aleyhisselatu vesselam ve ashabın devrinde hepsinde mevcuttu. Fakat ondan sonra hususileşmeye başladı. Bunu yaşayanların azdığından dolayı bu yolu takip edenlere zaten tarik yol demektir. Sıddıyı Azam ve Ali efendimiz bu esasları ifade buyurmuş ortaya koymuştur. Ali efendimize aleyhissalatü vesselam efendimiz mübarek dilleriyle la ilahe illallah Muhammedun resulullah diye ifade etmiş benim için bir telkinde bulun deyince Sıdddi gazam radiyallahu anh'a de Allah lafzai celalini içten tarif buyurmuş, Ahmet bin Hanbel hazretlerinin Müsnedinde geçen hadis-i şeriflerle onu takip eden kimselerin yolu olmuştur. Velhasıl Allah'ımızın emirlerini ondan korkarak yerine getirmektir kılı kırk yararcasına.
Her hususta Mesela bir devlet idaresindedir, idaresinde işte şu şu şekildedir, bu bu şekildedir, şunun rengi ayrıdır, şunun dili farklıdır demeden hepsini Allah'ın kullarıdır diye sadece değer yargısı olarak Mevla-yı Zülcelal'den korkmak, onun dışında renginden dolayı, şeklinden dolayı hiçbir ayrım yapmadan hepsine şefkatle ve merhametle muamele etmektir tarikatı aliye, bu işte. Demek ki idaresini en güzel şekilde yapmak yani birilerini mahrum edip diğerlerini sevindirmek ve dengesiz bir şekilde götürmek değildir. Fakirini yoksulunu da düşünmektir. Onların barınacak yerlerini, istirahat yerlerini, onların sosyal bütün imkanlarını karşılayacak hususları temin edip rahata erdirmektir insanları. Diğer konularda da artık tarif edemem.
Diyelim ki ticari hususta bir başkasına malına, mülküne göz dikmeden, hasetlik gitmeden en güzel bir şekilde rızkını helalinden temin etmeye çalışmaktır ve bu elde ettiğim rızıkla da Allah'ın kullarına merhamet edersem semadakiler de bana merhamet eder, ben burada şimdi et yiyorum, kavurma yiyorum. Artık etten etten müteşekkil çeşit çeşit yiyecekler kebaplar vesaireler yiyorum içiyorum ama bir etin kokusuna bir lokma etin kokusuna muhtaç olan insanlar ne yiyor düşüncesiyle onları kendimizden daha çok düşünmek tarikatı aliyedir. Asıl bu, rabbımızın razı olacağı amel de bulur. Büyüklerimizden anlatılır, onlar sadece bir iftarlık alıp ondan sonra bütününü fakire ve yoksuna dağıtırlardı, siz şimdi göreceksiniz.
Şimdi kestiğimiz kurbanlarda yerken bunun bir parçasını ama etli olan taraflarını öyle kemik olan kısımları değil, etli olan kısımlarını bir kavurma yapıp, bir yemek yapıp fakirleri toplasak yoksulları toplasak yetimleri toplasak, öksüzleri toplasak ne olur? Allah'ımızın razı olduğu amel olur. Belki yemekten çekineceklerdir, onları da ikram edip evlerine en güzel şekilde takdim etsek bu tarikatı aliyedir. Sonra marifet ve hakikat marifet yüzümüzü Cenabıhakk'a dönmektir, Hakikat ise onun sevgisinin dışında gönlümüzde hiçbir şeyin kalmaması asıl bayram budur. Tekrar ele alacak olursak şeriat niye benzetilmiştir? Nuh aleyhisselamın hadisi şerifte gemisine benzetilmiştir. Kim riayet ederse kurtulur diye. Mesela Musa Aleyhisselam'ın asasına benzetilmiştir. Süleyman Aleyhisselam'ın mührünü benzetilmiştir. Hud Aleyhisselam'ın çevirmiş olduğu bir daireye benzetilmiştir.
Ümmeti o daireye girdiği zaman kurtuluyor, onun dışında kalanlar ile bir kasırga ile helak olup gidiyorlar. İşte bizim Yüksek İslam menüsüne bizden sonra ilahiyat olmuştur. Bizi talim eden kimselerden bir kısmı üstad zalimizle görüşmeyi arzu ederler. Onlar saygıyı bilir ama bir dergah edebini belki bilmezler diye endişe duyuyorduk fakat öyle olmadı. Geldiklerinde görür görmez önlerini iliklediler, ceketlerini iliklediler, saygıyla sevgiyle oturdular, ellerine kağıt kalem alıp yazmaya başladılar.
