İslami Ahlak ve Aile Hayatında Selamın Önemi | Mihmandar
Mihmandar ses arşivi
İslami Ahlak ve Aile Hayatında Selamın Önemi
İslami Ahlak ve Aile Hayatında Selamın Önemi kaydında Buyuruyorlar, hadisi şerif Menavi'den efvali kainat efendimize, kainatın en efdalı olan hazreti-ı Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimize salat-ı selam getirmek, salavat-ı şerife okumak. En kısası böyle salavat-ı şerife okumak, abid, azat etmekten efdaldır. Bir kul, azat etmekten efdaldır. Evet efdal-i kainat efendimize,…
Buyuruyorlar, hadisi şerif Menavi'den efvali kainat efendimize, kainatın en efdalı olan hazreti-ı Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimize salat-ı selam getirmek, salavat-ı şerife okumak. En kısası böyle salavat-ı şerife okumak, abid, azat etmekten efdaldır. Bir kul, azat etmekten efdaldır. Evet efdal-i kainat efendimize, kainatın en efdalı olan sultanı enbiyaya kalevatı şerife getirmek, bir köle azat etmiş gibi, bir kul azat etmiş gibi, faziletli ve sevaplı. Köle azat etmek çok mu sevapta? En değmaklı sevap odur. Lakin ondan daha çok sevaplı Salavatı Şerife getirmek.
Neyin için bir esaret-ı esarettan kurtarmak, esaret-ı kurtarmaktan Salavatı Şerife, aftar oluyor dersen, kendi canını cehennemden kurtardığın için, Salavatı Şerife oturuyor oturuyor, kendi hayatını, kendi canını, kendi nefsini cehennemden kurtardığın için Salavatı Şerife getirmek, böyle azat etmekten daha evham. Askı saadette, Sultanı Elbiye efendimizin zamanında köleler satılır, cariyeler satılır, alınırdı. Bundan bir tanesi de Bilal-i Habeşi, Bilal-i Habeşi Raziyallahu Anh Efendimiz idi. Kafirin birisinin kölesiydi, kölesiydi. Kölelik vakfı'nda on tane iman eden köleler oldu, cariyeler oldu. Lakin ağaları kafir olduğu için çok azap ettiler. Bilal-i Habeşi Hazretleri ile bir kafirin kölesiydi. Bunların kilisesine girdi, putlarına hakaret etti, çıkarken gördüler, çok azap ettiler. Çok azap ettiler, ağasına vardılar, sen yaptırıyorsun bunu dediler.
Dedi ki ben yaptırmıyorum, size kölemi veriyorum, istediğiniz gibi azap edin dedi. Unların, sıcak kumların üstüne yüzüstü sürüdüler. Hakaret ettiler, dininden dön dediler. Ölsem dinimden dönmem, Allah'ımdan dönmem dedi. Allah'ın vahdaniyetine birliğine başın ağacın Allah olmadığına inandım dedi. Allah Vahid-i Mutlak'tır. Tahre talebe sahibi olan Allah birdir, iman ettim dedi. Sultanı Enbiya'nın da risaletine iman ettim. O da Allah'ın Rasulü, Habibi, sevgilisi, akdidir, böyle iman ettim. Beşinin üstüne istedikleri kadar baş kaydılar, büyük büyük baş koydular. Mekke'nin en sıcak yerine götürdüler, bunun altında usul usul canın çıksın senin. Merem o kadar putlarımızı bıraktın da tek olan Allah'a iman etmişsin, utanmaz herifliler. Sen burada öleceksin çaren yok. O başların ve kayaların altında ya vahiy, ya vahiy, ya Allah, ya Allah diye Allah'ı zikrediyor.
Peygamberimiz oradan geçiyormuş yolu oraya rast geldi. Ya Rasulallah beni kurtarsan ne? Başındaki kafirlerden yaklaşmama imkan yok ya Bilal. Başını bekle ediyorlar, yalnız seni o vahid olan, bir olan Allah kurtarır dedi. Ve oradan gitti Peygamberimiz mütemadiyen ağlarıyordu bilala edilen hakarettan. Sıddıy-ı Azam efendimizin, radiyallahu anh efendimizin tükenme vardı mağazasına, oturdu gözlerini yaşlı gördü, ne ağlıyor ya Muhammed. Yine kafirler sana ne hakaret etti bugün. Keşke bana olsaydı, bilale Habeşi namında bir köle iman etmiştir. Onu tutmuşlar, ağzı yukarıya yatırmışlar, istedikleri kadar özenle baş kaymışlar, altında ya Vahit diye zikrediyor, dayanamadım onu ağlıyorum. Ben kurtarmaya geleyim ya Rasulallah dedi ve fırladı sıktığı da ağızdan. Onun ağzına vardır dedi ki bana şu köleyi sat.
İslami Ahlak ve Aile Hayatında Selamın Önemi ne anlatıyor?
İslami Ahlak ve Aile Hayatında Selamın Önemi kaydında Buyuruyorlar, hadisi şerif Menavi'den efvali kainat efendimize, kainatın en efdalı olan hazreti-ı Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem Efendimize salat-ı selam getirmek, salavat-ı şerife okumak. En kısası böyle salavat-ı şerife okumak, abid, azat etmekten efdaldır. Bir kul, azat etmekten efdaldır. Evet efdal-i kainat efendimize,…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 19 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hatime geldi ki dünyada ne kadar malım var, mağazam var, ne kadar servetin varsa, birinci tüccarlardan ısıttığı Azam Efendimiz. Umumi vereyim destek bilen kurtulsun diyordu. Umumi vereyim tek kurtulsun. Yalvarmaya başladı? Yok saklam dedi. İmkan yok dedi. O putlarımıza hakaret etmiş dedi. Onu in in in in in, öldüreceğiz dedi. Dedi yani sizin de cinsinizden, yakmudiden bizde köle var. Yirmi bin akça kadar da parası var, parasıyla beraber sana laf belayı vereyim, sen de bu belayı tanımıyorsun, rica ediyorum sana dedi. Çok hatırı sayılır, tüccarlar arasında hatırı sayılır, sözünü durmadı, kafir olduğu halde, o Yahudi kölele değişti. O köleliğe bir vardı, başlık yüzünden gitti. Gitti, bilaların kolundan bir tokat dedi. Böyle on tane kurtardı ya haber veremem şimdi.
