Hatırlayın Talut'un ordusunu Allah'ın emrini çiğneyip suyu kana kana içenler helak olmuştur. Buyurunuz Müslümanlar, Gazze'de katliam ve açlık varken dünya nimetlerini kana kana kullanır. Burada hemen hatırıma Yusuf Aleyhisselam geldi. Biliyorsunuz o günün kralı bir rüya görmüştü. O görmüş olduğu rüya işte yedi arık inek, yedi semiz inek ve başaklar hadisesi yorumunu Yusuf Aleyhisselam yaptı. Yedi sene kıtlık, yedi sene bolluk. Onun için saklanması gerekir diyordu o kıtlık anında sıkıntıya düşmemek için erzakın ve kendisi de bugünkü ismiyle Maliye Nazırı diyebiliriz. Ben dedi zaten bu görevi güzel yaparım dedi Kuran-ı Azimüşşan'da. Kendisinin elinde olmasına rağmen bütün erzak karnını diyor Yusuf Aleyhisselam ancak ayakta durabilecek kadar yiyip içiyordu diye.
Sıkıntı malum, bu sıkıntıdan dolayı Talut'un ordusunun Allah'ın emrini çiğneyip bir avuç kadar su içmelerini söylüyordu eğer içmeleri gerekirse, yoksa kana kana içenleri ordusuna almıyordu. Müslümanlar olarak Gazze'de katliam ve açlık varken dünya nimetlerini kana kana nasıl kullanabiliriz? Bir de biliyorsunuz Abdül Nasır'a karşı meydan okuyan mücahit şehit kutup bir söz söylüyor. Esselamimle ve hadeneun necdeyn, bu Ayet celile değil, bir diğeri o Nehir suresindeki ayeti celile, biz insana doğru yolu gösterdik. Ister şükreden olsun ister nankör. Diyor ki bu zat zaferin ne zaman geleceği ile meşgul olmayın. Hak ile batıl arasında nerede duruyorsunuz ona bakın. Şuna kani olalım, artık insanlarımız saflarını belirliyorlar. Ya hak ya da batıl, ya hak ya da batıl. Buna göre azmimiz, gayretimiz, çabamız Allah'ın yolunda çok olacak.
Çoğu zaman söyledim, yine de önemine binaen söylüyorum, bizim mürşid-i kamilimiz buyurdu ki evladım yetişmek istiyorsan rabıta dönemindeysen rabıtanı bırakma, Murakabe dönemindeysen murakebeni bırakma. Zamanımız çok nazik, az bir hata çok büyük yanlışlıklara sebep olabiliyor. Bu sebeple sünneti Muhammediye'ye candan sarılacağız. Efendimizin sünneti Muhammediyelerine ve etrafımıza da bunu öğütlemeye gayret edeceğiz. Çünkü devir çok başkalaştı, çok değişti. İmamı Gazali Rahmetullahi İlbari'nin sözüyle Salahattin-i İbihi Hazretleri'nin sözünü nakledip tamamlamak istiyorum. Devrimiz çok nazik dememizin sebebi şu, ahlaksızlık malum, hepinizin malum. Kıyametin alametinden birisi ortalıkta haya ediyorum bunu söylemeye, çünkü bizim üstadımızın üstazı Sami Efendi Hazretleri hemşehrlilerinden Abdülkadir Efendi ile İstanbul'da bir yolculuk yapıyor. Buyuruyor ki Abdülkadir kıyametin iki alameti var.
Birisi bina, ikincisini diyor edebi ilahiyeden dolayı söyleyemedi diyor. Zina kelimesini mübarek ağzına bir almamış. Onun çoğaldığı bir devirdeyiz, bir zamandayız. Eğer diyor savaş yapmadan bir milleti çökertmek istiyorsanız, halkın arasında Allah korusun fuhşu ve bu fiili yaygınlaştırın. Artık düşünelim, zamanımızın nasıl bir zaman olduğunu. Bir de Mevla anamızdan dedemin de dediği gibi Rahmetullahi aleyh dilden bize ne lazım gıybet etmeyin gözüm. Ağarsın iki yüzün siyah yüzü sevmezsin. Mevlana'mız dedemin bu sözü, bu kelama çok muvaffak düştüğü için okudum. Kendine bak kendine, gözüne, sözüne, benliğine, ilgilenme kimseyle. Kim neymiş, ne giymiş, bundan sana ne? Sen kendini besle bilgiyle, sevgiyle, şefkatle. Ancak o zaman ulaşırsın insan olmanın erdemine. Burada emri bil maruf nehyi anil münker yasaklanmış değil. Kendimize fani olmayı ifade etmiş oluyor.
