Sultanü'l arif'in Merhum Bahmut Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu sırahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebe. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. Kıymetli dinleyiclerimiz İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde birlikteyiz. Bakara Suresi Tefsiri'nde inşallah. Mahmud Sami Ramazanoğlu, Gaddesallahu Sirrahü'l Azezid'in Bakara Suresi Tefsiri ile devam ediyoruz. Bugün sizlere inşallah iki yüz altmış birinci ayet-i kerimeden itibaren aktarmaya çalışacağım. Allah yolunda infak başlığıyla alınmış ayet-i kerimeler. Mallarını Allah yolunda harcayanların hali yedi başak bitiren, her başağında da yüz tane bulunan bir tek tohumun hali gibidir. Allah kime dilerse ona kat kat verir.
Allah ihsanı bol olan her şeyi hakkıyla bilendir. Mallarını Allah yolunda harcayıp da sonra o harcadıklarının arkasından bir başa kakış ve bir eziyet ilave etmeyenler. İşte onların mükafatları Rab'leri yanındadır. Onlara hiçbir korku da yoktur, mahzun da olacak değillerdir. İyi bir söz ve ayıp örtme, ardından eziyet gelen bir sadakadan hayırlıdır. Allah her şeyden müstağnidir, hilm sahibidir. Ey iman edenler. Sadakalarınızı malını insanlara gösteriş için harcayan, Allah'a ve ahiret gününe de inanmayan bir kimse gibi başa kakmak ve incitmek suretiyle heder etmeyin. Çünkü onun hali üzerinde bir toprak bulunup da kendine şiddetli bir yağmur isabet eden, bu suretle o kendisini kaskatı bir taş haline bırakmış olan kaypak bir kayanın hali gibidir. Onlar dünyada işledikleri hiçbir şeyden istifadeye muktedir olamazlar. Allah kafirler güruhuna hidayet vermez.
Allah'ın rızasını istemek ve ruhlarında olan imanı kökleştirip takviye etmek için mallarını harcayanların hali de bir tepenin üzerinde bulunan güzel bir bahçenin haline benzer ki ona bol bir yağmur isabet etmiş de meyvelerini iki kat vermiştir. Ona bol bir yağmur düşmese bile hiç olmazsa bir çilendi bulunur. Allah ne yaparsanız hakkıyla görücüdür. Sizden herhangi biriniz arzu eder mi ki hurmalardan, üzümlerden bir bahçesi olsun. Altından ırmaklar aksın. Orada kendisinin her çeşit meyveleri bulunsun. Fakat bir gün ona ihtiyarlık gelip çöksün. Aciz ve küçük çocukları da olsun. Derken onun ve yavrularının biricik geçim kaynakları olan o bahçeye içinde bir ateş bulunan bir bora isabet etsin de o da yanıversin. İşte Allah size ayetlerini böyle apaçık bildirir. Olur ki düşünüp öğüt alırsınız.
Ey iman edenler, hak yolunda infakı kazandıklarınızın en güzellerinden ve sizin için yerden çıkardıklarımızdan yapın. Kendinizin göz yummadan alıcısı olmadığınız pek adi bayağı şeyleri vermeye yeltenmeyin. Biliniz ki Allah muhakkak ki her şeyden müstağnidir, halde layık olan ancak O'dur. Şeytan sizi fakir kalırsınız diye korkutur ve size cimriliği emreder. Allah ise size kendisinden bir mağfiret ve ayrıca bir bolluk vadediyor. Allah ihsanı geniş olandır. Her şeyi hakkıyla bilendir. O, hikmeti kime dilerse ona verir. Kime de hikmet verilirse muhakkak ki ona pek çok hayır verilmiştir. Salim akıl sahiplerinden başkası iyi düşünmez, öğüt alamaz. Hangi şeyki infak ettiniz yahut adaktan ne adadınızsa muhakkak Allah onu bilir, zalimlerin hiçbir yardımcıları da yoktur. Eğer sadakaları aşikare verirseniz bu ne güzel olur.
