İslami Ayların Maneviyatı ve İbadet Sırları kaydında Ayet-i Celilenin nüzul sebebi, iniş sebebi Mekke-i Mükerreme'nin Efendimiz Aleyhisselam tarafından fethinden evvel müminlerin Medine-i Münevvere'den Mekke'yi Mükerreme'ye gelişlerinde bizler haram aylarında kafirler ile dövüşüp buruşmaktan korkarız demeleri üzerine bu ayeti kerime nazil olmuş ve gerekli müsaade verilmiştir. Şöyle ki,…
Ayet-i Celilenin nüzul sebebi, iniş sebebi Mekke-i Mükerreme'nin Efendimiz Aleyhisselam tarafından fethinden evvel müminlerin Medine-i Münevvere'den Mekke'yi Mükerreme'ye gelişlerinde bizler haram aylarında kafirler ile dövüşüp buruşmaktan korkarız demeleri üzerine bu ayeti kerime nazil olmuş ve gerekli müsaade verilmiştir. Şöyle ki, Allahü Teala hazretleri yeryüzü ve semalar ile latif cisimleri yarattığından beri Levh-i Mahfuz'da ayların adedi on ikidir. Hameri ayların dördü haram aydır ki bu aylarda savaş yapılmaz. Dövüşmek ve öldürmek yasaktır. Bu aylar Recep, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarıdır. Recep ayı diğer üçünden ayrılmıştır. Öteki aylar birbiri peşi sıra gelmiştir. Eshamre. Bu dört ayın haram edilmesi İbrahim ve İsmail Aleyhisselam'dan intikal edilmiş adeti seniyye. Güzel bir adettir. Haram aylarında dövüşmenin şartları.
Allahü Teala Hazretleri ayetin devamında Müşrikler Mekke kafirleri eğer haram aylarında sizinle dövüşmeye ve öldürmeye başlarsa, siz de onların hepsiyle dövüşün ve vurusun. Ve biliriz ki Allah'ın destek ve yardımı muttakiler iledir. Allah'a itaat edip ondan korkanlar Allah'ın yardımına kavuşur ve düşmanlarına galip gelir. Tevbe suresi ayet otuz altı. Burada dini kayyım ne demek bunun anlamı? Mükessirler, et dinü kayyım lafzının manası üzerinde tam bir anlaşmaya varamamışlardır. Mukatil Radıyallahu Anh dini kayyım dini haktır demiş. Ondan sonra gelenler derdini kayyım dini sadık demiştir. O da İslam dinidir ve daha sonra gelenler derdini kayyım dini hanefiyedir. Daha başkaları da dini kayyım Allahü Teala'nın Müslümanlara emrettiği şeylerdir demişlerdir. Bu Hanif tevhid üzere bulunması demekti, Tevhid esasıdır. Bu da Recebi Şerif'in hakkında Recep cefanın terk edildiği bir aydır.
Biz bundan şunu anlıyoruz. Cefa günahtan. Artık her zaman zaten tövbe edilir, her zaman. Recebi Şerif'te de daha bir azimli daha bir gayretli daha bir çabalı bir şekilde. Günahı terk ve Şaban Şaban-ı Şerif ise amel ibadet, taat ve verdiğimiz söze Rabbimize ta ruhlar aleminde verirsin Rabbimiz değil miyim deyince halimi bela evet Rabbimizsin dedik. O Rabbimizsin demek her şeyi için alır. O yerin altındaki böcekler olsun, sürüngenler olsun, yerin üstündeki hayvanlar olsun, havadaki kuşlar olsun, nebatat bitkiler hayvanlar insanlar, yağmur yaş ay güneş yıldız her şeyi onun onun Rab oluşuyla terbiye ediyor. Her şeyi terbiye ediyor. Mesela kutuplarda kutup ayısını terbiye ediyor. Bak oranın özelliğine uygun bir şekilde halk oynuyor. Diyelim bir deve, deveyi bulunduğu şartlara göre terbiye ediyor. Mesela devenin ayağı tırnaklı değildir. Zaten çölde. Tırnaklı olsa yürüyemez. Böyle bir top gibi.
İslami Ayların Maneviyatı ve İbadet Sırları ne anlatıyor?
İslami Ayların Maneviyatı ve İbadet Sırları kaydında Ayet-i Celilenin nüzul sebebi, iniş sebebi Mekke-i Mükerreme'nin Efendimiz Aleyhisselam tarafından fethinden evvel müminlerin Medine-i Münevvere'den Mekke'yi Mükerreme'ye gelişlerinde bizler haram aylarında kafirler ile dövüşüp buruşmaktan korkarız demeleri üzerine bu ayeti kerime nazil olmuş ve gerekli müsaade verilmiştir. Şöyle ki,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 9 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
İşte buna benzer. Her şeyi ayarlamış. Fau ada uçan uçan fışlar. Nasıl bir düzen vermiş? Nasıl bir intizam vermiş? Yani Rabbimize aşık olmamak mümkün değil. Gönlümüzü tamamen buna çevirmemiz gerekiyor. Her şeyin terbiye edeni o. Mesela gözümüzü öyle bir terbiye etmiş ki bizim bu uzun tabii. Gözümüzü terbiyesi bakıyorsunuz gözün her tarafı görmüyor ama toplu başı gibi denir. Oraya görür ama görürken de bakın şöyle az bir dönse sağ tarafta birçok yerler görüyorsunuz. Şöyle bir dönse, mesela bura açık bir alan olsa semavatı görüyorsun. Küçücük bin dokuz yüz kırk dokuz Allah'ımız. Onu böyle terbiye etmiş. Bak kulağa duyma hastası vermiş ve sonra terbiyesindeki esrar bitmez. Gözün görmesi, Mesela göz görünce ağlıyor. Bu nasıl bir terbiye? Beytullah'a varıyor, aşkı da yanarak gidiyor. Gördün mü Beytullah'ı, gözyaşını tutamıyor. Hüngür hüngür ağlıyor. Yani buna ağıdı, gözyaşını veren nedir?
Kuran-ı Kerim okuyor, okurken gözyaşını tutamıyor Kuran'ın üzerine yatı bağlıyor. Allah'ım ne ilahi bir kelam diye. Bakın hiç tırmalayan bir şey yok. Öyle bir terbiye etmiş ki Kuran Azimüşşan'ın harfleri göze uygun bir şekilde halk etmiş. Bak hiç kesitli yok. Hani var? Elif var. Elif öyle değil. Elif'in baş kısmı, başkanı, şıhni mütevad-ı an. Bak Allah'ımızın azametinden dolayı az yatıktır. Şöyle tam düz değil. Öyle bir sopa gibi değil. Onu hattatlar çok güzel bilirler noktalarını, nelerini. Yazı sapre tahtusu şimdi orta kısmı az bir kambur demeyim de az bir elips. Az az az bir mühimdir. Rabbımız öyle bir ayarlamış ki gözü merceğine uygun ayarlamış Kuran-ı Azimüşşan'ın harflerini. Bu harflerde sıkıntı doğuyor ama onda doğmuyor. Hani bunu terbiye eden Rabbi Zülcelal'imizdir. Mesela bir enbiyayı görüyorsun, gözyaşını tutamıyorsun. Hüngür hüngür ağlıyorsun.
Bir Allah velisinin yüzünü gördüğün zaman Allah'ın nuru belirliyor. Mesela bazen de dinimize muhalip bir hareket olduğu zaman gözün rengi değişiveriyor, şeddiyle değişiyor. Kaşlar çatılıyor, gözler diyorsun ki adamın gözünden korktun, bir acayip bak. Hani bu terbiye hususi anlatmakla bitmez. Bir ömür bir ömür çalıştılar yine bitiremeyiz. Milletin bir denizi ele alsın. Bir suyu ele alacak olsa onu nasıl bir terbiye gitmiş? Nasıl dozajını ayarlanmış? Mevla Zülcelal. Buradan bir terk edecek. Recep-i Şerif, günahları isyanları terk etmek. Şuradan hareket ettik biz. İbadet ve taat yapılmıyor değil, yapılmıyor ama daha bir azimli daha bir gayretli. Yapı diyorum ama Rabbımızı görür gibi mi yapıyoruz? Yoksa alelade adet kabilinde? Halık'ımızı görüp esas bu ama Cibril hadisinde üçüncü nokta bu. El ihsan. Bütün hadis kitaplarının başında geçer. Cibril Hadis çok önemli.
Allah'ımızı görür gibi ibadet etmek. Hangimiz bunu yapabildin? Yapanın müstesna. Zaten önüne yapısı, adam gerviş diyorsunuz, adama sofi diyorsunuz, bilmem filan yaptığı iş çok acayip. Hiçbir başkası yapamaz. Neden? İhsan ölçüsü içerisinde taat yapmadığımız için bunlar. Yoksa mümkün mü yanlış yapmasın? Allah'ımızı görür gibi taat yapandaki ilahi korku pise benzemez. Bambaşka bir korkuyu taşır. O korku da onda böyle ürkmene değildir. Bambaşka bir sevgi hazin eder. Terbiyeden Rabbimiz bak kalbine nasıl duygular geliyor. Onun da terbiye edeceği Rabbi zülcelalimizdir. Ramazan-ı Şerif ise öyle bir sadakat, doğruluğu, Emri ilahiye en güzel bir şekilde yapışma. Sadakatini göstermek. Şimdi bir de bizim kendimizi ispat etmemiz lazım. Bu çok önemli bir husus. Şimdi melekler amellerimizi ne yapıyor? Bizim yazıyor. Yarın nüzul-i ilahiye vardığımızda kentimizi ispat edeceğiz. Nasıl ispat edeceğiz?
Mesela aleyhissalatü vesselam Efendimiz ümmetim diyebilmeli. Ümmetimi abdest azalarından seçeceğim buyuruyor. Sonra Rabbi Zülcelal'imize hubum diye hitap buyurması için ispat edicidir. Mühim ama kendimizi ispat ettirmek. Rabbi Zülcelal'imize ispat Kitabı Kerim'le muvafık ameldir. Resul-i Ekrem Efendimiz'e sallallahu teala için sünneti seniyyesine yapışmaktır. Sonra Evriyallah'ı da mürşid-i kamillerimize de kendimizi ispat ettireceğiz. Emirlerine riayettir, dikkattir. Bu çok mühim ama. Kendimizi ispat ettirmek. Uzun süre şimdi daldığımız zaman buna içinden çıkılması çok güç. Yeri ispat ettireceksin. Semaya kendini ispat ettireceksin. Cenabı hak zalimler için yeryüzü ben bunları taşıyamam diyor. Semalar ben gölgeleyemem bu zalimleri diyor. Öyle olacak ki melekler neşe içerisinde olacak. Mesela ameli Salih olanları yazarken ispatlıyor kendisini.
Amelin salih, iası yok, kibir yok, ucu bu yok, benliği yok. Melekler seviniyorlar ama eğer yanlış tavırlarımız olursa bunun aksi melekler bundan ıstırap duyuyorlar. Ya Rabbi canlardan kurtulalım diyorlar. Ne ahus düzgün, ne kötü düzgün, ne el düzgün, ne ayak düzgün, her şey kaydediliyor. Öyle bir kayıt ki bunu bir muhasebecinin ne bileyim defteridir, kitabıdır, kompütürlerdir vesaire bunların hiçbirine benzemez. Allah'ımız kaydediyorsun. Öyle bir kayıt ki kendimizi ispatta çok mühim. Dilimizle, ifade ettiğimizde melekler kaydediyor. Allah diyoruz Celle Celalühü, ikiz uzak arasından çıktı mı? Bir de bu. Bir de meleklerin kaydedemediği var. Mesela iflas. Öyle bir sırdır ki buyuruyor, şeytan dahil olamaz ki onu ifsad edebilsin. Melekler de ona şahit olamaz çünkü gönüldür gibi haldir. Onu Rabbimiz kaydediyor. Nefüsel ama Ayşe Sıddıyka validemiz radiyallahu anh rivayet ediyorlar.
Cenabı hak kulunun amelleri veznolununu tartılıyor. Şunu bilelim ta Adem Aleyhisselam'dan beri gelecek insanların amellerini veznip bir anda Cenabı hakk'ın hesabında öyle bir zorluk bilmem filan yok. Bir anda. Hani o kadar insan mahşerde toplandığı zaman sıraya dizilecek de sıra bir yere gelecek. Oradan öyle değil. Bir anda Cenabı hak. Allah Kulumun amelleri tartıldı mı? Ya Rabbi bildiğimiz ne varsa onları yazdık çizdik. Rabbimiz benim hatımda bir ameli var. İşte tarikat bulunur. Boşuna gelmiyoruz ki. Amelini bizzat Cenabı hak kaydediyor. Benim indinde ameli var. Bu ilim damağa yakışması suretiyle kalpten okunan lafza iclayim. Ruhunda okuduğum çok rengi. Hele o murakabe tefekkür hali olursa bunların hep Kuran-ı Kerim'e yeri var. O zaman burayı okuyayım. Ondan sonra Ali İman suresinde Öyle ki tefekküre dalıyor. Bir murakabe, tefekkürün zirvesi değil mi bu?
Onun artık mükafatı Rabbimize ait. O bir durum. Mesela dilimizle söylediğimizde, bire on. Gönül olarak yaptığımızda, Bakara suresinde bir taneden yedi tane başak. Her başakta yüz tane var. Yedi yüz gönül olarak yaptığımızda ibadetimiz işte namazımız vesaire. Bir fakire elimizin uzanmasındaki gönüldeki o duygu. Ondan sonra bir de muhabbetle yaparsak taatlerimizi hepsini içine alır bu. O zaman la yuzeni buyuruluyor, tartılanmıyor. İşte bunu ne yapalım şimdi? Herkesler bir duygudur bu. Sahip olmak ister çoğu insanlarımız. Der ki kazancım yüksek olsun ben. Çok kazanayım der. Az değil de böyle sayılamayacak kadar ister zenginliği ister tabiatında mevcut. Şimdi ilahi zenginlik hiç şüphesiz istenmeyecek bir nimet değildir. Ölçülemiyor zaten. Buna gelebilmek. Bundan dolayı onların göz açıp yumuncaya kadar ki saatine insin ve cinin Amerika'dan mükafat ölünür. Çünkü çok değerli.
Böyle madenler maden genel bir isimdir. Ama kurşun farklı olacaktır. Ondan sonra gümüş daha farklı olur. Altın daha farklı olur. Bir yakuttur, zümrüttür. Bak madem bunların hepsi madem. Demek ki hepimiz bir taat yapıyoruz ama onların taati İsaba gelmiyor. Şaban Recep, Şehrüd tevbe. Tevbe aynı. Allah'ımıza yönelme ay, yönelme, istiğfar ayrı. Kuran-ı Kerim'de şunu çok göreceğiz. Mesela bu tevbe ifade buyurulurken, ondan evvel istiğfar geçer. Evvela günahlarımızdan dolayı özür dileyeceğiz. Estağfurullah. Neden yaptım ben bunu diye. Tevbe ise ona yönelmektir. Şaban Allah'ımıza muhabbet ayrıdır. Ramazan Şehru'l Kulbe Allah'ımıza yakınlıktır. Kalbin Cenabı Hak'ta yakındır. Hep Kuran-ı Kerim'de mevcut bunlar. Muhabbet hani? Ramazan-ı Şerif, Olbet aynıdır. Recep Şehri Rurme. Saygı, Allah'ın emrine büyük bir saygı. Evet efendim her şeyden. Şaban, şehrul hidme vazife yapacağız.
Görevlerimizi icra edeceğiz. Ramazan, şehrul nimet. Artık bunu biz isabet edemeyiz ki dahi nimetler. Recep ibadet ayıdır. Şaban Şehrüz zühhede. Yani dünyaya muhabbet etmeme karda ama gönül meblağdan. Ramazan Şehrüz ziyade. Bu ziyade kelimesinin karşılığı çok büyük manalar var bunda ziyade kelimesinde. Her şeyin fazlasıyla elde edilmesi Cenabı hak tarafından ikram gibi, çok geniş. Recep Şeyhun Mübay ihullahı Fiil Hasenen. Recep ayında ibadet ve taatimiz mükafat elde ediyor. Onda Cenabı Hak mükafatı kat ve kat veriyorum. Şaban-ı Şerif onda ise günahların bağışlanması var Şaban-ı Şerif'te. Ramazan Göndün yaşayacağı bir hal bu yediğin yemeği. Mesela tadını lezzetini nasıl anlatamıyorsak bu gönle inen ilahi nimetlerin de tat ve lezzeti ifade edilemez ancak yaşanıyor. Recep ileride olan hayırlı insanların. Hayırdır? Şaban, şeyhü'l muktesidi. Böyle hayır da işliyor şer de işliyor.
Ama anlamları çok geniş. Ramalar, şeyhü'l asi. Asilerin diyor Cenabıhakk'a dönüş yaptığı bir aydır. Yoksa asilerin ayı deyip bırakılmaz. Asilerin böyle tövbe, Rabbimize yönelme, alt ve mağfiret dileme, günahımızdan dolayı nedamet, En önemli o zaten. Buyuruyor. Nedamet duymak. Niye yaptın? Bunu niye bu benim halim nedir? Demek Recep Allahu alem biz buna günahları tek diyoruz. Ona veda. İbadet ve taatleri yapma ve Ramazan bir intidar il keramaat. Allah'ımızdan büyük lütuf olsun. Şimdi eğer kişi buyruluyor, kişi buyuruyor. Günahları terk etmezse, Şaban-ı Şerif'te ibadet ve taat yapma bahtiyarlığına edemez ve büyük lütuf ve ihsanları da gelemez diyor. Rahimehullah Recep Şeyhuz Zerrullah. Recep ayı ziraat ayıdır. Tarlaya tohumun atıldığı bir aydır. Ve Şaban Şehru sub ya. O da sulama ay. O ettiğimiz gittiğimiz fidanları sulamaktır. Ve Ramazan şeyh zamanı artık ürünlerin toplanma zamanıdır.
Evet. Şaban ayında hemen hemen bu ifadeler var. Değişi yok. Hemen hemen. Yalnız şurada bir faz değişiklik gördüm. Buyuruyor ki kim ziraatımı yapmazsa. Yani ziraiyi eke çeke çeke onu yapmazsa. O zaman diyor o zaman hasat gününde pişman olur. Hani bununla şunu ifade etmek istiyor. Yani bu dünya bizim ekip dikme zamanımız ibadet ve taatleri. Onun mükafat ve mücaza nerede olacak? Ahirette olacak. Bunu Allahu alem ifade etti.
Kaynak: Genel
İslami Ayların Maneviyatı ve İbadet Sırları | Mihmandar