Sultanü'l arif'in Merhum Bahmut Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu sırahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebe. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Hz. Ne işler misiniz? Mahmud Sami Ramazanoğlu Gaddi Sallallahü Sirrahü'l-Aziz'in Bakara Suresi tefsiriyle bugünkü bölümümüze devam ediyoruz inşallah. Bugün sizlere müşrik ve mümine kadınlardan söz eden iki yüz yirmi bir. Ayet-i kerimeden itibaren meal ve tefsirini aktaracağım. Ey müminler, müşrik kadınlarla onlar Allah'a iman edinceye kadar evlenmeyin. Mümine bir cariye, müşrike bir kadından, o müşrike hoşunuza gitse de elbette hayırlıdır.
Müşrik erkeklere de onlar iman edinceye kadar mümin kadınları nikahlamayın. Mümin bir köle, bir müşrikten, o müşrik sizin hoşunuza gitse de elbette hayırlıdır. Onlar sizi cehenneme çağırırlar. Allah ise yaptığı beyanatıyla cennete ve mağfirete çağırır. O insanlara ayetlerini çok güzel açıklar. Umulur ki onlar bu ayetleri iyice düşünüp öğüt alsınlar. Sana hayızın ne olduğunu sorarlar. De ki o bir sıkıntıdır. Bu sebeple hayızları zamanında kadınlarınızdan uzak durun. Onlar temizleninceye kadar onlara yaklaşmayın. Tamamen temizlendikleri zaman Allah'ın size emrettiği yerden onlara yaklaşın. Muhakkak ki Allah çok tevbe edenleri sever, çok ihtimamla temizlenenleri sever. Kadınlarınız sizin için birer tarladır. O halde tarlanıza dilediğiniz gibi gelin. Kendiniz için siz gitmeden evvel iyi ameller hazırlayın. Hayırlı evlatlar yetiştirin.
Allah'tan da korkun ve bilin ki muhakkak ona kavuşacaksınız, iman edenlere müjdele. Yeminleriniz sebebiyle iyilik etmenize ve kötülüklerden sakınmanıza ve insanlar arasını bulmaya Allah'ı engel yapmayın. Allah her şeyi hakkıyla işitici, kemaliyle bilicidir. Allah sizi yeminlerinize vaki olan nahvvden dolayı mesul tutmaz. Ancak kalplerinizin azmettiği yeminlerden dolayı hesaba çeker. Allah çok mağfiret edicidir ve halimdir. Kullarının günahları sebebiyle rızıklarını kesici değildir. Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenler için dört ay beklemek vardır. Eğer erkekler o müddet içinde kefaret verip zevcelerine dönerlerse şüphe yok ki Allah günahları mağfiret edici, kullarına merhamet edicidir. Eğer boşamaya karar verirlerse muhakkak Allah her şeyi hakkıyla işitici, herkesin niyetini hakkıyla bilicidir. Boşanmış kadınlar kendi kendilerine üç hayız ve temizlenme müddeti beklerler.
Eğer onlar Allah'a ve ahiret gününe inanıyorlarsa Allah'ın onların rahimlerinde yarattığını gizlemeleri onlara helal olmaz. Hocaları bu bekleme müddeti içinde barışmak isterlerse onları geri almaya herkesten daha layıktırlar. Erkeklerin meşru surette kadınlar üzerindeki hakları gibi, kadınların da onlar üzerinde hakları vardır. Yalnız erkekler onlar üzerinde bir dereceye kadar maliktirler. Allah mutlak galiptir, gerçek hüküm ve hikmet sahibidir. Sevgili Nebiler'm, nikah hakkındaki ahkam-ı ilahiyeyi beyan eden bu ayetlerde küffar ile yuva kurmak ve günlük hayatta onlarla yakın yaşamak ne yolunmuştur. Müminler müminlerle evlenir. Ahlaksız kimseler ahlaksız kimselerle yahut müşriklerle evlenirler. Habis kadınlar habis erkekler içindir, temiz kadınlar temiz erkekler içindir. Esiletü'l Hukum adlı eserde şöyle denilmektedir.
Ahlakların farklı oluşu, bedenler şehadet aleminde yani dünyada birbirleriyle karşılaşmadan, ruhların ruhlar aleminde alemi ervahta birbirleriyle tanışmalarından dolayıdır. Kimin ruhu salih bir adamın ruhu ile tanışmışsa bu eseri tanışma dolayısıyla salih olur. İşte ahlakın salih ve fasit diye farklı oluşu bundan dolayıdır. O halde mutlaka buna sebep bir münasebettir. Bu alaka cismani ve ruhani olabilir. Cismani yani bedensel açıdan alaka insanoğlunun yaratıldığı tein, çamurla ilgilidir. Ruhani açıdan alaka ya gelince o da daha önce zikredilen ruhani münasebetle ilgilidir. Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur. Ruhlar düzenli ordular gibidir. Ruhlar aleminde birbirleriyle tanışanlar dünyada kaynaşır, birbirini yadırgayanlarda ihtilafa düşerler. Bu hadis-i şerifin vurud sebebi olarak Hazreti Aişe'den rivayet edilen şu vaka anlatılır.