Yani ne ki heciğinden haber verirsem, bu mana atıp Gülzar'ın da gerçi yüz bin gül biter, bu gülistandan haber vermeye bir tek gül yeter. Haber vereceğim gülistanda yüz bin gül var ama ama o gülistandan haber yoluna bir tek bir de haber vereyim. Hapisini oradan Allah'ım inşallah. Kolundan tuttu, tükere getirdi, ya Muhammed, satın aldım elhamdülillah, bilamı kurtardım elhamdülillah, kurtardım ve kendi köleliğimle de durduramayacağım, sana bahşediyorum, Senin kölenin olsun, ben de azat ediyorum dedi. Azat ediyorum, kölelikten kurtarıyorsun dedi. Peygamberimiz onu eylak gibi kabul etmiştir. Şahsı Habeş İstanbullu olduğu için simsiyahdı. Simsiyah. Peygamberimiz buyurdu ki, içi simsiyah. İşte de, bu işi simsiyah, için nurla dolu Bilal'im dedi. Urla dolu, yani ışındaki o tulum siyah, içindeki iman bal gibi dolu dedi Bilal'im. Rica ettiler, ecenin uzak okuyordu. Kitaplar haber veriyor.
Kitaplar daha o kadar muhrik ses. Daha o kadar insanı yakan ses. Daha o kadar uzağa giden sesi bilemiyorum. Kitaplar bu galebe ediyor mu bilmiyorum. Herhalde kendimin kerametinden olsa gerek, okuduğu eden üterler değil, altı saatlık ile duyuluyor bu iktidarlar. Ayağının takırtısı, ayağının kıpırtısı tashil getir müteaya duyulursa, sesi altı saatliğine tadi duyulacak efendim. Duyulacağı. Araplar geldiler. Ya Resulullah dediler. Bilal ezen okumasın. Niçin dedi? Diyor. Habeşistan ne olduğundan Arapça'yı çeviremiyor, diyor. Peygamberimiz buyurdu ki, ben bina o kadar muhabbetliyim ki, Allah'ım da o kadar seviyor ki, bilmecenizin hanyesinden Bilal'in heyhesi bana daha hayırlıdır. Peygamberimize çok aşık kızardı. Çok aşık. Vefat edince onun kadar dayanamayan olmadığı herkes belki merc oldu tabii Allah. Buna daha çok dokunduğundan, dokunduğundan, Medine'ye sığınamadı, ta Şam'a gitti.
Şam'a geldi. Dedi ki, Muhammed vefat edince onun şehrinde oturduğunda ne yaptı dedi. Oturamadın o şehri. Gitti Şam'da eğleniyordu. Şam'da duruyordu. Sultanı Enbiya Efendimiz rüyasına girdi, dedi ki, ya Bilal, ben seni büresim geldi de, sen beni duresim gelmedin mi, niye yere gitme diyor. Dayanamadı geldi. Geldi Medine'ye, Tahir'ye, o siyahın ahlak dolusu olduğu için içi, ravel hasen, anil hasen, an el bil hasan, el an ceddin hasen, ela inne aksenel hasen, el hududir hasen. Nereden nereye geçtin? Bu hadis hatrına geldi. Raval Hasan, Hasan-ı Basri'dan rivayet Hadis-i Şerif. Anil Hasan, o da Peygamberimizin torunundan rivayet ediyor. O da babası olan Hazreti Ali Efendimiz'den rivayet ediyor. Hazreti Muhammed buyuruyor ki, özellerin en güzeli. Özellerin en güzeli. Kimin ahlakı dünyada el güzelse, dünya güzeli odur diyor peygamberlerimiz.
Bilal'in siması simsiyah ama, ahlakından gözeli ahlak yok ki. Medine birbirine inanamıyor, gelmiş. Bilal Safa geldiniz, hoş geldiniz. Bilal, Safa geldiniz. Aralarında gelişemiyorlar Bilal'in muhabbetini. Halife, umarım farik olmalı radiyallahu anh yani sıddık gazda efendimize vefat etmiş herhalde. Allah şefaatine nail etsin. Çık da ezen oku ya diler, sesimi göreceğimiz geldi. Sesini göreceğimiz geldi. O kıyamadı. Sultanı Enbiya kabirde yakırken o emri derdi bunlar ezel okudu diyor. O kabirde ne bunu falan ben minareasına çıkıp da ezelim okuyasa. Allah Allah. Hazreti Aişe annemiz duydu geldiğini, Safa geldiniz dedi ziyaretine vardı, hoş geldiniz. Ya Bilal bir ezelden Muhammed'i hatırlayalım. Anneciğim okuyamam. Canım annem babam size kurban olsun okuyamam. Peygamber hatırıma gelir dayanamam. Ben aşık edeyim onu.
Dedi ki size rica ediyorum, ricamı kabul etmezsen annelik hakkımı haram ediyorum. Ben Sultan-ı Enbiya'nın ailesi olayım. Bütün müminlerin de annesi olayım da biraz sözümü kırsın. Olur mu bu dedi. Çıkacaksın, okuyacaksın. Anneciğim, hakkına taarruz edemem okuyun tek bir ezene çıktı. Ezene elini kulaklarda verdi. Allahü ekber, Allahü ekber dedi. Bilalin sesini duyan ne kadar reddiyalı varsa, hep dışarıya çıkmıştı böyle. Eşhedü enne Muhammeden Rasulullah deyince, kendi dayanamadı, bağırmaya başladı. Bütün Medine perikanlerimiz yeni vefat etmiş gibi, ağlıyor, çınprıyor, kes daha güzel, dayanamadı diyorlar. Duymaz, bezeni bitirdi. Bazı kitaplar çok insanların örgütüne haber veriyor. Tahammül edemeyip, Allah şefaatine nail ya Rabbi. Yani bunu da Sıddık'ı Azam efendimiz kölelikten azat ettiği idi.
Peygamberimiz de buyuruyor ki, kim Salavatı Şerife getirirse, köle azabıklıktan daha çok salaba nail olur, daha faziletlidir. Devam edelim inşallah. Böyle Ayet-i Kerime'ye geçiyoruz ve kadınlara da söz vermiştik, çok da gelmişler diyorlar. Onlara bir bahis ayıralım inşallah şöyle. Azıcık devam edelim. Mümin erkekler de, mümin kadınlar da birbirinin velileri, dostları, yardımcılarıdır. Allah'ımız Kuran-ı Kerim'de böyle buyuruyor. Anlayamadım orada mı ki biz? Şey anlayamadık. Sen üç beş defa Türkçeye çevireceksin. Bazıları misallar getireceksin, biz anca anlayacağız. Hem de emeklerini esirgemem elhamdülillah. Güççuklüğünden beri bir kişiye saatlerce anlatmaya çalışsam, Allah'ın yorgunluk diye bir şey verilmez o zaman. Elhamdülillah. Size de çalışacağım inşallah anlatmaya. Mümin erkekler, mümin kadınlar birbirinin velileri, dostları, yardımcılarıdır. Kısa saati biz anladı efendim.
Mümin olan erkekler, mümin olan kadınlar birbirinin, birbirinin velileridir. Muhabbetli dostlarıdır. Ya şimdi hocam mümin müminin velileri geçsin, girdiğinin düşmanı oldu Müslümanlar. Birbirine hakaret gözüyle bakıyor. Kadınlardan birbirine kırgın sol işlerine var, yüzlerce kadınla, konuşmayın kadınlar, Allah aşkına konuşmayan bir şey dinleyin can. Sığmaşamıyor, çağırıyor, çağırıyor, öteki kadınlarında ikisi geldi mi huzurunu tüm bozuyor. Allah aşkına seslenme, yoksa Allah azını sizden keser, gönderirim kardeşlerine. Ne olursun seslenme. Mümin erkekler, mümin kadınlar birbirlerinin velileridir. Dostlarıdır, yardımcılarıdır, birbirine yardım ederler. Müminler Peygamberimizin hadmisiyle, kemer başı gibi, birbirinden kuvvet alır, böyle cami-i şerif olduğu gibi bak kemerlerle, mümin de bir araya gelir. Fikri bir araya gelir. Muhabbeti bir araya gelir. Müşaveresi bir araya gelir.
Birbiriyle anlaşılmazsa müminin binası tekamül eder, dünya cennet gibi olur onlara. Lakin mümin mümin birbirinden ayrı olursa, şu caminin başı kadar başı binlerce araba getirir de ayrı ayrı yerlere döker Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem ustalığıyla o yapılmazsa, bin sene şurada taş olaraktan beklese, kimse altında rahat edemez, kimse o taşlardan istifade edemez. Mümin girdilimin dostu olursa, mümin bir dilinin kardeşi olursa, kadın erkek birbirine canını, malını, ırzını, mahusunu birbirinin korumaya başlar. Kardeş gibi olunlarsa yekvücut olurlar ve o binanın altında, İslam binasının altında yaşarlar, imanla eriller, Cennet-i Teala'yı bulurlar. Bir Müslüman, küçük bir bahanayla, küçük bir partıcılıkla, küçük bir dedikoduyla, mendili kuruyana kadar küstürursa caiz değildir Peygamberimiz. Mendil yıkanıp kuruyana kadar.
Bundan daha ziyade üç gün küs kalırsa, dördüncü gün namazı kabul olmamaya başlar. Peygamberimizin hadisi var, onun için hüsün ırzına hakaret var, canına hakaret var, namusuna hakaret var, dinine hakaret var, mukaddesatına hakaret varsa, Burak'ın üstesinedir, küslenir, daima ırkın durur, kalbin ondan hiç hoşlanmaz. Allah için, Allah'ın sevdikleri kulu sevmek farzdır. Allah için, Allah'ın sevmediği insanlarda sevmek farzdır. Onun için sevmediğin, sevmediğin fenavurun danırsan başka. Lakin mümin ikisi de camiye beraber giriyor, sene sene, hocam neden kanaatin olsun. Mümin mümine olsa canım, kardeş kardeşedir. Dir. Kardeş kardeşe olsa, hocayla, hocasıyla ailesinin arası kaç senedir kırdın. Hoca kocayla kadın olsa, akraba ile ikiye ayırdılar şimdi. Akraba. Hocam akraba olsak, aynı kardeş, inleme minuna ikla mümin mümininnin kardeşi, iki kardeş birbirinden ayrıldı.
İki taraf birbirine hasım kesildi. Hasım kesildi. Bunların üç günden sonra namazları ne olacak ola? Allah'ın huzuruna nasıl varacak ola? Ben bilemiyorum. Hadis-i Şerifler biliyor, Kuran-ı Kerim biliyor. Ben bilemiyorum. İnsaf ederim, merhamet ederim, vicdan ederim. Vicdan ederim. Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz, bak böyle konuşsak, bu hadis-i şerifin içerisinde cemi ahlakın tecemmu etti. Şu okuduğun hadisin içerisinde diyor, bütün ahlakım birleşti. Kim benim bu hadisimle amel ederse, benim ahlakım gibi ahlaklaşmış olur. Benim ahlakımdan da kim benim, ne kadar çapkın okuyorum, sebebi değil mi size? Şurada birçok sözlerimle bugün hepsinin duyabildiği çalışıyor. Yani vicdan bu, merhamet bu size. Yani acele daha çok duyuruyor. Duyursan ne çare kutmalıktan sonra.