Diğer hocaların yanında olduğu gibi değil bambaşka bir edep içerisinde onun manevi biiznillahi teala tasarrufu altında gönülleri de büyük bir zevke erişerek okula da geldiklerinde burada işte Yahyalı kimseler var mı, eğer kalkmışlarsa aman kadr-ı kıymetini bilin, Allah'ın veli kulları dedirtmiştir kendisine ve bir misal verir, Şeyban ı Rayiyle, bir çobandır fakat koyunları terk ederek beş vakit namazı camide kılıyor. Derler ki nasıl terk ediyorsun sen? Nasıl terk ediyorsun? Çünkü dağlar kurtlarla dolu. Der ki ben daire çizdim, iç içe üç tane daire. Eğer birinden çıkarlarsa ikincisinde ikincisinden çıkarlarsa üçüncüsünde muhafaza olurlar, onun dışına da çıkan ancak deli olan koyundur der. Bununla şunu söyler, der ki birinci daire Kuran dairesidir. Onu Cenabı hak ayat-ı ilahiye ile peygamberlerimize cibril-i Emin vasıtasıyla gönderdiği ayetlerde çizmiştir.
Nedir o daire diyecek olursanız o daire şudur, Şüphesiz ki bu Kuran insanları en doğru veren sağlam yola iletir ve salih amel işleyen müminlere büyük bir ecir olduğunu müjdeler. Kuran-ı Kerim'i okuyamayan bir kardeşimiz, bir amcamız sahifelerini besmelelerle çevirir, irtihal ettikten sonra rüyada görürler, ne haldesin deyince Kuran-ı Azimüşşan'a olan saygımdan dolayı Cenabı hak bana merhamet etti der. Birinci daire Kuran dairesidir. İkinci bir daire vardır, o ise sünnet dairesidir. Artık ayeti celileler Kuran-ı Kerim hakkında bitiremeyiz. Ama sadece bir misal olsun diye bu gülistan bahçesinde gerçi yüz bin gül biter, bu gülistan'dan haber verme tek bir gül yeter. Sadece altı bin altı yüz altmış altı ayatı ilahiyeden bir tane gülü size sunmuş oluyorum.
Efendimizin sünneti hususunda dolu ayetler sadece bir gül eshamle Şimdi Kuran'ın tefsiri mahiyetinde Kuran'da Allah'ımız bize kurban kesin diye buyuruyor ama kurbanı nasıl keseceğiz, nasıl bunu pay edeceğiz, insanlara ikramda bulunacağız, bunların farzı nedir, sünneti nedir, vacibi nedir şartlarını kim haber veriyor? Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem haber veriyor. Kimin sıhhati var, afiyeti var, malı var, mülkü var fakat böyle olduğu halde kurban kesmeyecek olursa bizim mescidimize yaklaşmasın buyuruyor Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. İşte Kuran'daki mübhem olan kapalılıkları Aleyhissalatü Vesselam efendimizin sözlerinden, mübarek kelamlarından anlıyoruz. Rabbimiz onu bize örnek olarak sunuyor. İnsanın tabiatında mevcut, en mükemmele erişmek istiyor. En güzel yemeklerin en güzelini arıyor. Biraz istediği gibi olmasa evde kavgalar başlıyor.
Halbuki ibadetimizde, taatimizde eksikliklerden dolayı değil de yemekteki eksikliklerden, düzeninden, bilmem filandan basit işlerden, düzenine bir şey diyemem temizlik noktasında ama sadece maddi olan yönlerine takılmak suretiyle huzursuzluklar meydana geliyor. En güzelini istiyoruz. Bize en güzel Cenabı hak Habibullah'ı gösteriyor çünkü bütün tecellilerin hepsine en güzel şekilde mazhardır. Rabbi Zülcelal'imiz şanım hakkı için muhakkak ki size Resulullah'ta Allah'a ve son güne ümit besler olup da Allah'ı çok zikreden kimseler için pek güzel bir örnek vardır diye buyuruluyor. Sonra bize yine yol gösteren esas nedir ikinci daire o. Üçüncü bir daire çizilmiş ki daha bir Allah'ın emirlerine sıkı sarılalım diye Kuran dairesinin yanında Hadis-i Şerifler Sünneti Seniyye dairesi, üçüncü bir dairede Sıddıy-ı Azam ve Ali-i Kerem Allah vechi efendimizle çizilmiştir.
