Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahuüsraü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. İhsan Mektebi programımızın yeni bir bölümünde sizlerle birlikteyiz sevgili deneyimler. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gadde Salliü Sirrahü'l-Asis'in Bakara Suresi tefsirine inşallah kaldığımız yerden devam ediyoruz yüz on üçüncü ayet-i kerimeden itibaren. Yahudiler dediler ki Hristiyanların dayandıkları bir şeyleri yoktur. Hristiyanlar da da Yahudilerin dayandıkları bir şey yoktur dediler. Halbuki onlar da kitabı okuyorlar, onlar da hiçbir şey bilmeyenler de aynı sözü söylediler.
Artık Allah bu ihtilaf ettikleri şey hakkında kıyamet günü aralarında hükmünü verecektir. İyi bilmelisin ki her grup, her fırka kendilerinde olanla övünür durur. Bu durum yalnız sapık fırkalara mahsus değildir. Aksine bir sufi ile diğer sufi şeyhle şeyh ve alim ile diğer alim arasında da cereyan eder. Binaenaleyh her grubun karşı tarafı hata ile suçlaması devam eder gider. Evla olan hidayete tabi olmaktır. Meşahihten birisi demiştir ki Kim nefis terbiyesi yapmadan, dünya ve ahireti tanımadan, sırf basit dünya menfaati için gönül sahibi ve irşada ehil olduğunu iddia ederse bunun cezası Rasulullah'ın Miraç gecesi gördüğü kadınların cezasının kat kat fazlası olacaktır ki bu kadınlar makaslarla göğüslerini kesmektedirler. Cibril Bunlar kimdir? Diye sorduğunda Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Bunlar zina yoluyla çocuk dünyaya getirenlerdir diye cevap vermiştir.
Binaenaleyh delilsiz dava batıldır. Delilsiz iddianın sahibi hem kendi sapmış hem de başkalarını sapıtmış olur. İddia eden saniye kadına benzer yani zina eden kadına benzer. Onun hevasına tabi olan da veled-i zina gibidir. Böylece mürebbisi olmadığından veled-i zina hükmen helak olmuş demektir. Bid'atçıya tabi olmanın neticesi, bid'at ve küfürden başka bir şey değildir. Allah'ın mescitlerinde onun adının anılmasını men edenlerden, Oraların harap olmasına çalışanlardan daha zalim kim olabilir? Onların hakkı oralara korkak korkak girmekten başka değildir. Dünyada onlara rüsvaylık var, ahirette de en büyük azap da onlarındır. Cenabı Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz buyurmuşlardır ki bir kimsenin camiye alıştığını gördüğünüz zaman onun ehl-i imandan olduğuna şehadet edebilirsiniz.
Şu sebeple ki Cenab-ı Hak Allah'ın mescitlerini ancak Allah'a iman edenler mamur kılar buyurmuş ve mescitlere gelmeyi mescitleri mamur kılmak olarak beyan etmiştir. Hazreti Ali Radıyallahu Anh şöyle demiştir: Altı şeyh mürüvvettendir. Bunlardan üçü Hazar'da yani ikamet halinde, üçü de seferdedir. Hazar'da olanlar Allah'ın kitabını tilavet, Allah'ın mescitlerini mamur kılmak, Allah için kardeş edinmek seferde olanlarsa azıkta cömert davranmak, güzel ahlakı muhafaza etmek, masiyet cümlesinden olmamak şartıyla latifeleşmek, şakalaşmak. Hadiste varid olmuştur ki ecrini Allah'tan bekleyerek Beyti Makdis'i ziyaret edene Allah Teala bin şehit sevabı verir ve vücudunu ateşe haram kılar. Bir alimi ziyaret eden Beyt-i Makdis'i ziyaret etmiş gibidir. Hürmet cihetinden mescitlerin başında geleni Mescid-i Haram'dır. Sonra Medine Mescidi, sonra Beyt-i Makdis'tir.