İslam Tarihi ve Halid Bin Velid'in Kahramanlıkları
İslam Tarihi ve Halid Bin Velid'in Kahramanlıkları kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde Mahmut Sami Ramazanoğlu Hz. Halid Bin Velid isimli eseriyle tekrar birlikteyiz Hz. Neişilerimiz. Bundan önceki bölümümüzde Yermuk Harbi'ni sizlere aktarmıştık. Bugün Dırar Bin Ezver bölümüyle inşallah devam ediyoruz. Fırka kumandanı dırar bin Ezber önceki bölümlerimizde de ifade edildiği gibi…
İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde Mahmut Sami Ramazanoğlu Hz. Halid Bin Velid isimli eseriyle tekrar birlikteyiz Hz. Neişilerimiz. Bundan önceki bölümümüzde Yermuk Harbi'ni sizlere aktarmıştık. Bugün Dırar Bin Ezver bölümüyle inşallah devam ediyoruz. Fırka kumandanı dırar bin Ezber önceki bölümlerimizde de ifade edildiği gibi ikinci defa olarak da esir edilmiş pek acı tehlikeli bir hayat geçirdikten sonra bi İnayetillahi teala kurtulmuştu. Şöyle ki, İmparator Herat Antakya'da tevale eden pek acı hezimetlerin tesiriyle mükedder bir haldeydi. O sırada birisi elinde bir mektup olduğu halde içeriye girdi ve imparatora teslim etti. Mektupta şöyle yazıyordu. Bir fırka ile Yermük taraflarından Antakya'ya geliyorduk. Yolda Müslümanların en cesur kumandanlarından Dırar bin Ezbere tesadüf eyledik. Mahiyetinde iki yüz kişi bulunuyordu.
Vuku bulan müsademede Müslümanlardan yüzü katl ve yüz tanesi de dırarla beraber esir edilerek huzurunuza gönderilmiştir. İcabının icrası rei hükümdarilerine aittir. Cebele bin Eyhem. Herak bu mektubu okur okumaz ve cin de messerret alayı mı göründü. İşte şimdi biraz teselli bulabildim, gördünüz mü? Bunca acıların intikamını çıkaracağım. Bunları katlettirip cesetlerini nazargah-ı umumide teşhir edeceğim ki ta ki herkes ibret alsın. Vardanı, batrosu öldüren dırar tutuldu. Ah intikam, diye haykırdı. Hazıruna hitaben çabuk onu buraya getiriniz, dedi. Heraklin emri üzerine dırarı ve rüfekasını önüne getirdiler. Hirakl, Dırara Arapların fırka kumandanı Dırar, sen misin? Dırar, evet, peygamber yolunda sizinle harp eden Dırar benim. Hirakl, şimdi öyle sert sözleri bırak. Kendini askerinizin yanında mı sanıyorsun?
Dırar, her nerede olsam din düşmanlarına göğsümü gere gere cevap vermekten çekinmem. Sen beni korkar mı zannediyorsun? Irak, çabuk söyle kime güveniyorsun? Burası askerimin merkezi olduğunu unutuyor musun? Dırar, şeriatı İslamiye ve envar-ı Muhammediye zulmet-i cehdiyle bir zulmetgaha mübeddel olmuş olan dağlara, sahralara, şehirlere mertebe iclalini yaymış, afitab-ı adalet her tarafı kaplamaya başlamıştır. Hala sen kendine teselli vermek istiyorsun. Bilmiş ol ki şu anda vücudunun her bir parçasını koparmak benim için bir içim su kadar ehemmiyetli değildir. Dırar, huzuru Muhammedi'de bulunan bir Müslüman yetmiş tane Hirakl olsa hiç saydığı gibi onun birtakım tehdidatını da nazarı ehemmiyete almaz. Senin son mücazatını öldürmek değil mi? Gideceğim yer huzur Resulullah'tır. Dini celili uğrunda terki hayat etmek bize her şeyden lezzetlidir. Hirakllüd, siz birtakım aç ve biilaç araplarsınız.
