Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici. İhsan Mektebi programımızın bugün de yeni bir bölümünde birlikteyiz sizlerle sevgili dinleyiciler. Bugün sizlere Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Salliü Sirrahü'l azizis'in Musahabe isimli eserinin beşinci cildinden zekat ve sadakaya dair hadis-i şerifleri aktarmaya inşallah gayret edeceğim. İlk hadis-i şerif Peygamber efendimizde infak ve tasadduk konusuyla alakalı. Uhud Dağı baştan başa altın kesilip de benim olsa ondan bir altının nezdimde kalıp gecelemesi bile hoşuma gitmez.
Meğer ki borcum için hazırlayacağım bir tek altın olsun, o müstesnadır Efendimiz. Malının zekatını ödediğin zaman artık üzerinde olan zekat borcunu yerine getirmiş olursun diyor bir diğer hadis-i şeriflerinde. Allah'ın emirlerini yerine getirmek, hele zekat farizasını ifa ve zavallı fakirlere tesrir, yani sevindirmek ve ihya etmek ne büyük bir bahtiyarlıktır sevgili Nevjermin. Böylece müminler dünyada vicdan huzuruna kavuşacakları gibi ahirette de saitler zümresine iltihak etmiş olurlar. Malının zekatını ödersen muhakkak ki onun o malın şerrini kendinden uzaklaştırıp gidermiş olursun. Zekat lügatte her şeyin halisi ve temizliği manasınadır. Şer'i ıtlaka göre kişinin kendi malından ayırıp müstahak olanlara verdiği muayyen miktar mal demektir. Bu suretle mal temizlenmiş olduğu için zekat adı verilmiştir. Tabi ki zekatın hükümleri fıkıh kitaplarında ayrıntılı bir şekilde yazılı.
Efendimiz bir diğer hadis-i şeriflerden şöyle buyurmuşlar. Bir hurma parçasını sadaka olarak vermekle olsa ateşten sakının. Eğer bunu da bulamazsanız güzel söz, tatlı dille o ateşten korunun. Sadaka muhakkak Rabbin gazabını söndürür, kötü ölmeyi önler. Kişi sevabını umarak ailesinin nafakasını temin edince bu onun için sadaka olur. Yani ona sadaka sevabı yazılır. Sadaka vereceğin zaman geciktirme diyor bir diğer hadis-i şeriflerinde Efendimiz. İnsan ölünce ameli kesilir. Yani sevap ve günahtan yapacağı bir şey kalmaz. Ancak şu üç türden olanlar müstesnadır. Öldükten sonra da devam eden sadaka. Kendisinden fayda görülen, talebe yetiştirmek, hayırlı eser telif etmek gibi ölünün arkasından da durmayıp feyzi devam eden ilim. Kendisine ahirete göçtükten sonra dua edecek hayırlı evlat. Sadakanın en faziletlisi, üstün derecelisi su içirmektir.
Kişinin hayatında bir dirhem sadaka vermesi, ölürken yüz dirhem sadaka vermesinden hayırlıdır. Müslüman kimsenin sadakası ömrü artırmaya sebep olduğu gibi kötü bir şekilde ölmekten de muhafaza eder. Sadaka yetmiş belayı def eder. Bunların en hafifi cüzzam ve baras illetidir. Sadaka hususunda müstahak olmayana vermek suretiyle haddi aşan ona mani olan gibidir. Bu hadis-i şerifte zikredilen sadakayı bazı alimler zekat ile tefsir etmişlerdir. Komşu hatırı, akrabalık gayretiyle müstehakının gayriya sadaka, zekat diye verilen şeyler sahibini borçtan kurtaramaz. Hatta kendini methettirmek düşüncesiyle muhtaçlara verilenler de ihlastan uzak olduğu için Allah katında makbul değildir. Böyle yapanlar meşru olan sınırı aşmış, sadakayı menetmiş, yani vermemiş sayılırlar. Eğer dilencilikte olan günah ve zilleti bilmiş olsaydınız kimse kimseden hiçbir şey istemeye gitmezdi, adımını dahi atmazdı.
Sadaka ve hayır veren el, sadaka ve hayır alan elden hayırlıdır. Fitre oruç tutanın faydasız konuşmaktan ve kötü söz söylemekten mütevellit günahlarının affına medar bir temizlik ve yoksullar içinde bir yiyeyimdir. Kim onu bayram namazından önce öderse bu Allah katında kabul edilmiş bir zekat yani fıtratdır. Kim onun namazdan sonra verirse bu da sadakalardan bir sadakadır. Kitaplarımızın da yazdığı üzere sadaka-i fıkhı Ramazan Bayramı'nın birinci gününün fecrin doğumundan itibaren vermek vaciptir. Ondan evvel ve sonra da verilebilir sevgili Nevicab. Zekat ve sadaka ile alakalı hadis-i şerifler bu kadar zikredilmiş. Şimdi hacla alakalı hadis-i şeriflerden birkaç tanesini ve kısa açıklamalarını aktarmak istiyorum. Şöyle buyurmuş efendimiz. Kim Allah için haccederse, ne nefes ne de fıska sapmazsa memleketine, evine, anasından doğduğu günde olduğu gibi tertemiz ve günahsız olarak döner.
