İslami Değerler ve Adaletin Güçlendirilmesi | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
İslami Değerler ve Adaletin Güçlendirilmesi
İslami Değerler ve Adaletin Güçlendirilmesi kaydında Gazımızla perdelerimizin arasında geçen hallerden ve yahyaliye teşvik buluyorduğundan bahsedeceğim Nur. Efendimiz de buyurmuşlar ki her şeyini hazırlamış, film ile amel etmiş, şeriatta hiç noksanıyor. Kucağını hazırlamış yani altına kefenini koymuş, üstüne odunları hep koru demiş. Bir çivi çalmada haset şeyi mi edelim demiş yani fakirlik…
Gazımızla perdelerimizin arasında geçen hallerden ve yahyaliye teşvik buluyorduğundan bahsedeceğim Nur. Efendimiz de buyurmuşlar ki her şeyini hazırlamış, film ile amel etmiş, şeriatta hiç noksanıyor. Kucağını hazırlamış yani altına kefenini koymuş, üstüne odunları hep koru demiş. Bir çivi çalmada haset şeyi mi edelim demiş yani fakirlik mi edelim demiş. Birbirinize değerdiniz böyle Mustafa Efendi. Babam diyorum ki karşı azamı güleceğim ona. Yani bir müddet dili, bizde de varım diyor. Acaba nereyi sirettireceğim üstadımız? Bir tane hayır Mustafa Efendi diyor, kalbimden geçen şeye. Onlara hayır, bir kimseyi hidayete getirme kız dünya mafihadan bana hayırlı olacak deyince halifeler birbirine demiş bu saatte filan gerilecek, yani kulum bozulmuş bunlar, onlar aralarında da bilin dermiş. Ondan sonra Efendimiz de böyle buyurmuş Ömer Bey kardeşimizin hali meali.
Elhamdülillah Hoca Efendimizden beri, kahin Hocamızdan beri muhabbeti hakim yaptı. Sizin yanınızda üzüntü diler. Ben sizi Tayyip Hoca kadar sevmiyormuşum diye şahitsiniz karşılıklı. Özür dilerim üstüne. O kadar çok kırdıkları olmayan neden yüz lira başka çare yok? Sevmez misin ben seni diyor. Tahir hoca sever misin diyor. Hiç sual'a cevap verilecek gibi verdi. Diyor ki zaten sevmen verdiği nerede olmalı? Büyük bir mecliste, büyük bir mecliste üç tas zaarsan Efendimiz tesadüfen, Selamullah ve var. Üst Türk'ün evliliği diye Tarihçe ive hastaydı ya. Tansiyon ve şeker mani ediyor zekamı Elhamdülillah. Tam teestiler ile şöyle konuşabiliyorum. Hacı Hasan abinin babası efendim, Mustafa'nın varmış ona sırrıdır diye bir Efendimize. Efendimiz buyurdular ki bütün kulafaya ismiyle hilafet verildi. Hasan Efendi'nin babasına şık Mustafa Efendi diye geldi Reklam olmaz biz.
Kuruçağımıza başladık, şerefsiz sonra. Yaşliğimdi efendim, on sekiz yaş yiyor, indim onlara, direkt de geldiydim. Hatta inip de babamla kucaklaşmış, bizde tuluh vardı, şiir söyleme vardı, başka haller vardı, şükür hepsi hay, el boş yüz o kadar kaldık. Böyle bir haldeymiş. Böyle etrafım düşük yani. Kavuştu birbirine şems ile kaner. Mevla'yı zikretti büsbütün damar. Şehrimize kuruldu bir azim fener, tuvaleti isterim Sani Sultan'ım. Şems kim Hasan dedi. Şems efendimiz, Kamer sen anneni körlüyorsun yanında dedi. Tabii, güneşin yanında Kamer gibi görünen siz edinin soyadını babam derim. Babam olduğun için dinlerime şimdi yalan söylettim içinden turre ediyor. Derken söz fışkırık ana umum neş diyor sana da hay diyor dedim içim. Yazalım bunu, yastıktır. Şu sekiz dokuz yakın Klausamızın sülüs salısı var. Ama yazdığı uydurdu Hasan. Ben de efendim babam da yazmış. Klausamus da yazmış.
Çat kıymetli üst ağzınızı vasmişler. Gider ki, sıkılıyor yine serbest bırakıyorsunuz Elhamdülillah. Yani irtieci babam Eshabübillah, bismillah, dedi babam Efendimizin yanında geliverince leyin şekertim deriz. Bu ayeti okudu. Elhamdülillah Efendim teşrifimiz için Allah'a şüpheleniyoruz dedi. Ağladı. Çıktıktan sonra klorusanız Hasan bana beznen derdi. Florus Hafız'a üç gün derdi babam şöyle yani ihvanı açar. Annemiz daha inceri şu yüzden gelen ihvane ders bir edip dirilmeyeceğini istihhalasız halden haber verirdi. Halbuki bir kuşta vermeyin düzelsin diye. Hani keşif ehli bunlar. Diyor ya Dişçi babamız burada on bir tane keşif ehli var keşif ehli vardı eskiden. Sukut etti şimdi diyor. Efendimiz'den sordum niye Hacı Esad Efendimiz'i görünce ağlardı kül düşünürdür. Geri verince efendim niye ağlarım yok şimdi sizi görünce Bu naksa mutlaka bizde neden oldu? O zaman Konya'da bir pangal var.
İslami Değerler ve Adaletin Güçlendirilmesi ne anlatıyor?
İslami Değerler ve Adaletin Güçlendirilmesi kaydında Gazımızla perdelerimizin arasında geçen hallerden ve yahyaliye teşvik buluyorduğundan bahsedeceğim Nur. Efendimiz de buyurmuşlar ki her şeyini hazırlamış, film ile amel etmiş, şeriatta hiç noksanıyor. Kucağını hazırlamış yani altına kefenini koymuş, üstüne odunları hep koru demiş. Bir çivi çalmada haset şeyi mi edelim demiş yani fakirlik…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 14 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Şimdi elinde bir pangal var der. Karıştırdınız işi, kullandınız onun için alaylıyorsunuz ve olsa güneşin hiçbir şeyi yok. Asla. Hemen daha bulut da yok, gözlerimiz perdelendi yazdı oldu. Yani bu üstadımızdan namlulu şeyler onlardı. O zaman Efendimiz'i güneş gibi görüyorduk, kediyi yurdunu diye hep yapıp sizin Sevkumser, Başkonser'in, babası Sevkumser'e Şahıstar Efendim'in çıktığı mahtörü, şunları yazmış. Siz de eline kadar koy. Yemin ederim. Çok şükür bir söyleyeboyo kardeşlerimiz ne vardı. Onlar da yazmış efendim hoş ver Zaten eben bunu dış işi korur. Hani oğlum diyor daha güzel yazmış çocuk. Efendimiz ağız üstümden burayı da burayı da valide. Büyü veya hiçbir şey olmuyor. Burada Hoca Efendi'den birisi Hac Kamil Efendi'ydi. Kıla rahmet etsin. Babamın hilafetini kıskandı, çok zorlarına girdi okudukları talebiye ziyaret için çok gelmez. Burası götürmez vallahi. Biz böyle şahitiyiz.
Üstadımıza bir mehtip yazmış. Çok NOKAT'ta ve Arapça. Haciz Zühtü Efendi Hoca'dan da ibarelerini düzelttikten sonra Hadis-i Efendi Hoca Kamil isem, işte böyle metüplazılmaz. Hacı Kamil, işte böyle metüplazılmaz. Babamı kırtır, sen daha layıkun su utkur manasına gelen bir müddet babam da biliyor. Orada milyar helyanı görüyor. Sen ne diyorsun diyor kafasından. Oraya bir tüp var ya, bu yiyen bir tüp yendi. Babam mektubu açmak emanete hıyanetle olur ya aleyhimizde gitti bu niyetle. Bir açalım ne yazmış bakalım. Usulce alem ile açıyorlar. Yukarısında selam yok. Ortasında Hacı Kamil, Allah nefsimizi, şeytanımızı kahretsin. Bütün mektuba cevap bu efendim. Hani buradan da ölçülerimizi anlıyoruz. Hem neyle işe varmadan. Lüzü'l-i yok. Allah bizi tevazudan aynasını ararlarsın. Aramışlar aramışlar askerin birine sen nesin demiş paşa. Hiç efendim, hiç insan olmaz canım niye isim dedim.
