İhsan Mektebi programımızın bir bölümünde daha sizlerle birlikteyiz sevgili dinleyişler misin? Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Halid Bin Velid isimli eserinden o yüce sahabiyi tanımaya devam ediyoruz. Bundan önceki programımızda Şam etrafındaki muharebelerden bahsediyorduk ve Rumlarla yapılan bir savaşta esir alınan kumandanlar Hz. Halid'in huzuruna getirilmişti ve şimdi o konuşmaya kulak vererek kaldığımız yerden devam ediyoruz. Callus da ıslanmış kirpi gibi yıpranmış olarak Hz. Halid'in huzurunda durdular. Hz. Halid geliniz İslamiyeti yahut hakkınızda ehven olan cizeyi kabul ediniz de sizi salıverelim dedi. İkisi birden bu mümkün değildir kırk bin askerin gözü önünde rezilane bir surette dayak yiyen bir adam için artık hayatın lüzumu kalmadı. Biz bundan sonra kimin yüzüne bakalım.
Hazreti Ebu Ubeyde İslamiyet sizi bu gibi hallerden tathir eder, temizler, dini mübeyn sayesinde en cesur bahadırlardan olursunuz. Kalus ısrarla olamaz, dedi. Merkumlar bazı taarruzatta dahi bulunduklarından idam olunmak üzere dırarbin ezbere teslim olunarak kalaya garib olan meydanda kılıçla boyunları vuruldu. Rumlar bu hali Kale burcundan müşahede ile feryat etmeye başladılar. Antakya'da olan Hirakl uzun müddetten beri haber alamadığından merak içindeydi. Karşısında General Natlik ve kızı Marie ve bazı umera oturuyorlardı. Irak acayip, bu kadar vakitten beri Carlus ile gönderdiğim ordudan hiçbir haber alamadım. Bu işte bir tehlike hissediyorum. Hiç olmazsa İsrail'de bir mektup yazmalı değil miydi? O sırada bir mektup geldi. Herak mektubu hemen okuyarak ah, Callus sen de mi toprağa karıştın, sana gitme demedim mi dedi. T süründen bayılmak derecesine geldi.
Hirakl'in kızı Mari'de pederinin bu acıklı halini görünce atılarak ne var babacığım, Araplara ne olmuş? Hirakl, git evladım, ciğergahıma saplanan oklara merhem olamazsın, bari sen gözüme görünme, dedi. NATLİK, ne yapıyorsun? Pederinin böyle kederli bir vaktinde teselli edecek yerde telaşa veriyorsun, dediyse de Marie, kuzum general doğru söyle ne var, dedi. Nadlik'te ne olacak ordu münhezzim olmuş, İsrail'le Callus kale dibinde katledilmişler. Marie yüksek sesle, ah Callus ölmüş mü? Demek oluyor ki bahti siyahım beni mesut etmeyecek düğünümüz olmayacak. Natlik, şu kadınlar ne kadar garip. Kırk bin kişilik ordunun mahvolduğuna acımıyor da kendi düğününü düşünüyor. Yazıklar olsun. Nadlik devamla, firakla dönerek, bu kadar kendinizi üzmeye mahal yoktur. Kalus öldü ise siz sağ olunuz, Uğrunuzda fedai can edecek cesur kumandanlarımız sağ olsun.
General Varda'nın bu kadar muvaffakıyeti, şecaati herkesçe malumdur. Ona emir buyurunuz da Araplar üzerine sevk edelim, onları helak ederek alemi beşeriyete güzel bir ibret olsun, dedi. Herakle bu sözü tahsin ile vardanı çağırarak ona hitaben Seni göreyim general. Bugün efradı milletimiz senin şecaatini intizar ediyor. Memleketimizin harabiyetine sebebiyet verdikten başka canım gibi sevdiğim adamlarımı katleden Araplardan intikamımı alırsan sana kızımı verir ve vefatımdan sonra sen de varisi saltanat olursun dedi. Vardan hatırı sayılır kasaplardan olmakla mağrurane bir tavırla bu benim vazifemdir, Halid'in kesilmiş başını bir tepsi üzerinde huzurunuza takdim etmek dahi boynumun borcu olsun dedi. Yüz bin kişilik muntazam bir ordu hazırlandı. Şaşalı alayişlerle ordu teşyi edildi. Umerayı İslamiyede ahval hakkında müzakere etmek üzere toplanmışlardı.
Uzaktan dehşetli toz ve duman afaka yükseldiği müşahede olundu. Romas ayağa kalkarak, ya emir, bu ordu Hirakl tarafından gönderilmiştir. Meşhur katil Varda'nın kumandasında yüz bin kişilik kuvvetle üzerimize sevk olunuyor. Hazreti Halid, bu kadar tafsilatlı malumatı nerden aldın, diye sordu. Pumace, imparatorun yanında akrabamdan dört casusuum bulunuyordu. Ne olmuş ve ne söylemiş ise bertafsil yazmışlar. İşte mektup, dedi. Müzakerede Ebu Ubeyde'nin rei üzere iki fırka Şam'ı muhasarada kalarak sair fırkaların harb ile meşgul olmasına karar verildi. Cenabı Halid evvelce dırarı keşif kolu olarak yüz kişi ile ileri sevk etmiş ve şayet düşmana tesadüf ederlerse harbe tutuşmayıp geri avdet edilmesini tavsiye eylemişlerdi. Dırar da keşif için yola çıktı. Düşman askerine rast geldi. Vardan'ın oğlu Hamran drar üzerine hamle gösterdi. Müşarun ileyh merkum'u bir kılıçla katletti.
Ciğer paresinin katledildiğini müşahede eden Vardan askere derhal hücum emrini verdi. Dırarın hayyen ve meyyeten deri veya ölü der desteği için şiddetli emir verdi. Bunun üzerine Rum askeri dırarı muhasaraya aldılar. Efradı İslamiye her ne kadar mukabele gösterdilerse düşmanın kesretine nispette pek az olduklarından nihayet fırka kumandanı Dırarbin Ezber Hazretleri Rumların eline esir düştü. Dırarbin Ezber gibi bir din arslanının her zaman intikamına haris olan Rumların esaretinde kalması orduyu İslam'ı son derece müteessir etti. Bunun üzerine Hazreti Seyfullah orduyu İslam'dan bahadıranı guzattan bir fırka ile bizzat vardanın üzerine yürüdü. Rumların kalpgahına hücum etti. Bu esnada biri elinde yalın kılıç at üzerinde mübareze ederek Rumları katlediyordu. Bunun kim olduğunu tanıyamadıklarından merak ettiler.
O gün hiçbir tarafta galebe görülmeden muharebeye hitam verildi, fırkalar yerlerine avdet eylediler. Çeciane surette harp eden zatı Hazreti Halit huzuruna celb ile siz kimsiniz diye sordu. Bana havle hatun derler. Kardeşim dırarın esir olduğunu haber aldım, kurtarılması için hayatımı feda etmek istedim. Her bir tehlikeyi ihtiyar ettim. Ne çare ki, tahlis mümkün olmadı. Able Hatun'un bu acıklı sözleri Ebu Ubeyde ile Cenabı Halid'i ağlattı. O sırada karakollardan birkaç esir alındığı haber verildi. Hazreti Halid esirleri huzuruna cel bile sordu. Nerelisiniz? Biz General Varda'nın askerlerindeniz, dediler. Hazreti Halid, bizden bir kumandan esir edilmişti. Ne oldu? Duruyor mu? Evet, orada duruyor. Bağlı olarak imparatora gönderilecektir. Hazreti Halid, Dırar bin ezberi tahlis için dört yüz atlıyı Şam yolu üzerine geceleyin Rafi bin Umeyye ile sevk etti. Baktaki güneş doğdu.