Ben kutlayanı bilmem, yarın huzur-i ilahiyede seni ta minibüslerle oradan getirdik de, niye hakkı hak yerinde, konuşmadım diye yaka davası olup da hakkımı alırım deme diye konuşacağım ben bitireceğim. Yani söz boyayacağım. Tutarsan tutan, tokmazsan sen bilirsin. Habibim bunlarla diyor Allah'ım, Habibim sıkışma, Habibini terzeme, Habibim sen kendini helak mi edeceksin? Sen durla ne olursun? Kuran'ı tebliğ et. Tutarlarsa tutarlar, tutmazlarsa geldiler bilir. Cehennem hasıl diyor. Cehennem hasıl. Tutarlarsa geldiler bilir. Onun için, yine de insan dayanamıyor, nail oluyorsa. Sıl manga taak. Peygamberimiz bu hadisi şerifin içinde cemi ahlakın tecelmun etti. Kadın olsun, erkek olsun, bu ahlakına inşallah tehalluk etmeye çalışalım ve biz, kardeşimiz hacatdullah kardeşimizle, giden seneki vefat eden hafızımızın babası gardaşımla. O da tabi mahallemizin imamı ve hocadır.
Memlekette bir kurban ne rahmet rüyasında kurban kesilecek olursa, Abdullah Efendi'yi getirin, salih bir kimse kessin diyorlar derler. Bizden çok üstün bir ahlaka maliktir elhamdülillah. Aslında ismi anılmışsa, anılmış gene anılsın. O zatıyla ikimiz vaat ettik, bu hadisle amel etmeye çalışalım diye. Babısına muvaffak olabiliyor, bahısına belki olamıyoruz. Siz de çalışacaksınız inşallah. Peygamberin aklı böyle ahlaklanacak inşallah. Sılmankata at, sizi sıla etmeyen, sizin evinize gelmeyen, sizden akraba dağlarını kıran, akraba bağlarını kıran, dinkardeşlık bağlarını kıran kimsenin evine siz girin diyor Peygamberimiz, ben girerdim. Sılmankatı at. Sıla etmeyeni ben sıla eder, evine girerdim. Ya hoca o şımarırsa ne diyeyim, beni kovarsa ne diyeyim, yüze almazsa ne diyeyim, onları diyen şeytan ulan nefis. Varacak olsan yüzünü derse gider önüne. Var da bak.
Vardurmayan, gitme, burnuna değer, kötü söyler, yüze almaz diyen şeytan gelemez. Hiçbir insan yok ki, en büyük hasmı olsun, Çocuklarını yanma atsın akraba, pislülüğümüz yeter artık. Seninle biz gardaşım. Kalktılar geldim artık, daha küsecek misin desen. Allah'ım yiyeceğim diye boğazını kucaklamaya başlar. Yalan söyleme. İnanmam ona. İnanmam ona. Gasit, hoşuna giren o taraf oluyor. Nefsim hoşuna giren burnuna değer, yüze almaz. Bunun kirli durur diye diyor şeytan, gitme. Çünkü gelecek olsam çok sevap olacak. Peygamberin ahlakıyla ahlaklanacaksın. Cennete gireceksin. Şeytan da ona fail değil, onunla böyle fikirler atar. Etmeyeceksin diye yorumlar yapar şeytan. Demek ki sizi sıla etmeyeni siz sıla edin diyor Peygamberimiz. Sıla'yı da anlamak mıyız? Sıla-i vahyindir bu. Yani gelip gelmeyen sıla-i rahim derler. Emri iki şey uzatır, birisi sadaka, birisi de sıla-i rahim.
Sıla-i rahimden bir bahis çıkıyor gözümün önüne, haber vermeme imkan yok. Çünkü ben başka yerlere geçeceğim. Diyor ki illa haber yok, veremeyeceğim. İsterse yalvarsın, olmaz. Size zulmedeni siz affedin diyor Peygamberimiz. Size zulmedeni siz affedin. Olur mu efendim? E olmasa peygamberimiz demek, bana zulmedeni ben affettim diyor. Bana zulmedeni ben affettim. Size zulmedeni siz affedin. Pek zormuş efendim, hem zulmediyor da hem ak denilir mi? Ya Ali, ya Ali, ya Ali, Peygamberimiz çok konuşuldu ya Ali kelimesini, ona söz söyler, ona kıtabiler. Gelirler ki bir gün, ya Resulallah, ya Resulallah, ey iki cihan güneşi, Hazreti Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem, niye Ali'yi çok anlıyor da bize sesleniyorsun? Ali'yi çok anıyıyorsun. Hazreti Ali'nin sizden ziyade ahlakları var da onun içindir. Ne var? Ya Resulallah. Sizden soruyorum, o şimdi huzurda yok.
Size bir kimse huzur medçesiz ne yaparsınız? Affilerek. Sahabe çünkü. Aynı adam yine zulmetse, yine zulmetse çocuğunu dövüyorlar, topunu yolar, yine affederek dövdüler. Üçüncü defa aynı adam yine zulmetse, buldular, kaldılar. Ya Resulallah, yine zulmediyor. Artık içimiz yalan söylemez huzurunda. Dilimizden söylesek, kalbimiz uygun olmasa hata olur, bir daha da affedemek dedi. Ali'yi çağırın dedi. Hazreti Ali efendimiz geldi, karşısına oturdu otur, ya hadi, size bir zulmeden olsa ne yaparsınız? Affederim. Aynı adamı yine zulmetse affederim. Aynı adamı yine zulmetse affederim. On defa böyle buyurdular. Onunculuğa dedi ki, mübarek lisanınızı yormayın ya Muhammed. Allah'a yemin ederim ki, sana da, bana da kıyamete kadar ömür verse, her zaman bu suları sorsan yine ehllik ederim, yine aşk ederim geliyor içimden dedi. Ben Hazreti Ali'yi bu ahlakını için severim diyor peygamberimiz.
Buraya kısaca geçiyorum. Sizi mahrum eden, size bilmeyene siz verin diyor peygamberimiz. Size hacet lazım olunca, bilmeyen adam altın kapının, ağaç kapıya işi düştü mü, gelir boynunu büker. Ha çocuğu nerede? Beyim bahçamızın tepsiyle. Sen fukarasın o zengin. Filan zaman bir şey istedin de, vermedin mi de göndermiyorum, yeme diyor. Dükkandan dükkana lazım olduğu, sermaye lazım olduğu Adana'ya gidiyorum, beş altı bin lira varsa ver, verme diyor. O sana noktacı oldu geldim, ver diyor Peygamberimiz. Ver diyor. Ben virmeyene verirdim diyor Peygamberimiz. Ben veremem. Peygamberimizin ahlakı bunun de aklının olamaz, musmakam mı öyleyse? Olamaz. Geçiyor mu burayı? Burayı da geçiyorum. Hoca biz verdik ya, hacet verdik ya, bir hacet verdik mi onun yerine işimizi gösterdik. Komşuya biz çuval lazım oldu mu, verdik ama onun yerine pamımızı eğittirdik.
Ona bir para verilir ama paranın yerinde ot devrdirdik. Onlara ücret vermek. Bunlar faiz olur. Bunlar riba olur. Riba yetmiş türlü günah, en küçüğü Kabe yolunda anasının nikahını kabul etmiş gibi günahkar olur. Böyle küçük para olan adama hizmet ettirme. Dinini seversen ettirme. Peygamberini seversen ettirme. İmam-ı Azam efendimizin bir adamda alacağı vardı. Alacağını orada bir talebesi vefat etmiş. Onun gölgesinde herkes duruyor konağın, o sıcakta yanıyor. Ya inanı Azam şuraya gelsen de, Bağdat çok ısıacaktır, şu gölgede dursana. O binanın sahibine dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön, dön On güç para verdim. Belki vücudunun perisi olur da, bu bedenim serinleşirse, o paranın faizinin yerine ne olur diye korkuyorum da. Oraya var var git. Tehlikeli yere varma.
Yılan olan yere elini sokma. Buralar yılandır, ejderhadır, senin imanını devirir bura. İmanını gevilir, aman ha amelini mahvetme. Etme. Biz hakkı söylüyoruz. Kötülük edene eğilik yedin. Kötülük edene eğilir yedin. Kötülük edene eğilir yedin. Yedin mi o kötülük ediyorum. Sen eğilir olacaksın. Hazreti Ali radıyallahu anh, yine o çıktı aklına radıyallahu anh, Allah şefaatine nail etsin. Kök azmantı bir kafir ile harp ediyordu. Harb ederken nasıl fırsat buldu, atlarının ayağını çağırdır yılan kafir gene de berelli düştü. Düştüğü zaman kollarına dizlerini verdirip kılıcını da boğazına tuttu böyle. İbni Amr Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem. Ben al gel muhtaza'yım. Allah'ın asrı, Ben al gel muhtazayım. Allah'ın aslanıyım. Aslanıyım. Allah'ın Allah'taniyetini Muhammed Mustafa'nın risaletini kabul etti mi, beyazın kurtuluyor. Yavusa kesiyorum kafanı dedi. Hiçbir şey söyleyemedi kafir.
İman etmeye de gömülü yok. Daha hiddetini kesiversin de canımın çıktığını bilmeyeyim diye aşağıdan yukarıya turt dedi yüzüne yağlidir. Kılıcını kaldırdığı inan onu azat etti. Hazreti Ali şu anda çekildi. Ya Ali beni niye sen öldürmedin dedi. Bana tez kessin diye ben senin yüzüne tükürdüm, kasıt ki dedi. Tesilversin atsın. Bizim dinimiz de kötülük gelene iyilik ederler. Tükürdüğüm için sana affettim. Ne değildir dedi. Hikmetini iyi söyle. Çam gibi sinsin daha dedi. Çam isi gibisin geçerse, iman etmem desem kafan getirtiydi, tükürdüğün için nefsime der ki, ahır gelir de onun için keserim de, mesul olurum. Bizim cinimizde de kötülüğe iyilik etmek var. Onun için seni affediyorum haydi dedi. Ben affediyorum bulursa Allah'ımı vurdum. Okuyalım ettiler. Hepimize. Kelimesiyle cümlemize hüsnü hatimler tevfik etti. Kafile kadar kötülük edeni nasıl affediyor, nasıl ihsan ediyor, nasıl kesmiyor.
Hazreti Peygamber'in sahabesini de ondan ibret al Müslüman. Çok şükür hocam, biz onlara benzemeye imkanımız yok. Hint imkanımız yok. Yalnız onları seviyoruz. Sıddıy-ı Azam birinci, ikinci omarul farir, üçüncü Osman-ı Zinnurir, Berlinci aliye-l murtaza. Bu kıyasla böyle meraklıkları var, böyle seviyoruz, acaba biz kurtulur muyuz? Kişi sevdiğiyle beraber haşricen olur, onlarla beraber olur, yarın mahşer da onları sevdiği için kurtulur inşallah. Ya efendim bazısı Hazreti Ali'yi ziyade seviyor da ötekilere hakareti, onlar Alemiler, Rafaziler, yetmiş üç fırkadır bunlar kitapta. Peygamberimiz bir techini ehli cennet, altmış yetmiş iki fırkası diyor cehennemlik diyor Peygamberimiz. Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, tek olanı ehli cennet, gerianın yetmiş iki fırka ehli naardı. Kimya Rasulullah, incecik kelimeyle yaptı.