Hiç mi efendim, sen nesin? Benim subayı oldum, Mimaş oldum, ana kumandanı oldum filan oldum şimdi paşam oldum. Ondan sonra geç demiş vereceğim. Ben şimdi ben hiç oldum diyor. Söz yazdık seni hiçbir anı olmaz çünkü eziyet çekeceksin demiş. Aman şiddete mi hiç olalım yoksa ben ne kadar büyüdüm de deseler sonra hiç. Kulağımız kendine kabul diyorsun inşallah. Kardeşlerim, muhterem kardeşlerim, pedevi anlattıktan sonra şimdi o yinemen hadisesi şiddetinde, aşiretten evliliğimden, Kürtmemden bunların tuluğu olurdu. Eskiden icazda da tulula zemzem götürürlerdi. O tuluk yarılmış da bulamasınlar deyip pulluğun arasına koymuş, sarmış çünkü inceden inceye evimiz birkaç tane tahkikata geçti. Nefsiler yıldıre serildi böyle, kağıtlar çok hadise. O bir şey olsa hepsinden vazgeçiyoruz. Bovabı götürürken ince su bilirsiniz şöyle genişçe gelir, orada candanmaya demiştir, o namazımızı falan anlıyorsun. Git!
Hapishanede istediğiniz kadar kılın birader arkadaşlar, şimdi namaz vakti değil. Bir sene senden benlik askerliği yapan efendilerimiz, Cenab-ı Hak diyor. Üç sene sefer benlikle arkadaşın içinde bir vakit namazımı kestirmenin de götürüyorum, gayilim razıyım. Hapsedeceksin razıyım, idam edeceksin hepsine razıyım ama namazımın eşekmaları kalsın yani. Bunu da mı taklit ettim yani namazımı da mı geçer diyor. Arkadaşlar, şu tane insana toplummayacak şeyi, FETÖ'nin ikisi birden, Salat-ı Nariye okuduğumuz zaman hapishanede orada vahiy kainat diyor hür artık seninle geldi. Selam olsun. Söylemem sırrımı yiyorum ya. Hızıla vusabus fazla safsınız. Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem kendi selametsiniz diyor salatin hayya ve bitince diyor. Bizim başımıza musibet kireç oldu mu küfranımızı topladım derhal olur. Efendimiz Hatmiha'yı çeken de onun üstüne diyor.
Burada ayet bulmam var yani çok eserler var yazılmış. Öbür hadisler kalsın. O icazetnamesini buldu. Esveden Efendimiz icazet yazılırken yanında gidiş Mustafa Efendi. Estağfirullah bismillah. Tefsiye kebirden anlaşıldığına göre İlteda şeriat Saniyen tarikatı kullarıma vacip ettik buyuruyor. Kadri ve Naşşi, Nakş ve Kadri'den isim intisap etmek, insan etmek isteyen insanlara ders girmek için Mektubatındaki gösterdiğim igünah-ı Eskarı İhvan-ı Var's-Safa'ya haber vermenizi, tavsiye etmenizi, belirtmemizi içindeki ediyorum sizi. Halaka Teşkiri'ne vesaire. Izin veriyorum diye hep böyle Şeyh Usta Efendi ve orada es-Safa'in yavruıymış. Babama gönderdiği üstadımızın içmeden, içmece bu bildiğimiz yerin sağında yani Yahya yoluna, Habyola, baştan yolun zaman sağ tarafta on beş kadar geldi Efendimiz orada hizmetlerinde bulunmuştuk.
Top başa diye dediğin zaman böyle telefon et Hasan Efendi'ye geliyor efendim çadır vursunlar, tabela şeyi çağırır. Hasan Efendi'ye haber vereyim diyor, başka da istemez diyor. O bilir bize yapılacak şeyler. Şeyler. Elhamdulillah. Sevdiğinin mutlaka dineliymiş. Peygamberimiz Muhammed buyuruyor. Efendimizin eline alırken efendim cidden sizi tek seviyor. Biz de sizi ve bütün iflarımızı seviyoruz. Buyuruyor. İn diyorlar arada bir şey kalmaz. Cidden siz de şahit olun Daima ustamızı seviyorum Allah Resulü. Yanımda da konuştuğumu da edepsiz zannediyorum. Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in böyle. Ondan sonra hikaye için konuşuyorum. Efendimiz buyurmuşlar ki ne Türk filmini Musa gelinlerdi, gelmediler. Ben Nehdere'ye gitmem lazım. İşte Efendi ile hiç görüşmedim daha. Ben görüşeceğimi ziyaret edeceğim demiş.
