Insanların arasında isen dilini muhafaza et. Bu sadat-ı kiram hazeratından birisi öyle buyuruyor iki yerde dikkatli olun birisi söz söylerken bir de yemek yerken. Şunu binlerce defa duysak yine layık olmayarak söylüyorum. Büyüklerimizin sözlerini okuyalım, okuyalım. Oradan hepimizin telefonu var. Manzaraları çekiyoruz. Bir denizi de çekiyoruz, dağı da çekiyoruz. Eğer Rabbimizin yüce kudretini gösteriyorsa çekilsin. Yüce kudreti gösteriyorsa. Bunları çekelim asıl. Onlar Rabbimizin kudretini gösteriyor bir hayır, onu düşünebiliyorsak. Alırız hepimizin elinde hem de en kalitelisi mevcut. Hiç diyen var mı? Mesela hangi yemek olursa olsun yeriz mi deniyor, yoksa hanım ne hazırladın? Arzu ettiğimiz şekilde olmazsa tavrımız nasıl oluyor? Ne olursa olsun önümüze geldiğinde Allah'ımızın bir nimetidir. O da Cenabı hakk'ın bir kuludur, yorgun da düşebilir.
Yemeğimizi yedikten sonra teşekkür edenimiz var mı? Bizdeki hal şu genelde bir başkasına böyle hep kendimize iyilik istiyoruz. Bize iyilikte de hiç kusur edilmesin ama bir başkasına o gözle bakamadığımız için Müslümanlığın kalitesi düşüyor. Çünkü kendi nefsimiz için arzu ettiğimizi din kardeşimiz için de arzu etmedikçe imanda kemal olmaz. Bak, kendimize hep iyilik istiyoruz. Sadece bu değil, insanlar arasında da oluyor. Başka işlerimizde, güçlerimizde hep kendimize faydalı olanı istiyoruz. Yani, bize karşı hiçbir yanlış hıtlık yapılmasın diyoruz. Bunu derken karşımızdakine de bunu düşünebiliyor muyuz? Ne olursa olsun bu eve gelmiş, elbette yapacak mı diyoruz yoksa az bir iyiliğe karşı teşekkür ediyor, hal ve hatırını soruyor, onun da ihtiyaçlarını görmek için gayretimiz var mı? Deniyor ki sıkıntıların çoğu ailede, ailede değil ailenin reisinde daha çok.
Vel kuresineyn iki şeyi de unutmayın, iki şeyi de unutun. Unutmayacağımız iki şey birincisi başımızın tacı, gönlümüzün ilacı Rabbi Zülcelal'imiz. Şu hatırımıza gelmeli, illa camiye gelince Rabbimizin huzurundayız. Evrad Ezker okurken böyle olmamalı. Diyelim ki bir dünya işi için bir yere gidiyoruz. O gittiğimizde de Cenabı Hak beni görüyor düşüncesi kaybolmamalı. Diyelim, biz bir pikniğe çıktık, orada da unutmayalım. Nerede olursa olsun bir denizin kenarında da unutmayalım, nerede olursa olsun Rabbımızı unutmayalım. Es'amri Vel'ku Rabbaka izanesi hiçbir zaman Rabbimizi unutmamamız haber veriliyor. Böyle ibadeti, taat'ı İslam'ı böyle bir kısmı ile anlamayacağız. Peygamberimizin anladığı gibi sallallahu teala aleyhi ve sellem ve onun gerçek evlatlarının anladığı gibi anlamaya çalışacağız.
Okuyacağız hayatlarını, kendimizi bir tarafa koyacağız, onların o mübarek sözlerini de bir tarafa koyacağız ve derin derin düşüneceğiz ben acaba buna uyabiliyor muyum? Bu zamana kadar uyduğumuz insanların bize ne faydası oldu? Kırk sene dost olduk, bir yanlışlık olunca sırt çevirebiliyor. Ama Allah'ımız böyle mi? Onun dostluğu böyle mi? Biz o kadar hata işlememize rağmen ihlaslı olarak abdest alacak olsak dualarını da yaparsak abdest azalarından akan, damlayan o suların sonuna kadar günahlarımız, küçük günahlarımız dökülüyor. Bir tanesi hatasını anlatıyor Aleyhisselatu Vesselam Efendimiz'e, burada ifade edilemez. Mübarek vech-i saadetini bir başka yere çeviriyor, tekrar anlatıyor bir başka yere çeviriyor. Sonra buyuruyor ki sen bizimle kalkıp namaz kılmadın mı? Rabbimiz bu Celle Celalühü. Buyuruyor ki Sahibi Hane bir su akacak olsa ev sahibi de günde beş defa orada yıkansa.
Üstünde kir namına bir şey kalır mı? Kalmaz. İşte küçük günahlarınız da böyle dökülüyor, buyruluyor. Mevlamızı dost tuttuğumuz zaman bize ikramına bak. Siz bir iyilik yapsanız karşıdaki de o kadar yapıyor ama Allah'ımız eğer muhabbetle yapabilirsek Es'aizi billah innema yüve fesabi rune ecrahum bigayihisab sonsuz bir mükafat, kim yapabilir onu? Var mı böyle iyilik yapan? Allah'ımızın ahlakı ile ahlaklananlar müstesna. Biz dünyada böyle evimizin çok güzel olmasını istiyoruz. Hiç düşünüyor muyuz Allah'ımızın yarın ahirette bahşedeceği o evleri içinden dışı, dışından içi görünen köşkler. O köşkleri nasıl zannediyoruz? Şu bildiğimiz iki katlı, üç katlı, haydi elli katlı bir bina değil o, yıldızlara kadar uzanıyor. Böyle bir nimet, o zaman mesela biz arsada almak istiyoruz, diyoruz ki bir arsada olsun çünkü çoluğumuz var çocuğumuz var, onlarda perişan olmaz.
Allah'ımız öyle bir arsa vadediyor ki Es'laizü billah ve sariu illah maufiratim mirrabikum ve cennetin ardues semavatu vel ardu. Genişliği, semavat ve arz kadar olan araziler, kürkler, cennetler, nimetler, bahşişi. Ölüm tefekkürünü bize mürşid-i kamillerimizin ne için verdiğini o zaman anlamaya başlıyoruz. Ölüm tefekkürünü ne için verdiler? Rabıtanın yapılma sebebi nedir? Ölüm tefekkürü aynen bir arazinin sürülmesi gibi. Böyle yaramaz taşıdır, çalısıdır, çırpısıdır onlar atılıyor. İstiğfarımızla atılıyor biiznillahi teala gönül paramızda. Sonra ölüm tefekkürü ile bunun bizi mahzun etmesi gerekir, hüzünlendirmesi gerekir. Bir eski taziyeleri düşünelim bir de bugünkü taziyelere bakalım, hepsini içine alacak şekilde söylemiyor. Taziye yerlerinde dumandan içeri girilmiyor, sığara dumanından. O üzüntü, keder, hep genel demiyorum, bir kısım.
O üzülmene yok, birisi bir söz söylüyor, ortaya bir söz atıyor kahkahalar başlıyor. Böyle bir ayet dinleyelim, bir hadis-i şerif güzel sözler inşallah bunun olmasını gönül arz ediyor ama bu hale dönüştü. Şimdi Kadir Gecesi bekleniyor. Üniversiteye girecek bir öğrenci yüksek okul kazanmak istiyor. Böyle tanıdığımız kimseler var, Çok iyi çalışıyorlar ve neticesinde çok güzel alıyor. Bunun yanında aldırış etmiyor. Bir çalışıyor, bir bırakıyor. Bu neye benziyor? Namazımızda itina malum, okuduğumuz zaman görürüz büyüklerimizin hayatını Resulullah'ın ehadisin Muhammediyyesi'ni annelerimizle otururken ezan okunduğunda mübarek rengi saadeti atıyor. Rabbimin daveti var, diyor. Hiç bizde böyle oluyor mu? İnşallah olur. Bir sanatçı geliyor demeyeceğim nasıl olduğunu, uygunsuz kapıda ambulanslar bekliyor, bayılırlarsa hastaneye yetiştirelim diye. Hiç Zikrullah'ta da böyle oluyor mu?
Diyelim Kadir gecesi bekliyoruz. Onlar her gecesini Kadir yapmış, Kadir gecesi yapmış. Onlar mahlukatın secdeye vardığını da görüyor. İşte o gün de toplanırız, bir araya geliriz. Biz bu sözlerden vazgeçelim, dert insanı konuşturuyor. Böyle gazete diye, bilmem falan diye konuşan onlarda şu özelliğe bakalım. Mesela oturuyor yanınıza Gazze'yi anlatıyor, oradaki şehit olanları anlatıyor, çoluğun çocuğun sıkıntı duyduğunu. Bir sabah namazını takip edelim, cemaatle gelip kılıyor mu? Teravih namazına bakalım riayet ediyor muyuz? Onu düşünen Allah'ın velileridir, Allah'ın dostlarıdır, onların yüzü suyu hürmetine ayaktayız. Onlar da çekiliyor zaten. İki şeyi de unutmayın, unutmayacağınız Allah'ımız ve ölüm, iki şeyi unutun. İhsanuke fi hakkbeli gaayir bir başkasından gördüğünüz iyiliği unutun. Hayır ihsanuke ki habdel gayrir başkasına yapmış olduğunuz iyiliği unutun.
İşte zamanında sana şöyle iyilikler yaptıydın, Kuran-ı Kerim'de geçer. Bilmenni vel eze diye başa kakma. Ve isatul gayrifiye hak et. Bir başkasının bize yapmış olduğu kötülüğü unutma. Bunun hepsi aldığımız derslerde yatar. Onu Behçetüsseniyye'de haber verildiği üzere çekmemize bağlı. Acasın Efendi'nin şiirlerinde yazılı. Sami Efendi'nin Gaddisallahu sırra kitaplarında yazılı.