Fakat onları gizler ve fakirlere gizli verirseniz işte bu sizin için daha hayırlıdır. Bundan sonra Allah günahlarınızdan bir kısmını mağfiret eder. Allah ne yaparsanız hakkıyla haberdardır. Habibim onları hidayete erdirmek senin üzerine borç değil. Hidayeti ancak Allah kime dilerse ona verir. İnfak edeceğiniz hayır kendi faydanızadır. Zaten siz ey müminler Allah'ın rızasını aramaktan başka bir suretle infak da etmezsiniz. Allah yolunda ne infak ederseniz size tamamıyla ödenecektir. Siz bu hususta haksızlığa uğratılmayacaksınız. İşte bu infak ettikleriniz Allah yoluna kendilerini vakfetmiş fakirler içindir ki onlar yeryüzünde dolaşmaya muktedir olamazlar. Onların hallerini bilmeyen, onların iffet ve istinalarından dolayı zengin kimseler zanneder. Habibim, sen onları yüzlerindeki alametlerden bilirsin. Onlar yüzsüzlük edip de insanlardan bir şey istemezler.
Siz hak yolunda ne hayır infak ederseniz şüphesiz Allah onu hakkıyla bilicidir. Mallarını gece gündüz, gizli aşikar infak edenler yok mu? İşte onların mükafatları Rab'leri katındadır. Onlara hiçbir korku da yoktur. Onlar mahzun da olacak değillerdir. Ebu Hüreyre radıyallahu anh'dan rivayete göre Nebi-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurmuşlardır ki kim helal bir kazançtan bir miktar yiyecek tasadduk ederse ki Allah da ancak helal kazançtan infak edileni kabul eder, Allah onu İ yedi Rezzak-ı Sübhanîsine alır, yani koruma eline alır. Onu infak eden hesabına onu çoğaltır. Sizden herhangi birinizin tayını terbiye ede ede büyüttüğü gibi büyütüp çoğaltır, dağı kadar oluncaya dek bunu yapar. Yine Nebi Muhterem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz müminin sadakası sahibini dünya afetlerinden, kabir fitnesinden ve kıyamet gününün azabından muhafaza eder buyurmuşlardır.
Hadis-i Şerif'te şöyle varid olmuştur. Sehavet yani cömertlik kökü cennette, dalları dünyaya uzanan bir ağaçtır. Kim ondan bir dala yapışırsa onu cennete götürür. Cimrilik kökü cehennemde, dalları dünyada bir ağaçtır ki ona kim tutunursa cehenneme götürür. Bir başka hadis-i şerifte dul kadının ve miskinin ihtiyaçlarını temine gayret eden, Allah yolundan cihad eden mücahit gibidir buyurmuşlardır. Çünkü onların ihtiyaçlarını temin de bir feragatı, büyük bir sabrı ve durmadan kötülüğü emreden nefsi alt etmeyi gerektiriyor. Bu cihetle ecri büyüktür. Yine bilinmelidir ki ameller niyetlere göredir. Nebiyy-i Ekrem Sallallahu Aleyhi ve Sellem niyetü'l mümin hayrun min ameli buyurmuşlardır. Yani müminin niyeti amelinden hayırlıdır. Hadis-i Şerif'in sebebi vurudu ve manası şöyledir.
Bir gün Nebi-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem bir kuyuya ihtiyaç bulunduğunu ve bu kuyuyu müminlerin istifadesine hazırlayanın büyük bir ecre nail olacağını buyurdular. Bunu Hazreti Osman bin Affan radıyallahu anh işitip hemen o kuyuyu hazırlamaya niyet etti. Fakat bir kafir de Hazreti Osman radıyallahu anh'dan daha çabuk davranıp o kuyuyu kazdırdı. Bunun üzerine Nebi-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz müminin niyeti onun amelinden hayırlıdır, yani o kafirin amelinden hayırlıdır manasındaki hadis-i şeriflerini iran ettiler. İkinci olarak müminin amelden mücerret niyeti niyetten mücerret amelinden yine hayırlıdır. Çünkü bir işin Allah indinde makbul olması için amelin güzel bir niyetle güzel bir şekilde yapılmaya çalışılması lazımdır. İnfak da insanların derecelerine göre derece derecedir. Avamın infakı yalnızca malını vermektir ki mükafatı cennettir.
Havassın infakı malını infak etmekle beraber nefsini de tezkiye ve kalbini tasfiye etmektir ki ecri kıyamet gününde vech-i Akdes-i İlahiyi müşahede nimetine nailiyettir. Yani Cemalullahı görme nimetine kavuşmaktır. Bu sebeple mümine gereken ve yaraşan, malını infak ederken nefsini de temizlemek ve kalbini Allah'a tahsis etmektir. Kalbinde mal sevgisi, dünya sevgisi bulunan bir mümin imanın zevkine ve kemaline eremez. Cimrilikten sakınmak ve elinde bulunanın ölçüsünde cömert olmaya çalışmak da müminliğin şiarındandır. Tebük seferi zuhur ettiğinde Ashab-ı Kiram her biri kendi durumlarına göre öyle fedakarlıklarda bulunmuşlardır ki mesela Hazreti Osman radıyallahu anh sefere çıkacak olan orduyu, ki meşakkatinden dolayı Ceyşul User deniliyordu, teçhiz edip donattı. Techizatıyla beraber bin deve verdin dinar verdi.
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem gayet de memnun ve mahsus olup Ya Rabbi ben Osman'dan razıyım, sen de razı ol demişlerdir. Abdurrahman bin Avf Radıyallahu Anh malının yarısını tasadduk ederek dört bin dinar verdiler ve dedi ki şimdilik yanımda sekiz bin dinar vardı. Dört binini aileme bıraktım, dört binini de Rabbime ikraz ettim, borç verdim. Nebi Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem efendimiz infak ettiğini de ailene bıraktığını da Allah bereketlendirsin. İşte Ashab-ı Kiram'dan sadece iki kişinin halleri. Bunlar infak ederlerken gönül rahatlığıyla kalp huzuruyla ve neş'e içinde infakta bulunuyorlardı. Allah cümlesinden razı olsun. Bazı büyükler derler ki infaktan sonra başa kakmak nifaka, infaktan sonra gönül kıracak şeyler söylemek yahut yapmak da riyaya girer ki her ikisi de şirktir Allah korusun. Anlatılır ki İbrahim Aleyhisselam'ın vadiler dolusu koyunu vardı.
Ona bir melek insan suretinde görünerek geldi ve dedi. İbrahim, Rabbinin zikredilmesinden mahsus olarak eğer Rabbimi bir defa zikredersen şu gördüğün bütün koyunlarımın yarısını sana veririm. İnsan suretindeki melek hemen az önce zikrettiğim tespihi tekrar etti. İbrahim Aleyhisselam Rabbimin tesbihini bir kere daha tekrar etti. Şu gördüğün bütün koyunlarım senindir demekle o ve gökteki melekler şaşırarak ve onu tebrik ederek dediler ki Allah'ın seni dost edinmesi hakikaten sana layıktır ve Allah seni her din ve millette güzel hatırayla yad ettirmesi hakkındır ey İbrahim. İnsanlar infak ve tasadduk hususunda kuvvetli, orta kuvvetli ve zayıf olmak üzere üç kısımdırlar. Kuvvetliler bütün varlıklarını bir defada tasadduk edebilme kudretine sahip olup Allah'a verdikleri muhabbet sözünde kemaliyle sadık olanlardır. Bunların serdarı Ebu Bekir Sıddık Radıyallahu Anh'dır.
