Daha geniş anlamlı, size derin ve evliyaullah bir söz söylüyor, altında deliyalarla açıyor, anlatamıyorum ki. Yani bizim o işte büyük bir kabiliyet istiyor, manevi bir derinlik istiyor. Zahiri olan nimet, belki işte, bu bir nevi zahiri, ilim buyursun. Ondan sonra, batıni olan El-Alsınlar, bu nimetle Allah'a isyan bitmez, diye, Allah'ımız bağışlasın bu kadar yaklaşabiliyoruz. O hizmet sıfatı hataya düşünmek. Kuruluma, Bak, gelemiyor. Bu da bir Allah'ın tevfihi bir ihsanıdır. İbadet yapabilmek. Yani Ramazan-ı Şeyh ise sırf oruç tutmamak için dış ülkelere gidenler bile var. Şimdi, o da almadık. Dış ülke ile geçti bizim ülkelerin. Böyle büyük, bazen sahildeki şeyimlerde olalım mı? Bakın, ne gidiyorlar. Allah korusun, böyle ibadete muvaffak olabilmek, bu da büyük bir nimettir Allah. Batınli olan nedir? O ibadetin kabul olunması. Zahi olan nedir?
Tespitü'l hal, şu vücudumuzun birbirine uygunluğu el, ayak, göz kulağı. Batilli olan nedir? Ahlakımızın düzeni. Zarili olan nedir? Salihlerle sohbet etmiyor. Edelim. Zahiri olan nedir? Dünyaya belirtmemek. Batili olan, onu bulmakla Asip olur mu, geldi var mı? Allah'ınızı bulduktan sonra. Her iş kendiliğinden yola girin zaten. Batini olan Vecid. Allah manası var ama, Zühd, dünyaya kalbini kaptırmıyor. Batini olan Vecid. O, kalbini kaptırmama halinin onda zuhuru olabilir, meyd, manevi bir coşkunluk da aşka geliyor mesela, muhabbete geliyor. Zahiri olan nedir? Tevfilikul Müceahede, nefsimizle, gerekse şeyle, din düşmanlarıyla, cihatta muvaffak olmak, tam günümüz işte. Batini olan nedir? Tahtikul Müşahede. Müşahede, bu olurdu. Her şeyin sırrına vakıf, ilahi sırrına vakıf. Kalbin perdeleri kalkışına, oluyor. Zahiri olan nedir?
Nefsimizin, yani şahsımıza, Allah'ımızın vermiş olduğu tevecihi, görevlerini izah etmek. Batıl olan nedir? Kalbin güzellikleri, bunu soruyor. Çünkü, Rabbimizin mekanı o. Muhabbetinin mekanı, tecellisinin mekanı, feyzinin mekanı, ilham, Allah tarafından Onun mekanı, manevi doğmuşlar Onun mekanı, tecellilerin mekanı. Bu uzun. El-Rahim'tır, İş, İnsanlardan uzaklaşmak, İşkalüte alıkoymak. Bir Rabbike annesi, hah, nefsine meyil etmek suretiyle Rabbamızdan gafil olmamak. Yani nefis, mevzu diye bir şekilde olmalıdır zaten. Şimdi, nefsine mehirden kurtulmuş, yani mutmain ve sıfatına ayırmış ki, kendisini Allah'tan alıkoyacak nefsani halden kurtulmaktır. Rahili olan, Fatimi olan, en-dahiledir. Nedir? Talebe ruhu, isteme, Allah'ımızdan hep hoşnut istiyoruz. Ya Rabbi, bizi şu halimize bul talep diyor. Batili olan, o kurtulmaya ermiş, onu bulmuş artık. Yani nefsinin mertebelerini geçmiş.
Zalim olan nedir? Allah'ımıza kavuşmaktır. Batine olan nedir? Entem kalma kaldırma. Ona kavuşmuş ama her zaman da onunla beraber. Aynı zamanda düşünüyor. Zengin nimetine ne zaman gelişir? Hah, o zaman çiğ diyor Zahiri ve bahtını nimetleri Allahu alem, elde etmek Sureti ile. Ve teşşuha, onu görmektir. Kalbindeki yanlışlıkları görmektir. Zahiri nimet nedir? Diyelim, Şeriatimiz, dinimiz, onunla, onunla azalarınızı süslemek, işte diyor, azalar, yedi ağza ile insan secde yapar, bunu diyor. Azalarınızın emri ilahide olması İzlemek ve yok etmektense nimeti ortaya koymak demiş. İkincisi nimeti yok olmaktan, Irvağın ılığa çıkarmak, insanın en güzel kıvamda olması, hayvan olmaması, nebat olmaması, bitki olmaması ve taşta olmamasıdır diyor.
