İnsanın denenmesinin, göklerin ve yerin yaratılışıyla gibi olduğu hatırlatılıyor ve musihanın kainatın temelinde mevcut olduğu, kainat kanunları arasında yer aldığı ve mevcut olanların esasına teşkil ettiğini anlatılmaktadır. Yani diyor ki kainatta olan her şey insanın başına böyle zevkli zamanlar da oluyor sıkıntılı zamanlar da oluyor yani inişli çıkışlı bir alem bunlar büyük hepsi insanın denenmesi içindir. İmtihan için. Başaracak mıyız? Başarmayacak mıyız? Mesela bir sıkıntı görmüş, kasaplanıyor. İşte o anda dinleniyoruz. Bu sebeple insan, yaratılmışların merkezi durumundadır. Şunu demek istiyorum.
Allah'ım bir çok güzel bir hadise hepsiyle, hatırlayamadım, Arapça olaraktan, Kainatı insan için insanı ve Zatım için halk buyururdum diye bunlar büyük bir nimet olmaz yani Allah'ımıza ne kadar hamd ettin altta, bunun için hamd ettin bulunuyor biz o zaman niye nefse ait olacağız niye şeytana niye dünyaya niye yani değmez, isterim peşinde, boşluk da şununla, bununla kendimizi helal edin. Kuran-ı Kerim'de anlatılan her şey insan etrafında cereyan eder. Hayvanlardan bahsedilmesi bile insana yardımcı olmalarıdır. Bunları size ve da varlarınızda bile fayda olmak üzere yapmıştır. Yani bu çektiğin nimetleri oldular, Kürtler, zirai işler vesaire. Her şey, her meseleden her nimet, başa gelen her musibet imtihan açısından değerlendirilmiştir. Bak burayı yakanıza gidelim. Ne buyrulurdu? Her şey, her mesele, her nimet, başa gelen her musibet bize imtihan açısından bunu değerlendireceğiz.
Biz sıkıntıya uğradık, akıl ahım beni dinliyoruz. Buradan nefsine mi uyacağım, Rabbiluma mı uyacağım? Iman ettiğim zaman imanı surette dalmıyor, onu söylüyor. Artık imanı tasdik haline geliyor. Sıddik Ağla'nın imanı izah edemem. Bunda biz yoğunlaşacağız, okuyacağız, öğreneceğiz. Acaba biz bu imanın kemal noktasında hangi yerdeyiz bunun camiasını yapacağız. Gelinleşeceğiz bu hususta. Çünkü çok güzel izah etmiş. Ruhani cihetlerini bahdirerek geliyor. Şimdi iman ettiği zaman artık bölünmeyenlerin gaybi iman buna işaret ettiğimi hissediyorum bilmeyen kanaatenna bölünmeyenlerin böyle tutmuş ve atasimu bihhaminla çok güçlü bir şekilde tutmuş ve o kapıdan ihmal etmek. Insanlar beşer olmak hasebiyle beşer deri gibi. Beşer deri. Yani eli var, yüzü var, yüzü var, kulağı var. Onunla biz ortağız. Fakat diyor, o marifet Rabbi fülcelalimizi tanıma kapısı kapanmıştır.
Müminlere ilhamıyla yalnız hep şartlarla gidiyor gördüğümüz kadarıyla. Böyle mesela biz amel işliyoruz, sonsuz mükafat hayır o amel Salih amel. Salih amel, Kuran-ı Kerim'e uygun amel. O zaten gönlüne belelidir. Ölen hiçbir yere, bunu izah edecek zaten, gönlü Allah'tan başka hiçbir yere dönüyor. Sadece sohbetinde, cininde değil, başka hallerinde de kalbinde Göz açıp yumuncaya kadar bir zaman da olsa, katiyyen tarbeta ayn, yani göz açıp yumuncaya kadar da Rabbımızın dışında hiçbir şeye, görünmeyen kimseler için bitmeyen mutabakat vardır. Mutlu olanlara gelince, onlar da cennetten nimetler içinde yaşayacaklar. Gökler ve yek durduğu sürece ebediye burada kalacaklar. Bu ancak Rabbinin dilemesiyle olacaktır. Rabbim dilerse onları daha yüce makamlara ulaştırabilir. İşte mükafat asla kesiltiye uğramayacak bir ilahi durdur. Bunu da bu sefer dilediğine verildi, dilemediğine vermeyeceğim.
Başta kul talibi ulaşır. Kul dileyecek ki Allah'ımız versin. Hiçbir şey bedelsiz olmadı. Bulamaz İmam buyuruyor. Ne diyor? Oho, şey faydaları, yüz yirmi bir. Yani bitecek tükenecek. Emeğinde sonunda yok olmaya mahkumdur. Allah katındaki ahiret nimetler ise ebedidir. Şunu tam muhafaza etmemiz lazım. Dünyada bu şereftir sizin iyi hatırlanmanıza sebeptir ve kerametün filkukme ahirette de tarifi olmayan bir nimettir