İslam Ahlakı ve Zikirullah'ın Önemi kaydında Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin…
Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici. Sevgili dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi Programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz tekrar. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Salliü Sirrahü'l Azeyiz'in Mükerrem İnsan isimli eserinden bugün sizlere nefis tezkiyesi esnasında dikkat edilecek esasların üçüncüsü olan Zikrullah'a devam konusunu aktaracağım. Bismillah. Ayet-i kerimede Ey iman edenler, Allah'ı çok zikredin.
Yine bir başka ayeti kerimede Zat-ı uluhiyetime yemin ederim ki Allah'ın resulünde sizin için Allah'ı ve ahiret gününü arzulayanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnek vardır. Yani Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem de istifade edilecek uyulması gereken ahlak-ı hasene vardır ki o güzel hasletlerden faydalanmak ancak Cenabı Allah'tan korkan ve ondan sevap ümid eden ve Allah'ı çok zikreden kimselere mahsustur. Çünkü ahiret gününe imanı olmayan ve Cenabı Allah'ı arzulamayan ve onu çok zikretmeyi hatırına getirmeyen kimseler Resulullah sallallahu aleyhi ve selleme ittiba etmiş sayılamayacağından onun ahlakı hasenelerinden istifade edemeyeceklerdir. Ayet-i kerimede Sabah ve akşam Rabbinin ismini zikret ve gecenin bir kısmında Rabbine secde et, namaz kıl ve gecenin uzun bir kısmında da onu tesbih eyle buyruluyor.
Okumuş olduğum bu ayeti kelimelerde Allah'ın çok zikredilmesi emrolunuyor. Muhakkikîn-i Müfessirinin tefsirlerinde beyanına nazaran alelıtlak zikri kesir çok zikir, emri celili kemaline masraftur ve matuftur. Bu da mükellef insanın zikri daimiye mazhariyetidir. O da ömür boyu kulme Allah, Allah ile ol emrine inkıyaat ederek her anında Allah ile olmak şuuruna ermek için zikri kesir ve zikri daimiye nailiyet şarttır. Bu da hiçbir anını veya nefesini haktan gafil olarak geçirmemektir. Peki bu nasıl mümkün olur? Bir mürşid-i kamilin irşadıyla şeriat ve tarikat esaslarına göre talim, terbiye ve seyr ü süluk gören mürid, nefis tezkiyesi ile birlikte kalp tasfiyesini halisane talep eder ve bir azmi kavi ve fikri müdam ile rabıta ve teslimiyet göstererek mürşidinin nezaretinde hafi olarak zikri kalbiye başlar. Veled-i kalp zuhur eder.
Allah zikrinin seyri müstahit gönüllerin letaif-i aşeresinde tekamül eder, gider. Allah'ın tevfikiyle bu halin devamı ve muhafazası ile zikri daimi elde edilmiş olur. İş görürken de uyurken de bu devam eyler. Artık el karda, gönül yarda ve dışın halk ile için hak ile olur. Geminin kaptanıyla makinisti insan vücudundaki dimağ ve kalbe benzetilir. Kaptan dimağ gibi dış işlerini seyr ü seferi idare eder, makinist kalp gibi iç işlerini kuvve-i harekiyeyi tanzim eder. Birinin işi diğerine mani değildir, yardımcıdır. Ayet-i kerimede Yedi sema ve arz ve bunların içinde bulunanlar Allah'ı tesbih ederler. Hiçbir şey yoktur ki ona hamd ile tesbih etmesin. Fakat siz onların tesbihini anlamazsınız. O hakikaten halimdir, gafurdur. Muhyiddin Arabi hazretlerinin beyanına göre bütün mevcudat lisanı haliyle Allah'ı zikir ve tesbih ederler. Yalnız bunların uyanıklık dereceleri farklıdır.
İslam Ahlakı ve Zikirullah'ın Önemi kaydında Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 7 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Şöyle ki cemadat hakkı zikir ve tesbih etmekte en uyanık olanlardır. Hiçbir maişet ve masiva düşüncesi olmadan Hakk'a uyan, hükmüne ram olan emre Muti ve Münkad bulunan varlıklardır. Taş, toprak, su, madenler vesaire gibi. Nebatat bunlar hakkı zikir ve tesbih etmekte cemadattan bir derece noksandırlar. Zira neşvü nema ve hayatını idame, meyvesini, tohumunu yetiştirmek için suya, toprağa, güneşe, havaya ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçları temin esnasında gaflete düçar olabilirler. Hayvanat bunların Cenabı Hakk'ı zikir ve tespih etmekte dereceleri nebatattan da aşağıdır. Çünkü büyümeleri, doğum ve çoğalmaları, hastalıkları, hareketleri, maişet işin çabaları, ihtilafları ve çeşitli ihtiyaçları bunları daha ziyade gaflete duçar ediyor ve insanlar.
