Sultanü'l arif'in Merhum Bahmut Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu sırahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebe. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. Kıymetli dinleyicilerimiz Mahmud Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Sirrahü'l-Aziz'in Bakara Suresi tefsiri ile inşallah sizlerle birlikteyiz yeni bir ihsan mektebi programımızda. İnşallah bugün Bakara Suresi yüz yirmi. Ayet-i kerimeden itibaren devam edeceğiz. Yahudiler ve Hristiyanlar sen onların dinine tamamen uyuncaya kadar asla senden razı olmayacaklardır. De ki Allah'ın gösterdiği yol yok mu? İşte doğru yolun ta kendisidir O.
Eğer vahiy ile sana gelen bunca ilimden sonra onların heva ve heveslerine uyacak olursan, andolsun Allah tarafından senin için ne bir dost ne de bir yardımcı bulursun. Biz kendilerine kitap verip de onu okunması gerektiği şekilde okuyanlar ona iman edenlerin ta kendileridir. Kim ona küfrederse onlar da maddi ve manevi en büyük zarara uğrayanların ta kendileridir. Ey İsrailoğulları size ihsan ettiğim bunca nimetimi ve sizi bir zaman için alemlere tafdil ettiğimi üstün kıldığımı tekrar hatırlayın ve artık o günden korkun ve sakının ki hiçbir kimse kimse namına bir şey ödeyemez. Kimseden bedel kabul olunmaz, kimseye de şefaat bir fayda vermez ve onlara başka herhangi bir yardım da edilmez.
Cenab-ı Hak Yahudilerin kıblenin tahviline değişmesine karşı vuku bulan itiraz ve muhalefetlerini beyandan sonra buyuruyor ki artık sana bu hususta ittiba edeceğin, tabi olacağın bir bilgi geldikten sonra onların meyillerine yollarına uyarsan sana Allah tarafından bir dost da bir yardımcı da yoktur. Bir mümin ehli heva ve ehli bid'atin türlü tezvirat ile dolu yollarına tabi olmaz ve öyle kimselerle arkadaşlık kurmaz. Onların sözlerine ve fiillerine iştirak etmez. Nitekim Hadis-i Şerif'te kim bir kavmin amellerine tabi olursa onların zümresi içinde haşrolunur yani onların cemaatine dahil edilir ve kıyamet gününde onların amellerinden de mesul tutulur. Kendisi onların amellerini işlememiş olsa bile. Çünkü haliyle onların amellerine rıza göstermekle onlara iştirak etmiştir.
Mühim hususlardandır ki insan bazen bir öldürme, bir zina işine hiç müdahale etmemiş, hiç yaklaşmamış olmasına rağmen günahına iştirak eder. Bu, kendisi yapmamakla beraber o işin failinden memnun ve o işin yapılmasından, meşru olmasından dolayıdır. Nitekim Hadis-i Şerif'te kim bir masiyeti müşahede eder de ondan tiksinerek ne olurdu bu iş olmasaydı derse kendisi orada yokmuş gibi muamele görür. Bir masiyetin vukuu esnasında orada olmayarak vukuundan sonra gıyaben memnun olan kimse de o masiyete iştirak etmiş gibidir. Bir zarurete mebni, masiyet meclisinde bulunmak yahut elinde olmayarak bir masiyet meclisiyle karşı karşıya gelmek kalben bir meyil olmadığı müddetçe memnu yasak değildir. Ancak işini süratle görüp oradan süratle uzaklaşmalıdır. Bir masiyet meclisinde oraya meylederek bulunmak ise şer'an Memnu'dur, yasaklanmıştır.