İçmeden Kayseri'den bir telgraf girdi, Efendimiz'e de git telgraf girdim kulmanı etti, ıssız-ı cevat et oku deyip verirler. Biz bir ev diyoruz. Hasan Efendi diyor efendimiz, Kaşer'le Hasan Efendi'ye, Adanalı Hasan Efendi'ye. Allah rahmet etsin. Amin. Elhamdülillah olsun. Maşallah bu kadar da için İnanca vur diyor ihvanın bütün husus saati perde kalkıyor, gece karanlıktaki yaptıkları hataları Rabbim bana gösteriyor, istemiyor diye gösteriyor. Okuyorum, duyurmak istiyorum kendi üstüne alınmıyor İhvan. Kendi suçlu okuyorum alınmıyor. Elimde nezaketım hamirim haya ile yoğrulmuş diyemiyorum. Mustafa sen şu kusurları yiyorum diyemiyorum. Ne olur ihvana tavsiye edin de hata etmesinler. Kulaf onu gösteriyor desinler. Git karanlıkta gösteriyor.
Ondan sonra kardeşim, bunlarda bazı hikmetli söz olsun da hepimiz inşallah hepimize Sinop yalvar olduğu için nehylallar olunca üstadımıza rica edeceğiz konuşması için. Için ve burada duyacağız konferans vermesi için yalvaracağız imkan olursa. Olmazsa tarih o zaman cevabını öderiz. Orada Ali Amuçav yani Türkçeleşsin diyeceğin bu zarlı, Eşki Ali namuyla bile kaldı. Sonra görüştüm bunları sakatlaştırmanın için yeniden haramla kuzanda üç sene vaaz verdim iki sene evvel. Orada onunla görüşürdük bazı musekevirlerdi. Bana bir kederci yok mu burada Yahyalaya gideceğiz. Efendim bir mertebe bir de artım var, mertebe bilmeyen razıysan hoca efendi bilmiyorum ben diyor. Tarikattan da haberi diyor. Tamam ulemaya bir muhabbetim var. Bir şey sakallı neye görünce Hoca Efendi ben götüreyim ya merkebe razı olursan, çilesini de şu kadar verirsen gel, hah deyi verelim hah lazım oldu. Buraya altı saat gelir.
Kur'an, otuz kilo Mevla çünkü. Geliniyor, dışarıya sıktı, atı çektim, başağalar çektim. Buyur efendim. Ben seve bineceğim Ali Efendi diyor. Yok, efendime ben latifeyi çok severim de leveli kötü göstereyim de sonra iğrentim denersem duasını alayım diye ettim. Yoksa siz buraya yakışırsınız, niye bilir misiniz? Kimsiniz? İsminiz ne? San. Adamların San'ın Efendi, siz misiniz yoksa? Ben mi oğlum? Siz çok şöhretli etraftayız anılıyor. Allah'ın lafa düştü bu. Sehim derim diyor yürüdük diyor. Yürüyince geliyor diyor. Günde efendi Hazretleri geliyor diyor. Biri de ben diyor. Hiç konuşmuyor diyor. Tespih de yok mu vallahi hiç durmuyor. Şöylece yanına yaklaştım hoca efendi dedim. Yok Buyurlar efendim dedim. Arkadaş dedim diyor. Hacca arkadaş kadar dinliyormuş arkadaş. Buyur, Atlı arkadan girer. Merkezli günden girer. Binaenaleyh.
Günde ki, dümdeki merkebin ayağından kapan tuz atının bacaklarını arasından geçer ama atın kaldırdığı tuz merkepte gelenlerin kafasını bastırır. Öyle mi hanımefendi değil mi? Girilen gir, illa sizi ilgilendirmez bilmezdim bunu, benim asırker. Ben derim. Efendim illa sizi geliştirmek istiyorum ve onun için sizin gibi bir ulemanın aklımdan çıkan tozların altında kalayım ben büyüyle öleyim ya diyor. Bunu demek istemiyorum da ben sizi konuşturayım diyor. Dur biraz bir kan şöyle sürmüyorume Elif nasihate başladı. Geldik bir şu mezarliğe. Mezarliğe gelince böyle saplan mezhep ettiği haline vakıf olurmuş diyelim diyor. Kendime diyorum da diyor bunu da görümden giyiyorum diyor. Halefalli. Onu en küçük bir evliyaullah keşkeder. En küçük evliya keşkeder kabir keşfe haline alalım benim diyor. Bu benim var ya şimdi evleri uzaktan takılıp böyle kulum. Ümmetin tazyiyetinden onda bedava imamlık yapar.
