Özelliğini kamil anlamda kavrayan efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem. Bu ne demek?
Kuran-ı Kerim'de evsafı ise onların hepsini tam olarak kendisinde bulunduran efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şahıs olarak davranışları sabrı cihadı kendisine yol edinen şehadeti bilen emaneti ehline veren tüketirken ancak kifayet miktarı, rahat bir hayatı seçmeyen, İslam'ın yolunda kınayıcının kınamasından çekinmeyen, her nerede olursa olsun hakkı ifade buyuran, dünyanın karşısında kendisini hiç değiştirmeyen, ancak bu dünyayı yolcu gibi yaşayan, ümmetin derdiyle dertlenen, kendisiyle, etrafıyla rahat bir alaka kuran, Allah'ımızdan gelen emirleri ashabıyla paylaşan, maddi değerlere hiç ilgi duymayan, haram yemedikleri gibi şüpheliler karşısında bile dikkat eden, düşmanların karşısında hiçbir zaman azmini kaybetmeyen, zulmetmeyen ve aynı zamanda zulme de razı olmayan, ehli küfrün baskılarından çekinmeyip, hep ileriye bakan, makam ve mevki uğruna dinini imanını satmayan, değişik görüşlerin etkisinde kalarak savrulmayan ve gaye olarak yalnızca Rabbimizi rehber olarak vahyi bilen bir ümmet yetiştirmiştir.
Talut nasıl ki keyfiyetli insanlarla zaferler kazandıysa, efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem de Medine'yi teşrif buyurduğunda Mekke'de yetiştirdiği ve her birisi tek başına bir cemaat olan Müslümanlarla İslam devletini kurmuştur. Belki nüfus olarak az olmasına rağmen tevhidi ve ahlaki liyakatlerinden dolayı yüce Rabbimiz bu az sayıdaki Müslümanlara hükümranlık vermiştir. Bu önemli sebeple Müslümanları iktidara taşıyan özellikler, bunları iyi öğrenmeliyiz ve neslimizi aynı duygularla yetiştirmeliyiz. Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin yetiştirdiği ve Allah'ın yolunda mallarını, canlarını, her şeylerini vermeye hazır hale getirdiği sahabenin özelliklerini üzerimizde taşımalıyız. Rabbimiz onların seçkin evsafını Kitabı Kerim'in de şu şekilde haber verir. Onlar Allah'a imanda, nasıl ki yaratan o ise emir alanını birbirinden kesinlikle ayırmazlar. Böyle bir ayrımın şirk olduğuna inanırlar.
Gerçek şu ki sizin yegane sahibiniz, efendimiz, yöneticiniz ve Rabbiniz Allah'tır. Bütün gökleri ve sayısız nimetlerle donatılmış yeryüzünü altı günde yaratan, daha sonra bir kenara çekilip mahlukatı kendi kaderiyle baş başa bırakmayan, aksine gerek kainatı idare etmek, gerekse tüm dünyaya hayata program belirlemek yetkisi ile kainatın mutlak hakimi olarak egemenlik tahtı olan arşta bulunan odur. Gündüzü durmaksızın kendisini takip eden gece ile büyüyü örten odur. Emrine ve koyduğu yasalara boyun eğen güneşi, ayı ve diğer bütün yıldızları yaratan ve yönlendiren yine odur. Çünkü her şey ona kul olarak gelecektir. Mesela taş. Taş olarak vazifesini yapıyor. Mesela toprak. Toprak olarak ekiliyor, biçiliyor, meyveler alınıyor. Güneş güneş olarak doğuyor, ısıtıyor ve ısıtıyor her şeyi. Güneşi, ayı ve diğer bütün yıldızları yaratan ve yönlendiren yine odur, Dikkat edin, iyi dinleyin.
Yaratma kudreti ve emretme yetkisi yalnızca ona aittir. Yaratan olduğu gibi Rabbi Zülcelal'imiz aynı zamanda, aynı zamanda emretme, emretme yetkisi de ona aittir. Yani insanlar bu işte yeterli diyemeyiz çünkü insanların bütün halini, tavrını, her şeyini tanzim eden Cenabı Hak'tır. Şu damarlarımızdaki kanın bile devri, estain billah kul feyekun, ol deyip onun da gerçekleşmesiyledir. Tüm varlıkların efendisini efendisi olan Rabbimiz ne yücedir. Hem yaratmış hem de idaresini nasıl hareket edileceğini zatı belirlemiştir. Ashab-ı müziğinin en önemli özelliği ve bizde de bulunması gereken hususiyet budur. Yahudi ve Hristiyanlara benzemenin her türlüsünden uzak dururlar. İnanç noktasında olduğu gibi yemede, içmede, giyimde, kuşamda, aile hayatında her türlü davranışta.