Mekke'de bir kadın Kureyş kadınları arasına girer, onları güldürürdü. Cenabı Allah imkan verip bu kadınlar hicret edince onları güldüren kadın da Mekke'den geldi. Hazreti Aişe diyor ki kadınları güldüren o kadın benim yanıma geldi. Ona ey falan kadın kime geldin dedim. Cevaben size dedi. Nerede konuk oldun deyince Medine'de güldüren bir kadına konuk oldum diye cevap verdi. Bu sırada Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem geldiler. Buyurdular ki o güldüren falan kadın yanınızda mı? Ben evet deyince kime konuk olduğunu sordu. Cevaben falan güldüren kadına dedim. Allah Rasulü sallallahu aleyhi ve sellem Hamd yalnız Allah'a aittir. Ruhlar düzenli ordular gibidir buyurdular. O halde aklı başında olan insanın iyice düşünmesi gerekir zira kendini iyice görebilen, halini düşünebilen kişi, kendisini Hakk'a muhalif yollara çağıran arkadaşlarından uzak kalır ve heva heves davetçisine karşı çıkar.
Cenab-ı Allah şöyle buyurmuştur: İnsanlardan hangisinin ameli daha güzel, onları imtihan edelim diye biz yeryüzünde olan şeylere kendilerine mahsus bir ziynet verdik. Bu kadrabun yani yaklaştırılanlar varlık aleminde neler varsa hepsini bırakıp Allah'a koşarlar ve Allah rızasından başka hiçbir şeye iltifat etmezler. Mevla'dan başka bir Mevla da istemezler. İşte bunlar niyetleri güzel ve amelleri salih kimselerdir. Bunların üzerinde yürüdükleri yol da sıratı müstakimdir. Allah'ım bize doğruyu ilham et. Nefislerimizin şerrinden bizi koru. Muhakkak ki yalvarışlara cevap verecek ancak sensin. İmam Gazali Kuddüs'e Sirruh-ul Ali demiştir ki nasihat kolaydır. Zor olan onu kabul etmektir. Zira o hevasına tabi olana göre acıdır. Çünkü yasaklanan şeyler onların kalplerinde sevimlidir. Vaiz ise ancak hakiki mümine faydalı olabilir.
Hakiki mümini Cenabı Allah Kitabı Kerim'inde vasfederek şöyle buyurmuştur. Kamil müminler ancak o kimselerdir ki Allah anıldığı zaman kalpleri ürperir. Rivayet edilir ki Şakîk Belhihi kuddise Sirruh önceleri bir tacir idi. Hristiyan ülkelerinde ticaretle meşgul olurdu. Bir gün Hristiyan papazı ona ne kadar zamanda gelip gidersin diye sordu. O da cevaben üç ayda dedi ve üç ayda ticaret eşyalarını satın alır, üç ay içerisinde götürür ve üç ayda da satarım diye ilave etti. Bunun üzerine Hristiyan melikki bu senin söylediğin aylar tam bir senedir, Rabbine ibadet etmez misin diye sorunca Şakiki Belhinin kalbi bu sözden pek müteessir olmuş, hemen bu şekildeki ticaretten vazgeçerek kendini tamamen ibadete vermiştir. Bir kula Allah'ın tevfiki refik olursa, arkadaş olursa, o kul hedefe varıncaya kadar mesafeleri kat etmeye devam eder çeşitli felaketler ona zarar veremez.
Bir kul kendi haline bırakılırsa, hiçbir kınama kendisine fayda vermeyeceği gibi, hiçbir söz de ona tesir etmez. Allah Rasulü'nün ümmetine yaptığı nasihatlerden biri de şu mübarek sözleridir Allah'ın kulundan yüz çevirmesinin alameti kulun malayani ile meşgul olmasıdır. Yaratılış gayesinin dışında bir saat ömür geçiren kişi, ne kadar üzülüp pişmanlık duysa Sezar'dır. Kırkını geçen kimsenin hayrı şerrinden fazla değilse cehenneme hazırlansın. İşte bu nasihatte ilim sahipleri için yeterli ibret mevcuttur sevgili dinleyiciler. Hadis-i şerifte buyurulmuştur ki, zina eden bir kadın sıcak bir günde susuzluktan dilini çıkarmış, kuyunun etrafında dolaşan bir köpek görür. Hemen ayağından pabucunu çıkarır, onunla köpek için kuyudan su alır ve bu sebeple Allahü Teala o kadını affeder. Buhari demiştir ki kadın ayağındaki mesini çıkardı, başörtüsüyle sağlamca bağlayıp onunla köpeğe su çekti.
