İnsanlığın Kamil Olması ve İmani Hayatın Esasları kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Halid bin Velid radiyallahu anh, rivayet ettiği bir hadis-i şerifte şöyle diyor. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'e bir adam gelerek, ya Resulallah, sizden hem dünya, hem de ahirette kafi gelecek, beni müstağni kılacak bazı şeyler istirham edeceğim dedi ve Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve…
İnsanlığın Kamil Olması ve İmani Hayatın Esasları ne anlatıyor?
İnsanlığın Kamil Olması ve İmani Hayatın Esasları kaydında Bismillahirrahmanirrahim. Halid bin Velid radiyallahu anh, rivayet ettiği bir hadis-i şerifte şöyle diyor. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'e bir adam gelerek, ya Resulallah, sizden hem dünya, hem de ahirette kafi gelecek, beni müstağni kılacak bazı şeyler istirham edeceğim dedi ve Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve…
Bu ses kaydının kaynağı kim?
Genel
Bu ses kaydı nasıl dinlenir?
Kayıt ücretsiz dinlenebilir; 14 konu başlığındaki zaman bağlantıları ilgili bölümü doğrudan başlatır.
Bismillahirrahmanirrahim. Halid bin Velid radiyallahu anh, rivayet ettiği bir hadis-i şerifte şöyle diyor. Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz'e bir adam gelerek, ya Resulallah, sizden hem dünya, hem de ahirette kafi gelecek, beni müstağni kılacak bazı şeyler istirham edeceğim dedi ve Resul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem de insanların en alimi olmak istiyorum diyor o kimse. Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz de Allah'tan kork. Insanların en alimi olursun, insanların en zengini olmak istiyorum, kanaat et, insanların en zengini olursun, İnsanların en hayırlısı olmak istiyorum. İnsanlara faydalı olan kimse onların en hayırlısıdır. İnsanların enadili olmak istiyorum. Şu halde kendin için arzuladığını insanlar için de arzula. İnsanların en hasıl, en seçkini olmak istiyorum. Allah'ı çok zikret. Onların en hası seçkin olursun. Muhsinlerden olmak istiyorum.
Şu halde ahlakını güzelleştir. İmanın kemale ersin. İtaatkarlardan olmak istiyorum. Allah'ın farz kıldığı şeyleri yerine getir, muti olursun. Allah'ın rızasına mazhar olmak istiyorum. Kendine ve Allah'ın mahlukatına karşı merhametli ol. İnsanların en kuvvetlisi olmak istiyorum, Allah'a dayan ve ona tevekkül et, insanların en kuvvetlisi olursun. Duamın kabul olmasını istiyorum, haramdan içtinap et. Allah'ın insanlar arasında beni rüsvay etmemesini istiyorum, rüsvay, rezil etmemesini, insanlar arasında rüsvay olmamak için dilini ve namusunu muhafaza et buyurmuşlardır. Bir rivayette namusunu ve kötü huylarını düzelt buyurmuşlardır. Efendimizin sanki bu sorulan cevaplara, sorulara vermiş olduğu cevap bizim hayatımızın özeti. Gerçekten öyle. İnsanlar her şeyde en üstün olmak istiyor. Öyle bir sıralanmış ki çok müstesna. Bir kere konuşan kim? Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimizdir.
Peygamberimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurmuştur. Üç grup insan kıyamet gününde arşın gölgesi altındadır. Bir, kocası ölüp kendisine küçük yetimler bırakan, kendisine evlilik teklif edildiği halde evlenmeyen ve Cenabı Hak onları ihtiyaçtan kurtarıncaya kadar ben onlara bakmaya devam edeceğim diyen kadın. İki, servet sahibi olup güzel yemekler yapan, bunu nafaka olarak dağıtan ve bu yemeğe fakir ve yetimleri de çağıran adam. Bunları söyleyeyim de siz daha çok menkıbeleri de duymak istiyoruz. Daha bir açılımını bir inayet iteala hissediyorum. Bunu söyleyeyim. Size yine Sami Efendi Hazretlerinin eserinden çok güzel bir hadiseyi nakledeyim. Üç, sıla'yı rahim yapan, yani akrabasını ziyaret eden, bu yüzden uykuda ferahlığı ömründe ziyadeliğe nail olan adam, o da Rab'lerinin arşının gölgesinde bulunacaktır. Dokuz yüz altmış beş.
Bizim İpek hocamız, Rahmetullah Ali Hasan hocamız ilim ehli bir insan durumunda hiç şüphe yok. Biz konuşuyoruz, görüşüyoruz. Dedi ki efendim konuşmaların görüşmelerin güzel de biz de de Hacı Hasan efendimizden şunu güzel güzel menkıbeler de dinlerdik. Ayet, hadis, ayet, hadis bir de onlardan ver dedi. Zaten onlar da ayet ve hadislerden mülhem sözler. Altmış beşte teşrif buyurdular, Yeşilhisar içmecesine, çocuğu. Fakat çocuklukta alınan bilgi mermere kazılan yazı gibi buyruluyor. Bir de üstadımız bize Sami efendimizi öyle anlatıyor ki evimiz hep o neşelerde dolu. Çocuğu beşikte sallarken ninniler söylerler. Bizim ninnimiz sadat-ı kiram hazaratı, mürşid-i kamillerimiz, Sam Efendimiz Hazretleri. Hep onlardan konuşuluyor. Zaten gelenler, gidenler belli. Beni dinlerken esamle O ayeti celileyi Cemile'yi okudular. Eğer nimetime şükrederseniz, nimetimi artırırım.
O şükür sadece dilin şükrü değil, bedenimizin saatte olması bedenimizin saatte olması ve onun yolunda, onun yolunda gayret ve çabadır. Eğer şükretmeyecek olursanız azabım şiddetlidir buyuruyor. Şükür çok uzun bir konudur. Yarısı sabır, yarısı da şükürdür imanın. Tabi çok geniş bul. Girildiği zaman şu güzel sözleri görüşemeyiz. Bela ve musibete sabır Rabb'ımdan geldi diyebilmek, ibadet ve taat yapmaya sabır, günah ve isyandan kaçmaya sabır. Asıl geliştiren de bu. Yerlerine belki kolay olabilir ama isyandan kaçmak kadar önemli bir sabır yok. Şems suresinde Cenabı Hak esamle evvela kötülükten vazgeçmek. Şimdi bazı tabirler var. Bunu Mecelle'den alarak söylüyorlar. Mani ile muktezi bir araya geldiği zaman evvela mania kaldırılır, sonra yola devam edilir.
Eğer okuyorsak böyle ruhumuza hitap eden o güzel eserlerde buyuruluyor ki başta günahlarınızdan bir tevbe Allah ile celle celalühu aranızda olan Allah ile kendi aranızda olan hak ve hukuka riayet edin. Bunun yanında diğer kimselerde olan hak ve hukuka riayet edin. Evvela yol bir temizlensin. Hak olsun. Ondan sonra takva esasına göre yaşanan bu yoldan biz meyveler alabilelim. Daha sonra şükür mevzuu, şükür gerçekten Allah'ımıza hakiki bir kul olmak demektir, şükür. Şuradan daha iyi anlayacağız. Aleyhissalatü Vesselam Efendimizin geceleri namaz kıla kıla mübarek ayakları şişiyordu. Hatta Aişe annemiz ovalıyor. Bir defasında kendilerini yormamalarını söylediler. Yalnız aleyhisselatu vesselam efendimizin yaptığı saatte bunu biz hesap edecek değiliz. Onun ruhani ve iç hali kendisine mahsus. Fakat şunu biliriz ki, esas budur. Efendimiz nasıl yaptıysa o.
İşte ben şöyle de taat yaparım, böyle de güzel ama ona uymazsa o kanaldan gelmezse ameller red olur. Bakın biz çok ta ki yapabiliriz. Çok yaparız ama efendimize uyarsa az bir saatin dahi zevkine doyamayız. Mühim olan onlara uyacak. O kanaldan gelecek bize esas öyle gösterir. Efendim, burada efendimizin mübarek ayakları şişerken, taatleri yaptığımızda bedenen yapıyoruz. Bedenen yapıyoruz. Bir de bunun yanında kalben yapıyoruz. Bir de bunun muhabbet şekli vardır, muhabbet şekli vardır. Bu şekilde. Bedenen yapmış olduğumuz saatte, bedeni yapıyoruz. Taatimiz ne diyelim? Biz bedenen iyice kalktık, iki rekat Allah rızası için namaz kıldık. Sonra seccadenin üstüne oturduk. Bütün günahlarımızı düşünerek istiğfarımızı okuduk. Bunun yanında tevhid okuduk, salatü selam okuduk, ölüm tefekkürünü yaptık. Daha sonra rabıta-i Şerife, asıl gerekli olan da o zaten, Yerine getirdik.
Lafzai celalimizi okuduk. Artık ne ifade buyurmuşlarsa onları yerine getirdik. Bunları yaparken diyelim ki Allah dedik Celle Celalühü dilimizde hamdolsun ki dilimiz onu söylüyor, zikrediyor. Ne kadar hamdetsek az. Ne demek Allah diyebilmek? Eğer gerçekten diyebilirsek, beni zikredin ki ben de sizi zikredeyim. Hasan hocamız buraya devreye girdiğinde ruhaniyetle memnunsun. Bir tanesi mescitte mihraba oturmuş bir coşkunluk hali var. Kendinden geçer bir vaziyet var. Bu müferridun tabiri içerisinde işlenir. Diyorlar ki kendinden neden böyle geçiyorsun? Allah dediğim zaman Rabbi Zülcelal'imizin beni andığını duyuyorum, diyor. Efendim, diyelim ki biz Allah diyoruz Celle Celalühü. Araf suresinde ondan önceki En'am suresinde geçer. Asamle. Aşru emfaliye bedenen saatte bire on.
Burada Müellifi Hazretleri Sami Efendi Kaddafi üstadımız nasıl insanda güzellikleri, insanın en faziletli oluşunu müstesna bir şekilde hadisi şeriflerden alarak beyan buyurur. Eğer biz kalben zaten önemli olan nokta da budur. Burada işte ilim sahibi insanın nasıl olması gerektiğini ifade ederken Allah korkusu dedi. Saatlerin kalbi yönünü izahta biz ilim mevzuu ele alınacak olursa. Şimdi haşyeti bedenen yaşayamayız. Bedene akseler o ayrı. Bu bardağın içerisinde su var ya bursu dışından da belli oluyor. Eshamret. Burada efendim yaptığımız zikrullah'ta Allah derken bunu vedısala zalik yani diğerlerine kıyas ederiz. Diğerlerini ona kıyas ederiz. Halben diyecek olursak yani gönlümüzde bu haşyeti ilim ehlinden en önemli olan Rabbi Zülcelal'imizin azametine duyulan saygı. Bir havf-ı ilahi var. Bu ayrı. Haşyet bir ayrı. Haşyet gönülde Cenabı Hakk'a olan saygıdır. Bu müstesna bir hal. Nedir bu?
İşin gönül tarafıdır. Böyle olursa Kuran-ı Kerim'e onun için baktım. Bakara suresinde bir tane buyuruyor Cenabı hak işte yedi başak, her başakta yüz tane yedi yüz oluyor. Bunu yine biz hesap edemeyiz. Biz yedi yüz diyoruz da onun kalbindeki alışverişe göre değişir bu. Eğer gönülle yapacak olursak bire yedi yüz. Allah'ın Resulü'nün mübarek ayaklarının şişmesi muhabbetle yapıyor. İşte bunu elde edeceğiz. Biz ne geçirdik? Böyle Covid on dokuz bu hastalığı geçirdik. Allah'ımız muhafaza buyursun, vermesin Cenabı hak sıkıntı vermesin. Huzur içerisinde kılsın. Yani bu sıkıntıları mükafat ve mücazat olarak görelim. Bir mükeffiratı var. Mesela bir sıkıntıya uğrarız. Bak bu sıkıntı nereden başıma geldi böyle değil de sabredebilmek. Bu mükafattır. Mücazat nedir? Aleyhissalatü Vesselam Efendimiz belaların en büyüğü nebilere, sonra imanın güç ve kuvvetine göre değişiyor.