Ey iman edenler, fitne çıkarmamak ve anarşi ve ahlaksızlığı kışkırtmamak ve karşılıklı hak ve hürriyetlere saygılı bulunmak şartıyla onlarla birlikte yaşayın, komşuluk yapın, ülke ve bölge nimetlerini paylaşın, ilmi ve iktisadi konularda yardımlaşın ama gerçekten iman ediyor ve gereğini yapmaya razı ve hazır bulunuyorsanız sakın ha, Yahudilerin ve emperyalist kesimlerin ve yine haksız ve ahlaksız bunları hedefleyen bazı Hristiyan merkezlerini veliler, yöneticiler edinmeyin. Onları dost ve dürüst zannedip kendinize idareci, karar verici olarak kabullenmeyin. Zulüm ve hıyanet örgütlerine ve girişimlerine destek vermeyin. Onlar sizin değil birbirlerinin dostları ve destekleyicileridir. Artık sizden her kim onları dost ve rehber edinip peşinden giderse kesinlikle o da onlardandır.
Şüphesiz Cenabı hak Yahudi ve Hristiyanlara değer ve destek veren ve Müslümanlara hıyanet eden zalimler topluluğuna hidayet etmez. Onların iman nurunu karınırdır. Ashabı Müziğinin özelliklerinden biri de ihtilafa düştüklerinde anlaşmazlık halinde çözümü Kuran'dan ve sünnetten ararlardı. Esselam. Ve ahsenü tevile sarkullahi aleyhim. Ey iman edenler, Allah'a itaat edin mutlak. Peygamberine itaat edin mutlak Sallallahu Aleyhi ve Sellem. Sizden olan ödül emre de eğer bir hususta anlaşmazlığa düşerseniz Allah'a ve ahirete gerçekten inanıyorsanız onu Allah'a ve peygambere götürün. Bu elde edilecek sonuç bakımından hem hayırlı hem de en güzeldir kendi başınıza hüküm vermeye kalkışmayın. Bence ve senceler üretmeyin. Emaneti ehil olana verir ashabı yüzün ve onu takip edenler. Es SahibİLLİH.
Allah size emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte ve her şeyi görmektedir. Yine müminlerin sıfatları olarak onlar hem önder ve hem de şehit ümmet olmanın şuuru içerisindedirler. Hem önde hem de hem de şehit olma şehit olma böyle bir halin içerisinde bulunmanın bilinci içerisindedirler. Esselamü. İşte böylece siz insanlara şahit olasınız, peygamberler de size şahit olsun diye sizi vasat örnek bir ümmet yaptık. Biz bu yöneldiğin kıbleyi özellikle Resule uyanlara, sırt çevirenlere açıkça ayırt edelim diye belirledik. Bu Allah'ın hidayet verdiği kimselerden başkasına elbette ağır gelecektir. Allah imanınızı asla zayi edecek değildir. Çünkü Cenabı Hak insanlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir. Sonra müminlere karşı çok şefkatlidirler.
Kafirlere karşı da onurludurlar Eshabru. Muhammedur Resulullah Muhammed sallallahu teala aleyhi ve sellem Allah'ın resulüdür, onunla beraber bulunan ashabı güzin tabi hepimizedir. Müminlere karşı şefkatli, kafirlere karşı ise çetindirler. Aynı zamanda büyük günahlardan şiddetle kaçınırlar. Bunu biz En'am suresinde yüz elli bir, yüz elli iki, yüz elli üçüncü ayeti celilelerde görürüz. Buradaki ayeti celileler on tane esas geçer. Tabii iki, ikisi ilave edilerek başka bir yerden değil, yine Kuran-ı Azimüşşan'dan bütün dinlerde bu ortaktır. Yüz elli, yüz elli bir ve yüz elli ikinci ayeti celileler. Sadece bir kısmını ifade etmek istiyorum. De ki gelin Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyalım Esselamü. Bir kısmı bu ayet cellede, bir kısmı da yüz elli ikinci ayet cellede. De ki gelin, Rabbinizin size neleri haram kıldığını okuyun. Ona hiçbir şeyi ortak koşmayın.
