Yetmiş sekiz. Ay, onuncu hain, ikinci günü ve bazal ertesi gecesi. Hicri sene doksan dokuz, bin üç yüz doksan dokuz. Kula izin verirse kardeşlerimizla beraber sohbete başlıyoruz. Çünkü bu bandı İstanbul, Ankara, Muğla, Denizli, Aydın, Gonca, Kayseri, Develi, Yahyalı, Van, Erciş, Erzurum vesaire yerlerden istiyorlar. Onun için, hülas azası konuşalım bakalım bu fakirin sözünü dinlesinler. Bunun taifelerine, kanine ashabına, bütün peygamber-ı yazan, evliya-ı kiram, mümin-i müinat, Müslüman, sevgili annelerimiz, sevgili babalarımız, akraba-i taalluk halkımızın ruh taifelerine dallan başında kalan halk ile yeksan olan bir Fatiha'ya muhtaç olan arkadaşlarımızın ruhuna üç yıldız bir Fatiha. Elhamdulillahi İslamiye İslam dininde. İslam dininde kardeşlerim İslam dininde ahlak mevzuu muazzam bir ilim.
Kaç gündür size söylüyorum ya sohbet ediyoruz çok namaz kılıyoruz, çok oruç tutuyoruz, çok ibadet ediyoruz, çok zikrediyoruz. Ahlak kötü oldu mu? Dağlar gibi ekin saplanıyorsun bir kibritle mahvolup geliyor. Allah'a kalk ahlak lazım. Ahlaklar takniyle. Bakın kainat Efendimize soruyorlar sallallahu aleyhi ve sellem hadis-i şerifleri bunlar. Ya Muhammed en hayırlı ümmetimi bize haber ver. En hayırlı ümmetin hal ve senin hakları güzel ola. Ya Resulallah anlatamıyor mu? En efdal ümmetini, en efdal ümmetin halim, selim ve hane halkı ile hoş geçinen ümmetin hayırlısız ümmetlerin arasında. Onun şimdi önlük dolaşıyor muhakkak hülas-ı hamideye ihtiyacımız oluyor. Geçen gün büyüttük ya Çok Türkçeleştiriveriyim. Çıkarak çok kullanılan tek seri Türkçeceğine girerim Çünkü kardeşlerim daha çok faydalansın diye. Ralefese Hazreti Hasan Radıyallahu Anh Efendimiz rivayet etti hadisi.
Bu mevzuya girsek Hasan-ı Masrafamızın menakabıyla sohbetletin biter. Çünkü onun münafıklarını çok okuyoruz biz. Gideceğini diyeyim hayatında tek günah etmiş bir efendi. Hayatında tek günah etmiş başka yapmamış. Onu da yaz levha halinde yakasına yazdırmış yapıştırmış kendine bir varlık gelmek ihtimali olduğu zaman o yazıya bakar Allah'a karşı isyan ettiği için ağlar ağlar ağlar bu elbisesinin o kısmı o yazılar yeşile bastırılır. Bir gün balkonda yatırkana tövbe ibadet ederken mevlamızı düşüne düşüne gözlerinden akan yaşıttır aşağıdaki alanın üzerine tap tap tap açtırılıyor. Acaba bunlar mı ola, Müslüman mı ola, Rus ne ola diye sormuşlar. Hasan'ın günahkar Hasan'ın gözünün yaşı iki ayında temizlensin şeyiniz belki kötü olur gözünden aklı diyor. Ondan sonra damlası dünyayı kurtar. Allah sorduğu zaman cevap vermeden çekinecek. Nasıl cevap geçsin? Çok hata etmiş çünkü.