Aliyy-i kaşanelerde oturmak ve ibrazı satvet eylemeknenize yakışır? Dırar, zum-i fasedince aç zannettiğin Araplar bugün dini celil ve peygambere zişan sayesinde her türlü nimete nail oldular. Satvetleri İslamiyet'tir. Bir sayha-i mücahideneleri dağları sarsar, ovaları dereleri inletir ve sabah iki bes aletleri düşmanları yakar. Velveleyi merdaneleri seni tiril tiril titretir. İşte bak, karşında nasıl bir perva söylüyorum, hiç havf ediyor muyum? Herak bize galebe geleceğinize neden emin oluyorsunuz? Allah bizi size mi teslim etti? Dırar, senin kötü huylarınla hakikati bırakıp da alayışı dünyaya rağbet eylediğin bizi cesaretlendirdi. Dırar radiyallahu anh hazretlerinin verdiği cevaplardan Hirakl'in ümerası gazaplanarak her birisi ellerini kılıçlarının kabzalarına doğru götürdüler ve bir ağızdan Hirakl'le bu Arap'ı niçin böyle söyletiyorsunuz? Hayatının lüzumu var mı?
İslam Tarihi ve Halid Bin Velid'in Kahramanlıkları ne anlatıyor?
İslam Tarihi ve Halid Bin Velid'in Kahramanlıkları kaydında İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde Mahmut Sami Ramazanoğlu Hz. Halid Bin Velid isimli eseriyle tekrar birlikteyiz Hz. Neişilerimiz. Bundan önceki bölümümüzde Yermuk Harbi'ni sizlere aktarmıştık. Bugün Dırar Bin Ezver bölümüyle inşallah devam ediyoruz. Fırka kumandanı dırar bin Ezber önceki bölümlerimizde de ifade edildiği gibi…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Hirakl'ın icabına bakınız, dedi. İmparatorun verdiği emir üzerine cümlesi selli seyf ederek dırara vurmaya başladılar. Otuz kırk kılıcın birden inmesi vücudu alilerini ağır surette cerihadar eylediğinden o müzeyyen yerler Hunabe-i Dırar ile mülamma oldu. Hazreti Dırar derhal orada düşüverdi. Herakl sağ bırakmayın diyordu. Bu hali dehşet nakı müşahede eden General Mika müşarun ileyhin mecruh düştüğünü görmesiyle derunu ateş gibi yanmaya başladı. Din kardeşinin ve bahusus böyle bir gayur ve cesur kahraman kumandanın helak olmasına razı olamıyordu. Ne çare ki, tesadüf edecek olsa kendini telef edecekleri gibi bir semere de hasıl olamayacak idi. Son bir tedbir olmak üzere iryessi ümin ile trakla dedi ki, ey melik, bunu burada telef etmekten ne fayda hasıl olur? Hiraklla, ya ne yapalım? Mikah, bana bırakınız, tedavi edeyim.
İyi olduktan sonra herkese ibret olmak üzere memerrinas olan bir mahalde enzar-ı ammeye karşı salbederiz. Herak, öyleyse buradan kaldır evine götür. Tedavi edildikten sonra salbederiz, yani çarmıha gereriz, dedi. General Mika bu müsaadeden pek memnun ve mesrur olarak derhal dırar'ı omuzlayıp hanesine götürdü. Hazreti Dırar kılıçların tesiriyle bi-huş bir hale gelmişti. Bir aralık gözlerini açıp general Mika'ı karşısında gördüklerinde hazin bir sesle dedi ki eğer sen Müslümansan hakkımda lazım gelen muaveneti diri eyleme. Histiyan'ı sen lazımeyi insaniyeyi ifa et. Mika kemali samimiyetle karşındaki dini İslam'ı kabul eden General Mika'dır. Senin hayatını muhafaza etmek için ölüm denilen o düşmanı hayatı ihtiyar eyliyorum. Korkmaya Dırar. Muhammed'in Nuri nübüvveti aşkına sana her türlü muavenette bulunurum ve hem de askerinle beraber firar ederiz.
Dırar, Mikca'nın bu hayatbahş sözlerinden son derece memnun oldu. Birkaç gün tedavi olunduktan sonra kesbi afiyet etmeye başladı. Müşarun ile bir gün General Mikca'ya dedi ki hatırıma hemşiremin hayali müşfikhanesi geliyor. Bir mektup yazmış olsam gönderebilir misin? Mikaa, o benim vazifemdir, sen hemen yaz. Hazreti Dırar gözlerinden birçok yaşlar dökerek kız kardeşine hitaben şu hazin mektubu yazdı. Canımdan Aziz kız kardeşim. Nöbet nöbet beni dilhun eden ahların tesiri kılıç yaralarını unutturdu. Hurşidi İslamiyet pertev I işgalini kalbimin köşesine serptikçe her zaman didarı Resulullahı yad ediyorum. Gözlerimi kapıyorum. Bir işi nazarıma bir alayişi manevi ile beyaz kefenlere bürünmüş şühedanın timsali mukaddesleri geliyor. Bir sayhayı manevi bana hitaben korkma ey dırar, fisebilillah mecuh düştün, bütün şueda ve gaziler ve alemi mükevvenat seni tebrik ediyor diyor.
Seni yad eder eder de ağlarım. Bari sen de gözyaşlarımı yad et. Allah aşkıyla yad et. Kardeşin Dırar bin Ezver. General Mika bu mektubu alıp birisiyle Ebu Ubeyde Hazretlerine gönderdi. Ebu Ubeyde Hazretleri, havle Hatun'u celb ederek bütün ümera-yı İslamiye'nin muaccehesinde mezkur mektubu okuduk da hepsi hüngür hüngür ağlamaya başladılar. Dırar Hazretleri yirmi gün zarfında tamamen kesbi afiyet eyledi. Hirakl, Mika'yı çağırıp haydi Dırar'la beraber esirleri kiliseye götür. Ayinimizi görürler de belki dinlerini terk ederler, dedi. Herakle'nin emri üzerine Dırar'la beraber diğer esirler kiliseye götürüldü. Kilisede Rumlar haçlara taptıkça Hazreti Dırar mahiyetiyle beraber tek bir tehlil ediyorlardı. Herak bu halden gazaplanarak mahiyetine hitaben bunları kiliseden çıktıktan sonra Mesih yoluna kurban edeceksiniz.
Mikah, imparatorun emrini icrada kusur etmem fakat bu işte acele lazım değildir. Çünkü Araplar galebe ile Antakya'yı zapt edecek olurlarsa bizden bir tane kalmayıncaya kadar telef ederler. Hirakl, öyleyse tevkif et, dedi. Bu sırada Ebu Ubeyde Hazretleri'nin ordusuyla Hazreti Halid'in fırkası Antakya kurbunda demir köprünün etrafında toplandılar. Köprüdeki Rumlar korkularından bilaharp mevkilerini Müslümanlara teslim eylediler. Bu suretle Antakya'da tahtı muhasaraya alındı. Heraklin bu sırada meşgul bulunduğu bir zamanda General Mika, Dırarbin Ezber'le Rüfekaus'ını İslam tarafına kaçırdı. Mika'nın Müslümanlar hakkında gösterdiği muavenetten dolayı Muma ileyhin ahvaline tecessüs eden Falantanus, Mika'ya dedi ki sen ehli İslam'a çok muavenet ediyorsun. Dırarı da kaçırdın. Sebebi nedir? Mika, hak İslamiyet'i kabul eyledi. Niçin saklayayım?
Felantanus, dini İslam'a dair bana malumat verebilir misin? Mikah, evet, verebilirim. Dinle arkadaş, sana söylüyorum. Adalet, insaniyet, merhamet gibi evsafı memduha'yı ancak İslamiyet'te bulabilirsin. Dini İslam'da, hukukça büyük küçük, fakir ve zengin hep müsavidir. İslamiyet'te hiçbir kimsenin sözü Kuran-ı Azimüşşan'a muhalif olursa mesmu olamaz. General Mika'nın bu sözleri Felan Thanos'a tesir eylediğinden derhal iman eyledi fakat birkaç gün sonra ehli İslam tarafına savuşup Hazreti Ebu Ubeyde'ye tebaiyet eyledi. Dırarbin Ezber Orduyu İslam'ın en cesur fırka kumandanlarından olup her zaman hayatını tehlikeye atmakta asla çekinmediği gibi Yermuk Harbi'nin en tehlikeli zamanlarında İkrime'yle beraber din uğruna fedayı can etmek üzere ahd ü misak eden dört yüz bahadırın sergerdelerinden olup ölünceye kadar düşman üzerine saldırarak harp etmiş ve rütbei şehadete mazhar olmuştur.
Dırarbin Ezher, harbin kızgın zamanlarında bazen aşka gelerek zırhını ve gömleğini çıkarıp çıplak olarak düşman üzerine aslanlar gibi hücumla saldırdığı da rivayet edilmektedir. Hz. Ebu Ubeyde'nin maksadı Humus'un sükutunu müteakip düşmanın karargahına taarruz etmek idiyse de Hz. Ömer Radıyallahu Anh senenin mütebakisini istirahatle geçirmek üzere tatili hareketi emretmişti. Binaenaleyh bir ihtilal vuku bulmamasını temin için Hazreti Halid bin Velid bin kadar askerle Şam'a Amr İbnü'l-As da Ürdün'e hareket etmiş ve şehirlere valiler gönderilmiş, Hazreti Ebu Ubeyde de Humus da kalmıştı. İlahere Hristiyanlar Humusu istirahat etmek teşebbüsünde bulunmuşlar ve Cezire ahalisi Arap kabaiilinin de Bizanslılara yardım edeceklerini vaatleri üzerine otuz bin kişilik askerle Suriye'ye karşı yürümüşlerdi.
Hazreti Ömer radiyallahu anh da kahkaha'nın dört bin süvari ile küfeden Humus'a tekrar hareket etmesini emretmiş ve bizzat Hazreti Ömer de Şam'a hareket etmişti. Hazreti Ömer sekiz büyük şehirde askeri karargahlar teşkil etmiş ve her karargahta dört bin süvari bulundurarak her dakika harekete müheyya bir halde ihzar ve teçhiz etmişti ve Cezire'deki Arap kabailini murakabe içinde Velid b. Ukbe'yi göndermişti. Bizanslara yardım vaadinde bulunan Arap kabileleri bilahere nedamet ile Bizanslıları bırakıp gideceklerine dair Hazreti Halid de haber göndermişlerdir. Asakir-i İslamiye'ye Hazreti Ebu Ubeyde'ye tazyik ile taarruz emrini sabırsızlıkla bekliyorlardı. Hazreti Ebu Ubeyde orduya hitaben Müslümanlar içinde bugün sebat eden dünyanın her nimetine nail olacaktır. Şayet içinizde ihraz-ı şehadet eden olursa sizi temin ederim ki bizzat Resul-i Ekrem'in şu sözlerini işittim.
Bir insan müşrik olmadığı halde halde ölürse cennete gider. Hazreti Ebu Ubeyde'nin bu sözleri üzerine askerlerin şevk ve galeyanı kat kat artmıştı. Ordu taarruza başladı. Arap kabaili de Hazreti Halid'e verdikleri söz dairesinde Bizanslıları terk ettiler. Bu suretle Hristiyan ordusunun cenahları sarsıldı. Bizanslılar hicate başladılar. Mercüt dibağ'a kadar perişan bir halde kaçmışlardı. Bu, Hristiyanların Suriye'ye karşı vuku bulan ve hüsranla neticelenen son taarruzlarıydı. Bu hezimet-i müteakip Hristiyanlar bir daha Müslümanlara karşı hiçbir taarruzta bulunamamışlardır. Sonra Ebu Ubeyde, Halid bin Velid'i Halep vilayetinin merkezi olan Gnnesrin üzerine gönderdi. Hirakllin Minas nam Generali ona karşı geldi. Muharebe neticesinde pek fena halde bozuldu. Hazreti Halid bin Velid Knnesrin'i de fetheyledi. Sonra Antakya üzerine yürüdü.
Knnesrin vesair mahallerden Antakya'ya hayli kalabalık toplanarak bir müddet müdafaa etmek istedilerse de mukavemet edemeyerek münhezimen ricat ile Galaya kapanıp aman dileyerek Antakya'yı da teslime mecbur oldular. Hazreti Ebu Ubey de Hazreti Halid bin Velid'i Maraş'a gönderdi. Hristiyanların İç Anadolu'ya hicret etmeleri şartıyla eman talep edildi ve sulh oldu. Hirakıt artık Şam ve Irak ordularının arasında durmayı muhataralı görerek Aktar-ı Şamiye'nin bundan böyle muhafazası kabil olamayacağını kati olarak cezmeyledi. Hemen Urfa'dan şimdi ada gelerek yüksek bir mahalle çıkıp çam cihetine tahassürle bakıp ey Suriye, artık seninle fimabad buluşmamak üzere elveda. Ey cihanı bivefa, senin sahte alayişine aldananlar neticesinde böyle nadim olurlar, demiş Konstantiniyye'ye avdet etmiş.
İskenderun ile Toros arasındaki kalaları tahliye ve terk ederek Antakya ile Serhaddi Rum arasını çöl gibi hali, anil ahali bırakmıştır. Değerli dinleyicimiz İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna gelmiş olduk. İnşallah bir sonraki bölümde buluşmak, görüşmek dileğiyle. Allah'a emanet olunuz.