Nebatlar ve hayvanlarda olan bilcümle ihtiyaçlarla beraber akilları itibariyle de benlik, hayalat, havadır, hafıza, şüphe ve vesveseleri ve dünyevi hırsları, hareket ve ihtilafları onları devamlı gaflete düçar eder. Bunun için Cenabı Hak insanları irşad kastıyla vahiy inzal buyurmuş, Nebi ve resul göndermiş, hakkı bildirmiş, tarik-ı hidayeti göstermiştir. Mevcudat içinde en çok gaflete maruz olanlar insanlardır. Ayet-i kerimede O salim akıl sahipleri öyle insanlardır ki ayaktayken, otururken, yanları üstünde yatarken Allah'ı hatırlayıp zikrederler. Göklerin ve yerin yaratılışı hakkında inceden inceye düşünürler ve ey Rabbimiz, Sen bunları boşuna yaratmadın, seni tesbih ederiz, bizi ateşin azabından koru derler, buyruluyor. Keza ayeti kerimede yine şöyle buyruluyor. Öyle rical vardır ki onları Allah'ın zikrinden ne ticaret alıkoyar ne alışveriş buyruluyor.
Muhammed Bahaüddin Nakşibend Hazretleri'nin nezdinde yetişen Muhammed Parisa Hazretleri Buhara'dan Hicaz'a giderken yolda bir şehirde sarraf dükkanına rastlamış. Dükkan sahibi gencin birçok müşteriyle altın alışverişi yaptığını görmüş. Üç cihetten dünyevi durumunu müşahede eden Muhammed Paris'a hayretle dükkan sahibi gencin kalbine teveccüh etmiş. Keşfen kalbinin hak zikri ile meşgul olduğuna vakıf olmuş. Tahsin ederek maşallah el karda kalp Allah'ta buyurmuş. Sonra Hicaz'a vardığında Beytullah'ı tavaf esnasında bir aksakallı Piri Fani'nin Kabe'nin örtüsüne sarılıp ağlayarak dua ettiğini, gözyaşlarının orayı ıslattığını görmüş, gıpta etmiş. Keşke ben de böyle iltica etsem, ağlayabilsem demiş. Bir de piri faninin kalbine teveccüh etmiş. Keşfen onun içten dünyalık istediğine vakıf olmuş, üzülmüş.
Buhari ve Müslim'deki Hadis-i Şerif'te içinde Allah zikredilen ev ile Allah zikredilmeyen evin misali ölü ve dirinin misali gibidir buyurulmuştur. Burada Beyt'in iki manaya şümulü vardır. Biri bildiğimiz evdir insan evi, diğeri kalp. Hakkın mecazen beytidir. Yani Allah'ın zikri kesir emrine uyarak ibadet ve taat ve güzel ahlak ile zikri daimiye mazhar olmuş olan insan kalbi ile bunlardan mahrum insan kalbi arasındaki fark ceset derisi ile ceset ölüsü arasındaki fark gibidir. Görünüşte diri gibi fakat kalbi manen ölüdür. Sekizinci hicri asırda yaşayan büyük velilerden Necmüddin İsfahani Hazretleri ahib basından, sevdiklerinden ve ehlullahtan birinin ında kabri başında murakabe halinde dururken o esnada İmam Efendi'nin ölüye telkin verdiğini görür ve kaide-i ihtiyari Necmettin Hazretleri güler.
Her zaman vakur ve ciddi olan hazretin hiç mutadı olmayan bu gülüşüne orada bulunanlar hayret ederler ve sorarlar. Efendi Hazretleri böyle bir yerde neden güldünüz? Necmettin İsfahani Keşfali olduğu için söylemekten çekinir fakat ısrar ederler, Mecbur kalır. Buyurur ki telkini diri ölüye yapar. Bu mezardaki zatın kalbi manen diridir. O taaccüb etti ve manen dedi ki elhamdülillah benim kalbim diridir, bana telkin veren imamın kalbi ölüdür, ölünün diriye telkinine hayret ettim demesi üzerine gayri ihtiyari güldüm buyurur. Ayet-i kerimede şöyle buyruluyor Gerçek müminler Allah'ın zikri ile kalpleri itminana tam inanmaya kavuşarak iman edenlerdir. Uyanık olun, iyi bilin ki kalpler ancak Allah'ı zikretmekle mutmain olur, tam inanır, yatışır, huzur bulur. Hadisi şeriflerde şöyle buyrulmakta. Allah'ı sevmenin alameti Allah'ı zikretmeyi sevmektir. Kim bir şeyi severse onu çok zikreder.