Şöyle yapmak hayır Ya Rabbi diyor. Ben onu yapmadım. Yanlış yazmışlar bunu ya. Olur mu ağzından mühür diyor. Halıkı Zülcelal Yasin-ı Şerif de ağzına mühürü vuruyor Allah hem alsa kendi kusurumu tıkır tıkır haber veriyor. Göz diyor benimle harama baktı din diyor beni bile günah söyledi gıybet etti iftira etti benimle televizyona baktı içinde en parça çeşit günahlar vardı eliyle fenalık yaptı, ayağıyla fena yollara yürüdü, bir bir haber veriyor. E, evde şahit olursa dışarıdan gelen bir yerde başka bir şey istemiyor ki. Yani, boynu bükülüp kalıyor. Halık-ı Zülcelal Celle Celal Celal'in hasretlarına hibritten bir tın çıkarıp diyor ki ben de lehine şahidim Ya Rabbi, ben de lehine şahidim bunun o aleyhine şahitlik etti. Söyle kork oğlum. Ne önüne söyle ne oldu? Bir gün senin korkundan senin korkundan Azamet-i İlahiyeden kalbi titredi de yüzüne yaş geldi.
Kaldı yaşar sana içini doldurdu da dışarıya çıkamadı. Yaş dedi, dağıldı ama bana derdi diyor. Bir tek kelime derdi. Senin korkundan anlamadı dışarıya çıkmadan mı bana derdi? Benim korkumdan sana derdi ha? Essahamelim yarabbim ya Rabbi, öyleyse kulumu affettim Cennetü ala. Yani imttida lazım kardeşim. Hasan'ın Basra zatlarının yüzünden akan yaşlar ta aşağıya döküyor da mübarek o yaşa da mundar diye, üstünüzü yıkayın günahkar Hasan'ın diyor. Böyle tevazula alınacak kardeşim yoksa böyle kiviyle olmaz mı? Hayat konuştu muydu? Geçti gitti haberimiz sordu. Abdulfatir Geylani Kuddse sirrabü'l-Aziz. Beni Allah'a vasıl eden vasıta üç oldu. Üç şeyle Allah'a vasıl oldum. Geceleri ibadet ile gündüz ile sıyamla, giraseti ilm ile vasıl olamadım. Beni ahlak vasıl etti Allah'a. Allah'a o yüzden kavuştuğundan vuslat makamına çıktım cem un cem makamına o çıkardı. Neyi o diyor?
Birisi diyor baştan diyor kerem ve sakat. Herkese ikram etmek sehavet ellerimi açmakla oldu bu iş. İkincisi tevazula oldu. Kim tevazu ederse Allah onu yüksel, kim kibri dese Allah onu yerlerinin dibine indirir. Arkadaşlar, Allah rızası için tevazu olalım sakıy olalım. Yine selamet-i sadrına bu deşimde hiçbir düşünce kalmadı sırf Allah vardı deşimde diyor. Neden ilim olunur diyor? Zikullah şifa umutluü Allah, Allah, Allah zikride yine kalbim şifaya kavuştu. Yani ne hırs kaldı, ne tamah kaldı, ne pukul kaldı, ne adavet kaldı, ne ken kaldı, ne hasetlik, ne kibir, ne riya, ne sübhan, bunların temizleriyle kalbim Allah'a kalkmış Hasan Muhammed Mustafa'nın Sallallahü aleyhi ve sellem torunu, torunu, Katidi Hasan radıyallahu anh, Ondan rivayet edin de hadis sahih kullanım için ravileri alınır baştan.
Daha efendim, Hızır Hasan kimdi biliyorsunuz ya Muhammed Mustafa'nın haditleri, HZRAT-ı Aliiyel Murtaza'nın bebekleri, Fatımatazzü'l-Zühra'nın kuzuları, Cennet-i Ala'nın şabapları, gençleri, Seyyidleri yani gençlerin o kadar Allah katında makbul ve merhul kullar ki Peygamberimiz onları ağırlarına bastı. Bir gün Yahya gelirdi çok yine geldi. Yahya diyelim işte Yahyadu kelemi Cebrail Aleyhisselam o suratla gelirdi. Sahabelerin en güzeli, en güzeli. Geldi oturunca dizlerine otur verdiler Hasan-ı Hüseyin Efendimiz çok küçüklerin. Cebrail'i koynunu arıyorlar böyle ceblerini. Türlerine sokar ben bunları bilemedim ne diyorlar bunlar? Seni bir hayat zannettiler de hurma getirirdi ceblerinde sen de hurma getirdin mi diye arıyorlar Ya Rabbi ya Ya Rabbi Muhammed kılınanlarından beni mahcup etme.
