Kesmiyor. Belli bir müddet verdikten sonra terk etmiyor. Mesela ben kırk yıl buna teneffüs etmesi için hava lütfettim, artık tamam buyurmuyor. Ölünceye kadar. İşte bu bu kadar benim fazlımdan ikramımdan ihsanımdan su içip durdu. Biraz da ara verelim buyurmuyor. Ne kadar yanlış yapsak dahi nimetini esirgemiyor. İbrahim Aleyhisselam bir defasında böyle ikram etmiş misafirlerine Bir gayrimüslim, ona ise o sıcaklığı göstermemiş. Cenabı hak buyuruyor ki İbrahim, ben inkar ettiği halde ne diyorlar? Melekler Allah'ın kızlarıdır diyorlar. Mesela İsa aleyhisselam, Üzeyir aleyhisselam haşa, yüz bin kere haşa oğludur diyorlar. Cenabıhakk'a oğul isnat ediyorlar. Ben bunların rızıklarını kesiyor muyum da sen kesiyorsun ya İbrahim? Seni Halilullah Allah'a Celle Celalühu dost olmaktan silerim.
Bunun için Ebu Hasan'ı, Harakali Hadis Sallallahü's-Sir'e buyuruyor ki, Ebu'l Hasan'ın sofrasına oturanın dinini sormayın. Biraz anlayışımız cihetiyle zorlanılacağı için söyleyemiyorum. Mevlana'mızın öyle izahları var ki bunu araştıralım bakalım okuyalım. İnsana Cenabı hakk'ın vermiş olduğu esrardan dolayı mesela tanınmak istedim insanları halk ettim. Sonra insanlara bütün esmai ilahiyeyi öğretiyor. Hani bu niye meydana gelmiyor bizde? Halbuki insanda gizli bu sır. Bütün isimlerinin tecellisine mazhar. Bu aynen bir çekirdeğe benzer. Bir kayısı çekirdeği, Bunda ne var? Ağaç olmanın, kayısı ağacı olmanın özelliği var. Dal olmanın da var, yaprak olmanın da var, çiçek olmanın da var. Meyve olmanın da var. Zaten o ağaçtan gaye nedir, meyvedir. O meyvenin içerisindedir ağacın bütün özellikleri.
Cenabı hak risalet beni efendimiz sallallahu teala aleyhi ve sellem dünyayı mesela ahiretin tarlası olarak haber veriyor. Bu ne demek? Bu öyle bir tarla ki hem zakkum ağacını büyütüyor, hem de hurma ağacını büyütüyor. Zakkum zehirdir. Hem cehil ebu cehil karpuzunu büyütüyor, hem de gülleri çiçekleri. Bu dünyanın ahiretin tarlası olması eğer biz ne ekiyorsa salih amel ekiyorsak salih amel fidanları büyüyor. Biz ahirette bunun faydasını görüyoruz. Diğeri de tam bunun muhalifidir hiç şüphesiz. İnsan bu sırlara mazhar olduğu için görünmüyor mesela. Görünmüyor. Bu ancak tecellilerle görünür. Allah'ımızın esması Bilebildiğimiz bir doksan dokuz ismi celali var. Bunun üzerinde duran hikmet ehilleri çok değişik güzel izahlarda bulundularlar. Biz ona gitmeyelim. İsimlerinin tecellisi, bunun ortaya çıkması nasıl olacak? Mesela Allah'ımız nedir? Rezzaktır. Rızık veriyor. Bu ismi ilahidir.
Rızık verme Cenabı hakk'ın ismi celilidir. Rızık verir. Bunu nasıl bileceğiz? Bunu tefekkür edeceğiz dövül anmayacağız. Nasıl tefekkür edelim? Cenabı hakk'ın nimetini tek tek değil, toplu olarak bile saymaya kalkarsak bitiremeyiz. Demek ki biz bunu düşüneceğiz. Bak Rezzak ismi Celal'dir. Sonra tefekkür edeceğiz. Bir mahluka mesela hayvanattan yılana nasıl bir rızık veriyor? Havada uçan kuşa nasıl bir rızık veriyor? Yerde sürünen sürüngenlere nasıl veriyor? Denizin altındaki balıklara nasıl veriyor, o zaman anlarız. Daha da anlar mıyız? Tabii bu dış duyularımızı da anlamaktır. İç duyularımızı çalıştırdığımız zaman zahiri nimetleri işte meyve mevsimi sayılır. Üzümleri, incirleri bölgelere göre değişin. Turunçgilleri, ondan ne diyelim, fısf fıstığı dediğimiz gibi bölgelere göre nimetler bahşediyor Cenabı hak.
Bu nimetlerinin yanında bunu biz maddi olarak biliriz ama bir de manevi nimetleri var, onu nasıl bileceğiz? Bunu İbrahim bin Ethem'le bileceğiz, Haddesallah ve sırra ve onun emsaliyle tanıyacağız. Buyuruyor ki İbrahim bin Ethem hazretleri, insanlar dünyadan hiçbir şeyi tatmadan çıkıp gidiyorlar. Nasıl olur efendim diyorlar bak biz sabah kahvaltı yaptık. Belki akşama doğru da bir kahvaltı yapıyoruz. Arada yiyip içiyoruz. Hayır hayır buyuruyor. Benim dediğim marifetullahtır diyor. Bunu biliyor muyuz? Bunu bilmemiz neye bağlı? Şimdi biz zahiri olan akilla biliriz bunu. Zahiri olan akilla biliriz bunu. Neden bilmeyelim ki? Mesela yediğimiz şu yemekler neden meydana geliyor, nasıl hasıl oluyor? Mesela bir buğday tanesinden cenabı hak neler ikram ediyor? Biz bunu maddi olarak ele aldığımız zaman bunun üzerinde gayrimüslimler buluyor mesele.
Bir taneden yedi yüz ürün alabilmek, bunun sırrı nedir diyorlar ve tohumlar üzerinde çalışıyorlar. Ondan sonra Cenabı hak yedi yüzle bırakmıyor. Zaten kitabı kerimimize baktığımız zaman Cenabı hak hiçbir şeyi sınırlandırmaz. Namütenahidir o. Sonsuzdur. Mesela alt katı merkep nimetle bırakmıyor zaten şimdi, o kadar çok kullanılmayan vasıtalardır. Rabbimiz ne buyuruyor? Daha bilmediğiniz ne nimetler, ne binekler, hava trafikleri vesaireler, neler buyuruyor. Şimdi maddi böyle olduğu gibi manevi de Cenabı hak bir şeyi sınırlamıyor. Hiçbir zaman sınırlamıyor, incelediğimiz zaman. Bu biz burada mesela bir nimet hususunda durduk. Cenabı hak esmayı öğretiyor insana ama bunu biz bilemiyoruz şu anda. Nesiyle bileceğiz? Tecellisiyle bileceğiz. Bir Rahman sıfatında öyle, vesair sıfatlarında öyle. O zaman insanı kamil olmamız gerekir.
Bu arz ettiğim gibi uzun bir konu üzerinde ama çok düşünmemiz gereken bir husustur. Öyle az ne değil, iyi düşüneceğiz, iyi tefekkür edeceğiz ki anlayabilelim. Mesela İmamı Rabbani'den anlayacağız bunu. İbrahim bin Ethem'le dedik biz bunu anlayabiliriz Kuddesallahü sırra. Ne buyuruyor? Mesela gönül hakkında biz bir dış duyular diyoruz, bir de iç duyular diyoruz. Mesela basar, görmektir bu gözümüzle görüyoruz. Belli bir alanı görüyoruz ama basiret görünmeyen alemleri görür. Bunun için Allahü tealanın diyor o gönül gözleri, gönül alemi Allahü tealanın komşusudur. İmam Rabbani Hazretleri buyuruyor Gaddes Allahüırra. Gönül Cenabı hakk'ın komşusudur. Biz diyoruz ya ev alma, komşu al diyoruz. Şimdi bu komşu kim? Gelirken haya ederiz onu. Alemlerin Rabbine komşu olmak ne demek? Kalbimiz komşuymuş neden haberimiz yok? Zaten asıl düşünmemiz gereken nokta da bu.