Anne ve babaya iyilik edin. Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin. Çünkü kamil müminler başta Ashab-ı Güzin büyük günahlardan ve küçük günahlardan hepsinden kaçınırlar. Biz sizin de onların da rızkını veririz. Sakın ha çocuklarınızı fakirlik korkusuyla öldürmeyin. Kötülüklerin açığına da, gizlisine de yaklaşmayın, haklı bir sebep olmadıkça Allah'ın yasakladığı cana kıymayın, işte bunları Allah size emretti, umulur ki düşünüp anlarsınız. Yine devam ediyor yasaklanan hususlar, rüştüne erişinceye kadar yetimin malına, onun iyiliğine olmadıkça el sürmeyin. Ölçü ve tartıyı adaletle yapın. Biz herkese ancak gücünün yettiği kadarını yükleriz. Söz söylediğiniz zaman yakınlarınız hakkında bile asla adaletli olun. Allah'ı Allah'a verdiğiniz Celle Celalühü sözü eksiksiz yerine getirin, işte düşünüp öğüt alasınız diye Allah size bunları emretti.
Çok önemli olan bir husus bizim böyle hayat levhamız. Ne kafamızdan ne gönlümüzden hiçbir an unutmayacağımız bir esası Rabbimiz yüz elli üçüncü ayeti celilede En'am suresinde ne güzel buyuruyor. Buna uyun, başka yollara sapmayın. Sonra onlar sizi Allah'ın yolundan ayırır. İşte günahtan korunmanız için Allah bunları size emretti. Zaten bunun sınıflamasını, detaylarını Rabbimiz bildiriyor. Ama genel olarak genel olarak bir ana fikir. Yani bir yazının bakarız uzunca bir yazı, onun nesi vardır? Bir özeti vardır. Kısaca Kuran-ı Azimüşşan'ın adeta bir özeti gibi Ne buyuruyor Rabbimiz, şüphesiz bu benim dosdoğru yolumdur, bana uyun, başka yollara sapmayın, sonra onlar sizi Allah'ın yolundan ayırır, İşte günahtan korunmanız için Allah bunları size emretti. Biz şimdi misallere dalmıyoruz. Benim yolum budur diyor. Başka yollara uymayın buyurun diyor. Başka yol nedir? İşte görüyoruz.
Evlilik hayatında görüyoruz. Kendi zevcesi olmasına rağmen bir başkalarına olan ilgi, alaka, gözlerimizin harama bakması, kulaklarımızın uygunsuz sözleri işitmesi ve fiil olarak batılların hayatını yaşamak bitmez ve tükenmez. Anlatmakla bitiremeyiz. Bizim kıymetli bir hocamız derdi sokağa çıkıldığı zaman ben yüzlerce Allah'ın emrine uymayan hareketleri görüyorum dedi. Ne yapacağız? Sımsıkı Allah'ın kitabına bağlanacağız. Bu buyuruyor bize. Ne güzel ifade buyuruyor. İşte benim bu yolum dosdoğru. O yol dosdoğru olmaz mı? Kuran-ı Azimüşen, Allah'ımızın vahyettiği, bildirdiği esaslardır. Bana uyun buyuruyor. Şimdi Kuran-ı Azimüşşan Habibullah'a, Sen de Allahü Teala-ı uymanın ne kadar önemli olduğunu ve değerini birçok ayeti celilede ifade veriyor. Kul haklarına karşı çok titiz davranırlar kamil müminler. Yine aynı Ayet-i Celileler Rabbi Zülcelal'imiz, Rabbi Zülcelal'imiz, Essahibille.
De ki gelin size Rabbinizin neleri haram kıldığını okuyayım buyuruyor. Kul hakları hususunda da kul hakları hususunda da artık yetim malının rüşte irmedikçe, rüşte irse bile önemine binaen ifade ediliyor, daha aklı yetmezken bu bilmez diye onların malına göz koymayın. Koruyun, gözetin, muhafaza edin. Hiçbir kimsenin hakkına girmeyin. Aynı zamanda İslam aleyhtarı hareketlere ve onların bulunduğu meclislere karşı da tavırlı olmalıdır. İslam'ın aleyhinde olan kimselerle oturup kalkmakta çok dikkatli olmalıdır. Rabbimiz bize bunu ne güzel haber veriyor insanı.
Sami Fende Hazretlerinin kalpte Sallallahü'l-Ğaşü'l-Ğaşü'l-Ğaşü'l-Ğaşü'l-Ğaşü'l-Ğaşü'l-Ğaşü'l-Ğaşü'l-Ğaşü'l-Ğaşü'l-Ğaşü'l-Ğaşü'l-Ğaşü'l-Ğaşü'l-Ğaşü'l-Ğ Ayetlerimiz hakkında ileri geri konuşmaya dalanları gördüğünde Kuran Azimüşşan'daki esasları, peygamberlerin kıssalarını vesairleri tartışmaya çekenleri bizim yine kıymetli bir hocamız anlatmıştı, üstadımıza anlattı. Diyor bir münakaşa ortamı hasıl oldu, bilhassa da diyor bizi seçtiler. Konuşuyoruz, bir noktaya geldik diyor. Dedim ki Allah mısın peygamber misin? Bu inkara kalktığın, eleştirmek istediğin esas Allah'ın ayat-ı ilahiyyesidir. Senin şüphelere kapıldığın aleyhüssalatü vesselam efendimizin mübarek sözleridir. Sen kimsin? Sen aklıın buna muvafık olduğunu mu düşüneceksin? Yoksa kitabı Kerim'i ve ehadîsi Muhammediye'yi sünneti Salli Allahu Teala'ya Salli Allahu Teala Aleyhi ve Sellem Efendimizin aklınca mı yorumlayacaksın?
Ayetlerimiz hakkında ileri geri konuşmaya dalanları gördüğünde nüzul sebepleri bilinmezse, konu bütünlüğü içerisinde hem sahife, hem cüz, hem de altı bin altı yüz altmış altı ayat-ı ilahiye içerisinde mütalaa edilmedikçe, sahih olan Hadis-i Şeriflerle uyuşmadıkça, fesahat ve belagat, beyan ve bedi, nasık ve mensuku bilmedikçe hüküm bilmeye kalkmak çok yanlıştır. Onları başka bir söze geçinceye kadar kendilerinden uzak dur. Eğer şeytan sana unutturursa, unutturursa, hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluğu ile oturma. Bize Sami Efendi Hazretleri, kalpte Allahü sela buyurdular ki bakkaldan yarım kilo bir şeker mi alacaksınız? Alın, fazla durmayın. Çünkü eğer zalimlerle karşı karşıya gelirseniz onun gönlündeki siyahlık sizin kalbinize de aksi der. Ve bu kelamunu misal olarak verdi. Biz gençliğimizde fes kullanırdık. O hayvanın üzerine koyduğumuz zaman kıpkırmızı kesilirdi.
Kadınların siyah örtüsünü koysak o zaman da simsiyah olurdu. Salihlerle olursanız Salih eğer zalimlerle olursanız zalim olursunuz. Bu söze işaret buyuruyorlardı. İsraftan kaçınırlar. İşte iktisat en güzel. İşte ekonomi, en güzel. Her şey kitabı kerimimizde var. Her şey kitabı kerimimizde var. Yine o iyi kullar harcama yaptıkları zaman ne saçıp savururlar ne de cimrilik ederler. Harcamaları bu ikisi arasında makul bir dengeye görev olur. Aynı zamanda bu mübarek insanlar değil zina, değil fuhuş zinaya götüren yollardan bile uzak dururlar. Mesela gözün zinası harama bakmaktır. Elinin zinası haram olan, yani nikahı caiz olmayan kimse ile ne yapmaktır, musafaha etmektir. Caiz olmayan kimse ile konuşmaktır. Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o hayasızlıktır, çok kötü bir yoldur. Zinaya yakın bile olmayın. Yani zinaya götürecek yollara gitmeyin.
Sadece bu hususta değil bütün diğer her konuda Rabbimizin razı olmadığı, yasakladığı her hususta harama prim verilmek. Katiyen. Bakın İmam-ı Azam rahmetullahi aleyh Hazretleri. Bağdat çok sıcak. Hocalarımız anlatırlardı Bağdat'ta okuyan hocalarımızdan bir tanesi güneş dahi sıcağın hararetinden yere pat pat düşer dedi. Biz o günlerde klima yoktu, ayaklarımızı bir leğen içerisine su bırakır, onunla kendimizi serinletirdik derlerdi. İmam-ı Azam Rahmetullah Ali Hazretleri bir cenaze zuhur etmiş kendileri de gelmişler. Diyorlar ki efendim hava çok sıcak, şöyle bir bölgeye gelin. Varamam faize gider diyor. Ne faiz efendim? Çünkü alacaklı olan kimse, alacaklı olan kimse evinin bölgesinden istifade edersen bu faize girer diyor. Böyle korunmak ve muhafaza olmak. Diyoruz ki kişi anasını unutuyor, babasını unutuyor, dedesini unutuyor ama üstadını hiç unutmuyor.
Sadatı kiram efendilerimiz her zaman gönlünde ve kafasında canlı ve kendisine en güzel örnek olarak hayatını programladığı mübarek insanlar. Sebebi ne? İşte bu en ince teferruata riayet etmelerinden dolayı. Ne yapmışlar? Kabı devmemişler. Hata ve isyana gitmemek suretiyle kendilerini korumalarıyla rabıta ve murakabeleriyle içeride kalan hep kendilerine kar olarak gelmiş. O zayi olmamış. Çünkü ayak delinecek olursa isyana gidip de delinecek olursa ibadet ve tatil hayırlı kılmaz. İsyan mahalline. Ve gısu alalerlik, bunu diğerlerine kıyas ederiz. Değil fuhuş, fuhuşa götüren yollardan bile uzak durmuşturedir. Hatta velilerden bir tanesi son nefesinde mübarek ayakları ovalanıyor. Birden ayağını çekiyor. Efendim neden Bir genç eline benzettim acaba gönlüm kayar mı diye. Dişi hayvana bile bakmaktan çekilmişler. Efendim bu kadarı da çok ziyade, hayır.
Katli bize bu kadarı bile fazla demek Rabbi Zülcelal'imizi tanımamaktan değildir. Çünkü hak dostlarından birisi ben diyor Rabbimin huzurunda daha sorguya çekilmeden yaptığım bir hata vardı. O ortaya çıkardı çıkar diye Rabbimizin heybetinden, azametinden dolayı yüzümün derisi ayağımın üzerine düştü der. Böyle bir huzura gideceğini düşünen kişi serbest hareket edemez. Bizim serbestliğimiz işte kitabı Kerim. Bizim serbestliğimiz biri milyonun üzerindeki ahaddisi Muhammediye ve fakri kainat sallallahu teala vesselam. Bizim serbestliğimiz önümüzdeki eser sadat-ı kiramın edebini erkanını bildir. İşte onlar. Bir misal verir. Ebul Hasan Harakani Hazretleri Ebul Hasan'ın sofrasına oturanın dinini sormayın diyor. Herkes yesin içsin. Mevlana'mız gel, ne olursan ol yine gel. Bu kapı ümitsizlik kapısı değildir diyerek küfrün bile kafirin bile hidayetini isteyecek ahlaka sahip olmaktır.
Kafirlere karşı en ufak bir sevgide bulunmamaktadır, en ufak. İşte bizim hayatımızı kirleten, bizi Allah korusun ateşe götürecek olan dünyada da götürür. Böyle cennet ve cehennem dendi mi öleceğiz. Öldükten sonra göreceğiz. Hayır cennet de burada, cehennem de burada. Çünkü kötülüğün içerisinde olmak kendimizi ateşe atmak demektir. Sebebi, eslaminne. Kim Cenabı hakk'ın zikrinden, buradaki zikir El-Kure, Kuran'dan ayrılırsa onlar için sıkıntılı bir hayat vardır. Ne kadar çok malı mülkü de olsa ağız tadıyla yiyemez. Yerine göre bir ekmeğin yanında soğandır, neşesi hiç kimsede yoktur. Çünkü Allah'ın zikriyle meşbu dopdoludur. Kafirlere karşı rükün olmamak, destek olmamak. Bu destek olmak onlara bizim bildiğimiz imkanı sağlamak iktidarını temin etmek mi? Evet, bu çok büyük bir zulüm. Ama bunun yanında onların hayatını hayat edinmek. Eshemri. Bu bela niye geliyor? Bu sıkıntılar neden geliyor?
Evimizde de var, ailemizde de var, kendimizden başlayan bir dert var, bir elem var, bir sıkıntı var. Akraba da var, cemiyette var, dünya da var tek sebep budur. Zalimlerin yanında olmayın, sonra ateş sizi de yakar. Cenabı Hak'tan başka dostlarınız olmadığına göre bir yerden yardım da göremezsiniz. Ahlaken hiçbir davranış bozukluğu yapmazlar. Ahlaken hiçbir davranış bozukluğunu göremezsiniz. Bunu nerede bulacağız Kuran-ı Kerim'de Hucurat suresi aynı zamanda Edep suresi buyuruyor. Buradaki esaslar anlatmakla bitmez. Kısaca beyan etmek istiyorum esanı. Ey iman edenler bir topluluk bir başka toplulukla alay etmesin. Bu ahlaki bozukluktur. Göz kaş işareti yapılmasın. El işareti yapılmasın. Yazıyla, mesajlarla, whatsApp'larla vesair Facebook'larla ne olursa olsun iletişim adetlerinden, hangi türü bulunursa bulunsun onların hiçbirisi ile iman edenleri alaya almayın.
Belki de o alaya aldıkları kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da başka kadınlarla alay etmesinler. Giyimiyle, kuşamıyla, yediğiyle, içtiği ile. Bir diğer kadın diğerine bir erkek diğer bir erkeğe işaret ederek şuna bak diyerek onun şekil ve şemailini, biçimini, suretini, fiziki gönlünü alaya almaz. Belki o alaya aldıkları kendilerinden daha hayırlıdır. Birbirinizi ayıplamayın. Birbirinizi incitici aşağılayıcı kötü lakaplarla çağırmayın. Bir insan iman ettikten sonra onu fasıklığı çağrıştıran bir isimle çağırmak ne kötü bir davranıştır ve böyle yapıp imandan sonra fasıklık damgası nimetle ne kötüdür. Bu tür davranışların ardından kim tövbe edip Allah'a yönelmezse işte onlar zalimlerin ta kendileridir. Bir kere insanı vasıfta bile insanı vasıfta bile aşırıya gitmemek. Vay sultanım, vay sultan. Her şeyi gibi yersiz ifadeler kullanmamak lazım. Bizim her şeyimiz Rabbimizdır.
İşte canım sana feda olsun. Yapamayacağımızı, kalbimizin evetlemediğini dilimizle söylemek bizi nifaka götürür. Burada yakın bir ilçemiz ne hocalardan bir tanesi. Üstazımızda sevgi ifade eden bir cümle kullanır. O anda diyor gönlüme bir ses geldi ama adeta her tarafı çınlatıyordu ziya diye. Benim o sözü söylerken kalbimin dilime muvafık olmadığını his buyurarak biiznillahi teala bu ziya diye ifade edilir. Övmekte ve yermekte dinimizin ölçüleri içerisinde olmaktır. Ey iman edenler zannın çoğundan sakının. Çünkü zannının bir kısmı günahtır. Birbirinizin gizli hallerini ve kusurlarını araştırmayın, birbirinizin gıybetini yapmayın, herhangi biriniz ölmüş kardeşinizin etini yemekten hoşlanır mı, İşte bundan tiksindiniz. Allah'a gönülden saygı besleyip çok önemli bu kelimeyi her zaman tekrar etmemiz lazım. Tekrar diyeceğim inşallah.
Ona karşı gelmekten sakının, şüphesiz Cenabı Hak tövbeleri çokça kabul edendir, engin merhamet sahibidir. Allah'u zülcelal'e takvayı ifade ederken şekil olarak deyin, şekil olarak değil bütün gönülle gönülle Rabbi Zülcelal'imize teslim olup sakınmak, ona karşı gelmekten gönülden saygı besleyerek Allah'a Celle Celalühü gönülden saygı besleyerek ona karşı gelmekten sakın. Aynı zamanda salih amellere ashab-ı güzün çok düşkündürler. Müminler o kimselerdir ki Allah'ın adı anıldığında yürekleri titrer. Kendilerine Allah'ın ayetleri okunduğunda bu onların imanlarını arttırır. Onlar yalnızca rablerine güvenirler. Namazlarını çok dikkatli bir şekilde kılarlar, kendilerine verdiğimiz şeylerden bir kısmını Allah yolunda harcarlar. Yine onlar emri bil maruf nehyi anil münker görevini de hakkıyla yerine getirirler. İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü emreden bir topluluk bulunsun.
İşte onlar kurtuluşa girenlerdir. Hayatı iman ve cihattan ibaret kabul ederlerdi. Sadece inanmakla bırakmazlar. Onun yolunda gayret en büyük sermayeleriydi. Esselamü. İnşallah ayet-i celîleyi bir daha okuruz. Müminler ancak Allah'a ve resulüne iman eden sonra şüpheye düşmeyen Allah yolunda malları ve canlarıyla cihad eden kimselerdir. İşleri, dışları bir olanlar işte bunlardır. İnşAllah bunu gönlümüz anlar. Manasını Rabbimizin gönlümüze indireceği bir şekil arz eder inşallah. Yalnızca müminleri kendilerine dost edinirler. Müminlerin erkekleri de kadınları da birbirlerinin velileridir. İyiliği teşvik eder, kötülükten alıkoyarlar, namazı kılarlar, zekatı verirler. Allah ve resulüne itaat edenler, işte onlar Allah, onları Cenabı hak merhametiyle kuşatacaktır. Kuşkusuz Cenabı hak mutlak güç ve hikmet sahibidir. Aynı zamanda onlar Cenabı hakk'ın indirdikleriyle hükmederler.
Allah'ımız muhafaza buyursun, Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler kafirlerin, zalimlerin, fasıkların ta kendisidir. Bunu ifade ederken belki farklılık arz edebilir takip hususunda zalimlerin ta kendisi, fasıkların ta kendisi, kafirlerin ta kendisi. Fakat ulema-i kiramız burada lem, ya, tebbb ifadesini kullanmıştır. İtikat etmedikçe eğer Allah'ın hükmünün dışında olanlara itikat ederse tehlikeye düşün. Ayeti ne? Gayet salih. Allah için her şeylerini feda ederler, esamli. Allah için her şeyini feda edenler, zulme uğramaları yüzünden Allah uğrunda göç edenleri muhakkak ki biz bu dünyada güzel bir yere yerleştireceğiz. Ahiret tecri ise elbette daha büyük olacaktır, keşke bilseler. Onlar güçlüklere katlanan, Rab'lerine güvenen kimselerdir. Artık o Mekke'deki kafirlerin zulmünü düşünelim.
Kızgın ateşlere yatırmalar, kemiklerinin içindeki iliklere kadar erimesin, daha ayaklarına ip takıp sürülmeler, tahammül edemeyeceğimiz neler neler yine de yılmadılar. Biz böyle bir zorluk gördük. Bir patatesin soğan fiyatı artınca feryat başlıyor. Allah bizi ıslah etsin. Tüm olaylara Allah'ımızın kitabı zaviyesinden bakıp değerlendirilir. Esselamü. Allah ve resulü bir emir ve hüküm verdiklerinde artık işlerinde bundan başkasını seçme hakları olamaz. Allah'ın ve Resulü'nün emrine itaat etmeyenler doğru yoldan açıkça sapmışlardır. Aynı zamanda hiç kimse için imanlarını feda etmezler. Rabbimiz Ey iman edenler şayet inkarı imana tercih ederlerse babalarınızı ve kardeşlerinizi dahi dayanıp güvenilecek dostlar edinmeyin. İçinizden kimler onları dost edinirse işte kendilerine kötülük edenler bunlardır. Oğlumdur, çocuğum, kızımdır, yakınımdır. İşte şundan çekindik, bundan çekindik.
Allah'tan çekinilmez mi? Resulünden utanılmaz mı? Evliyaullah'ın izi takip edilmez mi? Biz kimden çekiniyoruz? Ve o kutlu ve hayırlı kimseler Allah'ın dostları kurtuluşun kamil imanda olduğunu bilirler. Müminler kesinlikle kurtuluşa ermiştir. Tabii müminliğin şartını yerine getirmek suretiyle. Velhamdülillahi rabbil alemin.
Kaynak: Genel
İslam'ın Yolunda Kararlılık ve İmanın Gücü | Mihmandar