Birisi Sıddıyiyye birisi de Kadiriyye diye ifade edilen ve zamanına göre değişik isimler alan mübarek bir yoldur. Bu, bunu da hangi Ayet-i Celile ile çizmişlerdir? Ey iman edenler Allah'tan korkun ve doğrularla beraber olun. Bu üç daire bunun içerisine sığındığımız zaman şirkten, küfürden, nifaktan, büyük günahtan, küçük günahtan, Allah'ımızdan gayrı bütün düşünceleri atmak suretiyle her türlü kötülüklerden kurtulmuş oluruz. Sadece manevi olarak değil maddi de bütün tehlikelerden kurtuluruz. Çünkü ibadetli ve taatli emri ilahiye son derece riayet eden insanlarda huzursuzluk olmaz. Onlar hırsız değildir. Onlar zina eden kimseler değildir. Onlar insanlara zulmeden kişiler de değildir. Dört tane çocuğu katletmek, anasını katletmek vesair. Babası bir yerde, annesi bir yerde, artık bakamıyorum deyip dışarılara atan kimseler değildir onlar.
Evinde bir emniyet yok, evinden dışarı çıksa bir emniyet yok, işinde bir emniyet yok. Ne yapsa bir güven yok. Bu kimlerde oluyor? Daha çok Allah'ımızın emrine, resulünün tavsiyesine uymayan kimselerde istatistiklere göre bakıyoruz en çok onlar da zuhur ediyor ama alnı secdelerde, dili zikirlerde bedeniyle Rabbi Zülcelal'imizin emrinde olan kimseler diyorlar ki en hayırlı olan insanlara hayırlı olan, şerli olan da onlara sıkıntı verendir, düsturuna riayet etmek suretiyle hak ve hukuku gözetenlerdir. Ama biz ibadet edenler de görüyoruz, onlar ibadetin esrarına erişemeyen sadece bedenen yapan kimselerdir, bir adet olarak yapan kimselerdir, bilerek yapan, tasdik eden kimselerde bu gibi haller olmayacaktır ve olmaz da zaten. Değil, çoluğunu çocuğunu bir kimseyi haksız yere katletmek, öldürmek şurada dursun, bir karıncayı dahi incitmezler.
Bir defasında küllü muderiren yuktal, her zarar veren öldürülür buyruluyor. Evimiz hayırlı kimselerle doluydu, öyle inanıyoruz, pencerede bir arıydı. Üstat zalimiz buyururlar ki, mendilin içerisine al, sakın ha öldürme olun. Sakın ha öldürme olun. Bizim mahallede ilkokul yaptırılıyordu, işte her aile şu ölçüde artık onun hesabını yapıyorlardı taşlar hazırlayacak diye. Üstazı alimize sevenleri tarafından hazırlandı o yapım için kullanılacak taşlar. O arada bir yılan öldürüldü. Biz de yanındaydık buyurdular ki eğer istersen cennet, kıyma hiçbir cana veya incitme hiçbir canı istersen cemaat, istersen cennet, öldür yılanı, istersen Cemalullah, incitme hiçbir canı. Bunu bir o zaman hiçbir cana kıyma diye. Bunun şeri ölçüleri vardır, zarar veren elbette def edilecektir ama bu zararlı olanı def etmenin de yolları vardır. Zulmederek ona hakarette bulunmamaktır.
Mesela kurban bir koyunu keserken sırtından değil de boyun kısmından değil de boğazından bıçağı götürürken hatta bıçağı bile ona göstermeden şefkatle götürülür, diğer hayvanların, diğer hayvanların boğazlandığı da gösterilmeden götürülür. Şu can damarları var, birden bıçağı atıp kesmeden yavaş yavaş o can damarlarına gelince bıçağı atıp kesmek, onun usulleri vardır, şeri ölçüleri vardır. Bu şekilde şefkatli ve merhametli davranmaktır. Bayramımız mübarek olsun, sadece sadece kurban bayramı değil, her an bayram içerisinde olalım. Bayramımimdi bayramımimdi yar ile bayram edelim şimdi.
Rabıta döneminde her zaman mürşid-i kamilimizle murakabe döneminde de kalbimizi arş-ı alaya aşmak suretiyle bayramlarımızı yapalım, beş vakit namazımızı cemaatle kılmak suretiyle bayramımızı yapalım, insanlara şefkat ve merhamet göstererek bayramımızı yapalım, çocuklarımızı Kuran kıraati ile yetiştirmek, Resulullah sevgisiyle olgunlaştırmak, Ehli Beyt'in sevgisiyle yetiştirmek suretiyle bayram yapalım, zevcemize zevcemize, evimize, barkımıza Allah'ın emirlerini bildirerek bir yemeği yiyip yemeğimizi yedikten sonra yemek ile çay faslı arasında Allah'ımızın kitabından, Hadis-i Şeriflerden veya kıymetli eserlerden bunun yanında bunun yanında en azından bir yeni dünya dergimizi okusak yeter. Yeni dünya dergisi, bir ay dopdolu hazırlanıyor. Hakikaten derken bile gönlümüz sürurla doluyor, çok kıymetli insanlar orada yazılar yazıyorlar.
Eğer diğer arkadaşlarımıza da konuşup görüşüyorsak o mevzuları, dergimizdeki konuları ele alırken mesela Sami Ramazanoğlu Kuddisallahu Sırra çok kısa bir şekilde hem de sadeleştirerek kitaplarından veriliyor. Üstaz-ı Ali'mizin sohbetleri veriliyor. Zaten mübarek dili çok anlaşılır bir tarzda. Konuştuğu kesim daha ziyade bizim gibi malumatı zayıf olan insanlar olduğu için onlara anlatmak için çok gayret göstermiş, anlaşılır bir şekilde. Orada eğer arzu ederseniz biz de bir şeyler yazmak istiyoruz. Diğer hocalarımızın da yazıları var. Mesela itikada ait yazıları var, Mehmet Sürmeli hocamızın var vesair hoca kardeşlerimizin var ama bizzat tek tek okuyup atlarını çizerek, Şimdi tamamen okuyarak değil bizim bir kere hazmetmemiz gerekir onu ve altını çizdiğimiz yerleri de çok güzel bir tarzda izahlarını yaparak kardeşlerimize veririz. Böyle bir bayram yapmalıyız biz.
Evimizde sadece yemenin içmenin gezmenin dolaşmanın kavgası değil asıl biz Yunus Emre'nin dediği gibi kavga için değil biz asıl hak yolunu bulma davası, hak davası için geldik dediği gibi bu yönlerini tercih ederek bayram yapmalıyız. Mesela diyelim ki mahallemizde, oturduğumuz apartmanda diyelim vesaire yerlerde nasıl ulaşabilirsek insanların kurtuluşu için çaba ve gayret göstermeliyiz. Cenabı Hak cümlemizi yolunda muvaffak kılsın. Sıkıntılar o kadar çok ki işte bu önümüzdeki ay çıkacağını zannediyorum sokak çocukları diye bu incelemeyi yaptığımızda ağlamamak mümkün değil. O tiner çocuklarını, u vebali koklayanları vesair caddelerde simit dağıtmaya çiçek dağıtmaya ondan sonra su dağıtmaya çalışan o çocuklar yerine göre sakatla kalabiliyor. Araba çarpmak suretiyle ölümüne de sebep olabiliyor ve bu sebeple uygunsuz çok gayri meşru yollara çocuklar sevk edilmektedir. Neden?
Eğitimin evimizde bayram eğitiminin olmayışından dolayı, evimizde anne ile baba bayramının düzgün geçmeyişinden huzursuzluktan dolayı, kardeşlerin huzursuz oluşu vesair bunlar büyük etkiliyor. Ekonomik tabi sebepler olmakla birlikte asıl ailedeki geçimsizlikler bunu meydana getiriyor. Bu sebeple aleyhissalatü vesselam efendimiz bize ev bayramımıza haber verirken evdeki bayrağımız ne olacak? Sizin en hayırlınız ehline hayırlı olandır. Bir lokmayı dahi hanımının ağzına götürmenin ecir ve mükafat olduğu bildiriliyor. Yavrunuzu çok öpün diye buyuruluyor. Asıl bayramlar bunlardır. Resulullah'ın ümmetidir diye sevebilmek. Asıl bayramı bu şekilde yapacağız biz. O sokak çocuklarının böyle perişan bir hale gelmesi sayıları az da değil. Terk etmişler memleketlerini, gelmişler parklarda yatıyor, açıkta yatıyor. Bir kardeşimiz anlatırdı bize, akşama kadar top oynardık.
Şöyle ortalık biraz kararmaya başlayınca içimize bir dert, bir sıkıntı girerdi. Bir anne kelimesine muhtaçtık. Bir baba kelimesini anne kelimesini duyduğumuz zaman bizim gönlümüz yanardı. E bazen derdik ki yahu bize bir tokat atacak annemiz ve babamız olsa derdik o da yok. Sığınacağımız bir oda yok. Bu arabalarda satış yapan kimselerin arabalarının altında yatardık ama öyle yerlere götürülürdük ki haya ediyorum söyleyemiyorum. Bunlardan bir tanesine üstazalimiz evladım altı senedir ben senin peşinde dolaşıyorum, artık yapma buyuruyorlar. Onlar neden sıkıntılı, neden dertli, neden kederli deyince asıl dertlerinden birisi de sokak çocuklarıdır. Cenabı hak cümlemizi muhafaza buyursun asıl sokak çocukları o çocukların eğitimini gerçekleştirmeyen, eğitim bayramını yapmayan yaşlı çocuklarımız da vazifelerini bilmelidirler. Velhamdülillahi rabbil alemin.
Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.