Rumlar birçok süvarinin kendilerine doğru gelmekte olduklarını gördüler. Merkumlar yaklaşınca havle hatun, Gülen Davaz ile bir şiir okudu. Abdullah meyanında dırar da görünüyordu. Kız kardeşinin okuduğu şiir son derece kalbine tesir ettiğinden, havle hatun sen misin diye bağırmasıyla İslam süvarileri dırarın orada bulunduğunu tamamen anladılar ve derhal Rumların üzerine hücum ile birçoğunu kat ile dırarı kurtardılar. Müşavun ileyhin esaretten kurtulması bütün askeri İslamı müstahırak-ı meselret eyledi. Diğer taraftan imparator Hirakl, Vardan'a şu mektubu göndermişti. Müslümanların fırka umerasından dırarnam zatın tarafınızdan esir edilmiş olduğunu ve cezasının tertibi için Antakya'ya gönderilmek üzere yola çıkarıldığını haber aldım. Son derece memnuniyetimizi mucib oldu. Şayet bu defa mağlup olursan vücudunun derisini yüzdürüp otla dolduracağımdan haberin olsun.
General imparatorun mektubuna kemal-i halecan'la göz gezdirdikten sonra me'yusane bir halde umera-yı askeriyeyi topladı. Onlara hitaben imparatordan gelen mektupta bu muharebede son derece fedakarane harp ile sebat etmekliğimiz emrolunmuştur. Şayet inhizama uğrayacak olursak, cümlemizin idam olunacağı muhakkaktır. Kumandanlar bu emri telakki ettikten sonra, artık Tarafeyn arasında dehşetli ve kanlı bir muharebenin vuku bulacağı kati surette tahakkuk etmişti. General Varda'nın maiyetinde yetmiş bin kişilik bir kuvvet vardı. Hazreti Halid bin Velid de, Busra'daki şurah bile diğer mahallerdeki Amr İbnü'l-As ve Muaz bin Cebel ve diğer kuvvetlerin seri an gelmeleri için mektuplar gönderdi ve Şam'ın muharısı arasından vazgeçilerek orduyu İslam birleşti.
Şam'dan asakir-i İslamiye'nin çekildiğini gören Rumlar fırsattan bir istifade ordunun gerisindeki levazım ve kadınlara, devamin kumandasıyla taarruz ile yüz kadar Müslümini şehit ve orduda hizmet eden altmış kadar kadını da esir eyledi. Hazreti Halid hemen Rafi bin Umeyre ve Abdurrahman bin Ebi Bekir ve Kays bin Hubeyre nam kumandanı biner kişiyle mahalli vakaya sevk etti. Vuku bulan müsademede Bevaminin askeri kamilen kılıçtan geçirildi ve Bevaminde Dırar tarafından katledildi. Batros da Nisvan-ı İslam'ı celbetmiş ve her birini Dımaşk gençlerine nişanlamak fesahatine kalkışmış gibi. Irzlarının lekedar olacağını anlayan o dühteri ismet ve şeciyeler her türlü tehlikeyi gözlerini alıp, her birisi çadır sırıklarından birer tane alarak nefislerini müdafaaya başladılar.
Kadınların bu müdafaasını gören Batros size ne oluyor, her biriniz birer gence varacaksınız dedikte bu kadınların reisesi olan havle Hatun da merkum batros'a hitaben, behey hain sizin gibi canavarların, vahşilerin zev cihetinden ölüm daha hayırlıdır, dedi. Batros bunların cümlesinin idamını askerine emretti. Bu sırada Dırar bin Ezber fırkasıyla Halid bin Velid kuvveti imdada derhal yetişmiş olduğundan orada düşman askeri kamilen kılıçtan geçirildi. Patron dahi Dırar bin Ezber tarafından idam edildi. Esir olan Nisvan-ı İslam Müslüman kadınlarda kurtarıldı. Asakir-i İslamiye'ye orada durmayı muvafık görmediğinden çekilerek Varda'nın hazırladığı orduya doğru ref-i Liva-yı satfet eylediler. İmparatorun bir kısım ordusu da Ecnadın'de toplanmış idi. Hazreti Halid de Ecnadın üzerine yürüdü.
Ordusunu taksim ile Dırar bin Ezber, Abdurrahman bin Ebi Bekr, Amş, Kays, Rafi gibi mahir ellere vermiş ve merkez kumandasını da kendisi deruhde etmiş, Zeyd Bin Süfyan'ı da levazımın muhafazasına memur etmişti. İki taraf karşı karşıya hazırlanmıştı. Rumlar bu muharebeye başlamazdan evvel para ile Müslümanları tamahalandırmak için bir daha tecrübeye giriştiler. Aksakallı bir papaz ileri gelip mükaleme talep ettiğinden Halid bin Velid'in huzuruna getirdiler. Papaz, sizin hakkınızda hayırlı olan bir şey teklif edeceğim. Kabul ederseniz bir mevti muhakkaktan kurtulmuş olursunuz. Hazreti Halit, çabuk söyle, dedi. Papaz, iki gün mukaddem kumandanınız Vardan'a imparatordan bir mektup geldi. Bunda Arapların idamı ve muharebede hayatımızın son demine kadar sebat edilmesi emrolunmuyor. Zira İslam askerinin imparatora karşı gösterdiği tecavüzat son dereceyi bulduğundan imparator hür kasaptır.
Şimdi kuvvetli ordumuz karşınızda duruyor. Askerinizin her birine ellişer ve size de bin dirhem altın verelim. Bu fikirden vazgeçerek sağ ve salim yerlerinize avdet etmek isterseniz bu teklifimizi kabul edin. Hazreti Halid hiddetle biz böyle hezeyanları çok dinledik. Para almak maksadıyla sizinle bozuşmadık. Ya İslam'ı veyahut cizeyi kabul etmeniz lazımdır. Aksi takdirde harp ederiz. Bütün dünyadaki insanlar imparatorun askeri olsa dinim hakkı için üzerinize varmaktan çekinmem. Galebe çoklukla değil adalet ve sebat iledir. Haydi oradan defol yoksa kafanı keserim dedi. Papazda avdetle vukui hali haber verdi. Tarafeyn harbe hazırlandı. Hazreti Halid meydanı harbe dırarbin ezberi çıkardı. Müşavun ile Dımaşk'ta katlettiği Batros'un zırhını giyip ortaya çıktı. Birçok mübarezelerden sonra Rumlardan yirmi kadar bahadırı telef etti.
Nihayet yüzündeki nikahı ref ile Rumlara karşı ey ehli salib esir tuttuğunuz dırar bin ezber benim Hamran, Bevamin, Batros'u öldüren benim, dedi. Vardan ciğerparem oğlum Hamran'ı öldüren bu Arap mıdır diye sordu. Onlar da evet dediler. Vardan öyleyse şimdi ben gider evladımın intikamını alırım diye hemen kılıç kuşanıp giderken Trablusgarp havalesi hakimi Istafan karşı geldi. Sen bırak da şu Arap'la ben dövüşeyim. Hamra'nın intikamını alayım. Benim için onların bir içim su kadar ehemmiyeti yoktur, dedi. Vardan da Messerret'le eğer bu Arap'ı telef edebilirsen sana kızımı veririm, dedi. Rumlar, ha İstafan, seni görelim, şu Arap'ı bir kılıçla yere seresin, dediler. Hazreti Halid de ya dırar bugün senin için nusret-i ilahiye hazırdır buyurdu ve bakalım bundan sonraki bölümde nasıl bir karşılaşma olacak? Ecradin vakasında neler yaşanacak?
Bunları da bir sonraki bölümümüzde inşallah izlemeye devam edeceğiz sevgili dinleyiciler. Tekrar görüşünceye dek Allah'a emanet olunuz.