Orta kuvvetli olanlar ellerini bir defada maldan hali kılmaya muktedir olamayıp mücerret ondan istifade için değil bir başka muhtacın zuhuruna bırakan ve ibadete kuvvet kazanmak niyetiyle mallarından bir miktarını yanlarında bulundurmaya muvafık görenlerdi. Üçüncüsü de zayıflar olup farz olan zekatla iktifa edenlerdir, yetenlerdir. Bizim imanımızı ve ahlakımızı kuvvetlendirip nefislerimizin elinde zebun olmaktan kurtarıp Allah ile kanaat eden, gayrıdan bir şey ummayan halislerden kılmasını meblağı mütealimizden niyaz ediyoruz. Kıymetli dinlerimiz Mahmud Sami Ramazanoğlu Gadde Sallallahü Ziretü'l aziz devam ediyor bu ayetleri tefsir etmeye ve şöyle ifade buyuruyorlar. Verdikleri sadakadan sonra insanları rencide eden kimselere layık olan ukubettir.
Hakikatte mal Allah'ın olup insanlara yine Allah'ın nimet ve emaneti bulunmakla, onu kendi mülküymüş gibi zorla infak ettikten sonra başa kakarak insanlara eza eden, gönüllerini rencide eden kimseye Ashab-ı ilahi haktır. Bu sebeple büyükler güzel, muvafık ve münasip bir söz arkasından eza gelen bir sadakadan hayırlıdır mealindeki ayet-i celileye dayanarak demişlerdir ki kendinden bir şey isteyene münasip bir lisanla bir şey veremeyeceğini yahut şimdilik müsait bulunmadığını söylemek, verdikten sonra başa kalkmak yahut o kimseyi kendi şahsi menfaati istikametinde hareket etmeye cebri manevi ile yani psikolojik bir baskıyla zorlamaktan daha hayırlıdır. Çünkü isteyenin gönlünü yalnızca güzel bir sözle hoş edilir. Sadaka cesedine fayda verecekse güzel söz de ruhuna fayda verir.
Cesedine fayda verirken eğer ruhu ve gönlü incitilirse maksud olan rıza ve insana memnuniyet veren bir fayda hasıl olmaz. Gönüllerde bulanıklık ve bunama hasıl olur. Bu sebeple bu illetten kurtulamayanlara yalnızca güzel bir sözle iktifa etmeleri tavsiye olunur. Hasan-ı Basri der ki bir gün Nebi-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem ashabı arasına çıkarak sizden körlüğünün giderilip görür kılınmasını Allah'tan isteyen kimse var mı? Öyleyse biliniz ki dünyaya rağbet edip de tul-i emeli bırakmazsa Allah onun dünyaya rağbeti ve tul-i emeli kadar kalbini kör eder. Kim kalben dünyayı terk eder ve tul-i emeli bırakırsa Allah ona güzel bir ilim, güzel bir hidayet verir. Bilesiniz ki sizlerden sonra katle ve zorbalığa dayanan bir saltanat, iftiharla bulanmış bir zenginlik, heva ve hevese dayanan bir muhabbet gelecek.
Sizden bu zamana yetişip de kim zengin olmaya muktedirken fakirliğe, sünnetleri terk edip de sevilmeye karşılık sünnetlere ittiba edip de insanlar tarafından sevilmeye, izzete muktedir olduğu halde hor görülmeye, tahammül etmeye ve bunları ancak Allah rızasını kazanmak için yapmaya vazmederse Allah Teala ona elli sıddıkın sevabını verecektir. Sevgili dostlarımız İhsan Mektebi programımızın bugünkü bölümünü de burada bitirmek istiyorum. İnşallah bir sonraki programımızda Bakara Suresi tefsirinde Mahmud Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Zerrahü'zirau'zisin yorumlarıyla tefsirleriyle. Tekrar birlikte olmayı umut ediyoruz. Sultanü'l arif'in merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi.
İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mikttibi. Seslendiren Aladdin Biçici.