Kalbi Selim. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin dilinden gönül sohbetleri. Bir insani kamilin, bir müşiri kamilin ahirete yolculuğu münasebetiyle hatmi şerifler, tevhitler, İhlas hatimleri, Yasin-i Şerif, Tebareke vesair hatimlerle onların ruhaniyetinden, onların manevi yardımlarından istifade etmek için gayret gösterildi. Elbette hepimiz ortak insanız. Fakat onlar insan olmakla birlikte insanı kamildir. Bunu bize Rabbi Zülcelalimizin Kitabı Kerim'i haber veriyor. İnsan kelimesi Kuran-ı Kerim'de doksan yerine geçer. Rabbimiz Essalibillah Ve biz muhakkak insanı en güzel biçimde yarattık. Bir dış yönüyle insan mükemmeldir. Bir hayvana bakıldığı zaman hayvanın yiyeceği içeceği belirsiz. Bir kere insan yiyeceği ve içeceğinin rızkının temizliği ile seçkindir. Şekliyle, şemailiyle, endamıyla, azalarının birbirine olan uygunluğu ile de seçkindir.
Artık batini, ruhi ilahi seçkinliği ulema-yı kiramımız tarafından şu şekilde haber verilir. Eşşeyih Feriydüddin Hatta Hazretleri şu şekilde tarif eder insanı. El inse İnsan Hürve suretullah Allah'ın suretidir. O ne sudandır, ne de çamurdandır. Kutsi, ulvi, tarifi mümkün olmayan ilahi bir sırdır, hazinedir. Yoksa insan esrarı Müminun suresi on ikinci ayeti celili de insanın balçıktan yaratıldığı, topraktan yaratıldığı, çamurdan halk olunduğu haber veriliyor. Burada kast ettiği bir mana var. Feridüddin Hattar Hazretleri insanın sudan çamurdan yaratıldığını inkar değil o. Burada bir hakikate parmak basıyor. Buyuruyor ki, insanı siz sadece çamur ve sudan ibaret görmeyin. Baktığınız zaman. İşte vücuttaki elementler, elementler, topraktaki elementlerle aynı deyip hava, su, ateş vardır demekle yetinmeyin. İnsanın bu yönünün dışında asıl bir manası var. Nedir o? 0 Allah'ın suretidir.
Adem'in çamurunu kendi elimle kardım buyuruyor. Kendi yüzümden halk ettim buyuruyor. Ne demek bu? Cenab-ı Hak elden münezzehtir, yüce kudreti, sureti demek de insanın şerefidir. İnsanın üstünlüğüdür. Esselamü. Velave kerranla beni adem ve şüphesiz biz insanı mükerrem ikrama dahil şerefli bir varlık olarak yarattık. O zaman sureti nedir? İnsanın Allah'ın sureti olması, Halid sıfatının yaratma sıfatının tecellisidir. Bütün esma-i İlahiyenin tecellisine mazhardır. Yoksa Allah hiçbir şeye benzemez. İnsan ne muktasıldır ne de munfasıldır. Ne muktası Allah ile birdir. Neden munfasın ondan ayrıdır. Şimdi kayısı çekil değine siz kayısı diyemezsiniz. Ama kayısı onlar olur. Bir buz parçasına da su diyemezsiniz. Sudan müteşekkildir. Şu alıp verdiğiniz nefese de siz insan diyemezsiniz ama insandan da bu nefes ayrı değildir. O zaman insan nasıl Allah'ın Celle Celalü Celledir? Allah'ımız Duyuyor.
