İslam Tarihi ve Yermuk Harbi Kahramanlıkları kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz. Kavuşturan Rabbimize hamdü senalar olsun. İzleyin eyciler. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gatta Sallallahü Sirrahü'l Azizin eserleri ile Hazreti Halid Bin Velid radıyallahu anha'ı tanımaya devam ediyoruz bugünkü bölümümüzde de. Humus muharebesinde kalmıştık. Kaleyi…
İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz. Kavuşturan Rabbimize hamdü senalar olsun. İzleyin eyciler. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gatta Sallallahü Sirrahü'l Azizin eserleri ile Hazreti Halid Bin Velid radıyallahu anha'ı tanımaya devam ediyoruz bugünkü bölümümüzde de. Humus muharebesinde kalmıştık. Kaleyi fethetmek üzere, erzak sandıkları gibi hazırlanan sandıklara, mücahitlerden bazılarının kilitlenerek kaleye gönderilmesi konusunda kalmıştık. İnşallah kaldığımız yerden devam ediyoruz. Askerlerin bu şekilde kaleye gönderilmesine Ashab-ı kiramdan bazıları itiraz etmişler. Ebu Ubeyde radiyallahu anh hazretleri de harp hudadan ibarettir demirden sağlam olan bu kale başka türlü ele geçmez diyerek bu fikrini faaliyete hayata geçirmiş idi. Bunun üzerine askerler de Hazreti Ebu Ubeyde'nin fikrini tasdik ettiler.
Din yolunda canlarını feda için kendilerini tehlikeye ilka ile sandıklara giren ashabı kiramın hasail-i merdanesini tahsin ettiler. Orduyu İslam güya çekiliyormuş gibi oradan yirmi dakika kadar mesafede bulunan bir karyaya doğru hareketle gözden nihan oldular ve bir tarafta tahassun eylediler. Sandıkları kumandan kıtanın yanına getirdiler. Bunları bana mahsus dairede saklayınız. İçlerinde zi kıymet eşya varsa zayi olmasın, sonra Arapların ellerinden kurtulamayız, dedi. Cenabı Halık Teala ve Tekaddes Hazretleri, Müslümanların muzafferiyetiyle memleketin ashabı Nebi ellerine geçmesini murat buyurmuş olduğundan merkumların basiretleri bağlanmıştı. Bunda müthiş bir hile olduğunu akillarına bile getirmediler. O gece kıta general ümerasına ziyafet verdi. Şarap içmeye başladılar. Esnayı musahabe'de general kıta, bu Araplarda hiç akıl yok, sandıklarını muhafaza edelim diye çekildiler, gittiler.
Nasıl iğfal ettim ya? Gece yarısı olunca cümlesi sarhoş olup derin uykuya daldılar. Sandıklarda bulunan yirmi kadar ashabı kuzeyin altındaki kilidi açarak yavaş yavaş daire içinde gezinmeye başladılar. Generalin zevcesi, sarhoşlara şarap doldurmakla meşgul idi. Dırar bin Ezber'le Cafer bin Abdullah Tayyar Hazretleri, merkumenin boğasını tuttular. Dırar, çabuk söyle, şimdi helak ederim, kale kapılarının anahtarları nerededir? Mercume neye uğradığını bilemedi ve korkusundan sesini de çıkaramayarak kalanın mahfuz olan anahtarlarını teslime mecbur oldu. Gece karanlığı göz gözü görmez bir haldeydi. Mücahitler kalak kapısına hücum ederlerken nöbetçi ve ahaliden bazıları tarafından müdafaa edilmek istenildiyse de hiç tesiri olamadı. Derhal kapıyı açtılar ve cümlesi birden tek bir almaya başladılar.