Cennet Teala'ya uysan da kurma al da evlerine koy oradan korumak alarak dünya bayana cennet kurmalarını giyen Hasan'a. Büyük ki yani buralara girdim geçen çok uzun uzun, samimi döndüremiyorum, geriye çeviriyorum bak şeyleri. Uzun uzun büyük vakalar Hazreti Ali ile Muaviye arasında aralarında olan vakalardan eve Hazreti Hasan Efendimize kalınca benim oğlum iki büyük fitnenin önünü alacak diye buyurmuştur. Menbere çıktı dedi ki ben hakkım olan hilafetten vazgeçiyordum. Halbuki sükut. Ne gideceğiz? Ay. Ben hilafet. Devir geçti ondan sonra bütün fitne sevindi bir izne de böyle bir zat. Hasan benden, ben Hasan'danım buyurdu. Bilimden yukarı Hasan, Hasan'a benzer, belimden aşağı Hüseyin'e benzerim ben. Böyle böyle onların vasıfları var. Tek etmez ne yapayım? Onun için halen vaaz birisi vaaz verirken güneş asacağımız, ikindi geçiyormuş.
Öyle aşılsak ki ben bir daha gördüm bunu Konya'da biz sağdı hacı Mustafa Efendi. Keşke keramet uzaktan böyle bakardı. Tahir hocamız Allah'ın hiçbirinde hocası Ziya efendimize Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem mevlul-i şerifin içerisinde kana kana kevseriç ettiğini gördüğü gibi, babası Efendi öyle bir hocaydı. Ben denemiyorum dedim. Yakamı çekin kürsüden aşağı düşürün artık dedim. Kalbimin hukuku, dedi, başka adamın elinde kıvranıyor mikrofonu şeyi. E tahammül edemiyorum, ne yapayım dedi. Güneş de geliyor, ikindi de geliyor ama ne yapacağım dedi. Demiş ki dedi zat dedi ben Hasan Hüseyin'den bahsediyorum, müneş-i geriye iade et demişti. Neşi yerine gelmiş, kimliği kılmışlar, derhal açmış gitmiş dedi. O yüzden büyülü zatlar onlar. Bunu ne için konuşuyorum? Onlar tuzulu ol yok muhabbet edelim diyor. Ehli beyte muhabbetimiz düşsün.
Onlar canlarımız sultanlarımızla şefaatlerine nail etsin inşallah. Hasan'ın babası Aliyye Murtaza. O rivayet ediyorum. Hazacak da aynı radiyallahu anh'ın. Mentabası, merakıklar içinde birçok yeri tutmuş, söylemeğiyle neyle bitecek yeri yok. Allah şefaatine nail etsin. Başta çaremiz yok, geçiyor. Han Ceddül Hasan, Hasan'ın Ceddül Muhammed Mustafa sallallahu teala buyurdular. Ela inne ahsen el hasen. Güzellerin en güzeli dünyada, güzellerin en güzeli kimin ahlakı güzel ise en güzeli işimizdeki insan o. Ahlak çirkin olduktan sonra, ahlak benim ahlağıma benzettikten sonra çok korkarım. Çok Allah'ımız. Ahlakımızı ahlakı tahallaku bir ahlakillah ve bir ahlak Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem sırrına masal buyursun. Allah'ın ahlakıyla ahlaklanın Muhammed Mustafa'nın ahlakıyla ahlaklanalım kardeşim. Hiç kimseyi gayrı durmeyiz o zaman.
