Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu Sırrahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici. İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz. Bugün de sevgili izleyiciler. Mahmut Sami Ramazanoğlu Daddesallahu Sirrahü'l Aziz'in Musahabe isimli eserinin altıncı cildindeki sohbetlerle inşallah programımıza devam edeceğiz kaldığımız yerden. Bugün sizlere fil vakası ve mescitlere dair iki sohbeti aktarmaya çalışacağım inşallah. Bildin mi ey ekrama rusül? Rabbin ashab-ı fiile ne yaptı? Rabbin Teala onların hilelerini zayi kılmadı mı?
Rabbin Teala ashabı fiil üzerine fevc fevc, öbek öbek kuşları gönderdi ki o kuşların her biri onlara çamurdan yapılmış, ateşte pişmiş gibi sert çakillar atarlardı. Kuşların taşları atması üzerine Rabbin Teala onları yenmiş ekin çöpü gibi kıldı. Ashab-ı fiili helak için Allahu Teala Hazretleri birtakım kuşları fevc fevc, grup grup müteferrik surette farklı şekillerde asker, tabur, bölük ve takımları gibi Ebrehe'nin üzerine gönderdi. Her kuşun ağzında ve iki ayağında da birer tane olmak üzere üç tane ateşte pişmiş kiremit gibi sert kurşun taş vardı. Her taşın üzerinde kime isabet edeceği yazılıydı. Bu taşları kuşlar kafirlerin üzerine attılar. Her taş bir kafire dokunur deler öbür tarafından kurşun gibi çıkar, derhal onu öldürürdü. Taşların, mercimekten büyük, nohuttan küçük olduğu tefsirde rivayet edilmiştir.
Taşlar helak ettikleri kimseleri ekinin sapı gibi veya kapçığı gibi içi yenmiş, boş çöp gibi yapmıştır. İşte Kadir, Kayyum olan Hak Sübhanehü ve teala Hazretleri kuşlarla ve kuşların attığı taşlarla insanlara kudreti kahiresini ibret bahşiş olmak üzere izhar buyurmuştur. Bunu her mümin ve akıl sahibi kabul eder. Sadece kalbi ölü, basireti kör olanlar kabul edemez. Bu fil vakasını müşriklerde aynen görmüş olduğundan bu sure-i celile nazil olduğunda müşriklerden inkar eden bir fert bile olmamıştır. Fil vakası, Peygamber Efendimizin doğumundan elli dört gün evvel vuku bulmasına rağmen, o vakayı görmüş gibi bilmedin mi, bildin manasına görmedin mi şeklinde varid olmuştur. Geçmiş ümmetlerin helaklerine sebep olan zelzele, tufan, saika gibi gadab-ı ilahiyi bazı tabiiyyun yani tabiatçılar maddi sebeplere hamlederek inkar etmişlerdir.
Halbuki Hak Sübhanehü ve teala Hazretleri ferman-ı Micidi'nde biz onlardan her birini isyanları sebebiyle muahaze ettik, cezalandırdık. Onlardan bazıları üzerine şiddetli rüzgar gönderdik. O rüzgarlarla onları helak ettik ve onların bazılarını zelzeleyle bir yere batırdık. Onlardan bazılarını biz denize gark ile helak ettik. Halbuki Allahü Teala onları helakle onlara zulmetmiş olmadı. Ancak kendileri hakkı kabul etmemek ve Rus'ullerini tekzip etmekle nefislerine zulmetmiş oldular, buyurmuştur. Halık Teala ve Tekaddes Hazretleri Fil suresinde Habibine Rabbüke lafzıyla Rab ismi şerifini Resulullah'a muzaaf kılması Habibine tazim, Kureyş kavmine de ta'riz içindir. Yani ashabı fili helak eden senin rabbindir.