Dışarıda tertibat almış olan İslam keşif kolları hemen kaladan içeri girdiler ve arkadan Halid bin Velid hazretlerinin Fırkası ve daha sonra Hazreti Ebu Ubeyde radıyallahu anh'ın ordusu gelerek kalaya doldular. Kala içerisinde bir velveleyi azime koptu. Feryadı figan başladı. Kıtanın dairesinde olan Ashabı Mücahit'in de önde Hazreti Dırar elinde yalın kılıç kıtanın yanına girdiler. Kıtan hayret içinde kaldı. Udda-yı Harbiye'yi anladı ve eman talep etti. Zulhen şehri teslim aldılar. Rumlar gafletlerinden dolayı pek nedim oldular. Hazreti Ebu Ubeyde orduyu alıp tekrar humuza avdet eyledi. Muhasarayı idare etmek üzere Ubadıtübnüs Samit'i bırakarak kendisi bizzat hama'ya ilerledi. Cizye mukabilinde sulh olarak hamayı aldı. Sonra, şeyzer ve muarretün namana hareketle buraları da eman talep eyledi. Bilahere Lazkiye'ye muvasalat etti. Çok müstahkem bir şehir olduğundan muhasara edildi.
İslam Tarihi ve Yermuk Harbi Kahramanlıkları ne anlatıyor?
İslam Tarihi ve Yermuk Harbi Kahramanlıkları kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz. Kavuşturan Rabbimize hamdü senalar olsun. İzleyin eyciler. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gatta Sallallahü Sirrahü'l Azizin eserleri ile Hazreti Halid Bin Velid radıyallahu anha'ı tanımaya devam ediyoruz bugünkü bölümümüzde de. Humus muharebesinde kalmıştık. Kaleyi…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Düşmanın haberi olmaksızın şehrin etrafında birçok çukurlar kazdırmış, nihayet bir gün ordu muhasarayı terk ile humusa hareket etmişlerdi. Muhasaranın kalktığını gören ahali işleriyle meşgul olmak üzere şehrin kapılarını aşmışlar, fakat aynı gecede Müslümanlar avdetle kazdıkları çukurlarda buluşmuşlar, şafakla beraber şehre taarruz etmişler ve şehirde teslim olmuştu. Humus şehri tekrar muhasara olundu. Herak, Cezire'den Kuvay-ı İmdadi'ye gönderilmesini emretmişti. Fakat o zaman Irak'ta muharebeye devam etmekte olan Sa'd Bin Ebi Vakkas radiyallahu anh, bu ordunun yolunu kestiğinden, imdadın muvasalatından me'yus olan Humus dahi sulh ile sükut eyledi. Şimdi Yermuk Harbi'nde Hazreti Halid bin Velid'ydi, izleyelim. Yermuk Harbi tarihe nazaran hicretin on beşinci yılında vuku buldu.
Asakir-i İslamiyenin Suriye fütuhatında tevali eden muzafferiyeti üzerine daima Antakya'daki sarayında ikamet etmekte olan İmparator Herakled, Suriye ruh asa ve mahiyetinden birkaçını davet ederek, Müslümanlar adet, kuvvet ve teçhizat itibariyle kat kat az oldukları halde, niçin Müslüman istilasına karşı mukavemet edemediklerinin sebebini sordu. Onlar da başlarını eğerek bir cevap verememişti. Biraz sükuttan sonra içlerinde tecrübe didelerinden biri şu sözü söylemişti. Müslümanların maneviyatı bizim maneviyatımızdan faiktir. Araplar geceleri ibadet, gündüzlerini oruçla geçiriyorlar, kimseye zulmetmiyorlar, birbirlerine kardeş muamelesi yapıyorlar. Biz ise vaktimizi fıskı fücur ile geçiriyoruz, birbirimize zulmediyoruz, yekdiğerimizin sözünü tutmuyoruz.
Binaenaleyh Müslümanların hareketi bir şevk ve heyecanla yapıldığı, her adımları cesaret ve ikdam ile atıldığı halde biz fütur ve inkisar içinde bulunuyoruz. Rum generallerinden biri de ehli İslam'ın ahvalini tahkik için orduyu İslam'a bir Arap göndermişti. Ahvali tetkik ve tahkikten sonra avdetinde şöyle hikaye eylemişti. Onlar geceleyin hep rahip ve gündüzleri hep askerdir. Aralarında ihkak-ı Hak için zina edenleri recmederler ve sarik, hırsız, kendi meliklerinin oğlu bile olsa elini keserler. Bunun üzerine generalin, öyleyse yeryüzünde onlarla uğraşmaktansa yerin altı bize daha hayırlıdır demiş olduğu mervîdir. Hirakl mağlubiyeti mütevaliye sebebiyle derin yeise dalmış mütefekkir bir halde endişe değdi.
Bu merasına hitaben, evvelce dahi size söylemiştim, sizde gayreti diniye kalmamış, Mesih bize gazap eylemiş, İncil'in ahkamına imanınız yok, En mahir generalleri muntazam ve külliyetli ordularla sevk ettim. Utanmadan mağlup oldular ve kadınlar gibi kaçtılar. Bunun sonu vahim olacaktır. Ben sizi terk ederek İstanbul'a gideceğim. Orada Arapların taarruzundan emin olabilirim, dedi. Umera hep birden, bu mümkün değildir, birkaç ordu mağlup olmakla me'yusiyet neden icap ediyor? Irak, ya ne yapayım, tekrar muharebe mi edeceğiz? Ona şüphe mi var dediler. Hem öyle bir muharebe ki bütün Ceziretü'l Arap laşelerle bir maktele dönecektir. Rumların muharebeden korkmadıklarına emin olan herak, bu sözlerden memnun olarak kalbinde tekrar ümitler uyanmaya başladı ve bir kere daha hazırlanarak harbe karar verdi ve umeraya sordu. Kumandan kimi naspedelim?
Umera, cesareti dillerde destan olan meyanı tayin edersiniz dediler. Herakle Yermuk Vadisi'nde iki yüz kırk bin kişilik mükemmel bir ordu hazırladı ki, o zamana kadar öyle muntazam bir ordu ile meydanı harbe çıkmamıştı. Bunlardan altmış bin süvaride Hristiyan Araplardan Cebele'nin kumandasındaydı. Asakir-i İslamiye'ye ise kırk altı bin kadar olup içlerinde bin kadar sahabi vardı ki yüzü ehli Bedir'den idi. Hazreti Ebu Ubeyde'nin Memaliki meftuha'da gösterdiği adalet, Hristiyanları bile İslamru esasına o kadar bağlamıştı ki, arada din ayrılığına rağmen Hristiyanlar aldıkları malumatı Hazreti Ebu Ubeyde'ye bildiriyor, istihşaf kuvvetleri göndererek Müslümanlara hizmet ediyorlardı. Hazreti Ebu Ubeyde bütün zabitlerini davet ederek dedi ki Cenabı hak sizi defaatle imtihan etti, Bütün imtihanlardan muvaffak çıktınız.
Bu muvaffakıyetin semeresi olarak Cenabı Hak şimdiye kadar nusret ihsan etti. Şimdi ise düşman yeryüzünü titretecek kuvvetler ihzar ediyor. Ne yapmaklığı tavsiye ediyorsunuz? Müzakereden sonra mütalaa-i umumiye Müslümanların şehir dahilinde kalmaları ve imdat beklemelerinin merkezindeydi, fakat Ebu Ubeyde beklemeye vakit bulunmadığını söyledi. Kuvvetleri bir noktada temerküz ettirmek için Humusun tahliyesine karar verildi. Ordunun hazinadarı olan Habib bin Mesleme'yi çağırarak, Hristiyanlardan cizye olarak alınan parayı iade etmesini emretti. Çünkü dedi biz bu vergiyi, onları düşmanlarına karşı himaye için almıştık, madem ki onları himaye edemeyeceğiz, paralarını kendilerine iade etmeliyiz ve kendilerine karşı yine dostlukla, mütehassis olmakla beraber onları himaye edemeyecek bir vaziyette olduğumuzu da bildirmeliyiz. Toplanan yüz binlerce altın iade edildi.
Hristiyanlar Müslümanların bu hattı harekatından o kadar mütehassis olmuşlardı ki, inşallah tekrar döner ve bize hakim olursunuz, demişlerdi. Museviler de o derece hoşnut olmuşlardı ki, biz yaşadıkça imparator Humus'a giremez, demişler ve Ebu Ubeyde'nin hareketini müteakip şehrin kapılarını kapamışlardı. Hazreti Ebu Ubeyde bu muameleyi yalnız Humus ahalisine değil, işgal altında bulunan her yere tatbik etmiş ve emirler göndermişti. Hazreti Ebu Ubeyde Şam'a ve oradan Yermuk'a doğru ricat etti. Çünkü harp için en müsait nokta ve Arabistan hududuna en yakın yer burasıydı. Hazreti Ebu Ubeyde, Hazreti Ömer radıyallahu anh haber göndererek, Bizanslıların müthiş bir ordu ile hareket ettiklerini, rahiplerin, zahitlerin bile mağaralarını bırakarak orduya iltihak ettiklerini bildirdi. Hazreti Ömer, Muhacirin ve ensarı toplayarak bir meclisi meşveret akdetti.
Kuvayı imdadiyye gönderilmesi takarrur etti. Said bin Amir'in kumandasında bin mücahit gönderdi ve her İslam kıtasına okunmak üzere bir emirname gönderdi. Ömer size selam eder ve der ki, ey İslam'ın rüknü, düşmanlarınızı imanla karşılayınız, üzerlerine arslan gibi hücum ediniz, Onlara zerre kadar ehemmiyet vermeyiniz. Sizin ihraz-ı muvaffakıyet edeceğinizi biz biliyoruz. Umerai askeriyenin her biri harp umurunda müstakil olmakla beraber Hazreti Ebu Ubeyde radiyallahu anh'ın nezaret-i ammesi vardı. Hazreti Halid Bin Velid radiyallahu anh onları emaneti vahide altına alarak cümlesine yekvücut olarak kumanda etmiştir. Cenabıhakk'a hamdü sena ile şu hutbeyi okumuştur. Bugün Cenabı Allah'ın sayılı günlerinden biridir. Bugün övünmek ve terk eşlik etmek layık değildir. Cihadınızı halis ve amelinizle Allah'ı razı kılın. Bu bir gündür ki onun sonu vardır.
Düşman nizam ve ferdi bile cenge hazırlanmıştır. Bizim de müteferrik surette harp etmekliğimiz caiz değildir. Memur olduğumuz hususta veriyül emrin re'yine muvafık surette rey ve hareket etmek lazımdır. Geliniz, şu düşmanlara bakınız, nasıl müheyya olmuşlar, Eğer bugün biz onları hendeklerine püskürtürsek daima onları püskürtürüz ve eğer onlar bizi bozarsa firabat felah bulmayız. Düşmanın iki yüz kadar alayları meydanda temevvüc ediyordu. Hazreti Seyfullah dahi kırk kadar alaya şuce anı İslam'dan birer bey nasbederek asakir-i İslam'ı bir güzel surette tabi eyledi ki, hiçbir vakit öyle muntazam olarak meydan-ı harbe çıkmamışlardı. Alayları kalp ve meymene, meysere, makdeme ve sakaya taksim ile emin-i ümmet olan Hazreti Ebu Ubeyde'yi katgaha aldı. Ebud Derda'yı da kadı tayin etti.
Düşman safının önünde patrikler ellerindeki büyük haçlarla ilerliyor ve askerleri nutuklarla teşci ediyorlardı. Mikdad bin Esved de ehli Bedirle beraber saffı harpte surei enfali okuyup müstemii'nin tüylerini ürpertmekteydi radiyallahuallahü teala anhum ecmain. Ordular birbirlerine yaklaştığı zaman, patriklerden biri meydanı mübarezeye çıktı. Hazreti Seyfullah ona karşı Kays bin Hübeyre'nin çıkmasını emretti. Kays kocalarını ve evlatlarını öldürerek dul bıraktığım, haclenişin kadınlara sor, harp günü bir harp kahramanı değil miyim şiirini inşaat ederek ilerledi. Patrik silaha davranmadan Kays kılıçla patriğin kellesini ikiye ayırmış, bütün Müslümanlar Allahu Ekber sayalarıyla umumi taarruza geçmişlerdi. Yermuk Harbi'nin ilk günü böyle geçmişti. Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna geldik.
Hazreti Halid bin Velid isimli eserle Yermuk Harbi'ni izlemeye inşallah bir sonraki bölümde devam edeceğiz. Tekrar görüşünceye dek Allah'a emanet olunuz.
Kaynak: Genel
İslam Tarihi ve Yermuk Harbi Kahramanlıkları | Mihmandar