İşte bir peygamberdi de bu kadar sıkıntıyı neden çekti? Diyenin bir veliydi, neden çekti? Bir ara üstadımız İstanbul'u teşrif buyuruyorlar. Yalnız gelirken hep Esad Erbili Hazretleri karşısında. Allah Allah. Devrimizin kutbul aktab'ı Sami Efendi Hazretleri, tabii büyük bir saygı, sevgi içerisinde ama neden o daha çok hatıra geliyor? Bu Koca Mustafa Paşa'da. Orada sohbete oturuyorlar. Otururken gelirken hep Esad Erbili Hazretleri hatırlarına düşüyor ya, karşılarına, onların hatır dediğimiz bizzat müşahedeler onlar. Esad Erbili Hazretleri'nden anlatıyor. Diyor ki Esad Erbili Hazretleri şehadet istedi. İşte Mustafa Paşa geliyor, geldiğinde efendim ifadeyi şöyle verirseniz kurtulacaksınız, çekilin Mustafa diyor. Ben Allah'ından şehadet istiyordum. Şehitlik nasip olacak diyor. Böyle deyince Esadi Erbili Hazretleri'nin torunlarından biri hemen mübarek eline kapanıyor.
Efendim büyük bir müşkilatımız halloldu diyor. Bize diyorlardı ki büyük bir insan olsaydı böyle ecza, cefa görür müydü? Sonra Sami Efendi Hazretlerini ziyarete varınca Mesut Bey'i ikna ettiniz mi buyuruyor. Meğer müşahede makamında onlar ve bunu Sami Efendi Hazretleri çok genç yaşta elde etmiş. Bazı meşayı zannediliyor ki konuşmuyor. Ondan sonra sükut ediyor. Bizimle ilgilenmiyor. Hiç öyle değil. O gönlüne eğildiği zaman kalbine, o anlatılmayacak bir husustur. Yalnız deyim orada hallediyor onu bir zihinle. Allah'ımız o gücü, o kuvveti vermiş. Yeter ki biz onların emrine dikkat edelim. Gelişigüzel hareketlere girmeyelim. En tatlısı onların sözleridir. Geçen bir kardeşimizdi. Gelin dedikoduya götürecek bir söz söylemeyelim. Geçsin gitsin. Biz şuna inandık. Allah'a ve Resulüne mutlak itaat ederiz ama bunun yanında ulü'l-emir. Bu artık riyasette bulunan herkesi içine alır.
Onlara olan itaatımız Sıddîk-ı Azam'ın sözü. Allah ve Resulüne itaat ettiğim sürece bana itaat edin buyurduğu gibi hareket edilir. Burada efendim yaptığımız vazifelerde, yaptığımız vazifelerde muhabbetle yapabilecek olursak, çünkü Ayet-i Celal'nin devamında ed-Afun daha afa var. Kat be kat ve diğer ayet-i çilelerde Esselamle Hesapsız veriyor. Allah bu Celle Celalühü. Habibine buyuruyor Sallallahu Aleyhi ve Sellem, sel tutar, iste habibim verilecek. Elhamdülillah. Allah sana verecek, sen de razı olacaksın. Buyuruluyor. Efendim muhabbetle yaptığı için, muhabbetle yaptığı için onun doyumu olmaz. Secdesinde doyamıyor, rükunda doyamıyor, kıyamında doyamıyor. O ilahi hazza bağlı. Eğer gönlümüzden nefsani haller geçerse bu Covid-on dokuz dememiz şu, işte bu hastalık geldiğinde bir kısım insanlarımız tat alamadı.
Biz eskiden safra derdik, olduğu zaman ağzının tadı kaçar, balı bile zehir gibi görür diye. Bu hastalıkta da öyle oldu. Bir tat alamama, o hastalık geçince tat alıyor tabii. Bizim ibadet ve taatten hazzımız o kadar önemli bir husus ki bu imanın tat ve lezzetini alanlar diye buyruluyor. Eğer okumuşsanız şu abul iman diye, imanın şubelerini, Ulema-i Kiram'mız müstesna bir şekilde haber verilir. Bunlara dikkat ederiz asıl bu. İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin bize vermiş olduğu ölçüde bu. Başta itikadın tashihi imanın güçlenmesi. İmanın güçlenmesi ibadet ve taati takva dedik ya, ihlasla ihsanla yapmamıza vesile olur. O imanın güçlenmesi ahlakımızın güzelliğini temin eder. Burada efendim bu Ayet-i celleyi okudular Leyin şekartum le eziden neküm meleğin kefertum inni azabiyle şedi sadakallahü alain. Muhabbetle yapabilmek. Doyamamak sınır yok.
Öyle bir zevki bak bunu, bunu Hadis-i Şeriflerde görüyoruz. Kalbinizi murakabeye alıştırın. Es'adi Erbili Hazretleri kimdir Es'adi Erbili Hazretleri? İlim de dehadır. Bizim mürşid-i kamillerimizin hepsi ilim sahibidir. Onun için konuşulan sözler neler? Esaslara dayanmadan konuşmayalım. Nihayet edelim, dikkat edelim, her şey belirlenmiş. Şey mi diyoruz biz daha birileri safhalar mı? Hep Kitabı Kerim'de mevcut, Hadis-i Şeriflerde mevcut. Evliyaullah bunları hep beyan etmiş, anlatmış. Zevk ile, bak imanın tat ve lezzetini alan kimseler diye buyruluyor. Allah ve Resulü her şeyden sevgili olacak, sevdiğini Allah için sevecek, İslam'a dahil olduktan sonra küfre dönmek ateşe atılırcasına zor gelecek. Şimdi küfre dönmenin yolları açıldı. Bu ayrı bir konu. Siz onları Hristiyan edemezsiniz ama adet olarak Hristiyanların adetlerini aşılayın. Esas bu onların. Bu tuzakları korummalarının esası bu.
Allah'ımızın esası nedir? Büyüklerimiz bunun üzerinde de çok dururlar bu Ayet Cellenin esame. Ve Zalimlere katiyen rükün olmayın, onlara destek olmayın, yoksa sizi ateş, şakalar buyuruyor. O zaman ne yapacağız? Özetleyelim, o şükür konusunda da söyleyelim geçelim inşallah. Yapacağımız şu. Burada en güzelleri Efendimiz haber verdi. Zengin olmak istiyorum diyor, insanların en hassı. İnsanın tabiatında mükemmele yürüme var, mükemmel olma duygusu var. Bir yemeğin dahi en güzelini yer, bir elbisenin en güzelini ister, bir ayakkabısı da en güzel olsun der, evimde en güzel olsun der, telefonum da en güzel olsun der, arabam da en güzel olsun der, en güzelini ister. Allah'ımız bize en güzeli esametle. Habib-i Kibriya'yı bize en güzel örnek sunmuş. Arayacağımız, tarayacağımız hiçbir şey yok. Cenabı Hak Kitabı Kerim'in de de biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık buyuruyor.
Her şey verilmiş, tespit edilmiş. Hadis-i Şerifler Kuran-ı Azimüşşan'ın biz Kuran-ı Kerim'den ziyade Efendimizin hadis-i şeriflerine muhtacız, İslam'ın anlaşılması için, Kuran-ı Azimüşşan'ın anlaşılması için muhtacız. Onun için bakın bir milyonun üzerinde ehadîs-i Muhammediye var. Bir milyonun üzerinde. İzah buyuruyor, Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz anlaşılmayan konuları çünkü tefsir yönü var, açıklıyor tebyin yönü var, hükümler koyabiliyor, teşri yönü var, aleyhisselatu vesselam Efendimizin. O zaman biz ondan hatmi yer ayrılmayacağız. Aşkımızda da, şevkimizde de, cezbemizde de vesair de. Cezbe öyle bağırıp çağırmalı değil. Bunların hepsi şu anlattığım var ya ayrı bir konu. Gel bunları derleyelim, toparlayalım, bir yere gelelim biz. Abdullah-ı Dehlevi Hazretleri bu mübarek yolu dört esasa dayandırır. Bir, def-i havatır, yersiz düşünceleri atmak. İki, varidat. Nedir varidat?
Biz oturduk, böyle yemek yiyoruz. Biz şunu bir hava alalım dedik, geziye çıktık. Biz diyelim bir başka mekandayız. O anda kalbimize bir nur iniyor. Bu ani olarak inen haldir. Arifani ilahidir, virdi olmayanın virudu olmaz der. Bu çok önemli bir husus. İnşallah yaşarsınız, bize de dua edin, bize mahrum kalmayalım bu nimetlerden. Üçüncüsü cezebattır. Cezebat gönlün Cenabıhakk'a çekilmesidir. Mukalrekun diye bir ifade var, çok müstesna. Bu mukarrebun Allah'ımıza yakın kullar, Cenabı Hakk'ın kendisine yaklaştırmasıdır bu. Asıl o kurbiyet makamına eriş Cenabı Hak kulunu kendine yaklaştırıyor. Ondan dolayı bunun için söyleniyor. Kendi başımıza yapmak var, bir de ilahi yardımla yapabilmek var. Buna nasıl vereceğiz? Biz Allah'ımızın dinine yardım edeceğiz. İbadetimize, taatimize, nefsimizin ıslahına, evladımıza, ailemize, çoluğumuza, çocuğumuza, etrafımıza, dinimize hizmet edeceğiz.
Allah'ımız da yardımını gönderecek her şey bir bedel karşılığıdır. Şudur hakikat bütün mümin olsun, kafir olsun Cenabı Hak çalışmalarının mukabilini veriyor ama mümin olunca yardımını artırıyor. Biz ilahi yardıma muhtacız. O ilahi yardım binince fetih o zaman gerçekleşiyor. Biz gayret gösteriyoruz. Bakın sohbetlerde Sami Efendi Hazretleri'nin sohbetinde böyle anlatıyor, anlatıyor öyle bir incelikler var ki görüşmesinde öyle bir incelikler var. Biz zannediyoruz ki işte bir konuyu ele alıyor adalet konusu diyelim. O adalet konusunun içerisinde verdiği öyle cümleler geçiyor ki insan hayran kalıyor, tarifi zor. Geçen bizim başımıza da geldi, cehennemin yedi kapılsın. Sizin nüzulünüzde şunu okudum, bunu okudum diye iftihar etmek değil, bir mete de düşmek değil, tefsirlere baktım. O muteber tefsirlere baktım. Ali Nursi Hazretleri'nden tutun, Fahrettin Razi Hazretleri vesaire.
Sonra bir de Sami Efendi Hazretlerinin eserinde hepsini bütün tefsirlerde ifade buyurulan hususları bir cümle etmiş, bir bal lokması etmiş, bize sunmuş. İyi bir tanıyalım. Okuyoruz deniyor, güzel. Bir hacasın efendinin, bir sohbetini dinlesek. O bizim gibi köylülere yaptığı sohbettir. Hiç unutmam diyanetin fetva kuruluna öyle bir sohbet yaptı, rabıtayı anlattı, delilleriyle hayran kalmamak mümkün değil. Bizim durumumuza göre konuşuyor. Sonra Sahibi Batini, Şibaba Talibini, Haram güzeli. Sami Efendi Hazretlerinin eserleri bunun dışındakini okumayın, dinliyorum ama bunu bir hazmedelim, bir okuyalım, ne güzel ifade etmiş. Bir cümlesini biz layık olmayarak himmetleriyle anlatmakla tüketemiyoruz.
Selef-i Salihin geçmiş büyüklerimiz, kalplerinden bu kötülükleri atmak için öyle sa'y ü gayret gösterdiler ki, öyle sa'y ü gayret gösterdiler ki sonunda insanın yaratılışında mevcut olan, fıtratındadır, yaratılışında mevcut olan ilahi muhabbetin zuhuru için diyor, çok uğraştılar. Bak insanın temelinde ilahi muhabbet var. Edep tarif edilirken edep insanda mekruh güç ve kuvveti ortaya çıkarmak. Bizde Allah'ımızın vermiş olduğu nimetler saymakla bitmez. Yalnız Ayet-i Celileleri alırken, zaten Gafur ve Rahim dinmesinin sebebi de hakkıyla şükredemediğimiz için Allah'ımız ilahi yardımını gönderiyor. Bu nimetleri bitmez, gönle vermiş olduğu nimet bitmez, göze vermiş olduğu nimet bitmez, kulağı vermiş olduğu nimet bitmez. Nedir yani? Kulağa vermiş olduğu nimet. Biz sesler duyuyoruz, konuşuluyor duyuyoruz, güzel güzel kitaplar duyuyoruz.
Bir de Niden hafiya, Allah'ımızdan bir hitap duyabiliyor mu? Mevcudatın zikrini duyabiliyor mu? Bunun sonu yok. Maddi olduğu gibi manevi nimetler bizi öyle bir servete sevk ediyorlar ki o servetlerin hepsi birdir. Ama onun yanındaki nimetler bitmez. Onun için diyorlar aman Evrad-ı Ezkarımızı güzel yapalım. Abdullah i'tehlevi hazretlerinin sözünü diyebilmişsen dördüncüsü de huzuru daim. Ne kadar güzel ifade etmiş. Huzuru daim çekilip bir köşeye insanlarla alaka kesilmiş, aileyle kesilmiş, ne işidir, ne gücüdür terk edilmiş manasına değil. Yine İmam-ı Rabbani Hazretleri rızkınızı helalinden temin için çalışmanız zikri daim buyuruluyor. Bak esas verilmiş. Kitabı Kerim'in dışına çıkmak yok, kendimizden fikir beyan etmek yok. Fikrimizde, düşüncemizde, zikrimizde hep ilahi esaslara uyması icap eder. Evet efendim, Şimdi şükür hakkında konuştular. Bir aile Musa Aleyhisselam'a müracaat ediyor.
Diyor ki evden işte hanım Musa Aleyhisselam'a söyle biz çok fakir bir aileyiz, hiç bize zenginlik yok mu deyince soruyor Allah'ımız Celle Celalühü onlara otuz sene hayatları var. On beş senesi fakirlik, on beş senesi zenginlik ama o kullarım hangisini evvel istiyor? Kadın diyor ki zenginlik, erkeği diyor ki bak iyi düşün, yaşlandığımız zaman bize kimse bakmaz. Gel sonunda zengin olalım, rahat oluruz. Kapı dışarı olmadan diyor. Diyor ki annemiz, gel bu usta benim sözümü dinle. İlk zenginliği çok ısrar ediyor, zenginliği kabul ediyorlar. Ellerine bir desti yazsalar altın oluyor. Öyle ki koyunlar çift kuzuluyor. Nimetler aktıkça akıyor. Tabii tarih de düşmüşler. On beş sene bitiyor yine devam ediyor. Olabilir diyorlar, arada bir esneklik olabilir. Şöyle bir ay geçiyor yine zenginlik. Daha da yürüyor. Musa Aleyhisselam'a bir soralım, bu nasıl oluyor? Zenginlik devam ediyor diyor.
Allah'ımızı arz edince Celle Celalühü arzı dil olarak düşünmeyelim. O naz ve niyaz ihticadır. O gönlün Cenabıhakk'a kalkmasıdır. O bir anda binlerce kelamı duymak ve işitmektir. İşte sevk ettikleri bizi bu noktalar. Aman kabukta kalmayın diyorlar. Efendimiz takvayı anlatırken bakın biz ceviz diyorduk ya artık fındık diyelim. Bunun kabuğunu kırın, meyvesini erin. Mübarek kalplerini göstererek takva gönülde buyuruyor. Allah'ımız Celle Celalühu o kadın kulun var ya, o şükretti. Çünkü iki kişiye yapılacak yemek bir kazanda kaynıyor. Kocası diyor iki kişiye böyle bir nimet ne, ne olacak? Diyor ki sensiz seninle. Fakir yoksul bütün dağıtılıyor. Diyelim iki kişilik bir gömlek, bir top kumaş aldırıyor. Ne olacak? Sen getir diyor. Anne hakikaten müstesna ayrış. Dedem bunu ifade etmiş zaten. Eğer bir kimse evrak ve ezkarlı olursa o günkü vasıtalarda söylüyor, tek atla araba gibi olur diyor.
Şimdi biz beygir gücü diyeceğiz, silindirin diyeceğiz, vesairin diyeceğiz. O zaman öyle söylüyor. Efendim eğer hanımı da müntesip olursa, Esselamü gazzakirînallaha kesiran ve zakirat, Allah'ı zik üzen erkek ve kadınlar ama hakiki bir müride olursa. Böyle pantolonlarıyla, bilmem planlarıyla, çok ince rengi belli eden çoraplarıyla değil. Tesettürüne riayet eden, edep ve erkanını koruyan bir kadın çift atlı araba gibi olur buyurmuş ve Allah'ımız şükrettikleri için nimetimi arttırıyorum buyuruyor. Bayezidi Bistami Kadde Sallallahü Sırrı der ki otuz yıl ibadetlerimde nefsime tabi oldum. Bir gün bir adamın şöyle söylediğini işittim, ya Bayezid, Allah'ın hazineleri ibadetle doludur. Eğer Cenabıhakk'a kavuşmayı dilersen sana gereken nefsini zelil hor, hakir görmen amellerinde halis olmandır. Bütün görüşeceklerimiz hülasa oldu adeta. Hadis-i şerifte buyrulmuştur.
Dört nafaka Nebi vardır ki kişi bunlardan dolayı kıyamet gününde hesaba çekilmez. Birisi ebeveyne verilen nafakadır. Anne ve babasını gözetmek. Bizim halamız vardı, üstadımızın çok sevgili bir kız kardeşi, ruhu şad olsun. Derdi ki yeğenim, derdi yaşlının yüzüne şeytan kül dökermiş, iyi göstermek istemezmiş. Şunu bilirsiniz siz Allah'ın izniyle gencin belki güzel bir yüzü olur ama yaşlının da çok güzel bir ruhu Yani bunları görebilmek zaten hakikatte budur. Bizi yine aynen dediğim gibi söylüyorum, Rabbimizin izniyle bizi sevk ettikleri bu noktalar. Kabuğu kırmak bu demek işte. Bu hakikati görebilmek. İftar vaktinin nafakası, sahur zamanının nafakası, aile efradının nafakası, lütuf ve merhametin hususisi, umumisi ve her türlüsü cidden övülmüştür, der ve devam eder. Kulun imanı tamam olmaz. Hatta yekunefihi hamsu, hıfz, şu beş şey gerçekleşmedikçe.
Birincisi Allah'a tevekkül, Celle Celalühü. Cenabı Hakk'a teffizu umur, işlerini ona ısmarlamak, Allah'ın emrine teslimiyet, Allah'ın kazasına rıza, Allah'ın imtihanına sabırdır. Bir kimse sevgisini ve buğzunu, atasını yani vermesini ve vermemesini harcan Cenabı Allah rızası için ederse hakikaten imanı kamil olmuş demektir. Nefsin için, sevdiğini hayrı, cemiğin insanlar için de sev ki o halde Müslim-i kamil olasın. İman-ı kamil kalp ile marifet, lisan ile ikrar, aza-yı cevari ile amel eylemekten ibarettir. Yalnız amelsiz olarak iman kafi değildir, yani ameli azaldıkça imanı da fevt olur. İman kavil ve ameldir, artar ve eksilir. Yani herkesin imanı amel ve ibadeti nispetindedir. Cenabı Allah amelsiz imanı ve iman imansız ameli kabul buyurmaz. Biz burada Sami Efendi Hazretlerinin dedik büyüklerimizin sohbetlerinin sonunda okuduğu Ayet-i celile. Bunun da hitame bildirelim inşallah.