Görüyor. İnsan da görüyor. İnsan da duyuyor ama bizim duymamız şu alandaki görüşmelerdir. Bunun dışındaki mümkün değil. Siz bir vilayettesiniz, diğer bir vilayetteki konuşmayı duyamazsınız. Çok uzak Afrika'daki ülkelerden de neden de cihazlar vasıtasıyla duyarsınız o ayrı. Sadece o yayına verileni duyarsınız ama diğerini nasıl duyacaksınız? Asya'dakini nasıl duyacaksınız? Avrupa'dakini nasıl duyacaksınız? Diğer ülkelerdekini? Avustralya'daki görüşmeyi nasıl duyacaksınız? Sizin duyduğunuz sadece o adetle birkaç kişi. Her şeyi duyar. Yine büyüklerimizin ifadesiyle anlayacağımız şekilde bize sunarlar. Kara karıncanın karanlık bir gecede ayağının sesini ve onu da görür. O karınca ile görür. Ayağının sesini de duyar. Şimdi onun duyması ile bizim duymamız ölçülemeyecek derecede farklıdır. Ama bizim görmemiz onun görme sıfatının tecellisidir. Bu anlamda sureti denmiştir. Kübra Hazretleri.
İnsan, insan emir ve halk aleminden yapılmıştır. Yapısı bu. Şimdi halk, su, hava, ateş, toprak cismimiz bu. Bizde su var mı? Eğer bir dine batırılacak olsa kan çıkıyor ve terliyorsun su var insanda. Hava, nefes alıyoruz. Ateş ve sıcaklık var zaten. Toprak arz ettiğimiz gibi. Bu şekli var insanın. Bir de emir yönü var. O nedir? Rabbimizin emrinden olan herkesin bilemeyeceği, bu hakka dair ilmin çok az verildiği ruhudur. Haydi göster. İnsan vücudunda ruhu göster. Hayvanla, bir koyunla insandaki ruh, canlılık aynı değildir. O candır. O ayrı. Bu arz etmek istediği esalem. Ben ruhumdan ruh üfledim diye buyurduğu, bizim ilahi tekliflerle mükellef olduğumuz oruç tutmakla, zekat vermekle, cihad etmekle, evlatlarımızı ıslahla, hakkı duyurmakla, insanlar arası güzel geçimi temin etmekle yükümlü olduğumuz yöndür. O artık melekler alemi ile ilahi alem ile alakalı olan cihetidir. Velevhu.
Şimdi bizim o ruhi yönümüz Allah'ımız tarafından, ruh üflenme tarafı ilahi alem ile alakalıdır. Bizim yapmış olduğumuz taatler ruhumuzun beslenmesidir. Ruhumuzun güçlenmesidir. Ruhumuzun olgunlaşmasıdır. Çünkü biz Rabbimizin huzuruna şu cisimle deyin ruhumuz dağılacağız. İstiğfarımızda, Tevhidimizde, salatü selamımız, ölüm tefekkürümüz, rabıtamız, zikrimiz, murakabemiz hep bunlar nedir? Bizim ruhumuzu güçlendiren taraftır. İnsan öldüğü zaman, öz evladının bile burnunu tıkayacağı manzara meydana geliyor. Şöyle birkaç ay geçtikten sonra ona da bir gerek, ona bile gerek yok. İnsanın cisim yönü bu. Bir kere bizim ruhi yönümüz Halıkı Lemyezel'e yakınlık içindir. Cisim olarak yakınlık olmaz. Ruh olarak bizim ilahi cevherlerle Mevla-yı Zülcelal'imize yakın olmaktır. Kulunu Cenabı Hakkın kendisine yaklaştırması kurbiyet diyorlar buna buyuruyorlar. Ona erişmektir.
İnsan sadece, sadece Kuddus-i Veli hazretlerinin buyurduğu gibi yemesiyle, içmesiyle, yatmasıyla, uyumasıyla, kalkmasıyla olsa, bu nedir? Bu ancak Allah'tan uzaklaşmaktır. Ta ki yok. İbadet yok. Sadece hayatın mutfakine afvurun ihtiyaç yeri arasında geçecek olursa bu ancak Cenab-ı Hak'tan uzaklaşmaktır. Bu zahiri yönü yemeyi içmeyi yerine getirmekle birlikte şer'i esasa riayet ederek taatlerle ruhumuzu beslemek ise bizi Cenabı Hak'la yakınlaştırır. Rabbimiz şefaatlerine mazhar kılsın. Elhamdülillahi Rabbil alemin El Fatiha. Ali Ramazan Dinç Hoca Efendi'nin kalbi selim sohbetini dinlediniz.