Bu sebeple Allahu Teala onu bağışladı. Hadis tevbesiz de olsa günah-ı kebairin affına delalet etmektedir ki ehli sünnetin görüşü budur. Ayrıca yiyeceğe ihtiyacı olan kimseyi doyuranın da sevap ve mükafata nail olacağını bildirmektedir. O halde akıllı olana gereken kitap ve sünnetle amel etmektir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır: Kimin hicreti Allah ve Resulüne ise mükafatı da Allah ve Resulüne aittir. Kim dünya için hicret ederse onu elde eder. Kadın için hicret eden onu nikahlar. Hülasa herkes niyetine göre karşılık görür. Düşün ki bir insan neyi umuyor ve kast ediyorsa karşılığı kendisine veriliyor. Hadis-i şerifte dünyanın itibara değer olmadığını, basitliğini anlatmak için Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem dünya kelimesini tekrar etmedi. Çünkü dünyanın varlığı eğlence ve oyuncaktan ibarettir. Sanki o yok gibidir.
Hadis-i şeriften maksat şudur Kişi Allah için dünyadan hatta her şeyden kendini çekip almalıdır. Şunu iyi bil ki hak yolcusu için lüzumlu olan, Hak'la batıl arasını tefrik edecek şer'i ilimleri tahsil etmek, felsefi konulara ve ilimlerin kapalı kısımlarına dalmaksızın tefsir ve hadisi anlayabilecek ölçüde resmi ilimlerle meşgul olmak. Çünkü kifayet miktarından fazlası şeriat ve tarikat ehlinin ortaya koyduğu esaslara göre yasaklanmıştır. İsa Aleyhisselam'a halktan senin gibi olan var mı diye sorulunca, o da cevaben bakışı ibret, susması fikret ve kelamı zikrolan kimse benim gibidir dedi. Kul kendisini daima Cenab-ı Allah'ın gördüğünü ve duyduğunu bilmelidir. Dolayısıyla Allah'ın kendisine bakışını ve her şeyinden haberdar oluşunu basite almamalıdır. Allah'tan gizlemediğini başkalarından gizleyip saklayan kimse Allah'ın bakışını basit, değersiz görmüş demektir.
Allah'ın murakabesinde olduğunu bilmek imanın üç meyvesinden biridir. Zira Allah'ın kendisini gördüğünü bildiği halde günah işleyen kişi ne kadar da cesur, ne kadar hüsrana uğramıştır. Görmediğini zannederek günah işleyen ise ne kadar nankör, ne kafirdir. Allah'tan hakkıyla korkmak ve böylece ehl-i takva derecesine vuslat ancak masivayı yani Allah'tan başkasını terk etmek ve onlara iltifat etmemekle elde edilir. Zira Halık-ı vuslat mahluktan ayrılıp uzaklaşma ölçüsündedir. Allah'a takarrub yaklaşmak masivadan uzaklaşmakla mümkündür. Kulun mahlukata dünyaya değer verip iltifat etmesi ancak mahlukatın iç yüzünü ortaya koyacak nurdan mahrum oluşu sebebiyledir.
Yoksa ahiretin dünyadan daha hayırlı, Allah'ın yanında bulunan nimetlerin daha güzel ve devamlı olduğunu kendisine gösterecek bir nur, yakini bir iman gönlünü aydınlatsa işte o zaman dünyanın hemen göç edilip bırakılacak bir yer olduğunu ve insanı aldatıcı o güzelliklerinin de derhal fani olacağını görebilir. Çünkü kesin olarak gelecek olan şu anda mevcut gibidir. Özellikle dünyanın değişen ahvali, servet ve sahiplerinin durmadan el değiştirmesi bunu ne kadar açık bir şekilde göstermektedir. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmaktadır: Şüphesiz ki Nur kalbe girince kalp genişler ve ferahlar. Ey Allah'ın Rasulü, bunun belli bir alameti var mı diye sorulunca Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem insanın aldatıcı dünyadan uzaklaşıp ebedilik alemine yönelmesi ve ölüm gelmeden onun için hazırlık yapmasıdır şeklinde cevap vermiştir.
Allah'ım bizi sana vuslat ve kavuşmak için iyice hazırlanan kullarından eyle. Amin. Saygı derdin Necilerimiz İhsan Mektebi Programımızın bugünkü bölümünde sizlere yine Mahmud Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Sirahü'l-Aziz'in Bakara Suresi tefsirinden iki yüz yirmi birinci ayeti kerimeden itibaren aktarmaya çalıştım. İnşallah bir sonraki bölümümüzde yine aynı eserden iki yüz yirmi dokuz. Ayet I kerimeden itibaren boşanma hükümlerini bildiren ayetlerin tefsiriyle birlikte olmak, buluşmak, umut ve arzusuyla. Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's-Sirahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici.