Sultanü'l-Arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSallahü's-Sirahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. Kıymetli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi Programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Bugün de kavuşturan Rabb'ımızı hamdü senalar olsun. İnşallah sizlerle Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Salliü Sirrahul Azizs'in Hz. İbrahim Aleyhisselam isimli eserini ayetler ve hadisler ışığında Hz. İbrahim Peygamberimizi tanımaya devam ediyoruz. Hz. İbrahim'in dini konulu bir sohbetle inşallah bugünkü programımıza devam edeceğiz. Ey ehli kitap, İbrahim Aleyhisselam hakkında niçin mücadele edersiniz?
Halbuki Yahudiyetin esasını tesis eden Tevrat ve Nasraniyeti tesis eden İncil ancak İbrahim'den sonra nazil olundular. Binaenaleyh İbrahim Aleyhisselam zamanında Yahudi ve Nasraniyet yoktu ki siz İbrahim'in Yahudi veya Nasrani olduğunu iddia edersiniz. Bu sözünüzün batıl olduğunu düşünmez misiniz? Ve esası olmayan bir şeyi söylemeye nasıl cesaret edersiniz? Ey ehli kitap, Siz şu ahmak insanlarsınız ki kitaplarınızın size beyan ile ilminizin kavradığı meselelerde mücadele edersiniz, fakat ilminizin kavramadığı meselelerde niçin mübahase edersiniz? İddiaya girersiniz. Tevrat'ta ve İncil'de İbrahim Aleyhisselam'ın Yahudi veya Nasrani olduğuna dair beyan olmadığı halde niçin Hazreti İbrahim'in mezhebinden bahsedersiniz? Halbuki Allah Teala bilir siz bilmezsiniz. İbrahim Yahudi ve Nasrani olmadı. Velakin hak dini üzere Allah Teala'ya Muti Müslim oldu ve müşriklerden olmadı.
Nasıl yani insanların ibadeti için yeryüzüne evvela temeli atılan ve yapılan beyt ev o beyttir ki o beyt çok hayrı ihtiva eder ve alemlere hidayet olup Mekke şehrinde kurulan beyttir. Zira o beytte o evde vahdaniyete delalet eden açık ve zahir ayetler ve makam-ı İbrahim vardır. Eğer bir kimse o beyte giderse katıl yani öldürme ve soygunculuk gibi şeylerden emin olur. Cümleyi alametlerinden birisi de İbrahim Aleyhisselam'ın o beyti bina ederken ayağını bastığı makamı olduğu gibi o beyte dahil olan kimsenin de dünya afetlerinin birçoğundan emin olması ve ihlas üzere o beyti ziyaret edenlerin ahiret azabından kurtulmasıdır. Beyt-i şerifi ziyaret için gidip gelecek kadar azıha ve bineğe muktedir olan nas insanlar üzerine Allah Teala'nın rızası için hac farz oldu. Eğer bir kimse kudreti olduğu halde haccetmezse küfranı nimet ederse yani nankörlük ederse zararı kendine ait olur.
Zira Allah Teala alemlerden manidir, zengindir. Hiç kimsenin haccına vesair ibadetine ihtiyacı yoktur. Makam-ı İbrahim ile Murat beyti bina ederken duvar yukarı kalkıp boyu ulaşamayacak bir hale geldiğinde iskele kurmak üzere konulan taşa İbrahim Aleyhisselam ayağını bastığında taşın yumuşayıp ayaklarının taşa batması ile husule gelen eserdir ki, el an o taş da mevcuttur. Ebu Zer radıyallahu anh'dan rivayete göre şöyle demiştir: Bir kere ben Ya Rasulallah! İbadet için yeryüzünden en önce hangi mescid bina edildi? Diye sordum. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Mescid-i Haram buyurdu. Ben sonra hangisi dedim Mescid-i Aksa buyurdu. Sonra ben bu iki mescidin kuruluşu arasında ne kadar zaman vardır dedim. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem kırk sene buyurdu. Sonra namaz vakti girdikten sonra namaz sana nerede yetişirse namazı orada kıl.