Suçluların hoşuna gitmese de Allah Celle Celalü sözleriyle gerçeği açığa çıkaracaktır. Sözlerinden maksat nedir? Bunun üzerinde durulmuş, daha ziyade vahiy ilahi olarak haber veriliyor. Eğer vahiy düşünülecek olursa o takdirde anlamalıyız ki hakkı yok etmek ve faziletin nurunu söndürmek isteyenlerin hoşuna gitmese de Cenabı hak hem kendi yardımıyla hem de doğruluğu öneren ve kötülükten sakındıran insanların gayretiyle hakkı yaşatacaktır. Esribi billah Allah'ın nurunu ağızlarıyla üfleyip söndürmek istiyorlar. Halbuki kafirler hoşlanmasalar da Allah nurunu tamamlamaktan asla vazgeçmez. Burada müfessirin yazan hazeratı Allah'ın nurundan maksat celle celalühu, Kuran-ı Kerim'dir demişler veya Allah'ın nurundan gaye İslam dinidir tabirinde de bulunmuşlardır. Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle bir müjdesi vardır. La ilahe illallah deyin, Bizans'ın ve İran'ın sarayları yıkılacak.
Yani o devirde en güçlü devlet. İnsanlar Adem Aleyhisselam'ın zamanında ve ondan sonraki şöyle tarihi sürece bakıldığı zaman on asırlık bir devir, Adem aleyhisselamdan on asır insanlar la ilahe illallah diyorlar, tevhid üzere devam ediyorlardı. Sonra Nuh Aleyhisselam'ın kavminde şirk meydana geldi. Kur'an-ı Kerim'de de Cenabı hak ma'alem Ankebut Suresi'nde, on beşinci ayet-i celile'de geçer, onu ve gemi halkını kurtardık ve bunu alemlere bir ibret yaptık. Sonra bakıyoruz yine tarihte Salih Aleyhisselam'ın kavmi, Semud halkının devri gelir. Cenabı hak da onları korkunç bir çığlık ve bir sarsıntı ile yakaladı ve hepsini helak etti. Sadece Salih Aleyhisselam'ın kavmi kaldı.
Bunları müteakiben Semud kavminden sonra diğer ümmetlerin devri, mesela İbrahim Aleyhisselam'ın ümmeti, bakıyoruz ondan sonra Lut Aleyhisselam'ın ve Şuayb aleyhisselamın ümmeti, Yakub aleyhisselam, İshak aleyhisselam ve Hazreti Yusuf'un aleyhisselam ümmetinin devri gelir. Bunlardan sonra Musa aleyhisselam, Harun aleyhisselam, Davud aleyhisselam, Süleyman aleyhisselam ve diğer nebilerin devrine şahit oluruz. Firavun tuğyan ve azgınlığı ile Musa aleyhisselamı yok etmek için peşine takılınca Cenabı hak onu denize doğru götürdü ve beraberindekileri de bir anda boğdu. Bitmez bu devrileri anlatmak. Yalnız biz Bedir'e geldiğimiz zaman Allah'ın Resulü sallallahu teala aleyhi ve sellem Bedir günü Cenabı hak düşmanlarını hezimete, dostlarını da zafere geliştirdi. Hicret'in altıncı senesinde biliyorsunuz Hudeybiye Musa hala'sı var, şartlar ortaya kondu.
Yerine göre o şartlar Müslümanların aleyhine idi. Mucizei Nebi sallallahu aleyhi ve sellem kabul buyurdular ve Cenabı Hak bir sene sonra fethi müyesser kıldı. Çünkü bu ehli küfür ile Müslümanlar arasında on senelik bir sul yapıldı. Fatih, Kureyş azgınları anlaşmayı bozdu. Efendimizin sallallahu aleyhi ve sellem sekizinci senesi onlarla savaştı. Allahu Teala resulüne Mekke'nin fethini nasip buyurdu. Yalnız burada kelime-i tevhidi okumanın İran'ın ve Bizans'ın fethine vesile olacağı bütün dünyanın fethi anlamına gelir. Bazı alimlerimizin görüşlerine göre la ilahe illallah kelime-i tayyibesinin gerçekleşmesinde bazı şartlar ortaya koymuşlardır. Birincisi, Cenabı hak'a ibadetlerle birlemek ve ibadetleri sadece ona has kılmak, başkalarına ibadet etmemek, birinci olarak bu. Gerek zahiri gerek batıni bütün putlardan arındırıp gönlümüzü, kafamızı Cenabı Hak'ta ibadete has kılmak.