Misafirler daima kontrol altında. Size çok özür dilerim yani hazırlık sohbetlerimi dışarıya çıkarıyorum, çok akın oluyor. Tekililerin yüreği patlamaya geliyor. Onun için mutlaka bozkır gibi, hükümet dışarılarda duruyor. Onun sol tek tek gelir bana eğilir ben biliyorum. Hani şeyler gelmiyor, zorlar kırmayanlar. Söylerim bunun için yakin olan yerden direkt köye gitmiştir. Ali Efendi, bizim bizim burada Hamza, sola, Hamza sola. Ehüsullah, rüyalar ne var? Onlar bilirim, Saval-i Finler'ler, huyeynem, yuh, senin gösterdiğim ne haber niyet. Seni gösterdiğim meyve bindirdim diyor. Peki, akşam namazı bilenlerim diyor ya, sizin değil mi ya karşımız sonu? Şu eve müsaade olalım diyor. Hıncağızların bir tek düz iyi var. O da bak evi eski Yahya'nın güzel. Bakın Yahya'lılar demiş birden sormuş da, Adem Aleyhisselam'ın bıraktığı gibi duruyorlar sonra Allah'ın demiş. Şimdi yani öyleydi vaziyetimiz.
Tamam, diğer kalkıp da koymayarak, evlenmem Kayseri diyor ki bura makine gireli şurada yirmi sene gıybet seni alın diyor. Ondan sonra, ev sahibi misafirimiz müsaade ettirdik. Çıkmıyor Hamza'nın yanına bunu vallahi. Yok efendim. Bizim birader var mı burada? Sabahleyin güneşlerini çıktı ve siyahını havacıyla kaldı. Hadi dedi, müjdemi verdi dedi. Abdullah dedi. Buyur dedi, benden üç yaş küçük. Buyur dedi abi, en bünye için, hiç şive yemem, müjdevi yemem. Bünye müjdesi ben onlara. Yani babam seni eve Geriye döndüm geldim ondan Hasan efendim. Yalan söyleme delaletimizi. Menemen'e babam geldi. Gelmiş evde ağlıyor, ne ağlayın? Azalarım tamam olsa oğlum ben kurban olurdum. Beni kabul etmeyenler kurbanlara da ağlanmaz böyle bir izahtır. Yani velemenin korkusundan köyün çocukları bizi, melemen artığının çocukları, şimdilik gidiyorum karakola der. Hoca beni böyle.
Alıcı kuştan sinmiş serçe gibi ettiler bizi. Dedim, rahatsızım işte onu duyunca böyle ettim, dedim. Aşkım bir diğeri yevmiyeymiş. Şu eski yolumuzu bir aradım, babam bir de daha panik öyle. Atabiliriz. Al, yüzlere bile söyledim, kopuştum. Şu pencere yok, önünde kadınlara bunlar sokaklarının şurada lafa girer işte pencereler var. Şimdi, Efendi'nin oğlu çok heyecanlı geldi. Geliyor. Can da halam affetmez, tarikat da değil, dışarıda heyecanını çeker de eğlenmişsin. Allah'ım Efendimiz sizi diyor daha diyor göğe gelmeden beş dakika evvel diyor bize şey vermedi, beklermiş. Baban, girdiniz, girdiniz içeriye. Bayanım ister Zülfikar misin ben? Efendimiz'in ellerini, yüzlerini yüzlerini sürdüm. Efendim biz şurada kovacık mahalleniz var, pederim orada yok direkt indi. Kovacama varacaksınız direkt yola çıkacaksınız. Reis sizin, Eğer kovaca kovacasan gideyim babamı kovaca'ya getireyim.
Direk köye gidecekseniz oraya müjdele niye gideceğim ben? E kulağınıza müjde getirin inşallah biz oraya gideceğiz. Delikliğe gidelim, orada ziyarettiler. Memleketin içinden ilk tehlikeli zamanda mühürler bir azamet takındı diyor. Geçiyor diyor. Pederim, inşallah Allah. Efendim diyor geçtiği köy ve mahallenin içinden tek vezerde azak kalmadı. Yeminle bunu babam söylemişti. Yani üstazın geçtiği mezerlerden yani okuyup geçtiği mezerlerden azap kalmadı. Buyurdular Allah. Şimdi efendim gerek köyün yolu burada gayet uyuyor. Bir aklı geliyor bizim ile Abdullah, Hacı Abdullah kardeşimiz varmış demiş ki efendimiz geldi oğlum ne olacak? Babam hep ayağa bakmışlar diyor. Ne oldu? Haberi ben büyük haberi kafi bütün getirdi o getirecek. Ben müjdesinden geldim birinci müjdeye. Hep sığır evla derler yine doğru. Hafız niye verelim? Nasıl edelim hafız zaten babam ağlıyor. Böyle.
Bu büyük misafirle nasıl yapacağız biz? Diyor. Efendim, bekleyelim Hasanımız telaşin Hasan Efendi gelecek. O dik ki oradan böyle, mendeleniyorum, hiç haplik gelir belki böyle koşuyorum damat yetişemiyorum bana diyor heyke diyor. İçim benden alınmıştı. Senin sahabe ne olsun, ey Yokuşun başına şöyle cedince efendim hanımefendi bir görüntü dürüst kulu olsa. Sahahatinin defiğikasıfını diye bakmış, yüzüm kuyuya kopuştuğum için efendim üç tabela da olduk kendisine efendim komutan, dev saattir gezen üç tabela da yedim böyle. Nasıl kopuştu mu sana, nasıl kopuştursa? Babam ben evlat olarak sil kucaklamamıştım. Evlat muhasretiyle kucaklarım diye. Şimdi Efendimiz'i gördüğüm, gördüğün için bir kucaklayacağım Hasan dedi. Bu kucakları Urfa. Dağ duyalım da bunlar. Hafız gibi birer temkinli olalım. Efendimiz gelecekmemiş aşağıdan, hatırın üstüne gelemeyecekmış.
Şimdi biz girelim de evlerimizi, barklarımızı camiyi temizlettirelim, sokaklara su döktürelim, öne girelim dedi, öne yedik. Her tarafı temizlemeye çalıştık çok tane köy yeri, karşıya inemiyoruz kardeş. Yani şüphümüze değil şükür edelim bilmemden karşı gidemiyoruz, karşılayamıyoruz. Yine köyünde olduğumuz halde bir yaramaz kimse görür deyip babam Yusuf Çavuş, Kaygusuz bir adamın odasını şöyle olayacak gibi mantaliyenin gibi yola bakıyor böyle şöyle çıkıp da benzer yola olsun diye istikbali bileceğiz. Nuh Allah'ımızı muhafaza eder, Efendimiz geliyor bak hani onu çıkalım, gereken alsın çıkalım, Çıksın da oğlum çıkalım diyor. Çıkana da oralarda gösteriş yapmayalım siyaset. Ne çıktı oğlum ben bilirim, ne çıktı Allah'ım? Şöyle, Efendimiz çıkmadı. İkisini böyle kucaklaştırıyorlar. Efendimiz son elinden tuttu sana Efendimiz geçirdi. Bizde gerisinden geliyor böyle içeriye hep yat üzülüyor.
Havuçtu birbirine şemsile kadar. O zaman da harekeye geldi büsbütün damar, Mevla'yı zikretti büsbütün damar. Şehrimize kuruldu bir azim fener teveccüh ister insanıyız efendim. Vaskunu söylemek de hassızdır değilim ancak sen gösterin hazatın yolun, Girdama düşüğün dutuver elini. Evet ister istemezsın. Hani böyle senin o kadar var ya ben yazdım cebime, uydum anamın kabrinin başında vardık. Babam geldi dedi, o yazdığın öfki ver de oğlum dedi, kılavuz havuzun yazısına şey dedi, yeti yazmışsın yalan söylemezdin hastamıza. Evet, hem yazdırırız, hem hıfz, buna çakmayınca, iyilik elhamdülillah. Beddiyatı karşılıklı söylerdik. Bana da doksanlarınız geri düşer Hasan mahcup ediyor ona da gel mi oğlum? Kalbim daha saf. Temiz olduğundan şey oluyordu pek üstüme gelmiyor iyi mi, demiş. Ben gelmiyorum, bunu hareketler geliyor. Keyif etme sen de öyle bir şeyi bak.
Bu kadar tekleşsin demek, telefon dilinde. Amin amin. Şöyle Efendimize İlah, biz rüyayı sumayı bilir, ihlassız sizler bir vaziyette eder o gün halimiz. Benim ihtiyatlarım girerken ben hur ipten çok uzaklara gittim beni görmesin efendim. Hayamda. Yani böyle bir güzel iltifata girmeye mazhar oldum efendim diyesindir onlar iyi oldu bizde. Şimdi olmaya başladı, bilmiyoruz. İnşallah olmaz diyor ağlıyor Allah bir insan. Burada bırakalım değil mi? İşte çay, çıtır çıtır hediyesi inşallah. Üst hazımız bir müddet murakabına, Amma biz gülmedik Ya Rabbi niye gözünüzü kalk ettin diyenler o münafıklar neler olmayacak. Bilmineyi bulup da tarikatı görmeyenlere de muhatap var. Niye görmedim sağ olsun? Hocalardan birisi, Rüstem Efendi hocamını, efendim demiş huzurunda müderris hocayı, huzurunda başımda yuları yok bir merkep gibi gördüm yerde. Bu misahmış. Hani olur beni kabul etsin rica.
Efendim, hocam biz böyle diyor bunu anlatacağım çok temasu, desinler diyor, dersini veriyor. Öyle sohbetler geçti ki efendim yani biz ahiretten de haber alırdık. Bir vasıtayla ahirete girenlerle de haberleşirdik. Hani o sırrımız maçını gelsin gelsin göreceğim zaten. Göreceğim. Patlatacağım. Yani hocanın çok bir son şeyi var. Vallahi haber oldunuz dedi. İnaz ve Sa'y Eba'yi ibni Alsali ile görüştü ve babam annemle yaşıyor. Sonra ona, dedi ki Efendimiz'i annemin kafi nevrit herif dedi. Dedi ki çok ayıp olur benim için. Emzirmemiş oluruz lazım. Da. Ben hiç hata inanmam zorunda. Kılavuz havuz bismillah. Kılavuz havuz da diyemez. Urak kamize misa. Allahu alemsin. Allah'a ısmarladık, fendeviliğe geliyor. Efendim sahabe vefat etsin. Yazık, zaten evlerimiz ayakkabılığı niye iyi oldu? Oturduğun günde hem ayakkabı olurdu hem biz oturduk. Efendimiz ayakkabımızda iğrenç çıkardı.
Yani Adem Aleyhisselam'ın bıraktığı gibi duruyorduk. Şimdi Efendimiz'in ayakkabılarını şey verdim şöyle, iç seslerimle. Anne nasıl derdine mi gideceğiz? Hanım bilir. Hanımımız bilir, giderim bilir. Baban da gitsin devamızı dinerler, beraber düştüm. Çok bulaşık yolları var inşallah bir gün direkt değer, temizceğiz inşallah. Arzu ediyoruz. Annemin kabri de orada. Kiminle payife açılmazsa annemin kabine gönderirdi. Roman belası Tövbe estağfurullah. E bismillahi talet çok gördük biz. O iri sokaklardan tümünde Efendimiz geliyor ve giristen geliyor hiç durmadan ağzı yiyip nasıl hak ediyor. Diyor ki o insana ölümü göğsünün ağır ile karası kadar yak. Seni intibaha şey yemiyor. Sebep? Şimdi ben misafirim ya diyor. Sizi burada yarın ne oturacağım, ürün geleceğim ne diyen, ne geçmiş gibi olacağım. Sizin hepiniz ne öyle olacağız, bu dünyaya ne geçmiş gibi olacağım değil mi? Değil mi? Evet evet.
Ne olacak tek başına, sekiz yaşında ne vereyim o zaman? Daha yaklaşınca annemin gafiline gülüm nasıl olacak biliyor musun? Kısalt ne olur diyor? Buyur efendim. İnsan kafasını bir suya ürmer de nasıl dar sık ve neşeni kafasını dışarıya çıkarır bir güle, havuza, ırmağa, çaya batar? İnsanın dünyadaki durduğu o suyun içindeki durduğu kadar olacak. Efendimiz'in vaazını yani o kafasını çıkardığı ahiret olacak diyor. Yani burada duruyor zannetmeyin, o suyun içinde ders kanalları duracağız çek mi dedirtme işte ahiret gelecek. Gittik dersek babam keramet ehli olduğundan bugün kerametinin şeyleri zuhur etti, o mezarın altına yuva atıştı niyeti, Mehtap yapıldı mı? Olan, mezarın duvarını yıktırdı, duvarın içine gömdü duvarı yaktı. Yani hisar kalsın bütün dünya yıkılsa bile. Aynı şey zuhuru peşinde orada burayı da yıkacaklar, diyorlar. Bilmemiş hayata malum mu?