Ben şu meslekteyim de o büyük meslektir de onun yolu, tarikat ışığı onun tabii hiçbir şeyi kalmaz. Ertesi vahşete kavuşur insanın. Ayrık ayrı görenler, kendi ayrı ve onun için ayrı gayrı görenler Mevla'yı seversek severiz. Evlayı severiz. Hiç birbirimizi ayrı görmüyor ama çünkü Mümin müminin kardeşim diyor. Allah bundan sen zorla kendini ayırıyor da başka türlü bir kardeşlik ihdas ediyorsan ayet-i celîleye muhalif hareket etmiş olursun. Onun için ol gitmiş oluruz. Hepimiz bir can gibi kardeş olalım. Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem ümmetim ehli iman bir bina gibidir, birbirinden gıybet alır. Bak bunun içinde kimisi ağaç, kimisi demir, külfetun nakile kimisi çimento kimisi kireç kimisi tıraş her biri bir türlü şeylerden meydana gelmiş içinde oturuyoruz. Müslümanları birbirinden ayırmaya çalışanlar helak olurlar günün birinde görürsün. Yani Müslümanın hippisi bir.
Tabii İstanbul'dan bize sormaya geliyorlar. Hocam, yanığı yok mu lan? Yani biz Türk Kürt, Türkleri bir defa edelim, imkanları kıralım geçirelim diyor. Acaba hata ediyor mu? En büyük hata ediyorsunuz. Kürtlerin içinde okul ahtaplar var yani okul, evet, okul ilk başı ahtap. Kavsir alsan, okul ula. Öyle zatlar var değil mi? Bunlardan biliyor gülelim. Halık-ı Zülcelal ve Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem'e binanın içindeki katkara demir, katkara Arap, yani bembeyaz kireç bembeyaz Türk, yine zumuk, biraz dumuk deresinde Çimonta, Kürtler, Çerkezler vesaireler bir araya geliyor imanlı işte. Kürt halinde mümindir bunlar. Bunları birbirinden ayırmak büyük günah olur ya bunlar. Allah rızası için hiç kimseyi gayrı görmeyin. ۦnehkame mindallallahi.
Sizin en mükerreminiz benim indinde, benim indinde diyor Allah en himmetlınız Allah'tan en ziyade korkanınız itti gaibeniz, Mevla'mızdan korkanınız, fesat çıkarmayalım. Kimseye kerih görmeyelim, böyle yaşarım inşallah. Allah ahlakımızı ahlaka hamide etsin inşallah. Bayan bu yirmi senedir görüştüğüm aldığım emirle kul milleti vahdete kavuşturmak, bir rüya kavuşturmak. Böyle çalışırız. Beni meşayıkı ziyaret etmeden Elhamdülillah. Hepsinin gönlünü gördünüz, gazımız değerlendirdi. Onlarla sevinçtik. Halda hayret kaldılar. Benim Muhammed'ime bir meşayika vardım simsiyah dolapları takkalın Lozan'dan Muhammed Abdullah takdir atacağımızın babası şık Arap onun halife tayin ettiği İbrahim Efendi vardı mih der misal. Öyle ceviz der ki zaten ben üzümlerden kara yüzümü çok hoşlanır. Sanmıyorum şimdi kara üzüm, kara kiraz daha takılır. Kara kiraz büyük büyük kara kiraz.
Yani Allah'ın kara kirazı, akkirazı, kırmızı kirazı, evengi bilmem vesairesi hep onun hüznü, hep onun mahsulu. Biz niye ayrı görüyoruz acaba? Ben ona takip ediyorum. Çoğu insanlar siyah yüzümü yemeyi seviyor. Aslında bir yazı seviyor, geçmiş. Konu olsun kardeşlerim. Allah rızası için sözlerime iyi dinleyin. Aferin ahlaktan konuşayım inşallah. İslam dininde ahlak muazzam, mevzuu muazzam bir alimdir. Babası size yazılmış yüz binlerce eser elimizde mevcuttur. Hiçbir dinde akla bu kadar mükemmel olarak ele alınmamıştır. O bizim İslam gibi kadar hiçbir dinde almamıştır, üzerinde korumamıştır Yazılardan okuyun. Nedeniyeti, mürüvvetin, insaniyetin, nezaketin, lütufkarlığın, muavenetin, kadirşinaslığın hataydı mana ve ilmi bu dinin samimi saliklerine bir ilahi vergidir. Kartta zulüm almış tören yürümüş Kalpte zulüm almış, yürümüş. Yine derlikleri türemiş.