İmamı Gazali de öyle bir güzel söz söylüyor ki insanın eceli geldiği zaman sahip oldukları şöyle elden çıkar. Bir, ruhumuzu Azrail Aleyhisselam alır. İnşallah imanı kamille alır. Bugün düşündüm, Esad Erbili Hazretleri bir kutbu azam olmasına rağmen kelime-i tevhidi okumaya alışıyorum bugün. Bu zamanın kutbu azamı kelime-i tevhidi okumaya alışıyorum. Sufyani sevriyi malum geçenki derslerde de söyledim. Gençken belinin ikiye bükülmesi Neden böyle oldu deyince hocam diyor. Son nefeste kelime-i tevhidi okuyamadı. Onun için alıştıracağız kendimizi. Bu bir rahatsızlık geçirmiştim. Kalpten. Doktor demek ki çok sıkıntılıymış ki o anda şunu okudu, dedi ki. Hemen bunu söylüyor. Ondan dilimizi, kalbimizi, ruhumuzu, sırrımızı Kelime-i Tevhide alıştıracağız ki o gün geldiği zaman daralmayalım, sıkıntılanmayalım, inşallah okuruz.
Malı mirasçılarına kalır, bedeni toprakta, iyilikleri de eğer hakkını çiğnediği kullar varsa onlara dağıtılır buyuruyor. Bizim irşad olmamız evlatlarımızın da ıslahına vesile olacaktır. Çocuklarımızı nasıl terbiye edelim diye İbni Haldun'a soruyorlar. Dedi ki çocuklarınızı terbiye etmeye çalışmayın. Zira zaten size benzeyeceklerdir, kendinizi terbiye edin yeter demiştir. Daha da uzatmayayım derken hadisi şerifler var, okundu zaten. Şunu söyleyeyim, bu Yahudi'nin, İsrail'in başında olan kimseye bir söz söylüyorlar. Esad Erbili Hazretleri buyuruyor ki, eğer bir söz haksa, batıl da söylese o haktır. Fransızlardan, düşünürlerden birisi demiş ki, bir adam katsa yedi kat semayı yaptım dese, buna demiş, inanırım, ama Allah'ın kelamından birisini ben yaparım derse buna inanmam demiş. Çünkü o kelamı ilahi mucizdir.
Bu sözü diyor Esad Erbili Hazretleri ben kabul ediyorum, kim olursa olsun, yedi kat sema yapsa inandırırım ama Allah'ta, Allah'ın Celle Celalühu, kelam-ı ilahisinden bir kelime, burada bir kelime değil herhalde, bir Ayet-i Celile'yi ben yaparım derse buna inanmam diyor. Aynen onun gibi, bakın ismini vermiyorum onun, Bir söz söylüyorlar, gazeteciler diyorlar ki Kuran-ı Kerim sizin devletinizin yıkılacağını haber veriyor diye hatırlattıklarında o da şu cevabı vermiş. Kuran'ın bahsettiği Müslümanlar gelsin, düşünürüz. Abdülhakim arvasi Hazretleri rahmetullahi devrin çok sıkı olduğu bir zamanda gözetim altında. Hiç hanesinden dışarı çıkamıyor, yalnız cuma günleri çıkıyor. Onun cuma günü hanesinden çıkacağını bilenler kapısının önünde bekliyorlar. O zaman da böyle pazarmış, pasta açılıyor, ta evinin önüne kadar.
Efendi Hazretleri tam çıkarken hanesinden bir tanesi kulağına eğiliyor, diyor ki efendim ümmet-i Muhammed nasıl kurtulacak, nasıl felaha salaha verecek deyince nerede o ümmet-i Muhammed diyor. Bu sebeple biz inşallah kitabı Kerim'e sımsıkı sarılara sünneti Muhammediye'ye yapışarak büyüklerimizin sadatı kiram hazaratının yolundan giderek hem başta nefsimiz ve etrafımızın da bütün alemin de kurtulmasına vesile oluruz inşallah. Elhamdülillahi rabbil alemin aleyhisselatu vesselam Efendimizin ruh tayyibelerine, ehline ashabına, peygambere nizam ve piranza, bütün geçmişlerimizin mümin ve mümatın ervahına, ehli İslam'ın muvaffakıyetini ehli küfrün kahrına el Fatiha.