O annemin, vahfa çatlayacağım, iyice çıkaracaksınız ikrarlarınız, bir sandukaya koyacaksınız, kolumun tabii bunun yanına koyacağım. Oraya sokarlar, yani sokarlar. Buramı dedi şöyle, bura tereddüt elma neyin gazeşiyorlar dedi, duvarı geçin dedi. Hiç kimse bilemez. Anca derbleler bilebilir. Duvarın iste kadar ne bileceksin? Rezil değil. Öte yandan sağ taraftan dirildiniz beraber. Allah çifte geldi. Hasanımdan Allah dar olduğu için bana babasının aşk ve muhabbeti çok olduğu için onun hakkını bazı zayi ettiğinden mi ne oldu? Peşinde bir bütçe sıkıntı gelirdi. Hacı Salih Sultan kadının başına gelir de bana o kadından beri o handiydi. Şeytan'la ben affeder. Bize orada bir rıza duası aldık. Bunun her ikisi de iki cihanda aziz olun, dedi. Efendimiz'i mahallemize defnetdik. Hacı Osman Saade'den esersilen seyyidlerden geliyor. Babamın eresi, emir sarılıları, anefresiyi bile demiyor.
Bunlar da ana o kadar da kovmadıkça. Tüp bir makyedi. Bu kabre gelince Efendimiz durdu. Şimdi, pederimin kalbini yapma, aynen meşgul olsun. Yani şu mermerlik ortamı diyor toprağa da koyuyor diyor. O günden de taşların neye yaptırıyor? Dua ediyorum, muhatap olalım inşallah. Allah'ın bize verirse. Nasıl diyelim ki bütün ulema ile konuştu. Efendimiz dedi hep hepsi bitmedi, fotoğrafını bunu istiyorsan dedi. Feth Fethine çıkıyordu. Fotoğrafının şuradan yukarısı da mani görmedi mi ve demin o baş açık çekilmiş denildi. Onun için gelemeyeceğimizi sonra inşallah nasip olur. Peki, Efendim niye diyor ona? Katırla gönderiyorsun. Sen tashiri babayoğlu'na getirir Tahir Hoca'yı. Katırla, bin hatırla, hatırla, bin hatırla İhvan'dan bir tasan kardeşimiz merkada ne uğraşsın?
Şurada postal Osman bir yerde o al, gösterişten, kumar Hocanın kattığı en mazlum olan her şeyi ayarlayıp, tam buradan höyük istasyonuna getiriyor. Giderken Osman Amca diyor ki şu ağacın terbiyesinde cici oturasın diyor kalben. Osman Amca, ben senin şu katronun başında tut da senin şu ağacın bölgesini gir, oturalım da bir dinlenelim olmaz mı diyor. İsaha hak diyor, yeniyor diyor, bin diyor diyor bana diyor. Böyle sadaka kati istihkak etsin bu saat kendi tüm yeri yer, yıl dıkın başını bir tane koymuyor saat sokağa diyor. Ben de bin diyor. Zorunda haya edilirlerim bilemiyor subuk ayrı ihtiyari bilmem ne. Senin hedeflerinden katı istirahat etsen benim bilirim geldi mi ben bileyim. Yani bunlar İbrahim orada konuşan hikmetli bunlar yani nasıl adalet yapmış efendim? Arkadaşını bindirmem için nasıl çalışmış? O bilmeyince katırı serbest onu hürmetine binmemiş.
Kızıl Dağ varana kadar diyor ihvanlarımız götürüyorduk. Kendi aklına mı harap mısın? Ben bilmiyorum zaten Sadini şart buradan yok sıyrılır iner diyor, sıhhatini yaptım diyor. Kim İbrahim dedi. Bilememer. Helese yolun başlarına aitlayalım yolun başlarına aitlayalım. Efendimiz'in bu, bu değil ya ya diyor. Şu cinsten ya size başrol şeyi böyle bitiriyorum