Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kaddesallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Aziz Necilerimiz kavuşturan Rabbimize hamdü senalar olsun. İnşallah bugün yine sizlerle Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddisallahu Zerrahü'l azizin Bakara Suresi tefsiri ile birlikte olmaya devam edeceğiz inşallah. Yüz otuz üçüncü ayet I kerimede kalmıştık bir önceki programımızda. Inşallah bu ayetle devam ediyoruz. Yoksa siz ey Yahudiler, Yakub'a ölüm geldiği vakit siz orada hazır mıydınız? Hayır.
O oğullarına benim ölümümden sonra neye ibadet edeceksiniz dediği zaman onlar senin ilahına babaların İbrahim'in, İsmail'in, İshak'ın bir tek ilahı olan Rabb'ül Alemine ibadet edeceğiz, biz ona teslim olduk artık demişlerdi. İşte onlar bir ümmetti gelip geçtiler. Onların kazandığı kendilerinin sizin kazandığınız da sizindir. Yahudi ve Hristiyanlar Müslümanlara Yahudi veya Nasrani olun ki doğru yolu bulmuş olasınız dediler. Habibim de ki bilakis biz Hanif hiç puta tapmamış muvahhit Müslim İbrahim'in dinindeyiz. O asla müşriklerden de değildi. Ey müminler, deyin ki biz Allah'a bize inzal olunan indirilen Kuran-ı Kerim'e, İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a ve torunlarına indirilenlere, Musa'ya ve İsa'ya verilenlere ve bütün peygamberlere Rableri tarafından verilen kitap ve ayetlere iman ettik. Onlardan hiçbirini kimine inanmak kimini inkar etmek suretiyle diğerinden ayırt etmeyiz.
Biz Allah'a teslim olmuş Müslümanlarız. Artık eğer onlar da sizin bu iman ettiğiniz gibi iman ederlerse doğru yolu bulmuş olurlar. Şayet yüz çevirirlerse onlar sizden kopup ayrılmışlardır. Habibim bu takdirde onlara karşı Allah sana kafidir. O duaları kabul eden her şeyi hakkıyla bilendir. Allah'ın boyası sana kafidir. Boyası Allah'tan daha güzel olan kimdir? Biz O'na kulluk edenleriz. Habibim de ki: Siz bizimle Allah hakkında çekişiyor musunuz? Halbuki o bizim de Rabbimiz sizin de Rabbinizdir. Bizim yaptıklarımız bize sizin yaptıklarınız da size ait. Biz ona onun istediğinden başka her şeyi terk ederek bağlanmışız. Yoksa siz İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve oğulları muhakkak surette Yahudi yahut Hristiyanlardı mı diyorsunuz? De ki bunu siz mi daha iyi bilirsiniz yoksa Allah mı? Allah'tan gelen apaçık bir durumu yanında saklayandan, gizleyenden daha zalim kim olabilir?
Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir. İşte onlar bir ümmetti gelip geçti. O ümmetlerin kazandıkları kendilerinin sizin kazandığınız da kendinizindir. Siz onların yaptıklarından mesul olmayacaksınız. İbn-i Abbas radiyallahu anhuma demiştir ki: Kebair'in en büyüğü yani büyük günahların en büyüğü Allah'a şirk koşmak, yalan şahitliği yapmak ve açıkta bulunan bir hakikati gizlemeye çalışmaktır. Bunları yapan kimse bizzat kalbiyle de günah ve zulüm işlemiş olur. Az önce zikrettiğim ayet-i celilelerde beyan buyrulduğuna göre hiçbir kimse diğerinin amelinden hesaba çekilmeyecektir. Herkes kendi amelinden hesaba çekilecektir ve kendi amelinin karşılığını görecektir. Bu husustaki ayet-i celile hem bu surede hem de diğer surelerde tekrar edilmiştir. Geçmiş babalarıyla, dedeleriyle iftihar ve onların yaptıklarından kendilerine pay çıkarmak da bir fayda vermeyecektir.