Sultanü'l arif'in Merhum Bahmut Sami Ramazanoğlu KaddeSaluhu sırahü'l Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebe. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Seslendiren Aladdin Biçici. Değerli dinleyicilerimiz, İhsan Mektebi programlığımızın yeni bir bölümünde tekrar sizlerle birlikteyiz. Kavuşturan Rabbımıza sonsuz hamdüsenalar olsun. Mahmut Sami Ramazanoğlu Gaddesallahu Zerrabü'l-Aziz'in Bakara Suresi tefsirine inşallah devam ediyoruz. Seksen üçüncü ayet-i kerime ile inşallah bugünkü bölümümüze başlıyoruz. Hani İsrailoğulları'ndan Allah'tan başkasına ibadet etmeyin. Anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edin. İnsanlara güzellikle söyleyin.
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin diye teminatlı ahd ü misah kalmıştık. Sonra içinizden birazınız hariç olmak üzere bu sözünüze arka çevirdiniz. Her zaman yüz çeviren kimselersiniz siz. Yine sizden birbirinizin kanlarını haksız yere dökmeyin. Kendinizi kendi yurtlarınızdan çıkarmayın diye kati söz almıştık. Sonra siz bunu ikrar etmiştiniz ve siz buna bizzat kendiniz şahitsiniz. Sonra siz artık o kimselersiniz ki işte kendi kendinizi öldürüyor, içinizden bir fırkayı yurtlarından çıkarıyor, aleyhlerinde günahta ve düşmanlıkta ittifak edip yardımlaşıyorsunuz. Eğer size esir olup gelirlerse kendileriyle fidyeleşir, esir mübadelesi yapar, yine onların kendi yurtlarında kalmalarına müsaade etmezsiniz. Halbuki onların çıkarılması size haram kılınmıştı. Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıyorsunuz da bir kısmını inkar mı ediyorsunuz?
Fityeye ait ahkamı kabul edip de katilliği, sürgüncülüğü ve kötülükte yardımlaşmayı nehyeden kısımlarını kabul etmiyor musunuz? Şu halde sizin içinizden böyle yapanların cezası dünya hayatında rüsvaylıktan, esir ve makhur yaşamaktan başka bir şey değildir. Kıyamet gününde de onlar azabın en şiddetlisine itileceklerdir. Allah yaptıklarınızın hiçbirinden gafil değildir. Bunlar ahirete karşılık dünya hayatını satın almış kimselerdir. Bundan dolayı üzerlerinden azap kaldırılıp hafiflemeyecek, onlara yardım da edilmeyecektir. Yahudiler riyasetleri elden gider korkusuyla pek çoğu Rasulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e iman etmediler. Allah'ın ahkamını kendi arzularına göre tebdil ve tağyir edip kullarını saptırdılar. Kitabın hoşlarına giden kısmına iman ettiler, beğenmedikleri kısmına iman etmediler. Kalpten riyaset sevgisi çıkmadıkça kul kamil imana sahip olamaz.
Nefsin yedi mezmum, yerilmiş sıfatı vardır. Ucup kendini beğenmek, kibir, riya, gazap, haset, mal sevgisi, makam mansıp sevgisi. Cehennemin de yedi kapısı vardır. Kim bu yedi kötü sıfattan kurtulursa kendisinden cehenneme açılan yedi kapıyı kapatmış ve cennete girmiş olur. Allah'ın Resulü sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır. Yetimin işlerini üzerine alan kimse ile ben cennette bu iki parmak gibiyiz. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu sözleri söylerken orta parmağıyla şehadet parmağına işaret etmiştir. Cahiliye devrinde Araplar şehadet parmağıyla sövdüklerinden buna söven parmak manasına sebabe denmiştir. Ancak İslam bu ismi hoş karşılamadığından ona müşire işaret parmağı demiştir. Zira onunla Müslümanlar namazda Allah'ın birliğine işaret ediyorlar. Rasulullah'ın işaret parmağı orta parmağından daha uzundur.
Orta parmağın sağındaki Bınsır adındaki parmağı ise orta parmağından kısadır. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu üç parmağına işaret ederek ben, Ebubekir ve Ömer kıyamet gününde böylece haşredileceğiz buyurmuştur. Allah Resulü'nün parmaklarının durumunu bilmeyen kimse bu hadisin te'vilini bunların birbirine bitişik ve yakın olmasına hamletmişlerdir. Halbuki bu uzak bir manadır. Zira resuller, nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihlerin mertebe ve dereceleri birbirinden çok farklı ve değişiktir. Hamdolsun Musa'ya o kitabı verdik. Ondan sonra da birbiri ardınca aynı şeriatle memur peygamberler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da gayet açık burhanlar mucizeler verdik ve onu Ruhul Kudz ile teyit ettik. Demek size ne vakit bir peygamber gönüllerinizin hoşlanmadığı bir şeyi getirirse hemen büyükleneceksiniz. Kiminiz yalanlayacak kiminiz de öldürecek öyle mi?
Cevaben dediler ki kalplerimiz mahsa perdedir. Kaşarlanmıştır ne söylesen kar etmez. Bilakis Allah onları küfürleri sebebiyle lanetlemiştir. Artık ne kadar az iman ederler. Vaktaki onlara Allah katından kendi yanlarındaki kitabı tasdik edici ve tahrif ettiklerini tashih edici, düzeltici bir kitap geldi ki daha evvel küfredenlerin aleyhine Allah'tan böyle bir fetih istiyorlardı. İşte Tevrat'ın şehadet ve sarahatiyle tanıdıkları. O kitap kendilerine gelince ona hasetlerinden ve mevki hırsından dolayı küfrettiler. Artık Allah'ın laneti bu kafirlerin üzerine olsun. Onlar Allah'ın kullarından kimi dilerse ona fazl u kereminden vahiy ve nübüvvet indirmesine öteden beri haset ettikleri için Allah'ın bu kere indirdiği Kuran'ı da inkar etmek suretiyle nefislerini ne kötü bir şey karşılığında değişip sattılar da kasap üstüne gazaba oturdular. O kafirler için pek hor ve hakir edici bir azap vardır.
Bir de o Yahudilere Allah'ın indirdiği kitaba iman edin denildiği zaman biz bize indirilene inanırız derler de ondan başkasını inkar ederler. Halbuki o gönderilen kitap yanlarındaki Tevrat'ı tasdik eden bir haktır. De ki habibim öyleyse müminlerdiniz de yani Tevrat'a inanıyorduğunuzda niye Allah'ın peygamberlerini öldürüp duruyordunuz? Ant olsun, Musa size pek açık ayetleri getirdi fakat siz onun ardından buzağıya tutundunuz. Onu Tanrı edindiniz, siz böyle zalimlersiniz. Bir vakit size verdiğimiz Tevrat'ı kuvvetle tutun, ona sımsıkı yapışın, emrini dinleyin diye Tuğrul'u tepenizin üstüne kaldırıp sizden teminatlı söz almıştık. Kulağımızla dinledik, kalbimizle isyan ediyoruz demişlerdir. Çünkü küfürleri sebebiyle buzağı kalplerine su gibi içerilmiş, içlerine işlemişti. De ki eğer siz mümin kimselerseniz inancınız size ne kötü şey emrediyor.
Habibim söyle onları Allah katında ahiret yurdu insanlardan hiçbirinin değil de yalnız sizinse ve siz bu davanızda sadıklarsanız haydi ölümü temenni edin bakalım. Onlar kendi elleriyle ne hazırladıklarını bildikleri için ölümü asla ve kat'a temenni edemeyeceklerdir. Allah zalimleri çok iyi bilir. And olsun sen o Yahudileri diğer insanlardan hatta müşriklerden ziyade hayata düşkün bulacaksın. Onlardan her biri arzu eder ki kendisine bin yıl ömür verilsin. Halbuki onun çok yaşatılması kendisini azaptan kurtarıcı değildir ki. Onlar ne işlerlerse Allah hakkıyla görücüdür. Nebi Sallallahu Aleyhi ve Sellem ölümü temenni etmekten nehyederek şöyle buyurmuştur sevgili dinleyiciler. Sizden hiç kimse kendine gelen bir musibetten dolayı ölümü temenni etmesin. Ancak Allah'ım, hayat benim için hayırlı olduğu sürece beni yaşat. Ölüm hayırlıysa benim canımı al desin. Sehl b.
Abdullah et-Tüsterî, Kuddise Sirruh demiştir ki ölümü ancak üç kimse temenni eder. Ölümden sonrasını bilmeyen adam, Allah'ın kaderinden kaçan adam ve bir de Allah'a kavuşmayı 7 aşık. Şunu iyi bil ki ölüm büyük bir musibet, büyük bir beladır. Bundan daha büyüğü, ondan gaflet, onu hatırlamaktan yüz çevirmektir. Onu az düşünmek ve onun için çalışmamaktır. Zira ibret var, düşünmek isteyen için yalnız orada düşünce var. Nitekim vaiz olarak ölüm yeter denilmiştir. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem lezzetleri yok eden ölümü çok anın buyurmuştur. Kıymetli dinleyicilerimiz İhsan Mektebi programımıza devam ediyoruz inşallah. Doksan yedinci ayeti kerime ile devam edeceğiz. Habibim de ki kim Cebrail'e düşman olursa kahrından gebersin. Çünkü kendinden evvelki kitapları tasdik edici ve müminler için mahsa sırf hidayet ve müjde olan Kuran'ı Allah'ın izniyle senin kalbin üzere o indirdi?
Kim Allah'a, meleklerine, peygamberlerine, Cebrail'e, Mikail'e düşman olursa şüphesiz Allah da o kafirlerin düşmanıdır. And olsun biz sana apaçık ayetler indirdik. Onları fasıklardan başkası inkar etmez. Onlar ne zaman bir ahd ile bağlandılarsa içlerinden bir güruh onu bozup dağıtıvermiştir. Hayır, onların birçoğu ahde sadık kalmak gerektiğine iman etmezler. Onlar ne zaman Allah katından yanlarındaki kitabı tasdik edici bir peygamber geldiyse kendilerine kitap verilen o kimselerden bir güruh sanki hakikati bilmiyorlarmış gibi Allah'ın kitabını sırtlarının arkasına atmış, yani ondan yüz çevirmişlerdir. Kıymetli dostlarımız Mahmud Sami Ramazanoğlu Gadde Sallallahü Sirrahü'l-Aziz'in Bakara Suresi tefsirini inşallah aktarmaya devam edeceğiz. Bir sonraki bölümümüzde yüz ikinci ayet-i kerime ile inşallah sizlerle birlikte olmayı umut ediyoruz. Allah'a emanet olunuz.
Sultanü'l arif'in Merhum Mahmud Sami Ramazanoğlu Kadı Sallallahü's-Sirracü'l-Aziz'in bir ömür vererek hazırlayıp yaptığı sohbetlerinden ve kitaplarından derlediğimiz İhsan Mektebi. İslam ahlakını öğrenmek, İslam, iman, ihlas, gayret, hizmet gibi insanı insan kılan hasletlerle yetişip mükerrem insanlar olabilmek için İhsan Mektebi. Aladdin Biçici.