Değerli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünde Hz. Halid Bin Velid radiyallahu anh isimli esere kaldığım eserden devam ediyoruz. Mute harbinde Hz. Halid bin Velid konusunu ele almadan önce Mute komutanlarını tanımaya devam ediyoruz. Bundan önceki bölümümüzde Zeyd bin Harise'yi tanımıştık. Şimdi CA'FER BİN EBİ Talib ve Abdullah bin Revaha radiyallahu anhuma'yı kısaca tanıyacağız. Cafer bin Ebi Talib'in künyesi Ebu Abdullah'tır. Hazreti Ali'den on yaş büyüktür. Diğer birader akil de Hazreti Cafer'den on yaş büyüktür. Hazreti Cafer Muhacirini Evvelinden Müslimi'nin otuz ikincisidir. Cafer'le Ali Müslim oldukları için pederleri Ebu Talib'in vefatında varis olamamışlardır. Hazreti Cafer'in Habeşistan'a hicretinde Necaşi, Uzuri Hazreti Cafer de İslam olmuştur.
Fethi Hayber günü Hazreti Cafer'in Medine-i Münevvere'ye hicreti aynı zamana müsaade olmakla sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz Hayber'in fethine mi yoksa Cafer'in Kudumüne mi, hangisine sevineceğimi bilemiyorum buyurdular. Hazreti Cafer'in alınlarından öptüler ve kucakladılar ve ona Medine-i Münevvere'de Mescid-i Şerifi Nebevi yanında bir hane tahsis buyurdular. Cafer b. Ebi Talib, Sahibi Hicreteyn Zülcenaheyn'dir. Ramuz'da Abdullah bin Cafer'den rivayeten efendimiz şöyle buyurmuştur. Cafer, hilkaten ve ahlaken bana en ziyade benzeyendir. Sana gelince ey Abdullah, sen de babana benzersin. İlkaten ve hulukan, Resulullah efendimize en ziyade benzer fevkalade sahih bir zatı melek sıfat idi. Resulullah Efendimiz onu Ebul Mesakin yani fukara babası diye yad ederlerdi. Sehavet de Cevad b. Cevad diye maruftur.
Ebu Hüreyre Radıyallahu Anh'ın reyince Hazreti Resulullah'tan sonra Hazreti Cafer-ü Tayyar'dan efdal kimse yok idi. Esma binti Umeys zevce-i muhteremeleri olup Habeşi sana birlikte Hicret'le Abdullah orada doğmuştur. Avn Muhammed isminde diğer Mahdum-i Mükerremleri de vardır. Esma binti Umeys'in hicretten avdetinde, Hazreti Ömer'le aralarında şöyle bir muhavere geçmişti. Esma, Hazreti Hafsa'nın yanındayken, Hazreti Ömer, kızı Hafsa'nın odasına girdi. Hazreti Ömer, Esma'yı görünce Hafsa'ya bu kadın kimdir, diye sordu. Hafsa da Umes kızı Esma'dır dedi. Hazreti Ömer vay bu kadın deniz yolcusu Esma mıdır diye tekrar tekrar latife etti. Esma da evet diye tasdik etti. Hazreti Ömer de Medine'ye hicret faziletinde biz sizi geçtik. Biz Resulullah'a sizden daha layık ve daha yakin bulunuyoruz demesi üzerine Esma titizlenerek şöyle müdafaada bulundu. Hayır, siz hiç öyle değilsiniz.
Vallahi Resulullah ile hicret eden sizlerin Resulullah açılarını doyurdu, cahillerini okuttu. Biz ise Habeşistan'da Resulullah'a uzaklarda Müslümanlara adavet vekil ile dolu bir muhitte azap ve ızdırap içinde bulunuyorduk. Bütün bu mezahimi biz Allah'ın ve Resulullah'ın rızası uğrunda iktiham ettik. Ey Ömer, Allah adına yeminler olsun ki bütün bu dediklerini gidip Resulullah'a arz edinceye kadar ne bir lokma yemek yiyeceğim ne de bir yudum su içeceğim. Ey Ömer, biz uzak illerde korku içinde yaşıyorduk. Sizin peygamberin sayesinde saadet içinde yaşadığınız gibi değil. Bu hakikatleri gidip şimdi Resulullah'a arz edeceğim, soracağım. Ey Ömer, ben ne yalan söylerim ne de dilim yalan söylemeye tenezzül eder. Bu sırada Hafzanın odasına Nebi-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz geldi. Esma, ya Resulallah, Ömer şöyle şöyle dedi diye hikaye etti.