İnsan ne taş, ne bitki, nere hayvan ahsen-i takvim en güzel kıvamda içinde yaratılmış, çünkü taş da, bitkiler de, bitkiler onlar sorumlu değil ama biz sorumluyuz. Allah'ımız bizi muhatap kaldıymış. Allah'ın bize en derinden ruh üflediği için, Esselam mene kadufin min ruhi bu üflenen ruhta var, bütün aklında var, ibadetlerin, taatlerin yapılması her şey olmayacak. Birinci iş yapamadı, birinci de ona çok yakın çıktı. Niyametü'l iyice nimetin ortaya konulması, minket milli adem. Adem, hukuk demek. Yok ve cisilikten, demiş. Üçüncüsü o nedir? Ben sizin Rabbiniz değil miyim hitabına ilişme şerefliktir. Bakın ne buyurdu? Bu, ben sizin Rabbiniz değil miyim hitadını duyabilmek diyor, duyabilmek. Sonra evet, Rabbimizsın diye ahitleştiğimizde bu ahdi, bu sözü bütün hayatımızda yaşamaktır. Otur Celal Amin bir tane. İnşallah otur. Şimdi Allah'ımız insanı yaratıyor, yaratınca da ona ruhunda ruh diyor.
Allah'ımızı, yani çok teşekkür olursak, Allah'ım bizi ne hayvan gibi yaratmış, hayvan iyiliği becerisi içtiği belirsiz. İnsan eli gelir, o altı ileri gelir. Temizliği bilmez. Ondan sonra, bitki de değil insan, vesaire değil, insan olabilir, insan bulunmaktır. Insanın muhatap olmasıdır. Hatta, mukayrep meleklerde bile bokçu. Şöyle mi acaba? Buyuruyor ki avam mı? Beşer avam mı melekten? Rusülü, nisiyle üstün, vaktiyle onu boymazsak çok hata eder. Ne gibi yaşayan insanları? Allah korusun. Yaşayanlarımızı, ondan sonra insanların, insanlardan peygamber olanlar, meleklerin peygamberinden üstün. Ilerlemem. O küçükler de iyi bir tövbe ettiğimiz zaman günahlarımıza, tam. Onlar da girer. O, bunu da şu hatırlatmak, böyle şu ortadan çay yakar, ortadan, oraya, spiklerini dökerlerdi, bölündü, dökerlerdi. Yukarıdan bir küs gelirdi, şimdi, karılar denildiği zaman, olduğu gibi kötü.
Yani bizim gözümüzü kendi sinirlerimiz gibi yaşarsa, gönlümüzden duramazsa, iyi bir talebelerse, Allah'ın kütüklerini de götürür. Siz diyor ananızın karnında bir şey değildiniz. Esin dedim ki, bak kendinizi Burada şunu diyor Cenabı hak kırk sabah kendi kudretiyle diyor, sizi yoğulmuştur, hamurunuzu, kafirunuzu. Bu büyük bir şeref insandır. İnsanın hamurluğunu Cenabı hak yoğuruyor. Ana karnında size Cenabı Hak suretler verdi ve şekil şemail, Siz anananızın karnında hiçbir şey değil misiniz, bir şey bilmiyordunuz. Allah'ımız Rabbani ilham ile sonra Allah size, bu Şems suresinden aldı herhalde, diyor, bir millet diyor. İnsanı Cenabı hak hatasını da bildiriyor, eder. Şimdi, hatasını bilmek insanı büyük bir nimettir. Hatanın bilmesine nasıl kabul edeceksin? Bunu bunu yaptı. Evet, Sizin diyor bunu bilmeniz, sekizincisi, Eğer bunu bilmeseniz diyor, ahirete nasıl gideceksiniz?
Hatanızı bilmiyorsunuz. Ona tövbe gitmeyeni bilmeseniz ne olacak? Allah size aynı zamanda peygamberleri ve resulülleri de gönderdi. Sonra, enemaleyhüm mülima, suresi imanı lütfetti, İK, kesin inanç, ihsanı lütfetti, irfanı ihsan etti. Evet. Bu nimetleri ikram etti diyor. Celalullah.