Mesela bunu herkes söylüyor, dinliyorum, çok güzel de konuşuyorlar. Diyorlar ki Cenabı hak bize bizden yakın, gerçekten güzel söylüyorlar. Ama bu yakınlığı nasıl hissedeceğiz? Kalbin Cenabı hakk'ın yakınlığını bilmesidir. Demek ki biz zahirde kalmayacağız. Batına, Batına geçebilmek için dağlar madenlerle dolu. Kazması küreği, dozeri vesair onu çıkarmak için alet ve edevat olmasa nasıl çıkacak o? Zaten maden mühendisleri bunu ne yapıyorlar, işaret ediyorlar. Burada maden var diyorlar. Aleyhissalatü Vesselam efendimiz insanlar madenler gibidir. Bunu bu alanda mühendis olan mürşid-i kamillerimiz gösteriyor. Sende öyle bir maden var ki meleklerin bile kaydedemediği, Cenabı hakk'ın kendi fazıl ve ikramından lütfettiği maden var, çalıştır buyuruyor. Allahü tealanın kalp komşusudur. Cenabıhakk'a kalbin yakın olduğu kadar hiçbir şey yakın değildir. Şimdi düşüneceğiz. Mevla, yakın olan Mevla.
Bediüzzaman rahmetullahi hazretleri buna çok güzel işarette bulunur. Başka bir alemin mahsulatının tezgahı hükmünde şartları dönüyor diyor. İla diyeyim anlaşılmamayın, anlaşın yani. Başka bir alemin mahsulatının, ne demek istedi? Ahiret aleminde yarın karşımıza çıkacak nimetler, aç kalkacağız, orada karnımızı doyurmak. Mesela çıplak üstümüzü giydirmek. Orada Rabbimizin cennetül maarif ilahi nimetlerinin bulunduğu nimete mazhariyet başka bir alemin mahsulatının tezgahı hükmünde şarkılar dönüyordu. Bu neyi bize çağrıştıracak? Bu dünya ahiretin tarlasıdır. Evet efendim, Cennet veya cehennem meyveleri veren bu dünya sanki bir ağaçtır, bunu söylüyor. Bir tanrıdır. Varlık aleminin yaratılış sebebi olan insan ilahi bir cevhere sahip olması yönüyle gaye varlıktır. Şunu tabii yazıyoruz ve unutmayız. Zaten bunu kaydetmezsek her şey biter.
Alemi Cenabı hak insan için, insanı da zatı için yaratmıştır. Oturup kalkıp bunu düşüneceğiz. Diyeceğiz ki bu kadar bir nimete karşı biz ne haldeyiz dedi. Alem dediğimiz daha tasavvur edilememiştir izah edemiyor dedi. İnsan buradan ne hükmündedir? Es Sahibinde. Tekrar okuyorum Essahne. Ey insan gerçekten sen hiç durmaksızın Rabbine Celle Celalühü, onun vaadine ve müjdesine doğru bir çaba harcayıp durmaktasın ve mecburen sonunda ona varacaksın mülaki olacaksın. Burada buyrulan şudur, Allahu alem bir muradi, bak seni bekleyen büyük bir nimet var, dikkat et, Rabbimiz bekliyor seni, ona erişmek için gayret ve çaba göster ve uzun. Yalnız burada Mevlana'mızın bir sözü gayet hoş. Ey genç, günah yükü olmayan kişi gerçek insandır, yay gibi. Halk onu eline almıştır, ondan gelen her şeyi kabul etmiştir. Bir kimse de beşeriyet sıfatlarından bir tek kıl bile kalsa o kişi arşa göklere mensup değildir.
Yani Allah'ın has kullarından değildir. Ne denmek istendi? Yine Mevlana'mıza buyuruyor ki 10 mezbelesinden geç. Diyor ki şu tenden geç. Nasıl geçeceğiz bu 10? Bizim ruhumuzun devamı için gerekli. Allah'ımıza kulluk için gerekli. Onun hayvaniyet yönünden geç de insan olur diyor. Burada mübarek ehlinin kelamından, Tabii, haydi dedim. Kim nefsinin arzu ve isteklerine karşı, fena arzu ve isteklerine karşı, bu istekler ilah olarak ifade ediliyor. Muhalefet ederse Cenabıhakk'a dost olma nimetiyle mütenahi bozuk nimetlenir. Velhamdülillahi rabbil alemin el Fatiha.