Ayet-i kerimede yazıklar olsun o kimselere ki Allah'ı az zikretmekten dolayı kalpleri kasvete duçar olmuşlardır. Keza ayeti kerimede esneidi billah ve lezikrullahi ekber, Allah'ı zikretmek elbette en büyük ibadettir buyruluyor. Muhakkak ki zikrullah'ın hassası en büyüktür. Allahu Teala zikrin ekberiyeti ile müekked hükmetmesi zikrin endallah efdal-i amal olduğunu iktiza ettirir. Yani zikrin Allah katında en faziletli amellerden biri olduğunu iktiza ettirir, gerektirir. Bir kötülük ve münker irtikap ederken, işlerken Allah'ı hatırlamanın, onun bunları nehyeni ve vaadini ceza vereceğini düşünmenin zecr ve men hususunda tesiri her şeyden büyüktür demektir. İbn Abbas radıyallahu anhüm'a bu ayete şöyle mana vermiştir. Allah'ın sizi anması sizin onu anmanızdan daha büyüktür. Ayet-i kerimede es-teizü billah, felkuruni ez kurkum Öyleyse siz beni zikredin, ben de sizi zikredeyim.
Bir de bana zikrine şükredin, bana küfran-ı nimet nankörlük etmeyin buyruluyor. Tefsirlerin beyanına göre ey kullarım siz beni kusurunuzla zikredin, ben sizi mağfiretimle zikredeyim. Ey kullarım siz beni dünyada zikredin, ben sizi ukbada zikredeyim. Ey kullarım siz beni tövbe ile zikredin, ben sizi afvımla zikredeyim. Ey kullarım siz beni itaatle zikredin, ben sizi rahmetle zikredeyim demektir. Ayet-i kerimede şöyle buyruluyor. İman edenlere daha vakit gelmedi mi ki zikrullah ile ve nazil olan Kuran'la kalpleri huşu bulsun. Korku, yakınlık ve huzur bulsun. Veya iman edenlerin zikrullah ile ve haktan nazil olan Kuran ile kalplerinin huşu bulacağı titreyeceği zaman daha gelmedi mi hitabı da vardır. Hadis-i şerifte buyrulduğuna göre cennet ehli Allah'ın zikrinden gafil olarak geçirdikleri vakitlerden başka hiçbir şeye hasret ve nedamet duymayacaklardır.
Yani ehli cennet ancak Zikrullah'tan gafil olarak geçirdikleri dünya zamanına hasret ve nedamet duyacaklardır. İnsanın insanı kamil olabilmesi için hakkın emirlerini tutarak fikri müdam ile zikri müdama mazhariyeti gerekir. Bunda hiçbir mazeret olamaz. Hadis-i şerifte hesap günü neden zikirden gafil bulundun diye sorulunca dünya işlerini tedvir etmek çekip çevirmek beni meşgul etti diyene işin Süleyman Aleyhisselam kulununkinden daha mı çoktu? Hem o dünyanın hükümdarı ve hem peygamberdi. Bir an haktan gafil olmadı. Keza bir başkası hastalığı mani oldu deyince Eyyub kulumdan da mı daha ziyade hastaydın? Vücudunun her tarafını hastalık ihata etmişti. Bir an hakkın zikrinden uzak kalmadı. Bir diğeri sıkıntıda dardaydım diyecek. Cevaben Yunus Aleyhisselam kulumdan da mı daha dardın? O balığın karnında yine Hakk'ın tesbihine devam etti.
Keza bir başkası kuyulara, zindanlara düştüğümde zikredemedim deyince Yusuf kulumdan da mı daha zor durumdaydın? O oralarda bir an Hakk'ın zikrini, fikrini, hikmetini unutmadı denilecektir. Böylece itiraz edenler hep mülzem kılınacaklar, susturulacaklar, mahcup ve nedim olacaklardır. Dünyada halis insanı Allah'ın zikrinden alıkoyacak hiçbir mani yoktur. Mani olan nefsani, şeytani ihvaattır. En büyük günahlardan biri de hakani düşünce ve işleri bırakıp hırsla dünyaya sarılmaktır. Bundan Allah'a sığınmalıdır. Müslümanlar daima Allah'ın emirlerine uymalı, ona dayanmalıdır ve kalbi daima münşerih olmalıdır. Şerhi sadra ait ayetler. Allahu Teala kimi hidayete erdirmeyi murat ederse İslam'a karşı onun sadrına bir inşirah, genişlik verir. Allah'ın İslamiyet için sadrına inşirah verdiği bir kimse Rabbinden bir nur üzerindedir. Kalbi mühürlük kişi gibi midir?
Ey Rabbim benim sadrıma genişlik ver, inşirah ver. Habibim senin sadrını, göğsünü senin faydan için açıp da genişletmedik mi? İnşirah vermedik mi? Kıymetli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımızın bugün de sonuna geldik. Sizlere bugün Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Sallallahü Sirrahü'l Aziz'in Mükerrem İnsan isimli eserinden nefis tezkiyesinde dikkat edilmesi gereken hususlardan üçüncüsünü Zikrullah'a devamı sizlerle paylaşmaya çalıştım. Bir sonraki programımızda bir başka bölümde tekrar birlikte olmak umut ve arzusuyla. Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu sırahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici