İhsan Mektebi program mısın? Yeni bir bölümünde Muhammed Sami Ramazanoğlu Hazreti Ebubekir Sıddık isimli eseriyle inşallah birlikteliğimiz devam ediyor aziz neticilerimiz. Bu bölümümüzde sizlere Irak ve Suriye'de İslam'ın intişarı yayılmasına dair bir bölümü aktarmaya çalışacağım. İnşallah yine eserimize kaldığımız yerden devam edeceğiz. Hazreti Ebu Bekir fütuhata fetihlere başladığı zaman teshiri icap eden havalinin Arabistan ve Şarkı Roma arasında duran ülkeler Irak Suriye havalisi olduğunu biliyordu. Hazreti Halid'in kumandasındaki ordu Irak'la Hicaz arasındaki yolun ortasında bir köy olan Nebaç'ta toplandı. Sonra eyleye yürüdü ve zapt etti. Aman, Bahreyn, İran, Hint ve Çin'den gelen gemiler buraya uğrardı. Denizden mesafesi azdı. Basra ile arası dört fersahtır. Sonra Hafir, Sen, Lüce, Leys mevkileri zapt olundu. Halid Bin Velid'in fütuhatta gösterdiği gayret ve mahareti pek büyüktür.
Bunun üzerine Hazreti Ebu Bekir analar Halid gibisini doğurmaktan acizdir demişti. Sonra Emgişya Hira fetholundu. Hira'nin fethinde Hazreti Halid'in yazdığı ahitname şudur. Hilediler her sene cizye olarak yüz bin dirhem tediye edeceklerdir, vereceklerdir. Bu onların ruhban ve papazları da dahil olduğu halde hepsinin dünyevi mesaileri namına verecekleri cizyedir. Ruhban ile papazlar içinde çalışamayarak terki dünya edenlerin cizyeye iştiraki men edilmiştir. Buna mukabil olarak Hiereliler düşman taarruzundan himaye olunurlar. Himaye olunmadıkları takdirde himaye edilinceye kadar bir şey tediye etmezler. Hiereliler fiilen zulmedecek olurlarsa onların himayeleri kalkar. Bu ahitname mucibince mağlup millet dahili emniyete nail olduktan başka harici emniyete de nail oluyor. Yani dış güvenliğini de bu şekilde sağlamış oluyorlar. Hürriyeti vicdaniyesi temin ediliyordu.
Buna mukabil ancak senevi bir cizye veriyorlardı. Bu kadar adalet ve müsavat eşitlik şimdiye kadar hiçbir galip millet tarafından mağlup millete gösterilememiştir. Çiftçilere emniyet, vicdanlara hürriyet, canlara mallara mahsuniyet, koruma bahşedilmişti. Bu Hristiyanlar o zaman şarkın doğunun en muazzam devleti olan İran'ın himayesini haiz ve Garbın muazzam devleti olan Roma'nın dini ile mütedeyyin oldukları halde bu zamana kadar böylesine bir adalet görmemişlerdi. Müslümanlık ise bu adaleti neşre muvaffak olmuştu. O derecedeki Hristiyanlık dininin senelerden beri zerrece tesir etmediği Zerdüştlük dinini de İslamiyet nuruna kavuşturuyordu.
Hileliler muahede'nin akdinden sonra Hazreti Halid'e birçok hediyeler takdim etmişler, Hazreti Halid de bunların hepsini Hazreti Ebubekir'e göndermiş, Hazreti Ebubekir de halkın böyle hediyeler vererek zarara düçar olmasını tasvip etmeyerek hediyelerin bedelini hesap etmiş, muahede mucibi verecekleri cizyeden tenzil etmiş, indirmiş ve ancak bakiyesinin tahsilini Hazreti Halid'e ihtar etmişti. Hazreti Ebu Bekir'in bu hareketi insaf ve adaletin halka olan muhabbetin en nezih ve açık numunelerinden biridir. Hazreti Halid İran ahalisine bir mektup yazarak onları İslamiyet'e davet etti. Mektubunda hamdolsun o Allah'a ki nizamınızı çözdü, desisenizi çürüttü, sözünüzü ayırdı. Biz bu şekilde hareket etmesek sizin hakkınızda fena olurdu. Dinimize giriniz, sizi bırakalım. Sizi başkalarına davete memur edelim. Aksi takdirde bu iş sizin hayatı sevdiğiniz derecede ölümü 7 insanların eliyle olacaktır.
Yerinin fethinden sonra Enbar, Ayntemir vesair Irak havalisinden mevkiler zapt ile İran hükumeti arasındaki set bertaraf edilmişti. Diğer taraftan da Suriye havalisindeki Arap haybelerini de bertaraf etmek ve bu suretle Müslümanlığın diğer milletlerle temas edebilmesini temin etmek istemişti. Bu hususta umum ashabı toplayarak mütalaalarını sormuştu, cümlesi muvafakat etmişlerdi. Hazreti Ebubekir'in Mücahitlere Tembihnamesi. Gideceğiniz memlekette zinhar zulüm ve taatli etmeyiniz. Çok yaşlı olanı katletmeyiniz. Hayvanatı da helak etmeyiniz. Düşmanla ahit ve karar ettik de. Ahdenizi bozup da ikrarınızdan dönmeyiniz ve manastırlarda birtakım ruhbanlar vardır ki onların kavli batılları iktizası nefislerine hapsetmişlerdir. Onları sakın katletmeyiniz.
Mabetlerini hedmetmeyiniz, yıkmayınız ve zarureti fevkalade olmadıkça çok zorunlu olmadıkça hayvanatı kesmeyiniz ve ağaçları da kesip yakmayınız. Orduyu Yezid bin Ebi Süfyan'ın kumandasında sevk etmişti. Hazreti Ebu Bekir Yezid Bin Süfyan'ı teşyi ederken onu uğurlarken şu sözleri söyledi. Sana tecrübe ve imtihan için bu vazifeyi veriyorum. İyi hareket ettiğini görürsem seni memuriyette ipka ve terfi ederim. Seni bırakır ve makamını yükseltirim. Allah'tan sakın Allah senin içini de dışını da görüyor. Allah'a en yakın insanlar ona işledikleri işle yaklaşanlardır. Sana Halid'i tayin edeceğim bir iş vermiş bulunuyorum. Cahiliyet gururundan kaçın, Cenabı Hak onu ve onunla gururlananları sevmez. Askerlerle arkadaşlığın iyi olmasına dikkat et. Onlara hayırdan bahs ve hayrı vaat eyle. Askerlere nasihat ettin mi nasihatlerin veciz olsun. Kendini ıslah etki insanlar sana karşı salah bulsun.
Düşman elçileri nezdine gelirse onları ihsas et ve onları fazla tutma ki askerlerin halini anlamadan gitsinler. Onlara askerlerini gösterecek olursan zayıf noktalarını gösterme. Bilakis onları en güzide en muhteşem askerlerin arasında kabul et. Senden başka kimsenin onlarla görüşmesine müsaade etme. Maksatlarını iyi anla. Yezid bin Süfyan'ı Şam'a gönderirken ayrıca şu sözleri de söylemişti. Ey Yezid senin akrabaların var. Lakin başkalarına tercih ederek onlara iş vermek isteyeceksin. Senin namına en ziyade endişeye düştüğüm nokta budur. Resulü Ekrem Müslümanların işinden bir işi deruhte edip iltimas eseri olarak o işe birini tayin eden Allah'ın lanetine düçar olur. Cenabı Hak ondan bir mazeret veya fidye kabul etmez, onu cehenneme atar buyurmuştur. Hazreti Ebu Bekir radıyallahu anh'ın Valileri.
Osman bin Üseyd Valisi, Osman bin Elaz Taif Valisi, Muhacir bin Ümeyye Sana Valisi, Ziyad bin Libid Hadramevt Valisi, Bala bin Münebbi Avlan Valisi, Ebu Musa El Eş'ari, Zübey ve Rem Valisi, Cerir bin Abdullah, Necran Valisi, Abdullahi Sevre, Cers valisi, İyaz bin Ganem Dumetü'l Cendel Valisi. Beytülmal için bir bina tahsis olunmuştu. Bir muhafız tayini lüzumu söylendiği zaman bir kilidin ona kafi olduğunu söylemişti. Hazreti Ebu Bekir'in irtihalinde Beytülmal'i açmışlar, içinde yalnız bir dirhem bulmuşlardı. Ebubekir bütün ordu kumandanlarına talimat verir ve takip edecekleri yolu gösterirdi. Kumandanların ahval ve hareketlerini yakından bilirdi. Hazreti Ebubekir devrinde en çok temayüz etmiş kumandan Halid bin Velid'di. Hazreti Halid İslamiyet'e pek büyük hizmetler ifa etmiştir.
Hazreti Halid bin Velid'in muharebelerde gösterdiği şecaatla her muharebede kazandığı muzafferiyet bir tevfik-i Rabbani'dir. Hazreti Halid, albin esbabı sahire, usul ve idaresine vukuu pek mükemmel olduğundan Ceziretü'l Arab'ın kısmı azamını tiril tiril titretmiştir. Birçok kıtalara hükmeden İmparator Herakl'in birçok muazzam ordularını alt üst ederek küfrle dolu olan memleketleri ziya-ı tevhid ile tenvir etmiştir. Tevhidin nuruyla aydınlatmıştır. Din uğrunda kendini her türlü tehlikelere atarak yıldırım süratiyle düşman ordularını mağlup ediyordu. Tevhidi ilahi için fetihten fetihe koşuyordu ve zafer haberi geldikçe Hazreti Ebu Bekir analar Halid gibi birer doğurmaktan acizdir diyordu. Ta haşre kadar kendisiyle iftihar edeceğimiz Hazreti Halid bin Velid Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hazretleri zamanında sancak-ı Şerif muhafızlarındandı.
Futuhatında demir kapıları taşlardan muhkem kaleleri hak ile yeksan etmiştir ve hatta asker arasında galeyanı mucip bir hal görerek umum askere hitaben, ey uzatı kiram, bizim maksadımız İ'la-yı Kelimetullah'tır. Emir'ül Ceyhş olmak değildir, komutan olmak değildir. İslamiyet ilerlesin, Aktab-ı Şevketimiz parlasın da Emir'ül-Ceyiş kim olursa olsun bundan ne çıkar? Benim bu kadar muharebelerde can atıp harp etmekliğim Emir'ül asker olmak fikrine mebni değil ancak Rızaullah içindir. Düşmanın istifade edeceği ihtilafta bulunmamanızı tavsiye eder ve bundan böyle sıradan bir nefer gibi dini ali yolunda fedayı can etmeyi deruhde eylerim dedi. Hazreti Halid'in bu sözleri İslam askerlerini teskin eyledi ve herkes bu derece ali cenab olduğuna taaccüble mehasin ahlakını, güzel ahlakını takdir eylediler.
Hazreti Seyfullah Halid bin Velid hicretin yirmi yedinci senesinde Humus muharebesinde birçok yerinden mecruh olarak yaralanarak, Hazreti Seyfullah Halid bin Velid hicretin yirmi yedinci senesinde Humus muharebesinde birçok yerinden mecruh olarak şimdiye kadar yüzden ziyade cenge girdim, vücudumda yarasız yer kalmadı. Hamdolsun işte şimdi de i'la-yı Kelimetullah uğrunda dövüşe dövüşe fedai can ediyorum. Fakat döşeğimde öldüğüme teessüf ederim deyip teslimi ruh eyledi Radıyallahu Anh. Bu Gazi-i Şecaat Aver'in makberi sükunu o Musa bir mil mesafededir. Hazreti Ebubekir'in İrtihali. Hazreti Ebubekir Müslümanların riyasetinde pek kısa bir müddet bulunduğu halde pek büyük işler görmeye muvaffak olmuştur. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin irtihaliyle en vahim buhranlarla karşılaşmıştı.
Riyaseti İslamiyeyi deruhte edince büyük bir metanet kati bir azim ve irade ile her gaileyi bertaraf etti. Müslümanlığı o müthiş tehlikeden kurtardıktan sonra Müslümanlık nurunun harici sirayetine mani olan İran ve Bizans ehli İslam arasındaki Hristiyan Arapları teshir ettikten sonra doğrudan doğruya İran ve Bizans'la karşılaştı. İslam fütuhatının temellerini kurdu ve bu suretle Resul-i Ekrem'in hayatında olduğu gibi irtihalinden sonra da vazifesini derin bir aşk ile ifa ederek muvaffak oldu. Huzur ve itminan ile dünyadan ukbaya irtihal etti. Hicretin on üçüncü yılının Cemaziyel ahir ayında hastalandı. Hazreti Ebu Bekir'in sıhhatini en çok sarsan şey Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin iftirakıydı, ayrılığıydı. Esasen bedenen nahif olmakla irtihali Nebeviyeden sonra erimeye başlamıştı. Hastalığı tezayüd edince artınca imamet vazifesini Hazreti Ömer'e bırakmıştı.
Bununla da Hazreti Ömer'in riyasete geçmesine taraftar olduğunu göstermişti. İrtihalinden evvel riyaset meselesinin halini istemiş ve bunun için ashabla istişare etmişti. Hazreti Abdurrahman bin Avf'ı çağırtmış ve Ömer hakkında ne düşünüyorsunuz diye sormuş. O da cevaben bir şey sormuyorsun ki onu benden iyi bilmiş olmayasın? Velev ki öyle olsun düşündüğünü söyle deyince Ömer kendi hakkındaki kanaatinden daha iyidir diye cevap vermiş Abdurrahman b. Avf. Sonra Hazreti Osman'ı çağırtmış. Ömer hakkında ne dersin diye sormuştu. Cevaben sen onu hepimizden iyi bilirsin demişti. Sen yine bildiğini söyle deyince Ömer'in içi dışından iyidir. İçimizde onun naziri yoktur, benzeri yoktur diye cevap vermişti Hazreti Osman. Daha sonra Said Bin Zeyd ve Üseyyid Bin Hudayr'ı çağırttı. Üseyyid Bin Hudayr şu sözleri söyledi. Senden sonra ondan daha iyisi olamaz.
Ömer hoşnut olacak şeylerden hoşnut olur, hoşnut olunmayacak şeyden hoşnut olmaz. Bu işe ondan daha münasip bir kimse yoktur. Daha sonra Ensar ve Muhacirinin birçoğu ile istişare eyledi. Hepsi de Hazreti Ömer'in riyasetini tensip ettiler. Hazreti Talha Hazreti Ömer hakkındaki rivayeti işitince Hazreti Ebu Bekir'in yanına geldi ve ona Cenabı Hak sana Ömer'i niçin intihap ettin, seçtin diye sorarsa ne cevap vereceksin? Onun bize gösterdiği şiddeti görmüyor musun dedi. Hazreti Ebu Bekir yatağında yatıyordu. Bu sözleri duyunca beni oturtun dedi. Oturttular ve Talha'ya şu cevabı verdi. Siz Zat-ı Kibriya'nın namına dayanarak beni korkutmak mı istiyorsun? Sizin işinize zerre kadar zulmetmiş olan aybet ve hüsrana duçar olsun. Ben Rabbime mülaki olduğum zaman vereceğim cevap şudur: Ya Rab. Kullarının işlerini onların en hayırlısına tevdi ettim.
Sen bu sözlerimi seninle beraber olanlarının hepsine anlat dedi ve Hazreti Osman'ı çağırttı. Hilafet ahitnamesini yazdırdı. Derdini işlerimiz inşallah hilafet ahitnamesine neleri yazdırdığını bir sonraki bölümümüzde sizlere aktarmaya çalışacağım inşallah. Mahmut Sami Ramazanoğlu Hazreti Ebu Bekir Sıddık isimli eserinin bu bölümünü de böylelikle burada bitirmiş oluyoruz. Yeni bir İhsan Mektebi programımızda birlikte oluncaya dek Allah'a emanet olunuz.