İhsan Mektebi programımızda Mahmud Sami Ramazanoğlu Hazreti Ömer'ül Faruk isimli eseriyle bugün tekrar sizlerle birlikteyiz. Hazreti Nücüler bizim. Hazreti Ömer efendimizin hayatından kesitler, onun halifeliği döneminde yapmış olduğu icraatlar, savaşlar ve yönetim tarzını inşallah sizlere aktarmaya devam ediyoruz. Bundan önceki bölümümüzde Kadisiye'ye Rabbine başlamıştık ve Leylatü'l-Harir denilen bozgun gecesinde kalmıştık. Acemler tekrar ordularını tanzim etmişlerdi. Müslüman ordusu da harekete başladı. Evvela Hazreti kahkaha, sonra Beni Esed, sonra Sicile Vekinde ve diğer kabail kabileler ilerledi. İranlıların bin kadar zırhlı süvarilerine mücahitler hücum etmişlerse de kılıçlar tesir etmediğinden tekrar mızrakla hücum ile kamilen zırhlı kıtası imha edildi. Muharebe bütün gece devam etti. Mücahitler de yorgunluktan bitap kalmışlardı.
İran başkumandanı Rüstem üzerine hücum edilince kaçmaya mecbur kalmış, Hilal Radıyallahu Anh namındaki bir mücahitte ırmağa atılıp kurtulmak isteyen Rüstem'i yakalayarak öldürmüştü. Hilal Rüstemin tahtına çıkarak Rüstem'i öldürdüğünü ilan edince İranlılar kaçmaya başladılar. Müslümanlar tarafından şiddetle takip edildiler. Bu muharebede İranlıların kumandanlarının kısmı azamı yani büyük bir bölümü ölmüşlerdi. İranlıların zayiatı hesapsızdı. Müslümanlar altı bin şehit vermişlerdi. Hz. Sa'd Bin Ebi Vakkas muzafferiyet hakkında Hz. Ömer'e muntazam haber gönderir, Hz. Ömer de her sabah Medine haricinde Medine dışına çıkar, haber getiren adamı karşılardı. Bir gün yine Hz. Ömer Medine haricine çıkmış bekliyorken bir hecin devenin gelmekte olduğunu görünce ona doğru ilerlemiş, izahat istemiş, postacı da hecini durdurmadan Müslümanların muzaffer olduğunu söylemeye başlamış.
Hazreti Ömer de arkadan yaya koşarak ecin ile birlikte Medine'ye girmiş, Medine'ye girince ecin süvarisi herkesin Hazreti Ömer'e hürmet ettiğini görünce ve herkesin Emiri'l müminin demeye başladığını işitince korkup titremeye başlamış, niçin kendisini tanıtmadığını korkarak kemali mahcubiyetle istifsar eylemişti, açıklamıştı. Hazreti Ömer de sözü kesmemesini ve tafsilatı itasına devam etmesini rica etmiş ve bu suretle cemaatle birlikte Hz. Ömer'in evine kadar gidilmişti. Hz. Ömer Nutukunda Ben sizi kul köle edinen bir hükümdar değilim. Ben de sizin gibi Allah'ın kuluyum. Aramızdaki fark benim bir de riyaset yükünü taşımış olmaklığımdır. Sizi enn ü itminan içinde, güvenlik ve huzur içinde yaşatacak surette hizmet edebilirsem ne mutlu. Sizi kapımın önünde bekletmek bir faciadır. Ben size akval ile değil, sözle değil, ef'al ile davranışlarla rehber olmak isterim demişti.
Kadisiye Harbi'nde kendi arzuları hilafına harbe sevk edilen birçok İranlılar harbe iştirak etmişti. Hazreti Sa'd radiyallahu anha gelerek af talep ettiler. Hazreti Ömer'e arz ve ashabı Güzin ile istişareden sonra ittifak-ı ara ile görüş birliğiyle af ilanına karar verilmişti. Bu suretle Araplarla Acemler arasında meveddet, sevgi ve hatta rabıta-i sıhriyet, akrabalık bağları da teessüf etmeye, kurulmaya başlamıştı. Kadisiye'den firar eden İranlılar müstahkem olan Babil'de hazırlandılar. Hazreti Sa'd de Babil'e hareket etmiş, yolda Bers tarafından mukavemet görmüşse de sonra mukavemeti bu direnişi kırılarak Müslümanlarla sulh akdetmişti, barış imzalamıştı. Babil'de Tahircan, Hürmüzan, Mihrican, Mihran gibi kumandanlar, Hazreti Sa'd'ın birinci hücumuna bile mukavemet edemeyerek firar etmişlerdi.