İkinci şart olarak kelime-i tevhidin gerçekleşmesi hiç şüphesiz Muhammedurresulullah kelime-i tayyibesiyledir. Yani bütün peygamberlere imanla beraber Efendimiz aleyhissalatu vesselam'ın Allah'ın kulu ve resulü olduğuna inanmaktır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem kavmine, ey kavmim la ilahe illallah deyin, kurtuluşa erin buyuruyor. Efendimiz aleyhissalatu vesselamın bakıyorsunuz düşmanların güçleri zahiren çok görünüyor. Bu Talutla Calut hadisesinde de görüyoruz. Bunun yanında ancak Talutun Bedir'in aslanları sayısınca üç yüz dokuz, üç yüz on üç, üç yüz on beş kadar mümindi. Bu muharebelerde de müşahede ettiğimiz Müslümanların sayılarının çokluğundan değil, asıl güç ve kuvvetin Efendimiz aleyhissalatu vesselam'ın ifadesiyle la ilahe illallah deyin kurtuluşa erin. Efendimizin ve Ashab-ı Kiram'ın ona tabi olanların gücü neydi denirse tevhidtir.
Dünyada hiçbir siyasi etkinliği bulunmayan Mekke şehir devleti içinde öyle bir nur zuhur etti ki bunu Mehmet Akif de Rahmetullah aleyh'tir ayın on dördü bir nurun çölden zuhur buyurduğunu ifade eder. Getirdiği ilahi mesajlarla içinde bulunduğu halkı değil, dünyayı sömürmekte olan iki devletin sultanlarına dur dedi sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz. Cenabı hak da Saf suresi sekizinci ayeti celilede ashable. Onlar ilahi nura kucak açacakları yerde Cenabı hakk'ın nurunu ağızlarından çıkan iftiralar ile söndürmek istiyorlar. Oysa Rabbi Zülcelal'imiz inkarcılar istemese de nurunu mutlaka tamamlayacak. Hazreti Adem'den Aleyhisselam bu yana peygamberlerin insanlığa getirdikleri İslam nuru, İslam inancı tüm güzelliği ve ihtişamı ile bütün dünyaya yayılacaktır.
Böyle gerek İslam'a planlı olarak Müslümanları ve nesilleri yozlaştırarak yok etme yanında güç ve iktidar sahibi asilerin günahkarların hoşuna gitmese de Cenabı Hak emri vahyi ve icraatı ile toplumda Hakça düzeni gerçekleştirecektir buyurur Enfal suresinde sekizinci ayeti celiledi Asha Ümre şimdi bu ayeti celilede hikmetine bakıldığı zaman Cenabı hak o günahkar müşrikler istemese de hak olan İslam'ı, Müslümanlığı payidar edecek, batıl olan şirki de iptal buyuracaktır, helak edecek, ahredecektir. Şimdi dünyamıza baktığımız zaman savaşların çok değişik olduğunu görürüz. İlla meydanlarda yapılan bir muharebe değil karşı karşıya gelip de bunun çok değişik şekilleri var. Mesela silahlı bir savaş dendiği zaman hak ile batıl arasındaki mücadele kıyamete kadar devam edecektir. Şeytan hayatta olduğu müddetçe bu bitmez.
Şeytan da zaten Araf suresinde de diğer surelerde de geçer kıyamete kadar ömür istedi Cenabı Hak'tan. Bunlarla tabii hakla batıl hayırlı insanlarla şeriller bu vesile ile seçilmiş oldu. Hakla batıl arasındaki mücadelenin kıyamete kadar süreceğini ifade eden efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem düşmanla karşılaşmayı temenni etmeyin. Yani hemen ortaya çıkalım demeyin. Çünkü kitabı kerimimizde ne güzel ifade buyruluyor. O yine Enfal suresinde geçer, Halıkımızın ilahi mesajı. Buyuruyor ki, onlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvetle savaş atları hazırlayın. Bir kere güç ve kuvvet oluşturun. Savunma sanayinde çok güçlü olun. İlimde güçlü olun. İrfan'da güçlü olun. Ekonomide güçlü olun. Kültürel savaşta güçlü olun. Çünkü savaşlar sadece dediğimiz gibi meydanlarda iki grubun birbirleriyle karşılaşıp yapmış olduğu savaş değil, ilim ve tendir.
Bunu Rabbimiz ne güzel ifade buyuruyor Es sahibile. Her şey kitabı kerimimiz haber vermiş. Bunlara karşı gücünüz yettiği kadar kuvvetle savaş atları hazırlayın. Onlarla Allah'ın düşmanınız, sizin düşmanınızı ve bunlardan başka sizin bilmediğiniz fakat Allah'ın bildiği diğer düşmanları korkutursunuz. Cenabı hak yolunda ne harcarsanız karşılığı size tam olarak ödenir, size zulmedilmez buyuruyor. Düşmanlarla karşılaşmayı temenni etmeyin fakat buna mecbur kaldığınız takdirde tahammül gösterin. Hatta eshabul mubigat diye aleyhissalatü vesselam efendimizin yedi hasletin insanı tehlikeye götüreceğini haber verirken bir tanesi de artık muharebe başlamış bir İslam halifesi diyelim, emir buyurmuş, kaçmanın büyük günahlardan olduğu haber verilir. Cenabı Hak'tan daima barış dileyin Buhari'de geçen hadis-i şerif hem de Müslim'de geçmektedir.
Bu hadislerle hem sol ve sükunun değerini hem de gerektiğinde batıla karşı fiili mücadelede sabır ve sebatın gerekliliği gösterilmiştir ve gördüğümüz bu kültürel savaş çok önemlidir. İslam dinindeki bütün bakıyoruz emirlere, ilahi emirler, tavsiyeler yeryüzünün halifesi kabul edilen insanın korunması, geliştirmesi ve yüceltmesini hedef almıştır. Sahih bir itikat, bu İmam-ı Rabbani KaddeSallallahu hazretleri çok güzel ifade eder. Bu kültürel savaşta sahih bir itikat Cenabıhakk'a nasıl inanmamız emrolunmuşsa o şekilde iman etmektir Bu cümlede öyle güzel esaslar var ki Allah'ın Resulü sallallahu teala aleyhi ve sellem bize nasıl inanmamızı emretmişse o şekilde iman etmektir. Süde su karıştırmamak, aklı ön plana koyup her şeyi akilla halletmek gibi bir çılgınlığa düşmemek. Bunun detaylarına girmiyoruz, anlaşılıyor zaten.
İslam dinindeki bütün emir ve tavsiyeler yeryüzünün halifesi kabul edilen insanın korunması, geliştirilmesi ve yüceltilmesini hedef almıştır. Yani konunun ehemmiyeti yavrularımızın daha dünyaya gelmeden önce terbiyesini İslam ele alır çünkü müşriki bir kadından zengin müşriki bir kadından zenci Müslüman bir kadın cariye daha hayırlıdır buyuruyor bakın tohumu atarken tohumun en iyisi seçiliyor mesela evlilikte kefaat vardır denklik vardır Onlardan birisi de dinimiz İslam'dır. Daha sonra bitmez ve tükenmez. Biraz ileride sıcak olursak kelime-i tevhid telkin edilir. Işte yedi yaşına geldiği zaman namazla emrolunur. Bu şekilde tohuma çok önem verilmiş aleyhisselatu vesselam Efendimiz de evlatlarınızı üç hasletle yetiştirin. Resulullah'ın muhabbeti sallallahu teala aleyhi ve sellem, Resulullah'ın muhabbeti demek sünneti seniyyesine son derece saygı demek.
Attığımız her adım alıp verdiğimiz nefeslerde sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimizin emri Muhammediyesine uygun hareket etmektir. Gerek itikat yönünde, inanç yönünde, gerek ibadette, ahlakta. Mesela nedir efendimizin mübarek adetleri? Karşılaştığı kimseye bir kimsenin selam vermesi, halini, hatırını sorması, sıkıntısı varsa onu gidermesi, hasta varsa ziyareti, bir cenaze varsa iştiraki, nasihat isterse ona güzel öğütler, nasihatler vermek bu gibi güzel hasretlerdir. Sonra Kuran-ı Kerim'de inançlı ve samimi görünen fakat içinde Müslümanlara husumet duyguları besleyen tiplere karşı çok hazırlıklı olmak. Çünkü Bakara suresi iki yüz dört. İki yüz beşinci ayeti celilede ekonomik savaş bize haber verilmektedir. Bakara suresinde geçer. Her şeyi Cenabı hak ifade buyurmuş. Bu ne demek? Artık sizin fikir beyan edeceğiniz hiçbir şey yoktur.
Cenabı hak tamamen altı bin altı yüz altmış altı ayeti celilede bizim nasıl hareket edeceğimizi haber vermiştir. Yaş ve kuru ne varsa hepsini zikrettik buyuruyor. Eksik hiçbir şey bırakmadık. Allah'ın resulü sallallahu teala aleyhi ve sellem efendimiz hadisi şerifleriyle Kuran-ı Kerim'de kapalı olanları bize haber vermiş, beyan etmiş, tefsirinde bulunmuş, açıklamasını yapmış, Şariyy-i Mübin'dir, A'raf suresinde buyurulduğu üzere hüküm koyabilir. Biz onun emrinin haricine katiyen çıkamayız. Hem fiili hem de söz olarak sünneti Muhammediyesine uyarız. Zaten sünnet yol demek, takip edilecek yol demek üsve, nezdinde takip edilecek yol manasına gelmektedir, takip edilecek. Muktedabi kendisine uyulacak olan Allah'ın resulüdür. Hiçbir şey eksik değil. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellemin kavli, mübarek sözleri bizim için bir esastır.
Huzurunda bir harekette bulunduğu ise seslenmemişler, sükut buyurmuşlar, bu bize nedir? Bir esastır. En son biz ne yapacağız? Şeytan dendiği zaman şeytan ve onun oyununa gelen avaneleridir. Rabbi Zülcelal'imiz, ey iman edenler hepiniz topluca barışa ve güvenliğe İslam'a girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin. Şeytan ve onun artık ortaklarının, çünkü. Rabbimiz Kuran-ı Kerim'in de hem insanlardan hem de cinlerden insanları şaşırtan şeytanlar olduğunu haber vermektedir. Okuduğumuz Nas suresinde de bildiriliyor zaten esarlı. Ayeti celilesi de beyan buyrulmakta. Çünkü o size apaçık bir düşmandır.