İnsanların kısımları hakkında en nesü fil edeb ala selaselasi tabakatin burada insanların davranış yaşantı şekilleri haber veriliyor. Üç şekilde buyruluyor. Biz kendimizi buna göre kıyaslamaya çalışacağız. İnsanlar üç sınıftır buyuruyor. Acaba biz hangi sınıftanız diyeceğiz. Çünkü bu ifadeler Kuran-ı Azimüşşan ve hadisi şeriflerden mülhem olan sözler. Kuran azimüşşan ve hadisi şeriflerden. Bunu ifade ederken Allah'ın Celle Celaluhu sevgili dostları kendi beyanlarına göre bir ifadede bulunmuyor. Rabbimiz tarafından gönüllerine ilhamen bildirilen hususlardır. Ehli dünya. Birinci sınıf dünya ehli. Ve ehli din. İkinci bir sınıf din ehli. Ve ehli hususiye. Ehli içerisinde özelliği olan kıymeti olan değeri olan bir sınıf. Bir, dünya. İkincisi, din. Üçüncüsü, dinimizde belli bir makam ve mertebe kaydetmiş kimseler. Fe emme ehli dünya, dünya ehli daha ziyade fesahat ve belagat.
Böyle söz söyleme sanatı. Edebi ifadeler. Bunlar. Ve haczul ulum ve ahbaru'l mülk ve eşarül Arap Arapların şiirleri. Tabii Araplar şiir hususunda çok ileri. O da o çölde uçsuz bucaksız bir görüntünün zuhur etmesi birçok sebepleri var. Arapların şiirlerindeki ölçüler. Ondan sonra geçmiş işte padişahlar. Daha başka kimselerin haberleri. Din ehilleri ise bu dünya ehli. Burada ukra diye ahiret diye bir şey görünmüyor. Ahiret diye bir şey görünmüyor. Hep dünyevi olan işler. Din ehli ise, din ehli ise onlar fark ediyor. Mal ulumi, riyazin nüfus. Bunlarda ise nefsimizin irşad ve ıslah noktası var. Din ehli olan düşünüyor. Acaba benim nefsim nasıl ıslah olur? Nasıl irşad olur? Bunu araştırıyor. Bulmaması mümkün değil. Muhakkak Allah'ımız her devirde bizim irşadımız için hayırlı kimseleri lütfetmiştir, İhsan etmiştir. O insanlar vasıtasıyla tavsiyelerine uyarız.
Zaten söyledikleri söz Kitabı Kerim'in ve ehadîsi Muhammediyenin dışında değildir ve okuruz eserler pek çok Sami Efendi Hazretlerinin haddesallahu sırra yirmi beşin üzerinde belki daha fazla eserleri var. Çok güzel izah eder. Dikkatli okursak ama. Üstadımızın sohbetleri, vesaireleri çok İmamı Gazali, Rahmetullah Ali, İmam Şarani Hazretleri Sayılamayacak kadar çok. Yeter ki biz arzu eden kimseler olalım, talip olalım. Talip olursak Allah'ımız lütfeder. Başta isteyeceğiz. Bu nefsimiz nasıl irşad olur? Nasıl ıslah olur? Yoksa olmaz bu. Ve teddibü'l cevari, azalarımızı da ıslah yoluna gitmek. Çok güzel ama sıralama yapıyor. Bunun yanında ve sonra tabiatımızda ki olumsuzluklar, nefsani hallerin irşad ve ıslahı. Bunları göz önüne almadan mümkün değil. İlahi bir reçete bu. Bizim her an gözümüzün önünde olacak. Bunu okuyacağız biz. İlim avdır, yazı bukağıdır. Bunu dinleriz.
Çıktığımız zaman her şey unutulur. Büyüklerimizden, anlatayım size, büyüklerimizden sohbetler dinlenir. Dinledik çok ama onu muhafaza edenler, kaydırenler, sonra ailesiyle, çocuğuyla, çoluğuyla, böyle arkadaş gruplarıyla bir araya geldiği zaman çıkarıp mütalaa ediyorlar. Mesela hocalarımızdan biri böyle konuşuluyordu. Kendisi bize hayırlı sözlerden beyan etmek için bir fırsat aradı. Onu hissediyoruz. Cebinden bir not çıkardı. Dedi ki bu benim çok hoşuma gidiyor. Size de okuyun. Neden? Kaydetmiş de onun için. Yoksa dinleyip ondan sonra çıkınca her şey bitiyor. Üstadımızın o sohbetlerini bana alanlar böyle teyplerini yillarca letaiflerinde de evrad ve ezkarlarında istifade ettiler. Ve sonra hıfzullah dört, Allah'ımızın koymuş olduğu sınırı korumak. Kitabı Kerim. Her şey belirlenmiş. Belirlenmeyen hiçbir şey yok. Bitmiş artık. Şundan biz çekineceğiz. Bunlar tamamen beyan buyrulmuş.