Bu hadis-i şerifte geçen Refes eşine yaklaşmak, herhangi bir suretle şehvete mağlup olmak ve genel manada kötü söz söylemektir. Fısk da gerek günah işlemek, gerekse kavga etmek, mücadele etmek gibi hal ve hareketlerde istikamet sınırından çıkmaktır. Bunlar haccın kabulüne mani olan günahlardır. Her umre ondan sonraki umreye kadar olan küçük günahlar için kefarettir. Mebrur haccın yani günahlardan salim ve sırf Allah için olan haccın cennetten başka mükafatı yoktur. Umre, haccın muayyen günleri dışında yapılan ziyaret demektir. Bir diğer hadis-i şerifte birbiri ardınca hem hac hem umre yapın. Zira bunlar körüğün demir, altın ve gümüş pisliğini giderdiği gibi fakirliği ve günahları giderir. Mebrur bir hac için cennetten başka bir sevap yoktur. Yani onun mükafatı ancak Cennet'tir.
Darekutni ve Taberi'nin İbn-i Ömer radıyallahu anhüma'dan rivayetine göre birbiri ardınca yapılan hac ve umre hem ömrü hem rızkı artırır. Buyuruyor efendimiz. Allah'ın elçileri üçtür düşmanla savaşan, hacceden umre yapan. Ebu Hureyre radıyallahu anh da şöyle diyor: Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem bize hutbe iran etti de şöyle buyurdu. Ey insanlar! Allah size haccı farz kılmıştır. O halde hacc edin. Bunun üzerine bir adam her sene mi ya Rasulallah dedi. Hazreti Peygamber Efendimiz sükut buyurdular. Nihayet o adam bu sözü üç defa tekrarlayınca Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem eğer evet deseydim muhakkak ki her sene farz olurdu. Siz ise elbette buna güç yetiremezdiniz. Sonra şöyle dedi. Ben size emir ve nehyi terk ettiğim müddetçe siz de bana lüzumsuz sorular sormaktan vazgeçin.
Sizden evvelki ümmetler peygamberlerine karşı hem böyle faydasız soruları çok sormaları, hem ayrılığa düşmeleri sebebiyle helak olmuşlardır. O halde ben size bir şey emredersem ondan gücünüz yettiği kadarını yerine getirin. Bir şeyden de nehyedersem onu bırakın. Ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyuruyor. Şüphesiz alemler için çok feyizli ve bizatihi hidayet olmak üzere konulan ilk ev yani mabed elbette Mekke'de olandır. Buhari ve Müslim'in Ebu Zer radıyallahu anh'dan rivayet ettikleri bir hadiste de açıklandığı üzere maksat Kabe-i Muazzama'dır. Obeyd Mescid-i Aksa'dan eskidir. Bütün dünyanın en eski mabedidir. Ali İman Suresi doksan yedinci ayeti kerimede de şöyle buyruluyor. Orada apaçık alametler İbrahim'in de makamı vardır. Kim oraya girerse taarruzdan emin olur. Ona bir yol bulanların yani gücü yetenlerin beyti hac ve ziyaret etmesi Allah'ın insanlar üzerinde bir hakkıdır.
Kim inkar ederse Allah alemlerden müstağnidir. Kimseye muhtaç değildir. Bir diğer ayet-i kerimede ise şöyle buyuruyor Rabbimiz Bakara Suresi yüz doksan yedi. Ayet-i kerimede. Hac ayları bilinen aylardır. Kim o aylarda haccı kendisine farz eder, ihrama girerse artık kadına yaklaşmak, günah yapmak, ve kavga etmek yoktur. Siz ne hayır yaparsanız Allah onu bilir. Bir de hac seferinize yetecek miktarda azıklanın. Muhakkak ki azığın en hayırlısı insanlara yük olmaktan kaçınmaktır. Ey kamil akıl sahipleri benden korkun. Evet sevgili enerjiniz. Bu ayet I kerime ile bugünkü programımızı da burada bitiriyoruz. Bugün sizlere Mahmud Sami Ramazanoğlu Musahabe isimli eserinin beşinci cildinden Zekat ve Sadakaya dair ve Hacca dair bazı hadis-i şerifleri ve kısa açıklamalarını aktarmaya çalıştım. Bir sonraki programımızda inşallah hacla ilgili hadis-i şerifleri aktarmaya devam edeceğim.
Sultanü'l arifin Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kaddesallahu Sırrahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici.