Ve arıyv anil cehilin. Ya ekremer rusül, halk ile af ve mülayemete yapış aklen ve şer'an iyi olan şeyleri emretti. Delil kabul etmeyen mısır cahillerden yüz çevir mücadele etme yahut Habibim halkın kusurlarını affet maruf ile emret kendini bilmez cahillerden yüz çevir şeklinde tefsir edilmiştir. Maruf Cenabı Allah'ın vahiyle iyiliğini haber verip beyan buyurduğu şeydir. Bu Ayet-i Celile'de Cenabı hak kullarına üç şeyi emrediyor. Bir, halk ile münasebet ve muamelede affa sarılıp insanların kusurlarını bağışlamayı adet ve huy edinmek. İki emri bil maruf Allah Teala'nın emirlerini halka nasihatle duyurmak. Münker ve fena şeylerden sakındırmakla hayır ha olmak. Üç. Söz dinlemez, delile kanaat etmez muannit ve küfründe ısrarlı olan kimselerden uzak durmak, yüz çevirmek, Ebu Cehil ve Etbaı tabileri gibi.
Bu ayeti celilede her ne kadar Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme hitap buyrulmuşsa da hakikatte hitap umum müminlerdir. Bina Ali biz müminlerin de mümin kardeşlerimizin kusurlarına bakmayarak onlara af ve iyi muamele etmemiz gerekmektedir. Beyzavi ve Hazin'in beyanları ve çile bu ayeti celile mekarimi ahlakı güzel ahlakı cem etmiştir. Caferi Sadık Hazretleri Kuran Azimüşşan'da bu ayeti celileden ziyade mekarimi ahlakı güzel ahlakı toplayan bir ayet yoktur demiştir. Sahihi Buhari ve Abdullah bin Zübeyr radıyallahu anh'ın Sahihi Buhari'de rivayetine göre Allah Teala peygamberine sallallahu aleyhi ve sellem insanların ahlakından affa sarılmasını emretti demiştir.
Cebrail Aleyhisselam'dan bu ayetin ahkamını izah etmesini istemiş aleyhissalatu vesselam Efendimiz Cibril-i Emin de ya Resulallah Rabbin Teala senden sıla-i rahmi kat'idene, akrabalık hak ve hukukunu, kesene sıla etmekle, seni mahrum edene atiyye, ihsan etmekle, sana kötülük edene iyilik etmekle emrediyor demiştir. İşte İslamiyet'te ve beşeriyette en yüksek ahlak budur. Gazabımızı ne yaparız ya Rabbi demesi üzerine Fahri Razi Fethul Beyan ve Hazin'in beyanlarına nazaran bu ayeti celile nazil olunca efendimiz aleyhissalatu vesselamın gazabımızı ne yaparız ya Rabbi demesi üzerine gazap halinde şeytanın vesvese fitnesi izale yolunu göstermek üzere şu ayet-i celine nazil olmuştur. Eshabü. Habibim eğer sana şeytandan bir vesvese arz olursa o vesveseyi def etmek için Allah Teala'ya iltica et zira Allah Teala senin duanı, işitici halini bilicidir.
Binaenaleyh biz müminler şeytanın vesvesesine duçar olduğumuzda derhal Allah Teala Hazretlerine iltica ve ondan istiaze etmemiz korunmamız vaciptir. Çünkü her ne kadar bu istiaze korunma emri Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem ise de hakikatte bilumum talim terbiye için emirdir. Necid Eşrefından müellefei Kulüb'den Uyeyne İbni hırs Medine'ye geldi. Yeğeni Hür İbni Kays'a misafir oldu. İbn-i Kays, Hazreti Ömer'in yakınlarındandı. Meclisinde genç ihtiyar birtakım hafızlar ve fukaha da bulunurlardı. Halife halkın işlerini bunlarla görüşürdü. Uyeyne yeğenler ey kardeşimin oğlu halifenin yanında yüksek mevkiin var, benim için bir müsaade alsan da ziyaret etsem dedi. O da müsaadeyi aldı. Uyeyne Hazreti Ömer'in huzuruna geldiğinde ey Ömer bize ne bol dünyalık verirsin ne de aramızda adaletle hükmedersin dedi. Hazreti Ömer öfkelenerek Uyeyne'nin üzerine yürüdü.
Şahametli halife bu dağılı Mütegallibeyi tepeleyeceği sırada yanındaki yeğeni İbni Kays müdahale ederek ya emiral müminin Allah Teala peygamberine habibim halkın kusurlarını affet maruf ile emreyle kendini bilmez cahillerden yüz çevir buyurdu. Uyuyne de o cahillerden biridir dedi. İbni Kays bu ayeti okuyunca o haşmetli halife olduğu yerde çakılmış gibi kımıldamadan kaldı, bir adım ileri gitmedi. Esasen Hazreti Ömer radıyallahu anh Allah Teala'nın mukaddes Furkan'ı hakiminin huzurunda tevafuk etmek, tevakkuf edip durmak itiyadında adetinde idi. Bizler de hak kelamı dinlediğimizde boyun eğmeliyiz. Ebu Musa Eş'ari radıyallahu anh'tan rivayete göre Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur Allah Teala'dan daha sabırlı aleyhinde işittiği batıl iddialarla verdiği ezaya daha halim hiçbir fert hiçbir şey yoktur.
Hristiyanlar Cenabı Allah'a oğul isnat ve iddia ediyorlar ve Allahutaala yine onlara afiyet veriyor. Türlü türlü nimetlerle rızıklandırıyor. İnsanların eza ve cefasına tahammülün faziletine dair Cenabı Allah halkın ezasına sabredenlere akıl almaz ve delil ile vasf olunmaz bir surette mükafatlarını verir. Allah Teala'ya sabır ıtlakı ilim manasına mecazi bir tabirdir. İlim cezaya müstahak olan mücrimin cezasını derhal icra buyurmayıp bir zaman daha mühlet vererek tehir buyurmasıdır. Ebu Hüreyre'den rivayetle Efendimiz aleyhissalatu vesselam çok güreş tutan baskın bir pehlivan çok kuvvetli demek değildir. Asıl kuvvetli pehlivan kahraman, gazap zamanında intikam hırsıyla kanı kaynadığı sırada nefsine malik ve iradesine hakim olandır. Nitekim Sağ olun.
Müminler fazilet sahipleridir ki onlar şirk gibi günahların büyüklerinden ve zina gibi açık fenalıklardan çekinirler ve her ne zaman gazaplanırlarsa onlar darıldıkları kimselerin kusurlarını affederler. Müminler o muttaki kimselerdir ki onlar hem sevinç hem keder hem varlık hem darlık zamanlarında fakirlere ihsan ederler. Kızdıkları zaman da öfkelerini yutarlar. Halkın kusurlarını da affederler. Ebu Hüreyre radiyallahu anh'den rivayete göre Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e bir kişi ya Resulallah bana nasihat buyur dedi. Resulü Ekrem de sallallahu aleyhi ve sellem gazaplanma buyurdu. O zat üç defa Resulullah sallallahu aleyhi ve sellemden nasihat temennisinde bulundu. Resulü Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem her defasında aynı cevabı vererek gazaplanma buyurdu.
Bir kimsenin mükerreren nasihat temennisine karşı Resulullah'ın ısrarla gazaplanma diye cevap vermeleri o adamın hal ve tavrında asabilik görülmesi üzerine ihtiyacına göre nasihat içindir. Diğer bir Hadis-i Şerif'te asabileşen intikam hırsıyla kanı kaynayan kimsenin euzu billahi mineşeyi tanrı raciim demesi tavsiye olunmuştur. Süleyman bin surat anlatıyor, bir kere ben Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ile oturuyordum. O sırada iki kişi karşılıklı birbirlerine sövdüler. Bunlardan birinin gazabından yüzü kızarmış ve şah damarı şişmişti. Resul-i Ekrem Efendimiz ben bir kelime bilirim ki şu zat o kelimeyi söylese kendisinde bulunan gazap hali muhakkak gider buyurdu. Orada bulunan ashap o kişiye Nebi sallallahu aleyhi ve sellem şeytandan Allah'a sığın buyurdu derler. O kimse de vay bende delilik mi var diye itiraz etti.
Nevevi der ki bu kimse bedevi olup gazabın şeytan tarafından tahrik edildiğini bilmeyen ve İslam dininin meziyetlerini anlamayan ve istiazenin delillere Allah korusun istiazenin şeytanın şerrinden korunmanın sanki mecnunlara delillere mahsus olduğunu zanneden cahil veya münafık kimse olması ihtimali vardır. Musa Aleyhisselam Ya Rabbi senin hindi uluhiyetinde en aziz kulun kimdir diye sorduğunda Cenabı Hak kendisine eza edenin cezasını vermeye kudreti olduğu halde affeyleyendir buyurdu. Intikama kadir olduğu halde kendisine zulmedeni affeleyen kimseyi Cenabı Allah yevmi kıyamette affeder. Ümmetimin güzideleri gazap halinde nefislerine mağlup ve esir olup fenalık yapmayan hür kimselerdir. Onlar Allah rızası için öfkelerinden rücu eder dönerler. İşte bunlar bahtiyar ümmettir.
Sirkenin balı ifsat ettiği gibi gazapta imanı ifsat eder lütuf şefkat merhamet helim af gibi evsafı cemile-i izale eder Allah Teala kelamı Allahü Zül Celal'in ilahi kelamı gazap anında kendimize sahip olmak. Allahü Teala Celle Celalü kalemi yarattığında ona emretti. Yaz Kalem heybet-i ilahiden bin yıl titredi. Sonra ne yazayım Ya Rabbi dedi. Allah azze ve celle La ilahe illallah Muhammedurresulullah yaz buyurdu. Kalem bunu yazdı ve mahlukat içinde ilmi ilahiye yol buldu. Sonra Cenabı Hak ona edebini takın deyince kalem heybet-i ilahiden yarıldı ve kudreti ilahiye eliyle kesik kesik oldu. Bu yüzden kamış kalemin ucunun yarık olması adet olmuştur nitekim kamış kesilmeden ve ucu yarılmadan onunla yazı yazılamaz. Bilahere Cenabı Hak kaleme yaz, günahkar bir ümmet mağfiret sahibi Rab buyurdu. Velhamdülillahi rabbil alemin.