Benim ve ehli sünnet vel cemaat mezhebine uygun olan itikatta benim ve sahabenin yolunda gelenler, o itikat sahipleri ehli cennettir. Van'dan beşinci nesebe ayrılan, Hazreti Ali'yi peygamberden üstün gören, Hazreti Ali'yi Sıddık-ı Azam'dan üstün gören Rafazlılar, Kadri mezhepler, cebeliler, bunlara benzer yetmiş fırka dalalettedir, Allah kayırttırsın, Allah ıslah etsin. Adana Lazımızdaydı, on tane fenlahın iman ettiğini gördük. İnsaflığı kavuştuk. Nehamat ettiler. Baktılar, hakkı buldular. Ondan sonra iman ettiler elhamdülillah. Onun için Allah'ımız hakkı hatta teslim eden, bunları zümrasına ilhak buyursun inşallah. Kardeşlerime, kadın kardeşlerime da söz vermiştim ve geldiler, doldurdular. Onlar için de konuşmayı söz verdim. Allah rızası için onlardan da konuşacağım. Beni mazur dön. Siz de benim cinsimden olduğunuzdan, cinimden çekip çekip sözü siz alıyorsunuz.
Kalbimde onlara söylemek var, çekiyorum çekiyorum alıyor. Onlar çekerler diyor. Nedir çekemiyor? Çünkü kadın kısmı birbiriyle konuşmadan başka bir şey bilmez. Geldim mi, boğazda şunu bilir, geldim duydum anam niye kadar veriyor? Benim de kulağına zar, ona oh dökeceli gider. İki kelime okuduysa, iki kelime okuduysa, ben sizden iyi bilirim deyip fısır fısır fısır fısır fısır ben bilirim kadın cemaatini. Allah rızası için konuşma yahu. Konuşma, dinle. Şimdi hadis geliyor, hoca tehdit etme kadınları, bunlar bizim hayat arkadaşımız, bir yastık arkadaşımız, dokunursan bize dokunmuş olun. Yok, kitabın dokunduğu kadar dokunurum, daha ziyade tokarım elhamdülillah. Şimdi onların menfaati hakkında bir hadis-i şerif okuyorum. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz. Erkeklerden ne kadar iyi yeri var, kadınlara bak şimdi. Peygamberimiz kendi buyuruyor.
Kadın, bin veyahut da bin kadın yüz bin kadın beş vakit namazını kılarsa, benim ümmetimden bir kadın beş vakit namazını geçirmeden kılarsa, kılmazsa hocam, kılmazsa konuşup konuşup bir kaldık. Onlar da duydu, siz de duydunuz. Tekini geçirirse, Allah da affetmezse, seksen kere seksen bin sene cezasını Peygamberimizin diliyle konuştuk. Onu demiyoruz. Gene kadın beş vakit namazını kılar, Ramazan orucunu da tutarsa, gıybet etmez, iftira etmez, isnat etmez, orucunu da tutar, sevabını harc etmez, ya efendim başı da açık, ayağı da açık, fırın fırın birbirinin yanına gezmeye geliyor, akşama kadar elinin lafını konuşuyor. Ben onu demiyorum, doğru tutanı diyorum. Doğru tutanı diyorum. Ben yalvarıyorum, kocan olurum, gel ayağına beyaz çorap giyme, siyah giy alayım diyorum. Ayıp olur benettinalılar diyor. Olur mu bunların namazı? Bir kadın topuktan yukarı diyor kitaplar.
Bir el basımı açık yeri olursa, zift karanlık evirin köşesinde namaz kılsak da bulunmaz. Bir kadın saçımdan bir el basını kadar açık yeri olsa, isterse evinin en karanlık köşesi, gecenin de zindanı olsa yine kabul olmaz namazı. Bizim fıkığımız bu. Ben evin açığına saçına karışmam. Biz ancak kitabı deriz. Demek ki kadın beş vakit namazını kılarsa, Ramazan orucunu da tutarsa, kendini de, böyle kitaplar çok açık yazar ama insan edepli, kocan da edepli olmak lazım. Her şeyi açığa, o çıt açık koymak da günah. Kendini haramdan sakınırsa gidin mi belli oluyor. Demek ki namusunu, ırzını yerden muhafaza ederse. Anlaşıyor efendim. Kendini de haramdan muhafaza ederse, zevcine de kocasına da itaat ederse, muazzep bulmaksızın cennete dahil olur. Hiç azap görmeden bu dört Lazi yer bir kadında bulunursa, hiç azap yüzü görmeden, cennetin sekiz kapısı açık olur, kadın kulum istediğinden giydirler.
Biz de onu çok kötü zannediyorduk kadınları, yo. Sen çarşıda, bazılarda bin yalanına ticaret eden o yıl Allah ondan sormaz, tüm senden sorar. Sen akşama kadar, sabaha kadar çarşılarda, pazarlarda kaveden gıybet edilen o evine çekilir, tespihini eline alır. Kuşluk namazı kılar, ebvadın namazı kılar, teveccüh namazı kılar, Allah'a itaat eder, evinden ayrılmaz. Kurtul beyle ibadet etse velilerden olur diyor kitaplar. Kadın böyle. Bizim kadın da mı? Sizin kadına inanamıyorum. Ne diye inanamıyorum? Hiç evimde durmuyor efendim. Mızır mızır komşu geziyor. Bu kadın değil, evinden çıkmayan kadın. Bak misal vereyim birini. İkinci han güneşinin kızı Fatıma ta Zuhra validemiz. Allah şefkatına nail ya Rabbi. Ya Resulallah, benim cennette refikim kadın var mı? Cennette bana refuh olacak kadın var mı? Sultanı Enbiya Efendimiz, Cibril-i Emin'i bekledi.
Cibril-i Emin dedi ki filan, mahallemin filan rolü hanesinde bir kadın var Fatıma'da zuhra ile cennette beraberdir. Ben o cennet refikımı bir görmeye gideyim dedi ve kocası Hazreti Ali efendimizden, Peygamberimizden müsaade aldı gitti. Vardı, yalnız başınaymış vardı. Kapıyı vurdu, kapıyı vurdu. İçeriden bir karı seslendi ihtiyar kadın, kimsiniz dedi. Ben sultani enbiyanın kerimesi, Fatıma zoraki. Ah zamanın da olsa da, bir de bizim evimize misal ah. Ah kimseye. Olmadı mı üzüldüğümüz için, inşallah gelmekte birbirimizi ziyaret ederiz. İnşallah. Kimsiniz? Böyle dedi. Niye geldiniz? Ziyarete geldim görüşeceğim. Kurbanların oluyor münafatıma dedi. Allah Peygamber aşkına, kırılma bana kocam kadın ve erkek gelirse kabul edeyim mi, etmeyeyim mi diye sormadım. Kocamdan sorayım, yarın gel, kocamın hakkına taarruz etmeyeyim dedi. Onun için doğum gitmem rica ederim.
Bir kadın diyor, kocasından izinsiz erkek de girdiremez bir eve, kadın da girdiremez. Şeriatımız böyle. Hiç girdiremez. O iyisine mi geliyor, kötüsüne mi geliyor? Büyücülere mustah ettiğine seninle soğutmaya mı geliyor? Aranını bozmaya mı geliyor? Seni aldanıp da aynemi yeniden din etmeye mi geliyor? Neye geldiğini bilin mü de, gelin kadınını kendi kadının yanına giydiriyor? Tanımaz hocam, çıkar gezmeye girer benim kadınım. Yetmesi yedi adım olsa yasaktır. Kocasından yedi adım yakını izinsiz ayrılamaz. Ayrılıyorsa huzur-u ilahiyede, o koca ondan hakkını alacak. Tepti ikinci gün geldi. Yanına Hazreti Hasan efendimiz, Hüseyin efendimiz de düşmüş. Kapıyı vurdu kimsiniz? Fatıma Telzü'r-Zührahim. İlk hocam size müsaade buyurdu dedi. Yanında bir kılıçtı var, ne o dedi. Küçük Hasan'ı ve Hüseyin'i de getirdim pek küçük dedi. Yanıma düştü geldi.
Kurbanların olayım ya Fatıma, ona izin almadım dedi. Sana izin aldım. Ayaklarına kurban olayım, annem babam kurban olsun dedi. Bana kırılma dedi, ona da izin alayım da öyle geldi. O gün gene gitti. Derdi kızın geldi, bu Barış Hasan Efendimiz de yanına katılmış, ikisi bir geldi. Kapıyı vurdu kimsiniz? Ben Fatıma Taş Zola'yım. Yanındaki Hasan mı dedi, Hüseyin mi dedi, Hüseyin de var Hasan da durduramadım, bütün olduğu için annesi o da geldi dedi. Kurbanlarım olayım ya Fatıma. Hüseyin'e izin aldım çünkü sabırul. Dört yaşında, beş yaşında zararı yok lakin Hasan'a izin almadım. Ha adımlarına kurban olayım geriye dök de ona da izin alayım dedi. O gün de açmadı. Devri Füsun üçüne de izin alınca içeriye girdi. Vakti ki kadın o kadar güzel ki, o kadar taze ki. Yirmi beş yaşlarında eve bacım olsun, kardeşim olsun, Ahmet de yoldaşım olsun. Böyle kadın, niye kadın gibi karı gibi sesin çıkıyor dedi.
Yani genç gibi sesin yok dedi. Boğazın mı doğurur? Ağzından baş çıkardı, dedi ki ağzıma taş alırım da dışarıdan çocuklarıma seslenirken kadın sesini duyar da bir erkek indemir de, lisan zinası yaparım diye korkarım yahut ağzıma. Onun için kadın gibi konuşmanın için ağzıma baş alıyorum dedi. Allah Allah. Niye böyle dedi güneşte oturuyorsun dedi. Etme nasıl güneşte Sıtma mı tutuyor? Üşüyor musun şu gölge tarafa geçsene kurbanların olayım Fatıma. Kocam dedi elin irkatlığına girer de güneşte çalışıp güneş, güneşten yiyip içiyor da, ben hocamın güneşten binip içtiğine hayal ediyorum ben gölgede oturmaya da onun için dedi. Kurbanın olayım dedi. Kırılma sen orada otur, ben burada oturayım dedi. Niye böyle ayak işin yok dedi böyle felece ile geziyorsun, yoktur mu sahibisiniz dedi.
Yok dedik, hocam gelince benden namusumu isterse, uçkurumu çizene kadar kalbini kırarım diye korkarım da onun için böyleyim dedi, o surat alma. Halık-ı Zülcelal sizden razıdın, sana Cibril'in, Cibril-i Emnin tebşiliğini tebşiri ediyorum, Allah Fatıma'da zührayla defıksin diyor. Doğru söylüyor, sen benim cennette refiykırsın diyor. Bastan adam bir efendi babama mehdır geziyor. Diyor ki, Mustafa Efendi, Aişe namında bir aileniz vefat etti mi hikaye engel ediyor diyor. Annem da vefat etmişti benim öz annem. Vefat etmişti, diyor ki evet vefat etti, ne diyor? O mektup yazıyor. Sultanı Enbiya'yı gördüm rüyamda diyor. Sultanı Enbiya'nın yanında Fatıma ta Zuhra bir kadın da hizmet ediyor. Bu kim ya Resulallah dedim. Yahyalı Mustafa Efendi'nin ailesi Ayşe Hanım da bizim hizmetimizi ediyor diye. Doğru mu iki ay oldu vefatlileri bize hizmete başlayalı. Doğru mu doğru değil mi diye soruyorum diyor.
Nasıldı bu? Hayatında yüzünü kimse görmemişti. Kanaatiniz olsun. Kalpımız kilitli bulunurdu. Kapı kilitli bulunurdu. Bir gün Hasan, Hasan kapı kilitli mi baktıri? Bakmalısın, oturmuşsun, yedi yaşında bir çocuk girdi, vallahi, vallahi o gün akşamları ağlamıştı. Ne ağlan anne, çocuk küçük. Büyüyünce benim şahsımı unutmaz da, hatırlansan ne olayım ne avlan diyorum. Allah Allah. Ben öyle baba, öyle anne evladıydım ama insan olmadım. Ne çare? Yani insan olmadım. Ayağını başını açar gezerse, bunlara hiç yaklaşabilir mi? Demek ki müjdenin yerine acımı verirdin sen de. Acı vermiyorum. Hakk'ım söylüyorum, Muhammedimizin emri şudur, kadın beş vakit namazını ta'dil I erkanıyla kılarsa, Ramazan orucunu tutarsa, kendini haramdan muhafaza ederse, hocasına da itaat ederse, cennetin istediği katılan girsin diyor Peygamberimiz. Bundan büyük müjde mi olur?
Buna kendini uydu, buna kendini tenzih korkma inşallah. Sa'dil müjdeli hadis daha okuyacağım kadın. Gözlüğümü gine bugün getirmemişsin, onun için zor okuyorum. Ümmü Seleme radiyallahu anh'dan rivayete göre, Rasul-ü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, iki cihan güneşi Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz, Allah şefaatine nail etti ya Rabbi. Erhantı bir kadın, kocası kendinden lazım olduğu halde ölürse, bir kadın kocası kendinden razı olarak ölürse, cennete girer buyurmuştur. Hadisi Tirmizi rivayetinin, hadisi ha sendir demiş. Riyazus Salihinin iki yüz elli sekizinci sahifesinde de yazılmıştır efendim. Yeniden, anne acipmi Cebel radıyallahu anh, alinnebiyyü sallallahu aleyhi ve sellem, hadisi okumayla meşgul olma manasını, Maacid-i Cebel radıyallahu anh'dan rivayet olduğuna göre, Nebiyy-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur.
Dünyada bir kadın, dünyada bir kadın kocasına eziyet ederse, o erkeğin hurilerden olan zevcesi, o kadına hitap ederek huriden olan o erkeğin cennetteki ailesi, Allah canını alsın, bu adama eziyet etme, o dünyada senin yanında misafirdir, yakında senden ayrılıp bize kavuşacaktır diyerek, muhafaza eder. Tirmizi rivayet etmiş, hadisi hasendir demiş, Riyazus Salihi'nin Gine iki yüz elli sekizinci sayesinde. Kadın koca üzerindeki hakları, Kadının hocasındaki olan haklarını duyun okuyorum, yarın da kocanın kadındaki olan hakkımı okuyacağım, ezen okunuyor, başları ben de çalışacağım duyurmaya. Birinci Hakkı kadının kocasında diyanetini talim etmek, dinini belletmek. Çığırıyorsun hocam, okuduyum diyorum da okumayıyor. O zaman mesuliyetten kurtulursun. Birkaç defa böyle devam edeceksin. Çalışacaksın. Efendim sen bizim aileyi bildiğin gibi değil, okumaya niye? Eğilecek gibi değil.
Ben eğilen kadınları diyorum. İkincisi, zıfk-ı lah ilm ile ülfet ve muhabbet etmek. Kadına kasaplanmak, kadına kızmak, kadına kendi istemek olmaz, ülfet muhabbet etmezsen Allah ne diye sana kanayak, uzun saçlı, annesini babasını terk etmiş, evine esir olmuş kadına niye infak muhabbet etmedin diye seni mes'ul eder. Daima gazap ediyor, daima kinleşiyor, daima bağırıyorsan Allah senden sorar. Üçüncüsü özel ahlak ile muamele etmek. Özel ahlak ile muamele etmek, çirkin ahlak yapmamak. Vesel ahlak yapmaz da çirkin ahlak kullanır, sinirini ondasını asam, Allah'ın ilminde mesulsün koca. Dördüncüsü, aileye selam verip hatırını hoş eylemek. Eve girdin mi, esselamu aleyke diyeceksin, selam vereceksin. Evet. Selam vermiyor musun? Neden selam vermeye girerim, neden almayı bilir hoca? Biz selam veririz, ailemiz de selamımızı alır. Evine selamle girenin yeri cennet diyor Peygamberimiz.
Ne demek istiyorsun da? Allah'ın selameti, Allah'ın rahatı, Allah'ın iltifatı senin üzerine olsun diye dua ediyor. Ve aleyküm müs selam gelir mi? Allah'ın selameti, Allah'ın lütfu, Allah'ın ihsanı sana da olsun diyor. Künde evinde böyle dua ediliyor. Bunlar bizim memlekette ayıp efendim. Gün doldu, ay doldu, efendim bilmem ne oldu, bu zamanın hayırlı olsun tunayı, bunayı bilmem gerek biz. Bunlar selam değil. Selam değil bunlar. Allah'ın Kuran-ı Kerim'indeki selam, Esselamu aleyküm ve rahmetullahi olarak ertü. Selam kalktığı zaman kıyamete yakın dertten buyuruyor peygamberimiz. Herkes tanıdığına selam verip, tanımadığına selam ver, vermediği zaman, vermediği zaman kıyamete yakın bekleyin. Elhamdülillah memleketlerinize selam veriliyor elhamdülillah. Bilmem sizin burada da selam veriliyor mu? Bağısına selam veriyorum, hiç anlamıyorlar, merhaba deyip geçiyor. Hiç sayılmaz. Hani selam bahsi.
Beşincisi, ev işlerinde kadına yardım etmek, yardım etmek kurgu budur. Sen işine o yardım ediyor görmüyor mu? Otumu çaparağı yol görmüyor mu? Harmanına yardım ediyor, bahçene yardım ediyor. Bir kadın odasına dış işlerinde yardım ederse, Fatıma ta zühre ve hallederizle refik olacak cennette. Bir erkek ev işlerinde misafir gelince dolaştığı zaman da ailesine yardım ederse, Hazreti Ali efendimizden refik olacak. Ben utanırım, ben erkeğim, ben amuvvum, kadın işi göremem, sen bilirsin. Altıncısı.