İnsanların vahşeti en kavli karanlıkları içinde kalmışken Resulü İslam, İslam Resulü sahabelerine an Enes radiyallahu anh la Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem üç sayfa üç yüz yetmiş sekiz. Sizden biriniz tam mümin olamazsınız. İyi dinleyelim, bana geldik mevzua. Ta ki kendi nefsi için sevdiğini din kardeşi için de sevmedikçe tam mümin sayılmazsınız. Size ne seviyorsanız mümin kardeşlerimize da onu sevmedikçe. Diğer bir hadis-i şerifte, ha gıyda Müslüman, Müslümanın hakikası, kumsallar onun elinden, dilinden selim ve emin olan kimsedir. Ne dilinden zahmet görüyor ne elinden zahmet görüyor. Yani ona Müslüman denilir Müslüman denilir buyuruyorlar. Burada şunu hiç çekinmeden kuvvetli olarak söyleyebiliriz ki bugünkü beşeriyet bugünkü huşu beşeriyet içinde buluruz, hadi-i beşer beyannamesi yerine bu iki hadisi, bu hadisi Muhammediyeyi sallallahu aleyhi ve sellem düstur kabul etsin.
Anayasanı aramasın. Bu iki hadisi düstur kabul etsin. Sevdiğini emin için sevmek, elinden dilinden herkes selametle olmak. Bu iyi ki hadisle amel etsinler, tam tatlı yesinler. Lızamı alem en kısa zamanda düzelecek. Anlıyor musun? Mu? Mahkemeler rahat edecek, hakimler ilgilenecek, hapishaneler hoş kalacak. Ben dışarılardan çık misal hattına gel öyle vermiyorum. Hicaz'ın mahkemesine diyor vardım diyor. Hadisin efendi hocamız Kayseri Müftesi elli bir sene vaazı. Elli bir sene vaazı vermiş bizzat. Öyle hakim bu, ayıp diyor hakim, Arapça konuştuk diyor bize söz veren taksi gelmedi şu numune taksim Medine-i Münevvere'ye yetişemeyecek miyiz? Misin? Hemen yazı verdiler. Bir buçuk saat sonra buraya koydum.
Dediler Arapçada bir buçuk saat sonra bağırıyor adamın eli arkasına bağlanmış taksının başını göğsünden sim sim yaş geliyor bana Arapça dedi ki yolda makinemin tekerlerini hatalı olacağım affetmezsem de çok büyüklesem dediler. Bunlar diyor ki şöyle siz ne diyorsunuz? Ben mi öyle bir macera atarım affediyorum Götüracak mısın? Götüreceğim. Onu seviyorum diyor, bir şey yazdı, yüz anahtarı diyor. Öyle bir şey vuku bulmasın, niye buradan mağlubiyet vermediniz telefon edilmedi bana? Yine ayılı olan bir adam, buyursunlar bunu Ali'ye. Hacı Avni diye kardeşimiz Adana'da vaaz bir kere uzak bize haber verdi. Bir misafir olduk diyor onlardan birisine diyor. Şöyle uzun bak şimdi oturuyoruz diyor bir kuş geldi şöyle yakamıza burnumda bir taş var attım diyor elimden tuttu buyur, diyor nereye?
Buyur bir yere gideceğiz, buraya mahkemeye diyor bu diyor kuşa taş attı, cezasını beş lira at yapıyor, kuşu incitmek doğru değil, oraya yazdı beş liraya aldı diyor. Seneye geldik oturalım diyor. Yahu sen bana UşakAŞ atılmaz atma deseydin haklısın da ne iyi sen beni götürdün de kendi paramı verdin de beni kaçardın. Buyur. Buyur. Kim etsem olurdu. Buyur diyor ki ne gittin? Hakkın huzuruna var. Efendim bana yalanı talim ediyor, yalan emrediyor, cezasını kamyon edelim diyor. Hamza verdik ya öyle bir şey de yazayım sana. Kardeşim, Yani bizim en büyük yapacağımız şeyleri onlar yapıyor. Cihan Bahan Bey insan nedir matlu bir insi cin? Ne senden kimse incinsin ne sen bir kimseden incin. Incin. Kimseyi incitmemek kimseden incinmemek lazım. Bizatihi örnek vereceğim.
Adana'dan buraya hicret veren bir hoca efendi Adana'da vaaz verirken müftü, müsevi, vaazlar onun başına biriken cemaate tahammül edemeyerek hasetlikleri kabararak inmesi için valiye varmışlar. Adana'nın fabrikatör o Hasan deklerini büyük teşkilat tayyara tutmuşlar, tayyaraya yazılmışlar, hıngaraya geliyorlar müftü, müsevvik vesaire hattısının yerine başka tayin olsun. Bir de mühendis damadı var o varmış demişler efendim böyle böyle hesapüse geçtiler üf diye falan hep atıyorlar çünkü size hakaret duruyorlar bunlar onun için dedi onlar atmaya gelin geliyorlar onlar bir yumruk oldular da dedi çık duyurur mu dediler ama duyuruyorum hiç seslenmedi gözlerimden yaş gelir bana finansya tasrasını getirsin Hasan Efendi ile Cemal ile çık çıktı. Şöyle şöyle şöyle taslayarak diyor beni bunun Ankara'ya diyor yarın İstanbul'a diyor. Geçeceğim aman baba ne bileyim böyle demez sarından yatağa bin diyor.
Yok hicret edeceğim çünkü ben yeni bir mesleke süluk gittiğim zaman Ali deve namında gerilerde bizzat vardı oğlum dedi bana oğlum. Ölene kadar dervişliği terk etmezsen sana bir vasiyet getiriyorum bunu devam ettir. Ne senden kimse incinsin ne sen bir kimseden incin. Ben bu dervişliğimin muhafaza için. Müftü, müseviyet vesair benden incindikten sonra ben bu memleketi terk ettiğimi daha hayır ederim. Tepmezsen çocuklarımızı getirdim diyor damadına ve bu yüzden hicreti diliyor. Yani bir de ki benden içmesin diyor. Biz nasıl? Bir bülbül yapın ki o bülbül yapmak lehenz-i sevabı haccı ekber sevabı olsun. Bir bülbül yıkmak, bir bülbül yıkmak bin defa Beytullah'ı uçurmak gibi böyle. Bundan haberimiz olsun yani. Benim için bizim bu kadar böyle olur. Kabe'yi Günyat Halini Azerest, Kabe'yi bina eden Azer'in oğlu İbrahim Aleyhisselam ve efendim. Çok yani Konya'da büyük bir sohbetimiz vardı.
O doktorlarla, mühendislerle ne ile? Cemaatimiz çünkü ona göre geliyor, söz. Gelen müşteriye göre gelir mi sakatlık oluyorsa o cemaatten oluyor. Şu mağazamıza gelen efendim büyük kumaşlar istedim ama o verilir. Kimisi de buz ister, kimisi kaz ister öyle olmuyor. Yoksa yani iş o seviyede gider. Süvey hidayet yer onun noktası çok büyüktür. Biz onu nasıl gördüğümüzü, bize nasıl gösterdiklerini daha hayranım, evde dinletin mut gibi alıyor ama şimdi diyemiyorum ya. İşte mutlak bu kadar büyük. Gün yapmaya çalışalım, dinlemmayalım hayattayız bir gün olur.